|
Prof. Dr. Sinsi
|
Yalova'yi Taniyalim
Yalova Genel Bilgi

Marmara Bölgesinin güneydoğu kesiminde yer alan Yalova, kuzeyinde ve batısında Marmara Denizi, doğusunda Kocaeli, güneyinde Bursanın Orhangazi ve Gemlik ilçeleri ile çevrilidir Yalova Armutlu Yarımadasının Marmara Denizine doğru çıkıntı yapan batı ucundaki Bozburundan doğudaki Karamürsel yakınlarına kadar uzanır Yalovanın topraklarını Samanlı Dağı engebelendirir Armutlunun doğusundaki Daz Dağı da ilin en yüksek noktasıdır (921 m ) Bu engebeli alanların dışında kalan yerler, kıyı şeridindeki küçük ovalar halindedir Bu topraklar akarsu vadileri ile parçalanmıştır
Tarıma açık olan il topraklarındaki, akarsu boylarında uzanan irili ufaklı ovalar, Çınarcık, Gökçedere, Kirazlı, Kılıçköy ve Taşköprü ile deniz arasındaki alanda yer almaktadır
Hersek Burnu ve Bozburun ilin başlıca çıkıntılarıdır Kuzey Anadolu Fay hattının bir kolu Yalovanın kuzey kıyılarını izleyerek Marmara Denizine ulaşır 17 Ağustos 1999da bu fayın bir bölümünün kırılması sonucunda Kocaeli depremi meydana gelmiş ve Yalovada da büyük can kaybına ve tahribata yol açmıştır
İl topraklarından kaynaklanan sular Marmara Denizine dökülür Bunlar; Kocadere, Karpuz (Teşvikiye) Deresi, Lale dere, Sarısu Deresi, Safran Deresi ve Sellimandıra (Samanlı) dereleridir Çınarcıkdaki Kocadere Köyü yakınlarındaki Delmece yaylasında bulunan Dipsizgöl ilin tek gölüdür İlin su gereksinimini Sellimandıra Deresi üzerindeki Gökçe Baraj Gölü sağlamaktadır Bu barajın suları aynı zamanda tankerlerle taşınarak İstanbulun su ihtiyacını karşılamaktadır

Deniz seviyesinden 2 m yükseklikteki Yalovanın yüzölçümü 839 km2 dir 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre toplam nüfusu 170 259dur
İlin bitki örtüsünü makiler ve ormanlar oluşturmaktadır Samanlı dağlarının kuzey ve güneyinde vadi içlerinde bulunan makiler, bu kütlenin etekleri boyunca kesintili şeritler ve parçalar halinde bulunurlar Yalovanın güneyindeki dik yamaçlar orman örtüsü ile kaplıdır Ormanlık alanlarda kayın, meşe, gürgen, kızılcık, kestane ve ıhlamur ağaçları bulunmaktadır
Yalovanın iklimi makro - klima tipi olarak, Akdeniz ve Karedeniz iklimleri arasında bir geçiş özelliği taşımaktadır İlde yazlar sıcak ve kurak kışlar ılık ve bol yağışlıdır
İlin ekonomisi tarım, turizm ve sanayie dayalıdır Yetiştirilen tarımsal ürünlerin başında; buğday, yulaf, arpa, zeytin, elma, şeftali, kiraz, erik ve sebze gelmektedir Sebzelerden özellikle domates, salatalık, marul yetiştirilir İlde son yıllarda seracılık gelişmiştir Yalova ve çevresi tarım ürünleri yönünden İstanbula yöneliktir Hayvancılık ve balıkçılık da yapılmaktadır İlde sanayi tesisleri olarak, kimya ve kağıt sanayii dallarında büyük faaliyet gösteren fabrikalar ve küçük ölçekli imalat atölyeleri vardır Gıda sanayii, içki sanayii, tekstil ve giyim sanayii, kağıt ve kağıt ürünleri sanayii, kimya ve plastik sanayii, metal eşya donanım ve makine sanayii, kereste ve kereste ürünleri sanayi bulunmaktadır

Yaz aylarında nüfusu daha da artan Yalovanın sayfiyeleri ile Armutlu ve Termaldeki kaplıcaları turizm açısından önem taşımakta olup, ekonomisini canlandırmaktadır Atatürkün Yalova Kaplıcalarında kalması, ilin kaplıca turizmi açısından gelişmesine neden olmuştur Armutlu, Çınarcık ve Esenköy sayfiye merkezleridir
Yalovanın tarihi MÖ VIII yüzyıla kadar inmektedir MÖ VIII -VII yüzyıllarda Yunanistandan gelen Koloni kavimleri Yalovanın bugünkü bulunduğu yerde Pythia isimli bir yerleşim yeri kurmuşlardır Dr Nezih Fıratlı ve Rüstem Duyuranın Baltacı Çiftliği ile Göztepenin doğu eteklerinde yaptıkları kazılarda MÖ 3000 yıllarına ait buluntular ele geçmiştir Buna dayanılarak yörenin Tunç Çağından sonra yerleşime açık olduğu anlaşılmaktadır Antik Çağlarda buradan Pythiai Thermai olarak söz edilmiştir MÖ III yüzyılda yöre Bithynia Krallığına bağlanmıştır MÖ 1200 yıllarında Frigler Anadoluya bu bölgeden geçmiş ve bir süre de burada hüküm sürmüşlerdir MÖ 700de Kimmerlerin akınları ile zayıflayan Friglerin yerini yörede Bithynialılar almıştır Bundan sonra MÖ 74te Romalılar buraya hakim olmuş, ardından Bizansın Optimaton Themasının sınırları içerisinde kalmıştır Dr Nezih Fıratlı ve Rüstem Duyuranın yörede yaptıkları kazılarda, MS IV ve V yüzyıllara ait Bizans Nekropolü ortaya çıkarılmıştır Bunun yanı sıra Atatürkün isteği doğrultusunda Prof Dr Arif Müfit Manselin 1932 yılında Termalde yapmış olduğu kazıda II Iustinianus zamanından kalma bir Bizans yapısı da gün ışığına çıkmıştır Bizans döneminde Yalova Kaplıcalarının önemi artmış burada çeşitli yapılanmaya gidilmiştir
Yalovada bir saray yapılmış, kilise ve hastane binası onarılmıştır İmparatoriçe Theodoranın 525 yılında 4000 kişilik maiyeti ile birlikte buradaki kaplıcalara gittiği ve konakladığı Bizans kaynaklarından öğrenilmektedir Iustinianus zamanından sonra Bursa kaplıcaları daha ön plana çıkmış ve Yalova kaplıcası önemini yitirmiştir

Antik kaynaklara göre Yalova il sınırları içerisinde Drepane Drepane, Drepanon ve Drepanum diye adlandırılan bir köy bulunmakta idi Bu köyde din uğruna ölen Lukianus isimli bir aziz gömülü idi Aynı zamanda da I Constantiniusun annesi Helenanın bu köyde doğduğu söylenmektedir Bu yüzden de bu yerleşime Helenapolis ismi verilmiştir Bu köyün bulunduğu yer tartışmalı olup, J V Hammer ve C Texier Helenapolisin bugünkü Yalovanın olduğu yerde olduğunu iddia etmişlerdir Ancak yörede yapılan yeni yapılanma sırasında ve temel kazılarında eski yerleşimle ilgili kalıntılara rastlanmamıştır Bazı iddialara göre de bu yerleşim Hersek Köyünün bulunduğu yerdedir
Haçlı seferleri sırasında Yalova ve çevresi büyük zarar görmüştür Bunun ardından İznik Niceia Devleti buraya egemen olmuştur Haçlı seferlerinden sonra 1261de Bizanslılar yeniden yöreyi ele geçirmişlerdir
XIV yüzyılın başlarında Osmanlı Devletinin Bizanslılarla giriştiği mücadeleler sonucunda Gazi Abdurrahman tarafından yöre Osmanlı topraklarına katılmıştır Osmanlı dönemi Yalovası hakkında Evliya Çelebi Seyehatnamesinde; “Bursa sancağına bağlı 700 haneli kasaba idi Osman Gazinin emri ile bu toprakları fetheden Kara Yalovaçoğlundan ismi gelmiştir” diye söz etmektedir Bununla beraber devlet salnamelerinde Yalovanın 1867de Hüdavendigar vilayetinin Bursa sancağına, 1899da Karamürsel kazasının nahiyesi olarak müstakil İzmit sancağına bağlı olduğu yazılıdır Yalova 1901de kaza yapılmıştır

XIX yüzyılın sonlarında Osmanlı-Rus savaşları nedeniyle Kafkasları terk eden göçmenlerin bir bölümü buraya yerleştirilmiştir Mondros Mütarekesinden sonra 1920de Yunanlılar yöreyi işgal etmişlerdir Yerel milis güçlerinin direnişi sonucunda Yalova ve çevresi 19 temmuz 1921de işgalden kurtarılmıştır Bu arada Yalova ve köyleri büyük zarar görmüştür
Osmanlı döneminde Yalova kaplıcaları bakımsız ve harap bir durumda idi İlk defa Sultan Abdülmecit döneminde (1839-1861) kaplıcalar onarılmış, Abdülmecitin annesi Bezmialem Valide Sultan burada tedavi görmüştür Bu yüzden de Valide Sultanın banyo yaptığı kaplıcaya Valide Hamamı ismi verilmiştir Sultan II Abdülhamit döneminde (1876-1909) kaplıcalar yeniden onarılmıştır Bu dönemde kaplıcaların çevresinde otel ve gazinolar yapılmıştır
Cumhuriyetin ilanından sonra 1926da nahiye haline getirilen Yalova, Kocaeli vilayetinin Karamürsel kazasına bağlanmıştır 1929da çıkarılan bir başka kararnameye göre de İstanbul vilayetinin kazası konumuna getirilmiştir Atatürk Yalova yöresini gezmiş ve burasının ilçe yapılarak İstanbula bağlanmasını, haftada dört gün yapılan vapur seferlerinin her gün yapılmasını sağlamıştır Bundan sonra Yalova kaplıcaları onarılmış, yolları yapılmıştır Ayrıca Baltacı ve Millet Çiftliklerinin arazilerinin bir bölümü göçmenlere ve köylülere dağıtılmıştır Buradaki bataklıklar kurutulmuş, Atatürk için kaplıcalarda Baltacı ve Millet Çiftliğinde birer köşk yaptırılmıştır

1995te çıkarılan bir yasa ile Kocaelinin Karamürsel ilçesinin batı kesimindeki Altınova, Bursanın gemlik ilçesindeki Armutlu, Yalovanın ilçe olduğu zaman oraya bağlı olan Çınarcık, Çiftlikköy ve Termal ilçe konumuna getirilmiştir Bu yasaya göre; Yalova il konumuna getirilmiş ve yeni ilçeler de buraya bağlanmıştır
Yalovada tarihi eser olarak; Çiftlikköyde Karakilise (MS VI yüzyıl), Altınovada Kale Kalıntısı ve Köprü, Altınova hersek Köyünde Hersekzade Ahmet Paşa Camisi (1865) ve Çeşmesi Yalova Kaplıcaları bulunmaktadır Ayrıca Hasanbaba Korusu, Paşaköy ve Üvezpınar Köyünde Sudüşen Şelalesi ve çevresi ilin mesire ve piknik alanlarıdır
|