Yalnız Mesajı Göster

Kocaeli-İzmit

Eski 11-04-2012   #6
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Kocaeli-İzmit



Kocaeli Külliyeleri

Pertev Mehmet Paşa Külliyesi (Merkez)



Kocaeli Yeni Cuma Mahallesinde, eski İstanbul-Ankara Karayolunun yanında bulunan Pertev Mehmet Paşa Külliyesi, halk arasında Yeni Cuma Camisi olarak da tanınmaktadır Külliye cami, imaret, hamam, kervansaray, sıbyan mektebi ve çeşmeden meydana gelmiştir Hamam caminin kuzeybatısında, imaret batıda, kervansaray ise güneybatıda bulunuyordu Kervansarayın güneydoğusunda ise dükkanlar sıralanmıştı

XXyüzyılın ikinci yarısında yapı topluluğunun ortasından bilinçsizce açılan Yeni Cuma Sokağı (Pertev Paşa Sokağı) yapı topluluğunun ikiye ayrılmasına neden olmuştur Cumhuriyet döneminde Kocaelinin yeniden düzenlenmesi sırasında önce Hermann Yansen, sonra da Prof Kemal Ahmet Arunun imar planları ile külliyenin etrafı açılmış ve yapı topluluğunun daha görkemli bir görünüm kazanmasına neden olunmuştur Ne var ki, bu çalışmalar sırasında külliyenin hamamı ile kervansarayı tümüyle yıkılmış, sıbyan mektebi orijinalliğini yitirmiştir

Pertev Mehmet Paşa Külliyesi, vasiyeti uyarınca Kethüdası Sinan Ağa tarafından Mimar Sinana yaptırılmıştır Paşanın ölümünden sonra 1572de caminin temelleri atılmış, yapı topluluğu 1579da tamamlanmıştır Külliye moloz taştan üzeri harpuştalı ve pencereli bir avlu duvarı ile çevrelenmiştir Üç ayrı girişi olan avlu kapılarından kervansarayın bulunduğu yöne “Cami-i Şerifi Pertev Paşa sene 987 (1579)” kitabesi yerleştirilmiştir Külliyenin avlusu iki kısımdan meydana gelmiştir Bunlardan bir tanesi son cemaat yerinin önünde, diğeri de mihrap yönündedir Her iki avlu birbirlerinden bir duvar ile ayrılmıştır

Cami:
Yapı topluluğunun merkezinde bulunan cami kareye yakın dikdörtgen planlı olup, üzeri merkezi bir kubbe ile örtülmüştür Kubbeye geçisi sağlayan tromplar caminin dışında, üst örtüsünde kendini açıkça belli etmektedir Merkezi kubbe yarım kubbelerle takviye edilmiştir Kubbe kasnağını çepeçevre kuşatan 24 adet ve yan duvarlarda ise mihrap duvarında dörderden 12, ikisi son cemaat yerine bakan toplam 14 pencere ile ibadet mekanı son derece güzel biçimde aydınlatılmıştır İbadet mekanında çiniye yer verilmeyişi, o dönem yapıları içerisinde karşılaşılmayan bir örnektir Caminin pencere aralarında yazı frizleri ve kalem işleri bulunmaktadır Bu kalem işlerinde hatayi ve rumilere geniş yer verilmiştir Camideki mermer işlerinin yanı sıra ahşap işçiliği de ileri bir düzeydedir

Mermer mihrap ve minberi geometrik bezemelerle kaplıdır Bunların üzerindeki stalaktitler ve geometrik bezeme son derece güzel işlenmiş olup, diğer Osmanlı minberlerinde karşılaşılmayacak kadar farklı ve ince bir işçilik göstermektedir

Caminin batı duvarında ana giriş kapısı bulunmaktadır Giriş kapısının bulunduğu duvar diğer üç cephe duvarından daha önce yapılmış olduğundan caminin ibadet mekanına doğru iki dayanak ile takviye edilmiştir Bunlar birbirleri ile ve duvarlara kemerlerle bağlanmış, üç küçük eyvan meydana getirilmiştir Böylece kapının üzerinde ikinci bir kat, müezzin mahfili ile maksureler oluşturulmuştur Caminin portali stalaktitli olup, çevresi mermer frizlerle kuşatılmıştır Caminin son cemaat yeri stalaktit başlıklı dört mermer sütun ve iki müstakil ayaktan meydana gelmiş olup, üzeri üç kubbe ve iki beşik tonoz ile örtülüdür Son cemaat yerinde ayrıca ahşap çatılı bir de galeri vardır

Avlunun ortasında piramidal çatılı on iki köşeli bir şadırvan bulunmaktadır Avlunun güneybatısına da iki bölümden oluşan bir çeşme yerleştirilmiştir

Sıbyan Mektebi:
Cami avlusunun kuzeybatısında bulunan kare planlı tuğla derzli, köfeki taşından yapılmış olan sıbyan mektebi günümüzde çocuk kütüphanesi olarak kullanılmaktadır

Sıbyan Mektebi basit bir salon ve giriş kapısı üzerinde fevkani bir muallim odası ile üzeri kapalı bir verandadan meydana geliyordu Yakın tarihlere kadar buradaki muallim odasının ayak temellerine ait izler duruyordu Yapının eski cephesinde iki kat halinde pencerelerin bulunduğu kaynaklardan öğrenilmektedir

Hamam:
Külliyenin hamamı çifte hamam plan düzenine göre yapılmıştır 1922 yılında harap olduğu görülen hamamın 1940lı yıllara kadar temelleri ile sıcaklık kısmına ait kemerleri görülüyordu O yıllarda dikdörtgen planlı soyunmalık kısmı tamamen yıkılmıştı Bunun da nedeni duvarlarının ince ve çatısının ahşap oluşundan kaynaklanmaktadır Hamamdan günümüze herhangi bir iz gelmemiştir

İmaret:
Moloz taştan yapılmış olan imaretin üzeri ahşap bir çatı ile örtülü idi Yalnızca yemek pişirilen yer ve bacaların üzeri tuğladan örtülmüştü İmaretin duvarlarında küçük mazgal pencereler ile nişler bulunuyordu

Kervansaray:
Yapı topluluğunun kervansarayının duvar kalıntıları 1940lı yıllara kadar gelmiş, ondan sonra da yok olmuştur YMimar Ali Saim Ülgenden öğrenildiğine göre; kervansarayın cümle kapısı çift şekilde idi Yapı güneybatı-kuzeydoğu yönünde dikdörtgen planlı idi Dış duvarlarında on kagir dükkandan meydana gelen bir çarşı bulunuyordu Kervansaray 25 ocaklı olup, üzeri ahşap bir çatı ile örtülü idi Bu çatıyı üç sıra halinde altışardan on sekiz ahşap direk taşıyordu

Çoban Mustafa Paşa Külliyesi (Gebze)



Kocaeli Gebze ilçesi Gölcükönü Meydanı, Bağdat Caddesi ile Küçük Yazı Sokağı, Çömlekçi Bayırı ve Odunkapısı sokakları arasında bulunan Çoban Mustafa Paşa Külliyesi, Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapılmış en büyük külliyelerden birisidir Yapı topluluğu cami, medrese, imaret, kütüphane, dergah, kervansaray, türbe ve paşa odalarından meydana gelmiştir

Çoban Mustafa Paşanın asıl ismi Gazi Mustafa Bin Abdülkerim olup, Kapucubaşı görevinde bulunmuş, 1571de ikinci Vezirliğe, 1522de de Mısır Beylerbeyliğine getirilmiştir Kanuni Sultan Süleymanın kız kardeşi Hafsa Sultan ile evlenmiş Belgrat, Rodos seferlerine katılmış, 1529da Viyana seferine gitmek üzere iken ölmüştür Gebzedeki külliyesinin bir bölümünü oluşturan türbesine gömülmüştür

Çoban Mustafa Paşa Külliyesinin yapım tarihi ve mimarı tartışmalıdır Mimar Sinanın eserlerinin listesini veren Tuhfetül Mimarinde cami, imaret ve medresenin ismi geçmektedir Cami ve medresenin kapıları üzerinde 1523-1524 tarihleri yazılı ise de Mimar Sinan 1521de Belgrat, 1522de Rodos seferine katılmıştır ProfDrMetin Sözen yapı topluluğunun tasarım ve uygulamasının tamamen Mimar Sinan tarafından yapılmasının güç olacağını belirtmektedir Büyük olasılıkla yapı topluluğunun planlarını Mimar Sinan düzenlemiş, uygulamasını da Mimar Hüssam Ağa yapmıştır Evliya Çelebi de bu konuda; “Bu camiyi Süleymaniye Cami-i Şerifini yapan Koca Mimar Sinanın başhalifesi Hüssam Kalfa büyük bir maharet ve üstatlıkla yapıp, şirin ve ince fenlerinde büyük sanatını göstermiştir” demektedir

Yapı topluluğu 11700x10610 m ölçüsünde geniş bir alanı kaplamaktadır Yapı topluluğunun avlusuna dört ayrı kapıdan girilmektedir Külliyenin asıl girişi Kütüphane altında olup, Gölcükönü Meydanı, kervansaray yönünde imaret ile türbe avlusu arkasından da içeriye girilmektedir Bunlardan Gölcükönü Meydanındaki giriş üzerinde Sultan IIAbdülhamitin tuğrası ile onarım kitabesi bulunmaktadır

Cami avlusunun arkasında daha geniş ikinci bir avlu olup, buraya türbe avlusu ismi verilmiştir Bu şekildeki arka avlulu plan şeması daha sonraki yıllarda Kocaeli Pertev Paşa Külliyesinde Mimar Sinan tarafından yenilenmiştir

Çoban Mustafa Paşa, külliyesine zengin vakıflar da tesis etmiştir Gebzede 98 dükkan, başhane, bozahane ve bir aşçı dükkanı vakfetmiştir Ayrıca vakfiyesinde külliyenin padişahın temlik ettiği geniş bir arazide kurulduğu yazılı olup, sınırları tüm ayrıntıları ile belirlenmiştir

Cami:



Yapı topluluğunun ortasında yer alan cami, Klasik Osmanlı mimarisinin özgün örneklerinden birisidir Bezemelerindeki Memluk etkisi, Çoban Mustafa Paşanın Mısırla olan bağlantısına ve orada yapmış olduğu görevden kaynaklanmaktadır

Caminin girişi önünde beş kubbeli bir son cemaat yeri bulunmaktadır Buradaki mukarnas başlıklı altı porfir sütun sivri kemerlerle birbirine bağlanmıştır Ortadaki bölüm diğerlerinden daha yüksek tutulmuş ve camiye giriş daha görkemli bir hale getirilmiştir Caminin son cemaat yerine açılan pencerelerindeki kiremit renkli mermer söveler, küfi yazılar ve duvar panoları Memluklu sanatının etkisini açıkça göstermektedir Giriş kapısı 153x292 m ölçüsünde yüksek görünümlü, mermer söveli ve mukarnas dolguludur Burada iki satır halinde sülüs yazılı bir kitabe bulunmaktadır Bu kitabenin mealen anlamı şöyledir:

“Bu Allahın halifesi Sultan Süleyman han bin Sultan Selim Han, Allah hayatını, saltanatını ebedi kılsın Bu ikisinin veziri bina ve inşaatın sahibi Mustafa Paşa tarafından tamir edilmiş bir imarettir Güzellik ve parlaklık sahibi olduğundan tarihi hayren hasena 930 (1523)”

Cami 1455x1455 m ölçüsünde kare planlı olup, üzeri dört trompun taşıdığı 24 m yüksekliğinde, 14 m çapında bir kubbe ile örtülmüştür Trompların içleri istiridye kabuğu görünümünde yivlerle süslenmiş olup, bunların altlarına stalaktitli üçgenler yerleştirilmiştir Ayrıca kubbe çevresinde tek sıra halinde stalaktit dizilerinin birbirini izlediği görülmektedir Duvarlar taş kaide üzerinde kesme taş ve tuğla dizilerinin peş peşe sıralanmasından meydana gelmiştir

Caminin içerisi her duvarda dörder, kasnakta da sekiz olmak üzere yirmi dört pencere ile aydınlatılmıştır Mihrap beş köşeli, mermer bir niş şeklinde olup, mukarnaslarla son bulur Ayrıca mukarnaslardan oluşmuş bir bordür mihrabı çepeçevre kuşatmıştır Mihrap nişindeki kufi levhalar buraya ayrı bir görünüm kazandırmıştır Mihrap nişindeki bezeme, dışındaki ince bordür ve üçgen boşluklar siyah renkte macunla doldurulmuş ve böylece farklı bir görünüm elde edilmiştir Mihrabın sağında yer alan minber, mermerden yapılmış, yan korkulukları geometrik geçmelerle bezenmiştir Mihrabın üçgen alınlıklarında yer yer yıldızlara yer verilmiş, çokgenler ve zincirlerden oluşmuş motifler kompozisyonu tamamlamıştır

Caminin içerisindeki ve son cemaat yerindeki mermer kaplamaları Çoban Mustafa Paşa Mısırdan getirtmiştir Bu mermer levhalardan ötürü de cami, Kahiredeki Sultan Hasan Medresesi (1356-1362), Kahire Şeyh Melik Müeyyed Camisi (1413-1420), Ebubekir İbn-i Mashar Medresesi (1479-1480), Kahire Gavri Medresesi (1503), Süleyman Paşa Camisi (1528-1529) ve Sultan el-Burdayn (1616-1626) camileri ile çok yakın benzerlikler göstermektedir

Çoban Mustafa Paşa Camisinin ahşap işçiliği de yapıya ayrı bir görünüm kazandırmıştır Kapı ve pencere kanatlarında çok kanatlı, yıldız şekilli lüle taşından kakmalar bulunmaktadır Ayrıca bunların üzerine de çeşitli kitabeler yazılmıştır

Çoban Mustafa Paşa Camisinin kalem işlerinde orijinal örneklere yer yer rastlanırsa da bunların büyük çoğunluğu geç devirlere ve Vakıflar Genel Müdürlüğünün 1950li yıllardan sonraki onarımlarında yapılmıştır Orijinal kalem işleri müezzin mahfili ile alt sıra pencerelerin tavanlarında görülmektedir Buradaki motiflerde kırmızı ve altın yaldız çok bol kullanılmış ve çiçekli bezemelere de geniş yer verilmiştir

Caminin minaresi XVIyüzyıla tarihlendirilmektedir Kesme taş kaide üzerine yuvarlak gövdeli olup, şerefesinin altı stalaktit ile kaplıdır

Cami avlusunun ortasında bulunan şadırvan mermer bir havuzun çevresinde kare kesitli altı ahşap direğin taşıdığı çatı ile örtülüdür Ahşap sütunlar arasında abdest alanlar için oturma sekileri yerleştirilmiştir

Medrese:
Çoban Mustafa Paşa Külliyesinin güneydoğu kanadını oluşturan medrese, caminin solundaki Şeftali Kısığı Sokağı ile dış avlu arasında yer almaktadır Klasik Osmanlı üslubunda yapılan, üç tarafı revaklarla çevrili medresenin üç ayrı giriş kapısı vardır Bunlardan ikisi kuzey, diğeri de güney cephesindedir

Medrese 1500x1040 m ölçüsünde dikdörtgen planlı olup, baklava başlıklı sütunların oluşturduğu bir revak avluyu çepeçevre dolaşmaktadır Bunların arkasında ise medrese hücreleri yer almaktadır Medresenin tümü moloz taş ve tuğla duvarlı olup, on yedi hücresi bulunmaktadır Bu hücreleri örten kubbeler tuğladandır Medrese hücrelerinden daha görkemli olan dershane, kare planlı olup üzeri sekizgen kasnağın taşıdığı bir kubbe ile örtülüdür Giriş kapısı üzerinde celi-sülüs yazılı bir kitabe bulunmaktadır Bu kitabenin mealen anlamı şöyledir:

“Zamanın veziri Allah rızası için güzel bir medrese yapmıştı”

Medresede bezemeye yer verilmemiştir Orijinal yapımında da medresenin bezemelerinin olup olmadığı da kesinlik kazanamamıştır Dış pencerelerin taş kakmalarla süslendiği kaynaklarda belirtilmişse de bunu kanıtlayacak izlere rastlanmamıştır Dershane avlusunda bulunan kuyu üzerinde tavus kuşu motifi ile silik bir haç motifi görülmektedir Bu da kuyu ağzının bir Bizans yapısından getirildiğine işaret etmektedir

İmaret:
Çoban Mustafa paşa Külliyesinde, caminin sağında yer alan imaret, türbe avlusundan 265 m yüksekliğinde pencereli bir duvarla ayrılmıştır İmaretin girişi batıda olup, 500x550 mlik bir odadan aynı büyüklükte ikinci bir odaya geçilmektedir Duvarları gömme payeli, geniş kemerlerle bölünmüş bu mekanların yemek yenilen yerler olduğu sanılmaktadır Bunlara bitişik iki büyük ocaklı mekan ise, mutfaktır Bunların yanında kiler, fırın ve odun ambarları da bulunmaktadır

Kervansaray:
Çoban Mustafa Paşa Camisinin karşısında, Bağdat Caddesi ile Küçük Yazı Sokağında bulunan kervansaray dikdörtgen planlı bir yapıdır Kervansaray aynı eksen üzerinde bir giriş mekanı, bunun iki yanında iki ayrı ahır bölümünden meydana gelmiştir Ahır bölümleri arazi konumundan ötürü diğer yapıların daha altındadır

Yapımında tuğla ve taş kullanılan ve payelerle ikiye ayrılan kervansarayın girişi 240x510 m ölçüsünde basık kemerlidir Giriş bölümünün üzeri kubbe, diğer bölümler tonoz örtülüdür Buradan yan duvarlarında birer ocağın yer aldığı kare planlı, kubbeli bir diğer mekana, oradan da ahırlara geçilmektedir Simetrik plan düzenine göre yapılan ahırlar yuvarlak kemerlerle birbirlerine bağlı olup, dörder paye ile ikiye bölünmüştür

Bimarhane:
Günümüze ulaşamayan bimarhane, cami avlusunun solunda yer alıyordu Burada bulunan yapının bimarhane olduğu ileri sürülmüştür Bimarhane üzeri kubbelerle örtülmüş 10 odadan meydana gelmiştir Bunların önüne altı sütunun taşıdığı tonozlu bir revak yerleştirilmiş, ancak onlar da günümüze ulaşamamıştır

Bimarhanedeki odalar kemerli kapılarla avluya açılmaktadır Bu odaların içerisinde taş setler ve ocaklar bulunmaktadır

Kütüphane:
Yapı topluluğunun batısında, avlu kapısı üzerinde bulunan kütüphane iç içe iki kare oda görünümündedir Kesme taştan yapılmış tuğla sıraları ile de hareketlendirilmiştir Sokağa bakan ve diğerine göre daha yüksek olan odanın üzeri sekizgen bir kasnağın taşıdığı 350 m çapında bir kubbe ile örtülmüştür Bu odanın dördü sokağa, biri yanlara olmak üzere altı penceresi vardır Cami avlusuna bakan diğer oda ise tonoz örtülü olup, içerisi dört pencere ile aydınlatılmıştır

Çoban Mustafa Paşa kütüphaneye tefsir, tefsir şerhleri, hadis, hadis şerhleri, usul ve füru, fetva ve Kuran olmak üzere 165 cilt kitap vakfetmiştir Bu kitaplar İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesindedir

Türbe:
Yapı topluluğunun arkasında, mihrap yönünde ve ikinci avlunun ortasında bulunan Çoban Mustafa Paşa, türbesine öldükten sonra gömülmüştür

Klasik Osmanlı türbelerinin güzel bir örneği olan bu türbe sekizgen planlı, kesme taştan yapılmıştır Mermer kaplı girişin üzerini altı payenin taşıdığı bir çatı örtmektedir İç mekan 640 m çapında sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülüdür Türbenin duvarları 350 m yüksekliğe kadar XVIyüzyıl çinileri ile kaplanmıştır Bu çiniler lacivert renkte, beyaz zemin üzerine çeşitli çiçek kompozisyonlarından meydana gelmiştir Ayrıca hatayiler, Rumiler, küçük yapraklar, goncalar, spiral dallar da bu kompozisyonu tamamlamıştır

Türbe avlusunda bir de mermer güneş saati bulunmaktadır

Dergâh:
Külliyenin avlusunda, kuzeybatı köşesinde yer alan dergah, kubbeli bir tevhidhane ve on iki derviş hücresinden meydana gelmiştir Derviş hücreleri 625x1690 m ölçüsündeki küçük bir avlunun etrafında sıralanmıştır Bunların önünde dokuz sütunun taşıdığı, meyilli bir çatının örttüğü revaklar bulunmaktadır Hücrelerin her biri kareye yakın dikdörtgen planlı olup, içlerinde ocak ve raflar bulunmaktadır

Dergahın Nakşibendi tarikatına ait olduğu söylenmektedir Ahşap kısımları zamanla harap olmuş ve 1865 yılında onarılmıştır

Darüşşifa ve Paşa Odaları:
Yapı topluluğunun doğusunda bulunan ve L biçiminde planı olan Darüşşifa yıkılmış ve günümüze ulaşamamıştır Darüşşifanın kubbeli odaları önünde de revakları olduğu sanılmaktadır Ayrıca avlunun kuzeydoğu köşesinde sekiz kubbeli oda bulunmaktadır Bu odalara paşa odaları ismi verilmiştir Odalar 525x525 m ölçüsünde kare planlı olup, içlerinde ocak ve rafları vardır Altta iki, biri de yukarıda olmak üzere her oda üçer pencere ile aydınlatılmıştır Bunların kubbe ve kubbe eteklerinde alçı palmetli bezemeler bulunmaktadır

Gebze Çoban Mustafa Paşa Külliyesinin 1950 yılından sonra onarımına başlanmıştır Bu dönemde YMimar Alaaddin Özaktaş ve YMimar Süreyya Yücel külliyenin cami bölümünü restore etmiştir Ardından 1961-1970 yıllarında da YMimar Cahide Tamer külliyenin bütününü onarmıştır

Alıntı Yaparak Cevapla