Yalnız Mesajı Göster

Zonguldak Tanıtım (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)

Eski 11-04-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Zonguldak Tanıtım (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)



Zonguldak Genel Bilgi





Batı Karadeniz Bölgesinde yer alan Zonguldak, doğusunda Karabük, batısında Düzce ve Karadeniz, güneyinde Çankırı ve Bolu, kuzeydoğusunda Bartın, Kuzeyinde de Karadeniz ile çevrilidir İl toprakları dağlık ve engebeli bir arazi yapısına sahip olup, akarsu vadileri ile yer yer derin şekilde parçalanmış, orta yükseklikteki alanlardan oluşmuştur Zonguldak Kuzey Anadolu Dağlarının batı kesimini oluşturan Karadenize paralel iki sıra dağlarla engebelenmiştir Kıyı dağlarından Küre Dağları ilin kuzeydoğu kesiminde yer alır Ayrıca kuzeyini kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan Zonguldak Dağları, batı ve güney kesimini de Akçakoca Dağları kaplamaktadır Zonguldak Dağlarından olan Göl Dağı 771 mye, Akçakoca Dağlarından da Orhan Dağı 905 m ile ilin en yüksek kesimleridir Bunların dışında Baçaklıyayla Tepesi (1637 m), Soğukoluk Tepesi (1268 m), Göktepe (1416 m), baba Dağı (1120 m), Kızıl Tepe (Kızıltaş) (1468 m), Atyaylası Tepesi (710 m), Kantar tepe (905 m), Orhan Tepe (920 m), Arkut Dağının (Gökçeler Dağı) kuzey uzantıları ve Keltepe (1999 m) ilin diğer engebeleridir

İlin en önemli limanının bulunduğu Ereğli geniş bir koy konumundadır Baba Burnu, Hisar Burnu Zonguldakın Karadenize yönelik çıkıntılarıdır



Karadeniz sahilinde, Ereğli-İnebolu arasındaki engebeli arazi Mezozoik çağda oluşmuştur Bu nedenle de birçok yerde kömür içeren tabakalar yüzeyde kendini gösterir Kretesinin altındaki karbonifer şeridi 160 km uzunluğundadır Filyos Çayının batısında kalan Zonguldak-Kozlu-Kandilli “Batı Kömür Havzası” Filyos Çayının doğusundaki pencereler “Doğu Kömür Havzası” adını alır Azdavay ve Söğütözü gibi doğu kömür havzasına ait yerlerde prodüktif kömür damarlarına rastlanmaktadır

Zonguldakın büyük bir bölümünü kaplayan dağlık alanların dışında kalan alanlar platolarla kaplıdır Başlıca vadiler; Filyos Çayı Vadisi, Alaplı Irmağı Vadisi, Gülüç ırmağı Vadisi ve Üzülmez Deresi Vadisidir İlin engebeli yapısından ötürü düzlük alanlar fazla değildir Karadeniz kıyılarında kıyı düzlükleri bulunmamaktadır Yalnızca Çaycuma ve Ereğlide akarsu vadi tabanlarının genişlediği kesimlerde küçük ovalar bulunmaktadır

Zonguldak su kaynakları bakımından oldukça zengindir Filyos Çayı dışında büyük akarsular olmamasına rağmen, küçük akarsular il topraklarını parçalamıştır Üzülmez deresi, Gülüç Deresi, Alaplı Çayları il topraklarındaki küçük akarsuları da toplamaktadır Doğal bir gölü olmayan ilde, Gülüç, Ulutan ve Kozlu Baraj gölleri sulama amaçlı kullanılmaktadır Ayrıca Çatalağzında Dereköy, Karapınarda Çobanoğlu göletleri ilin yapay gölleridir



İlin yüzölçümü 3438 km2 olup, 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 615599dur

Zonguldakta Karadeniz iklimi hüküm sürmekte olup, her mevsim yağış almaktadır En fazla yağış sonbahar ve kış mevsimlerinde görülür Denizden iç kesimlere doğru gidildikçe, iklim biraz daha sertleşir Yıllık yağış ortalaması 123496 mm, en yağışlı aylar 14865 mm, Aralık ve 14172 mm ile Ocak aylarıdır Yağışlar kıyılardan iç kesimlere doğru gidildikçe hem azalmakta hem de yağmurdan kara dönüşme özelliği göstermektedir

İl topraklarının büyük bir bölümü ormanlarla kaplıdır Bu ormanlarda kayın, meşe, kestane, çınar, ıhlamur ve kızılağaç, gürgen, karaçam, sarıçam, kızılçam ağaçları bulunmaktadır Akarsu kenarlarında da söğüt ve kavak ağaçları vardır Bitki örtüsü bakımından çok zengin olan ilde, her çeşit bitkiye rastlanmaktadır

Zonguldakın ekonomisi madencilik, sanayii, tarım, hayvancılık ve balıkçılığa dayalıdır Türkiyedeki taşkömürü 1848den bu yana kullanılmaktadır İldeki sanayi kuruluşlarının büyük çoğunluğu kömür ve kömür ürünlerine dayalıdır Ereğlideki Erdemir Demir-Çelik Tesisleri, Çimento Fabrikası, Çaycumadaki Kağıt fabrikası, Hisarönündeki Filyos Ateş Tuğlası Fabrikası ve Çatalağzı Termik Santrali başlıca sanayii kuruluşlarıdırBunun yanı sıra tuğla, kiremit, mermer, seramik, sunta ve kereste gibi inşaat malzemeleri üreten atölyeler ile Türkiye Taşkömürü Kurumunun işlettiği ocaklar bulunmaktadır



İlde yetiştirilen tarımsal ürün olarak; arpa, buğday, mısır, patates olmak üzere sebze ve kivi, ceviz gibi çeşitli meyve yetiştirilmektedir Son yıllarda sera sebzeciliği gelişme göstermiştir Hayvancılıkta ise yüksek kesimlerde koyun, kıl keçisi ve Ankara keçisi yetiştirilir Kırsal alanlarda da sığır ve manda besiciliğinin yanında tavukçuluk ve arıcılık da yapılmaktadır Hayvancılığa bağlı olarak süt, peynir, yoğurt üretilmektedir Kıyı kesimlerinde balıkçılık yapılmakta olup ilin ekonomisinde önemli bir yeri vardır Türkiyenin balık üretiminin büyük çoğunluğu buradan sağlanmaktadır

Orman yönünden zengin olan ilde; halkın belirli bir kesimi ormancılıktan sağlamaktadır Özellikle bu ormanlardan elde edilen maden direği ocaklarda kullanılmaktadır Ayrıca ilde halı ve kilim tezgahlarında dokumacılık, Devrekte baston yapımı gibi küçük el sanatları da ekonomisinde etkilidir Son yıllarda yayla turizmi, dağcılık, mağaracılık ve av turizmi yaygın biçimde yapılmaya başlanmıştır

Zonguldak adının kaynağına ilişkin değişik söylentiler vardır Bu söylentilerden birine göre; kent merkezinin Üzülmez Deresinin ağız kısmında yer alması ve derenin ilk çağda “Sandra” adıyla anılması, burada kurulan yerleşmenin de “Sandaraca” adını taşıması nedeniyle, zamanında bu adın Zonguldaka dönüşmüştür Diğer söylentiye göre de, yörenin sazlık ve bataklıklarla kaplı olması ve bunun yörede “Zongalık” olarak adlandırılmasına bağlı olarak, sözcüğün zamanla değişerek bugünkü halini aldığı şeklindedir Bir diğer söylentiye göre ise kent adını, ocakları ilk eşleten Fransız ve Belçika şirketlerinin kentin hemen yanındaki Göldağı mevkiini nirengi noktası almaları sonucu, Göldağı kesimi ya da bölgesi anlamına gelen “Zone Ghuen Dagh”ın Türkçe okunuşundan almıştır



Zonguldak yöresinin tarih öncesi çağları ile ilgili bilgiler tam bir kesinlik kazanamamıştırVIyüzyılın başlarında Megaralı Kolonistler Karadeniz kıyılarında bir takım ticari kentler ve iskeleler kurmuşlardır Bunların başında Herakleia Pontika (KrdzEreğlisi), Teion (Filyos-Hisarönü), Sesamos (Amasra) ve Kromnay gelmektedir Bu yerleşim alanları ve iskeleler yüzyıllar boyunca önemini korumuştur

Antik Çağlarda Bithynia ile Paplagonianın kesiştiği noktada bulunan Zonguldak yöresinde Frig (MÖ1200/750-676), Kimmer, Pers (MÖ555-333), Makedonya (MÖIVyüzyıl), Bithynia ve Pontus Krallığı ( MÖIV-IYüzyıl), Roma (MSI-IVyüzyıl) ve Bizans (MSIV-XIIIyüzyıl) dönemlerinde yerleşimler olmuştur Bu dönemlere ait kalıntılar günümüze kadar gelmiştir

Zonguldak yöresi Malazgirt Savaşından (1071) sonra Kutalmışoğlu Süleyman Şah ve kardeşi Mansurun akınlarına uğramıştır Emir Karatekin 1084te Karadeniz Bölgesindeki yerleşim alanları ile birlikte Zonguldakı da ele geçirmiştir Ardından Bizanslılar yeniden yöreyi ele geçirmişlerdir Anadolu Selçuklularının çöküşünden sonra Kastamonu ve Zonguldak yöresinde bir beylik kuran Hüsamettin Çoban Bey Zonguldak yöresini tamamen egemenliği altına almıştır Bu arada Cenevizliler ve Bizanslılar sürekli buraya akınlar düzenlemişlerdir Candaroğulları yöreyi ele geçirdilerse de o dönemdeki siyasi karışıklıktan ötürü Zonguldakı alamamıştır Yıldırım Beyazıt zamanında Osmanlı topraklarına katılmış, ancak Ankara Savaşından (1402) sonra Timur yöreye hakim olmuştur Timurun Anadoludan çekilmesinden sonra Çelebi Mehmet 1413te Osmanlılarda bütünlüğü sağlamıştır Yöre, Fatih Sultan Mehmet zamanında, 1460ta kesin olarak Osmanlı topraklarına dahil olmuştur



XVIIIyüzyılın ikinci yarısında Şileden Cideye kadar olan Karadeniz kıyılarındaki bir çok iskele “hatab (odun) iskelesi” ismini taşıyordu Bunlardan belli başlıları; Karasu, Ereğli, Filyos, Bartın, Amasra ve Cidede bulunuyordu Bugünkü Zonguldakın il merkezinin bulunduğu yer Ereğliye bağlı Tahta İskelesinin çevresinde İstanbula gönderilecek kereste depoları bulunuyordu

XIXyüzyılda Zonguldakta taşkömürü yataklarının bulunması ve üretime geçilmesi ile birlikte Zonguldak önem kazanmıştır 1899da kaza merkezi yapılmış, yabancı şirketlerin Kozludaki yönetim merkezleri 1909da buraya taşınmıştır Zonguldakın Belediyesi 1899da kurulmuştur Bu dönemde Kastamonu vilayetine bağlı, Kastamonu merkez sancağı ile Bolu sancağının sınırları içerisinde bulunuyordu IDünya Savaşı sırasında Zonguldak Limanı Rus donanması tarafından bombalanmıştır Mondros Mütarekesinden sonra (30 Ekim 1918) taşkömürü üretim bölgesini ele geçirmek amacıyla Fransızlar 8 Mart 1920de Ereğli ile birlikte Zonguldakı da işgal etmişlerdir Fransız birlikleri 21 Haziran 1920de yöreden çekilmiştir TBMM 1920de Zonguldakı bağımsız Mutasarrıflık yapmış, sancakların kaldırılmasından sonra da, 1924te il konumuna getirilmiştir



Zonguldak il merkezinde herhangi bir eser bulunmamaktadır Ancak Zonguldak yöresinde günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Herakleia Pontike (KdzEreğlisi), Tieion (Filyos-Hisarönü) antik kentleri bulunmaktadır Bu kentlere ait sur kalıntıları, su kemerleri, mimari parçalar, Ereğli Kalesi, Filyos Kalesi, Filyos Antik Limanı, Bizans dönemine ait Kilise, Çeştepe mevkiindeki Tümülüs, Bozhane Cami, Halil Paşa Cami, Kırmanlı Cami, Molla Halil Cami, Ali Molla Cami, İskele Cami, Ağa Cami, Hacı Eşref ve Akarca Mescitleri, Kayabaşı Ziyaretgahı, Aktaş Şeyhi Türbesi, Seyit Nasrullah Efendi Türbesi, Keşif Tepedeki (Çeştepe) Demirci Dede, Kentteki Kuştepe ve kıyıdaki Mersin Dede türbeleri, Hacı Mehmet Çeşme ve Murtaza Mahallesi Çeşmesi, Uzun Mehmet Anıtı, ve Türk sivil mimari örneklerinden evler bulunmaktadır Ayrıca Gökgöl, Kızıl Elma, Sofular, İnağzı, Çayırköy, Cumayanı, Ilıksu, Erçek ve Cehennemağzı Mağaraları, Karaçayır Kaplıcası ve Harmankaya, Değirmenağzı, Güneşli Kayalıdere Şelaleleri ilin belli başlı doğal güzelliklerindendir

Alıntı Yaparak Cevapla