11-04-2012
|
#3
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Zonguldak Tanıtım (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)
Zonguldak Sözlü Tarih
Çoban dede Söylencesi
Karabük'ün yakınlarındaki Öylebeli Köyü'nde ne zaman ve nereden geldiği bilinmeyen yoksul bir çoban yaşamaktadır Karısından başka kimsesi yoktur Gün boyu söyleşip sürülerini dağ bayır otlatırlarmış Tatlı dilleri ve yardımseverlikleri onları herkesin sevgilisi yapmıştır
Koyunlarını en güzel otlaklarda otlatmak isteyen Çoban Dede ,Araç Çayı'nı geçip de karşıdaki otlaklara ulaşamadığına üzülür Çay üzerine bir köprü yapmaya karar verir Ormandan kestiği ağaçları danasını sırtına yükleyip kıyıya yığmaya başlar Ama bu iş onun taşıması ile gerçekleştirlebilecek gibi değildir Tanrıya yardım etmesi için yalvarır Tanrı da geyiklere yardım etmelerini emreder geyikler kesilen ağaçları taşıyıp kıyıya taşır Çoban Dede de kısa sağlam bir köprü yapar Koyunları buradan geçip karşı otlaklarda otlamaya başlar Bir süre sonra bureada bir cami yaptırmak ister Köyde bir cami temeli için çukur açar ertesi sabah buranınkum vr çakılla dolu olduğunu görür Köylüler bunun sırrını öğrenmek için Dede'yi gözlemeye başlar Çoban olanları sezmiştir Karısına "Köylü beni gözetleyip sırrımı öğrenmek ister,bu camiyi yapmak ban nasip olmazsa ,beni buralarda arama Kara danayı ardımca sal o beni bulur der
Çobanı gözetleyenler taş ve çakılın geyiklerce taşındığını görüp şaşırır Çobanın sırrı açığa çıkmıştır "Evinizin sayısı yirmiyi aşmasın"deyip ortadan kaybolur Bir süre sonra karısı ardından kara danayı salar Kara dana gidip gömütlükte durur,Sonrada yaylaya gider Orada ölür Köylüler asıl adı Bahattin Gazi olan Çoban Dede için "Dede Yaylası" deni,len yerde bir türbe yaparlar
Yaygın olan inanışa göre Çoban Dede nini bir kolu mezarının dışındadır Türbeyi gezenler gözlerini yumarak içeri girmek ve çıkana değin açmamak zorundadır Buna uymayanlar çarpılır yada başına bir kötülük gelir Dede'nini ilenci gerçejk olmuş demirçelik tesisleri yapılana kadar köyün hane sayısı 20 yi geçmemiştir
Çeştepe de Yatan Demirci Dede söylencesi Burada Demirci Dede adlı bir ziyaret vardır Buna ilişkin söylence ise şöyledir:Bir zamanlar,Çeştepe Köyü'nde yaşlı ,çalışkan bir demirci yaşamaktadır köyün tek demircisidir Kimsenin işini geri çevirmek istemez Geç saatlere kadar çalışır herkesin işini görür Günün birinde dükkana gelenler Demirci Dede'yi göremezler Merak edip evine varırlar: Demirci Dede ölüm döşeğindedir Başına toplanan köylüler "Sen bizi bırakıp gidiyorsun bizim işimizi kim görecek,aletlerimizi kim onaracak    " diye sızlanırlar "Ben Hak'ka kavuştuktan sonra da sizinle birlikte olacak ,işlerinizi yine görecek ,demiriniz hiç eksilmeyecek,sizler demirden ekmek yiyeceksiniz" der ve gözlerini yumar
Demirci Dede Çeştepe'ye gömülür Öldükten sonra da köylüsünü yanlız bırakamaz Söyledikleri bir süre sonra çıkar Mezarının karşısında uzun uzun bacalar tütmeye başlar Kendisinin binbir güçlükle çıkarıp işlediği demir tesislerde üretilir
Çoban çeşmesi söylencesi Zamanın birinde Ereğli Beyi'nin oğlu ava çıkar Sıcak bir yaz günüdür Bir süre at koşturduktan sonra sıcak ve ssuuzluktan iyice bitkinleşir Karşıdan gelen koyun sürüsüne yaklaşır Çobandan su ister Çoban,Bey oğlunu şöyle bir süzer ,yanıbaşındaki kayaya eliyle şöyle bir vurur Kayadan buz gibi su akmaya başlar Çoban suyu gösterip "Haydi kana kana iç "der Delikanlı kana kana içer ama bu işe şaşırıp kalmıştır Çobana bu işi nasıl yaptığını sorar Çoban da: "Sen can yakar,kan dökersin,ben se gönül yaparım İşte işin sırrı burada" deyip koyunlarını sürüp gider Bey oğlu ardından bakakalır ve o günden sonra ava çıkmamaya kan dökmemeye iyilik yapmaya gönül almaya and içer Çoban Çeşmesi'de o günden beri akıp durur
Uzun Mehmet
Sanayi devriminden sonra önem kazanan kömür; Osmanlı padişahı II Mahmutun “Memalik-i Şahane dahilinde siyah taşın taharrisi” adlı fermanıyla ülkemiz, İlimiz gündemine girmiştir

Kdz Ereğlinin kestaneci Köyünden olan Uzun Mehmet askerlik iznini kullanmak üzere köyüne gelir Askerdeyken gördüğü kömürü yöresinde aramaya başlar Buğday öğütmek için gittiği değirmenin (Kdz Ereğli, Köesağzı Mevki, Neyren/Niyren Deresi dolayları) su kanallarında yuvarlanan siyah taşları görür ve bunları değirmen ateşine atarak yanıp yanmadığını dener
Karataşın yandığını görünce hem kendi hem de yöresinin yazgısını değiştirecek yanartaşları çuvallayıp ihsanını almak üzere İstanbula hareket eder Saraydan ihsanını (5000 kuruşluk ödül ve ölünceye dek 500 kuruş aylık) aldıktan sonra, kendisini kıskanan ve ödülünü çalmak isteyen, Kdz Ereğli KaymaKAMı Müstelzim Hacı İsmail Ağa tarafından birhanda kahvesine zehir katılarak öldürülür Uzun Mehmet, kömürle, Zonguldakla özdeşleşmiş; adına anıt, park yaptırılmış, kimi üretim tesislerine adlı konmuş ve ülkemiz yeraltı işçiliğinin simgesi olmut bir isimdir
Bastonculuk
Mısırda İngilizlere esir düşen Devrekli marangoz ustası Ali Ziya efendi, İngilizlerden öğrendiği bastonu Devrekte yapmaya başlar Aziz Salman Usta, Münteka Çelebi Usta ve diğer ustaların gayretleriyle gelişen bastonculuk Devrekle özdeş olur
Klasik Devrek Bastonu, el sanatı ürünüdür Gövdesi kızılcık, sapı ceviz ağacı olup, gövdesinde başları sap kısmına doğru dolanmış iki yılan motifi bulunur
Günümüzde değişik biçim ve malzemeden yapılmış, sapları ve gövdesinde boya, gümüş, sedef, bakır işlemeli motifler bulunan bastonlar yapılmaktadır
|
|
|
|