11-04-2012
|
#2
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Konya Genel Tanitimi
Konya Gezgin Gözüyle
İnanç Turizmi
MEVLANA TÜRBESİ VE DERGAHI (Merkez) Türbenin çekirdeği 1230 yılında, Mevlananın babası Sultan-ul Ulema Bahaeddin Veledin vasiyeti üzerine buraya gömülüp, üzerine basit bir türbe yapılmasıyla oluşmuştur Mevlananın ölümünden sonra ise Pervane Muiniddin ve karısı Gürcü Hatun tarafından buraya bir türbe yaptırılmıştır Türbe daha sonra dini ve sosyal işlevli mimari eklemeler yapılarak günümüzdeki şekliyle bir Mevlevi dergahı haline getirilmiştir Mevlananın ölümünden sonra yani 1273 yılından itibaren imarına başlanan dergah Cumhuriyetten sonra müze haline dönüştürülmüştür Müzede Mevlana ve diğer Mevlevilere ait veya çeşitli yollarla dergaha gelmiş değerli yazmalar, hat ve tezhip örnekleri, maden cam ve ahşap eserler ile Mevlevi musikisi enstrümanları, halı ve kilimler sergilenmektedir
Türbenin en ilgi çekici kısmı Hz Mevlana ve oğlu Sultan Veledin kabirleri üzerinde yükselen Kubbe-i Hadra (Yeşil Kubbe) dir 1396da Selçuklular döneminde Mimar Bedreddinin yaptığı kubbe yeşil çinilerle kaplıdır Türbenin içi alçı rölyef, kalem işi nakış ve yazılarla süslenmiştir Hz Mevlananın sandukası dönemin ahşap işçiliğinin üstün örneklerindendir Ancak bu yüksek sanduka şu an babası Sultan-ul Ulema Bahaeddin Veledin üzerinde bulunmaktadır
Türbenin kuzeyinde XVI yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan Semahane (Mevlevi ayinlerinin, semanın yapıldığı yer) ve mescid kısımları yer alır Şeb-i Aruz Havuzu ise dergah mutfağının önündedir Mevlananın ölüm yıldönümlerinde, Şeb-i Aruz (Düğün Günü) olarak adlandırılan günlerde havuz etrafında sema töreni yapılır Hz Mevlana ölümü Tanrıya kavuşma yani, düğün olarak tanımlandığından bu günler de düğün olarak değerlendirilir Hz Mevlana her şeyden önce tam bir insan dostu, barış taraftarı ve büyük bir yol göstericidir
SAHİP ATA KÜLLİYESİ (Merkez)
Son yıllardaki araştırmalar Sahip Ata Caminin aslında bugünkü çifte minareli cepheye kadar uzandığını ve ağaç direkler üzerine ahşap bir cami olduğunu göstermektedir Selçuklu veziri Sahip Ata tarafından başlandığı ve mimar Kölük Bin Abdullahın eseri olduğu yazılıdır Buna göre, Anadolu Selçuklularının bilinen en eski ağaç direkli camisi olmaktadır 1283de tamamlanan türbe ve hanikahla yapı, bir külliye haline gelmiştir Bu yapıdan günümüze yalnız, şahane çini mozaik mihrap kalmıştır
LALA MUSTAFA PAŞA KÜLLİYESİ (Ilgın)

Külliye; cami, imaret ve han olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır Cami çarşı içinde geniş bir alanı kaplayan külliyenin bir bölümünü teşkil etmektedir
1576 yılında Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılan külliye bazı kaynaklarda Mimar Sinanın eserleri arasında geçmektedir
İPLİKÇİ CAMİ VE MEDRESESİ (Merkez)
Alaaddin Tepesinin doğusunda, Alaaddin Caddesindedir Medresenin vakfiyesinden ilk yapının II Kılıçaslan döneminde vezir Şemseddin Altunbanın (Altıapa) yaptırdığı sanılmaktadır (XII yy sonu) Cami ve medrese Hacı Ebu Bekir tarafından 1332de genişletip yenilenmiştir
Firuze ve mor çinilerden geometrik geçme motifler ve firuze lacivert çinilerden kıvrık Rumilerden oluşan iki kuşakla çevrili mihrap bu türün Anadoludaki en eski örneklerindendir Yapı, eskiliği ve burada Mevlana Celaleddin Ruminin ders vermiş olması nedeniyle önemlidir
EŞREFOĞLU CAMİ (Beyşehir)
Beyşehir İlçesinin kuzeyinde, İçeri Şehir Mahallesindedir 1296-1299 yılları arasında yaptırılmış olup, Anadoludaki ahşap camilerin en büyük ve orijinalidir
Taş ve ağaç işlemeleri, kalem işleri, mozaik çini süslemeleri, Selçuklu sanatının son ve en olgun şekilde gelişmiş bir üslûp beraberliği içinde ahenkli bir bütün meydana getirmektedir
Tümüyle firuze, lacivert ve mor çini mozaik kaplı mihrap 6 m yüksekliği, 5 50 m genişliğiyle çinili mihrapların en görkemli örneklerindendir Yapı portalindeki zengin taş süslemeleri, iç mekanda yer verilen çinileri, taşıyıcıları ve minberdeki ahşap süslemeleriyle Beylikler Devrinin (Eşrefoğlu Beyliği) zevkini yansıtmaktadır
AK MANASTIR (Haglos Kharitan, Sille)
Konya-Sille arasındadır Kayaya oyulmuş odalarla onları çeviren yapıdan oluşan manastır M S 274de Saint Horion adlı bir aziz adına yapılmıştır
HAGHİA ELENİ KİLİSESİ (Sille)
Sille Bucağında, M S 327de İmparator Konstantinus döneminde yapılmış olup, Anadoludaki ilk Hıristiyan kiliselerindendir Kilise, İsa, Meryem ve havarilerin resimleriyle süslüdür Kilisenin iç kapısının üstünde yazılı tamir manzumesinden Mikail Arhonkolan ismine kurulduğu anlaşılan yapı, onarılmış ve boş olarak korunmaktadır

NASREDDİN HOCA TÜRBESİ (Akşehir)
Akşehirde kent surunun doğusunda, kendi adıyla anılan mezarlıktadır Onarımlarla özgün biçimini yitiren yapıya günümüzdeki görünümünü 1905te Akşehir kaymakamı Şükrü Bey kazandırmıştır Eski yapıdan yalnızca ortadaki ana türbe kalmıştır Mermer sandukanın baş ucunda gülmece ustasının yaşamını simgelemek üzere H 683 (1284) olan ölüm tarihi, tersten 386 biçiminde yazılmıştır
SİLLE SİYATA MANASTIRI (Merkez)
Konya il merkezinin 8 km kuzeybatısında, erken Hıristiyanlık döneminde önemli bir merkezdir Bu dönemde başta Akmanastır diğer adı ile Haglos Kharitan (St Choritan) olmak üzere birçok manastır keşişler tarafından kayadan oyularak yapılmış olup, dünyada kurulan ilk manastırlar arasındadır
LYSTRA (Hatun Saray-Meram)
Konyanın güney batısında Hatunsaray Kasabasına bir kilometre mesafede karayolunun sağ tarafında yaklaşık 400 m içerde Zolkara denilen yerdedir
Lystra Roma imparatoru Agustus devrinde (M Ö 6) Nykaoline bölgesinin koloni şehirleri arasına katılmış, daha sonra Hıristiyanlık döneminde önemli bir piskoposluk merkezi olmuştur Tarsustan Yalvaça (Antiocheia) gelen St Paul burada barınamayarak Barnabas ile birlikte Lystraya gelerek burada vaazlar vermiştir Birinci yılda 12 havariden biri olan Artemus, Lystra piskoposu olmuştur Günümüzde de Lystra ören yerinde iskan izleri görülmektedir
|
|
|
|