Yalnız Mesajı Göster

Kayseri Genel Tanitimi

Eski 11-04-2012   #5
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Kayseri Genel Tanitimi



Kayseri Külliyeleri

Hunat (Huand) Hatun Külliyesi (Melikgazi)


Kayseri Kalesinin doğusunda, şehri çevreleyen surların dışında, Kağnı Pazarında bulunan Huand Hatun Külliyesini Sultan IAlaaddin Keykubatın eşi ve IIGıyaseddin Keyhüsrevin annesi Mahperi Huand Hatun 1237-1246 yıllarında yaptırmıştırKülliye cami, medrese, hamam ve imaretten meydana gelmiştir Bunlardan imaret günümüze gelememiştir

Külliye Anadolu Selçuklu eserlerinin en güzel örneklerinden biridir Yapı topluluğu kesme köfeki taşından son derece güzel bir işçilikle yapılmıştır

Cami:
Külliyeyi oluşturan yapılardan Cami, kapısı üzerindeki kitabesinden öğrenildiğine göre 1238 yılında tamamlanmıştır Buradaki üç satırlık mermer kitabede mealen şöyle yazılıdır:
“Bu mübarek caminin inşasını Keykubat oğlu, yüce sultan din ve dünyanın koruyucusu, fetihler sahibi, Keyhüsrev devrinde, Şevval 635 (Mayıs 1238) yılında büyük alim, kanaatkâr, dünya ve dinin yüz akı, hayırlar fatihi, Melike, oğluna emretti
Allah Onun varlığını devamlı kılsın, gücünü arttırsın”


Klasik Selçuklu planında, 5230x4370 m ölçüsünde dikdörtgen planlı bir yapı olup, kuzey-güney yönünde uzanan geniş bir orta sahın ile onun yanındaki üçer sahından meydana gelmiştir İbadet mekanının üzeri merkezi bir kubbe ile örtülmüştür Kubbe dışındaki bölümlerin üzerleri tonozlarla örtülüdür Bunlardan doğuda 10, batıda da 7 tonoz örtüsü vardır Kubbe ve tonozları iki kubbe arasındaki toplam 48 paye taşımaktadır Mihrap önü kubbesi ise günümüze orijinal durumunu koruyarak gelebilmiştir Ancak üzerindeki yapıldığı dönemin özelliğini yansıtan külahı yıkılmış ve günümüze gelememiştir İbadet mekanının üzerini örten kubbe kitabesinden öğrenildiğine göre 1899 yılında Sultan IIAbdülhamit tarafından yaptırılmıştır Yüksek bir kasnak üzerindeki bu kubbenin 1726-1727 yıllarındaki onarımında konulan kubbe üzerine yapıldığı bilinmektedir

Mihrap mermer sütuncuklar ve mukarnaslı olup, çevresi geometrik taş oymalarla süslenmiştir Ayrıca istiridye motifli üç niş de onu tamamlamıştır Minber döneminin özelliğini taşıyan kündekari tekniğindedir Ne yazık ki bu minberin üzerindeki yazılardan bir kısmı kazınmış ve boyanmıştır

Caminin doğu ve batıdaki giriş kapıları Klasik Selçuklu üslubunda geometrik motiflerle çevrelenmiş ve abidevi bir görünüş kazanmıştır Kapıların giriş kemeri üzerinde Kurandan alınma ayetlerden oluşan bir friz dolaşmaktadır


Caminin minaresi batı taç kapısı üzerinde köşk-minare şeklinde 1139 onarımında yapılmıştır Caminin orijinal Selçuklu minaresi bulunmamaktadır Büyük olasılıkla ezan doğu duvarının iç yüzündeki taş merdivenlerden çıkılarak damda okunuyordu Sonradan Osmanlı döneminde caminin batı taç kapısı üzerine altı ayaklı taş bir minber-minare yapılmıştır Zeminden 475 cm yükseklikte, 156x139 m ölçüsündeki dikdörtgen kaideli yekpare taştan yapılmış minare 5 m yüksekliğindedir Konik biçimde oyulmuş sivri kemerli cepheler yekpare taştandır Minare şerefesinin tavanı içten düz, çatısı da dışarıya çıkıntılı saçaklarla tamamlanmıştır Külahın kaidesi ise kare planlı yekpare taştandır Külah üç parçalı taştan yapılmıştır Bu minber minarenin yapım tarihi kesinlik kazanamamakla beraber yanındaki büyük minarenin XIXyüzyılın sonunda yapıldığı düşünüldüğünde, bu minarenin daha önce yapıldığı da açıklık kazanmaktadır Ayrıca portalin yanında cami duvarına bitişik olan kesme taştan yuvarlak gövdeli büyük minare Sultan IIAbdülhamit tarafından 1900-1901 yılında yaptırılmıştır

Medrese:


Huand Hatun Medresesi, şehir merkezinde Kağnı Pazarında, külliyenin batı-doğu yönünde dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır Bu medrese Mahperi Hatun (Huand Hatun) tarafından yaptırıldığı ileri sürülürse de bunu belirten bir kitabeye rastlanmamıştır İki eyvanlı medrese sivri kemerli, tonozlu revaklarla doğudaki yazlık dershane eyvanı ile yanındaki klasik dershane ve hücrelerden meydana gelmiştir Medrese avlusunun sağ ve solunda sekizerden on altı hücre bulunmaktadır Giriş eyvanının karşısına büyük bir eyvan yerleştirilmiştir Baş eyvan denilen bu bölümün sağında iç içe bölmeli bir kısım ile türbe girişi ve salonda kare planlı dershane bölümü bulunmaktadır Batı yüzünün köşelerine de kuleler yerleştirilmiştir

Giriş eyvanının sağındaki mekan medresenin mescidi olarak düzenlenmiştir Bu yapıda da camide olduğu gibi duvarların köşelerine takviye kuleleri yerleştirilmiştir Bunlardan kuzey köşesindeki kule prizmatik, diğerleri de silindirik şekildedir Bu yapı ile ilgili bazı iddialara göre medrese camiden önce yapılmıştır Günümüze gelebilen izlerden anlaşıldığında göre, eyvanın önündeki tonozla örtülü doğu revakı sonradan buraya eklenmiştir Daha sonra bu tonoz yıkılmış ve bir daha da yapılmamıştır Medresenin bezemesi ile dikkati çeken ana giriş kapısı batı yönünde olup, oldukça gösterişlidir Kayserinin İçkalesi yakınında, kalenin önemli kapılarının birisinin karşısında kurulmuş olan medrese son derece itinalı bir işçilik göstermektedir Medrese eyvanındaki çörtenler aslan başı şeklindedir

Medrese bugün hediyelik eşya çarşısı olarak kullanılmaktadır

Türbe:
Huand Hatun Türbesi, Klasik Selçuklu üslubunda yapılmış olan türbe, caminin kuzeybatı köşesinde medrese ile aradaki açıklığın ortasında yapılmıştır Anıtsal Selçuklu mezar kümbeti olan bu yapıya medreseden eyvanın sağında bulunan dershane içerisindeki bir kapıdan girilmektedir Dış cephesi oldukça süslü olan türbe kare şeklindeki bir kaide üzerine oturtulmuş kesme taştan sekiz cepheli bir yapıdır Türbenin her iki yüzünde sivri kemerler olup, bunların iç tarafları kesme taştan düz olarak bırakılmış ve buralara birer pencere açılmıştır Türbenin sekiz kenarına da üzerleri bezemeli birer bitişik sütun yerleştirilmiştir

Türbe, mumyalık bölümü ile sandukanın bulunduğu mihraplı üst kattan meydana gelmiştir Üzeri içten kubbe, dıştan da külah ile örtülüdür Kaidesi mermer mukarnaslı olan kümbetin dış yüzü tamamen taş işçiliğinin güzelliklerini yansıtan bezemelerle kaplıdır

İç mekanda külahın altında Ayetül Kürsi yazılı bir yazı frizi çepeçevre dolaşmaktadır Türbe içerisinde üç sandukadan biri olan Huand Hatunun sandukası eski bir lahit kapağından yapılmıştır Sandukanın üzerinde sülüs yazı ile Ayetül Kürsi ve üç satırlı kabartma mezar kitabesi vardır Bu kitabenin mealen anlamı:

“Bu kabir, Keykubat oğlu, dünya ve dinin koruyucusu merhum Sultan Gıyaseddin Keyhüsrevin annesi, namuslu, saadetli, şehide, takva sahibi, ibadet ehli, dindar, mücadeleci, korunmuş, adalet sahibi, dünyada kadınların sultanı, iffetli, temiz, çağının Meryemi, zamanının Haticesi, maruf dost, binlerce mal sadaka veren, din ve dünyanın yüz akı, hanım hanımefendi Mahperi hatunundur Allah cümlesine Rahmet eylesin”

Türbe içerisindeki diğer sandukalardan birisi torunu Selçuk Hatuna aittir Selçuk Hatun 1284 yılında ölmüştür Mezarının başındaki kitabenin mealen anlamı şöyledir:

“Esirgeyen bağışlayan Allahın adıyla bu kabrin sahibi Keykubat oğlu, şehit sultan Keyhüsrevin 1284 yılında ölen kızı Selçuki Hatunundur”

Türbedeki üçüncü mezar horasan sıva ile yapılmış olup, kitabesi olmadığından kime ait olduğu bilinmemektedir

Hamam:
Kayseri Kağnı Pazarında bulunan Huand Hatun Külliyesinin güneydoğu köşesinde bulunan çifte hamam, yapı topluluğunun genel planına göre çapraz bir durumda yapılmıştır Hamamın erkekler bölümü daha geniş, kadınlar bölümü ise daha küçüktür Günümüzde de kullanılan hamamın giriş ve soyunma yerlerinde değişiklikler yapılmış ve kısmen de özelliğini yitirmiştir Büyük olasılıkla medreseden daha eski olan bu yapının erkekler kısmının soyunmalık bölümü caminin giriş kapısından ötürü biraz kuzeye çekilmiştir Son restorasyon sırasında hamamın kadınlar kısmının halvetinde kartal ve av kuşlarının ağırlıklı olduğu insan figürlü çiniler ortaya çıkmıştır Bu çinilerin yerleştirilmesinde belirli bir sıra gözetilmemiştir Bazıları yan yana ve ters konulmuştur Bu çinilerin bir Selçuklu sarayı için yapıldığı, arta kalanların da burada kullanıldığı sanılmaktadır Bunlar Kubadabad üslubu çinilerinden olup, onlardan daha ileri bir düzeydedir

Çifte hamamın erkekler bölümü soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir Bunların üzerleri kubbelerle örtülüdür Sıcaklık bölümünde üzerleri küçük kubbelerle örtülü dört halvet bölümü bulunmaktadır Kadınlar bölümü uzun tonozlu bir girişi olan sade bir yapıdır Bu girişten sonra yüksek tonozlu soyunmalığa ulaşılır, buradan da küçük bir kubbe ile örtülü ılıklığa geçilir Sıcaklık üç derin tonozla iki halvet odasından meydana gelmiştir ve bunların da üzeri kubbe ile örtülüdür

Kölük (Gülük) Külliyesi (Melikgazi)

Kayseride Düvenönü semtinde Gülük Mahallesinde bulunan Kölük (Gülük) Külliyesi cami ve medreseden meydana gelmiştir Yapı topluluğu XIII Yüzyıl Danişmendli eseridir Caminin kuzeydoğusundaki kapısının üzerinde bulunan kitabesinden bu yapıyı Kayseri Ulu Camisini onaran Muzaffereddin Mahmudun kızı Adsız Elti Hatun tarafından 1211 tarihinde onarıldığı öğrenilmektedir Üç satırlık Selçuklu sülüsü ile yazılmış kitabesinin mealen anlamı şöyledir:

“Bu binayı, Keyhüsrevin oğlu, dünya ve dinin şerefi, fetihler sahibi hak dağıtıcısı, müminlerin emirinin ortağı büyük sultan Keyhüsrevin hakimiyeti zamanında Allahın en zayıf kulu, iffetli kadın, Yağbasan oğlu Mahmudun kızı Adsız Elti Hatun h607 (1210-1211) yılında onarmıştır”

Camiyi 1335 depreminden sonra Kölük (Gülük) Şemseddin büyük ölçüde onarmış ve bu yüzden de yapı Onun ismi ile tanınmıştır

Cami, dikdörtgen planlı olup içerisindeki sütunlarla beş sahna ayrılmıştır Mihrap önüne rastlayan orta nef kubbe ile diğerleri de tonozlarla örtülmüştür Kubbeler ve tonozlar 32 kemer ayağı üzerine oturtulmuştur Mihrap önü kubbesi ve onu taşıyan Türk üçgenleri tuğladan yapılmıştır Caminin güney duvarında girişe göre sola kaydırılmış mozaik çinili bir mihrap görülmektedir Bu çinili mihrap daha önceden yapılmış taş mihrabın üzerine XIIIyüzyıl çinileri ile kaplanarak yeniden yapılmıştır Selçuklu mozaik-çini mihraplarının en güzel örneklerinden birisidir Burada geometrik ve bitkisel motiflerin ve çinilerin arasına yer yer ayetler yerleştirilmiştir

Cami ve medrese 1835-1856 yıllarında onarılmıştır Caminin çatısı 1971 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yeniden onarılmış ve üzeri bakır kaplamalı ahşap çatı ile minare sonradan yapılmıştır

Yapı topluluğunun iki katlı medresesi plan düzeni olarak belirli bir medrese plan tipine uymamaktadır Batıdaki giriş kapısından üst kata çıkışı sağlayan merdiven bulunmaktadır Bunun üzerinde tonoz örtülü bir oda vardır Batı yönünde ise tüm mekanların sıralandığı ince uzun beşik tonozlu bir koridor ve medrese odaları bulunmaktadır

Yapı topluluğunun önündeki Gülük Hamamı harap bir durumdadır Doğusundaki çeşmeyi de Ulu Camiyi onaran Halil Efendi yaptırmıştır

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Külliyesi (İncesu)


Kayseri İncesu ilçe merkezinde bulunan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Külliyesini, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa 1670 tarihinde yaptırmıştır Yapı topluluğu cami, kervansaray, arasta, medrese, sıbyan mektebi ve hamamdan meydana gelmiş olup, iki büyük avlu etrafında toplanmıştır Merzifonlu Kara Mustafa Paşanın vakfiyesinden anlaşıldığına göre yapı topluluğundan mahkeme binası, bezirhane, tabakhane, fırın, su yolları, boyahane ve beş çeşme ile meşruta evi, ambar günümüze ulaşamamıştır

XVIIyüzyılın sonlarında yapılmış olan bu külliye iki avlu arasında oluşundan ötürü, XVI-XVII Yüzyıl menzil külliyeleri ile benzerlik göstermektedir Ancak burada doğu cephesinin tamamen sur gibi yapılışıyla onlardan ayrılmaktadır Yapı topluluğunu oluşturan bütün birimler mimari ve süsleme yönünden oldukça sadedir Ayrıca diğer Osmanlı külliyelerinde kullanılmayan kaburgalı haç tonozunun burada kullanılması ile de mimari yönden bir bakıma onlardan ayrılmaktadır


Caminin ve hamamın giriş kapıları üzerinde de bu yapı topluluğunun Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından yaptırıldığı yazılıdır Ancak yapının mimarı hakkında bir bilgi bulunmamaktadır Yapı topluluğu değişik tarihlerde restore edilmiştir Cami ile cami avlusuna girişi sağlayan kuzey kapı ile dükkanlar arasındaki onarım kitabesinde ilk onarımının 1860 yılında Sultan Abdülmecit (1839-1861) zamanında yapıldığı yazılıdır Sonraki yıllarda cami Vakıflar Genel Müdürlüğünce 1953-1954, kervansarayın kışlık bölümü 1959-1965, külliyenin revaklı avlusu 1972-1975 yıllarında restore edilmiştir Hamamı ise İncesu Belediyesi tarafından 1956 yılında onarılmıştır

Külliyenin batısında geniş bir avlunun merkezinde olan cami kare planlı olup, üzeri sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür Kubbenin dört köşesine üzerleri kubbeli birer ağırlık kubbesi yerleştirilmiştir Kubbe kasnağının kuleler dışında kalan bölümlerinde yuvarlak kemerli, alçı şebekeli birer pencere bulunmaktadır Yöresel kesme taştan son derece itinalı bir şekilde yapılan caminin önünde üç bölümlü bir son cemaat yeri bulunmaktadır İbadet mekanı iki sıra halinde altta dikdörtgen, üstte de sivri kemerli alçı pencerelerle aydınlatılmıştır Pencereler alt sırada ve üst sırada üçer adettir


Caminin kuzeybatı köşesinde kare kaideli, üzeri ince silmeli, yuvarlak gövdeli ve tek şerefeli minaresi bulunmaktadır

Yapı topluluğunun ana yapısını kervansaray oluşturmaktadır Kervansaray h1081 (1670) tarihinde yapılmış olup,külliyenin doğu cephesini tamamen kaplamaktadır Kervansaray revaklı açık avlulu bir bölüm ile onun kuzeyindeki kapalı bir bölümden oluşmaktadır Revaklar, sütunlar ve bunları birbirine bağlayan yuvarlak kemerlerden meydana gelmiş, arkasına da medrese hücreleri yerleştirilmiştir

Medreseden günümüze bir dershane hücresi ile yedi öğrenci hücresi ulaşabilmiştir Ancak medresenin vakfiyesinde burada on beş hücre bulunduğu yazılıdır Büyük olasılıkla günümüze ulaşamayan 18 medrese hücresi L şeklinde idi Burada yapılacak bir kazı çalışması medresenin tam planını ortaya koyacaktır Vakfiyeden öğrenildiğine göre, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa bu medreseye bir çok kitap vakfetmiştir Günümüzde bu kitapların bir bölümü Kayserideki Raşit Efendi Kütüphanesinde bulunmaktadır


Cami avlu duvarı ile kervansaray arasında, yapı topluluğunun ana ekseninde 1155 m genişliğindeki sokağın her iki yanına sıra halinde dükkanlardan oluşan arasta yerleştirilmiştir Bu arastanın uzunluğu 77 m olup, dükkanlar hafif sivri kemerli olarak bu aralığa açılmaktadır Arastanın doğu kanadının güney ucundaki fırın orijinal hali ile günümüze ulaşamamıştır

Medresenin kuzeyindeki iki bölümlü sıbyan mektebi ve onun kuzeyinde de büyük olasılıkla yan yana sıralanmış üç bölümlü mekanın tabhane olduğu düşünülmektedir


Yapı topluluğunun günümüzde kullanılmayan hamamı ana planın dışında ayrı bir yapı olarak yapılmıştır Osmanlı hamam mimarisinde tek hamam olarak yapılan bu hamam, kuzeyden güneye doğru uzanan dikdörtgen planlıdır Soyunmalık, ılıklık, sıcaklık, su deposu ve külhandan oluşmuştur Hamamın girişi yuvarlak kemerli olup, sarımtırak ve beyaz mermerlerin alternatif olarak sıralanmasından oluşturulmuştur Üzerinde de sülüs yazı ile on kartuş içerisinde hamam kitabesi bulunmaktadır

Alıntı Yaparak Cevapla