Yalnız Mesajı Göster

Gümüşhane Tanıtım (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)

Eski 11-04-2012   #17
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Gümüşhane Tanıtım (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)



Roma ve Bizans dönemlerinde yörede kurulu kente ArgyroPolis (Yunanca argyros
gümüş ve polis "kent" demektir) adı verilmiştir Yöredeki savaşların asıl sebepleri tarihi bir ticaret yolu üzerinde bulunması ve madenleriyle ün yapmış olmasıdır
7yüzyıl sonları ile 8 yüzyıl başlarında bölge Emevi-Bizans ve Abbasi-Bizans arasında birkaç defa el değiştirmiştir
Halife Hz Ömer zamanında (634-644) Erzincan ve Erzurum Arapların eline geçince Gümüşhanede bu egemenliği tanıdı Ancak bu egemenlik fazla sürmeden bölgede yeniden Bizans egemenliği sağlandı Halife Hz Osman zamanında (644~656) Gümüşhane Bayburt Erzurum ve Erzincan Emir Habib Bin Mesleme tarafından Bizanslılardan geri alındı Halife Hz Ali zamanında (656-661) Muaviye ile olan mücadeleler ile iç isyanlarla uğraşılması sebebiyle bölgede yeniden Bizans egemenliği başladı
Emevi Halifesi Abdülmelik zamanında (685-705) bölge tekrar Emevi yönetimi Altına girdi Ancak Halife Velid zamanında (705-715) Araplar ile Hazarlar arasındaki çatışmalarda Hazarlar başarı gösterince bölge yeniden bu durumdan istifade eden Bizanslıların eline geçti
Abbasiler zamanında Bizans-Arap çatışmaları devam etmiştir Bu dönemde Gümüşhane yöresi ile ilgili fazla bilgi bulunmamaktadır Ancak Bayburt'un Bizans egemenliğinde kaldığı bilindiğine göre Gümüşhane de Bizans egemenliğinde kalmıştır diyebiliriz
Çağrı Bey'in 1016 yılında Anadolu'ya yaptığı ilk akın sırasında Gümüşhane'ye kadar geldiği bilinmektedir 1058'de Tuğrul Bey'in ordusu İbrahim Yinal komutasında Trabzon'a kadar akın yaparken Gümüşhane'yi de ekonomik yönden önem arzettiği için fethetmiştir
Türkmen akınları olmadan önce Hazarlar ve Peçenekler ile Çepni Türk oymakları bölgeye yerleşmişlerdir Çepniler 24 Oğuz boyundan biri olup Anadolu'nun fethi ve Türkleşmesinde önemli rol oynamışlardır
13 yüzyılın ikinci yarısında Selçuklular Moğol istilası altında ezilirken Gümüşhane ve çevresinin müdafaası Çepni Türklerine kalmıştır Rum vakayinamecisi (tarihçisi) Pataretos 14 yüzyılda Çepnilerin Tirebolu'ya vardıklarını söyler ki bunlar Gümüşhane tarafından gelmişlerdir Anadolu'nun fethinden sonra birçok imaret kurulmuştur Gümüşhane ve Kelkit Emir Mengücek Gazi tarafından kurulan Erzincan imaretine bağlanmıştır 1164'te II Kılıçarslan Mengücekli topraklarını Anadolu Selçuklu Devleti'ne bağladı Anadolu Selçuklu Devleti'nde ticarete büyük önem verildiğinden tarihi bir ticaret yolu üzerinde bulunan Gümüşhane ve çevresi de önemini devam ettirmiştir1243 Kösedağ Savaşı'nda İlhanlılar Selçukluları yenerek buraları zaptettiler
Anadolu Moğolların nüfuzu altına girince Trabzon Rum İmparatorluğu bu defa Moğollara vergi vermeye başladı Moğol nüfuzunun kırılması ve Türkmenlerin beylik kurmak için faaliyet göstermeleri neticesinde ve II Yuannis devrinde (1280-1297) Türkmenler madenleriyle ünlü Halibya (Haldiya) kısımlarını istila ettikleri gibi Cenevizlilerle Venedikliler de İmparatorluk üzerinde iktisadi nüfuz vücuda getirmişlerdi
İlhanlıların son hükümdarı Ebu Said'in ölümü üzerine 1335'te Bayburt Erzurum ile Erzincan ve Gümüşhane Celayirlilerin eline geçmiştir 1345'te Eretnaoğulları 1430'da Karakoyunlu hakimiyetine geçen bölgeye 1467'de Akkoyunlular hakim olmuştur
Fatih Sultan Mehmet (1451-1481) Trabzon üzerine yürüdüğü sırada Trabzon Rum İmparatorluğunun sınırları Giresun'dan Batum'a kadar ve güney hudutlar da Bayburt ve Gümüşhanenin kuzeyinden geçen dağ silsilesi ile çevriliydi Osmanlıların aleyhte hareketleri nedeniyle Trabzon Rum İmparatorluğu Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'la işbirliği içine girmiştir
1461 yılında Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon Rum İmparatorluğuna son vermesiyle bölgede Osmanlı etkisi görülmeye başlanmıştır
Gümüşhane Trabzon Rum İmparatorluğunun fethedilmesinden sonra Osmanlı hakimiyetine girmiş ve bu hakimiyet 1461'den 1467'ye kadar sürmüştür Bu tarihten sonra Gümüşhane Akkoyunluların hakimiyetine girmiştir Bu hakimiyet 1473 yılında Fatih ile Uzun Hasan arasında vuku bulan Otlukbeli Savaşıyla sona ermiştir Gümüşhane ilinin kuzeyindeki "Kharşit" ilk Osmanlı belgelerinde "Khas-Rudu çayı orta ve yukarılarındaki Torul ve Canıca (Gümüşhane'nin eski adı) kesiminde Akkoyunlular'a bağlı Ortodoks-Apkazlı (Abaza) "Torul Beyliği" 1474'de (veya 1478) Fatih'in Amasya'dan gönderdigi bir ordu kolu tarafından fethedilmiştir
Yavuz 1508'de Trabzon valisi iken Anadolu'da başlayan Şii ayaklanmaları yüzünden Trabzon'dan Bayburt'a kadar uzanan bir sefer yapmıştır Bu bölgede Safeviler lehinde ayaklanma ve karışıklık çıkaranlar Çepni Türkleridir 16 yüzyılda onlardan bir bölümü Halep Türkmenleri muhim bir kümede Sivas Tokat ve Amasya bölgesindeki Ulu Yörük arasında yaşadığı gibi yine bu boya mensup pek kalabalık bir topluluk da Trabzon Gümüşhane Bayburt Giresun ve Canik (Ordu ve Samsun) bölgesinde oturuyordu İşte Safevilerin hizmetindeki Çepniler de bu sayılan topluluk ve bölgeden idiler
Bu karışık durumdan sonra bölgedeki sükunet ancak Şah İsmail ile Yavuz Sultan Selim (1512-1520) arasında meydana gelen Çaldıran Savaşıyla sona ermiştir Bölge tamamen "Anadolu Türk Birliği"ne katılmıştır (Ağustos 1514) Yavuz buraya vali olarak Bıyıklı Mehmet Paşayı bırakmıştır Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) İran seferi sırasında Harşit Vadisi'nden geçerken Gümüş madeninin bulunduğu Eski Gümüşhane yöresinin imar edilmesini emretmiş böylece buraya ev ve Süleymaniye Camii yapılmıştır
1647'de Gümüşhane'yi ziyaret eden Evliya Çelebi buralarda gümüş madeninin çok olduğunu çalışır ve boşaltılmış durumda 70 kadar ocak bulunduğunu bildirir Yine bu ocaklardan 7 koldan kurşunsuz gümüş cevheri çıkarıldığını ve bu şehirde Emin Mahallesinde darphane olduğunu yazarak üzerinde "Azze nasrahu daraba fi catha" (Canca'da basılmıştır) yazılı birkaç akçenin kendisinde olduğunu bildirir
Gümüşhane'de doğan her çocuğun Gümüşten kaşığının çatalının ve tabağının olduğu rivayet edilir Şehrin nüfusunun her geçen Gün artmasında coğrafi konumunun tarihi ipek Yolu üzerinde bulunmasının ve madenlerinin önemli rolü olmuştur
Katip Çelebi Cihannüma'sında "Kaza-i Urla" diye adlandırdığı Gümüşhane için "Urla bir güzel kazadır yakınında gümüş olmakla Gümüşhane dahi derler" demektedir
Maden ocakları IV Murad zamanında (1623-1640) en Canlı dönemini yaşamıştır Bir ara kapanan ocaklar 1839 yılında yayınlanan bir hatt-ı hümayunla tekrar işletmeye açılmıştır Ocaklar mülki amirin tayini padişahın onayı ile atanan ve Matah Efendi denilen kişilerce yönetilirdi
Gümüşhane 19 yüzyılda Trabzona bağlı bir sancaktı Doğu Karadeniz'in iç kesimlerinde yer alan Gümüşhane Sancağı kuzeyde Trabzon merkez sancağı doğuda ve güneyde Erzurum Vilayeti batıda Sivas Vilayeti ile çevriliydi 19 yüzyıla kadar rahat bir hayat sürdüren Gümüşhane yöresi savaşlar nedeniyle tedirginlik içine düşmüş madenlerin yeterince işletilmemesi sebebiyle de göç başlamıştır Böylece şehir harap olmaya ve nüfus azalmaya başlamıştır 1829 ve 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ile 7 Temmuz 1916 tarihlerinde Rusların Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz'de yaptıkları işgaller ve bunun sonucundaki göçler Gümüşhanede hayat bırakmamıştır
Ruslar 16 Temmuz 1916'da Bayburt'u aldıktan sonra yollarına devam ederek 19 (20) Temmuz 1916 Günü Gümüşhaneye girmişlerdir Türk birlikleri fazla karşı koyamayınca Ruslar ayni gün Torul'a girmişlerdir Böylece Trabzon yolu Ruslara açılmıştır
22 Temmuz 1916 günü Kelkit üzerine yürüyen Rus ordusu akşama doğru burayı ele geçirmiştir
Gümüşhane ve çevresi bu işgaller karşısında ve özellikle Ermeni zulmü altında ezilirken Rusya'da Bolşevik İhtilali'nin çıkması ve iç çalkantılar sebebiyle Ruslar 18 Aralık 1917'de Erzincan Mütarekesi'ni imzalamış ve ordularını geri çekmeyi kabul etmiştir Ancak Ermeniler katliamlarına devam etmişlerdir Bunun üzerine mütareke geçersiz sayılarak yeniden savaş başlatılmış ve bu suretle Torul 14 Şubat Gümüşhane 15 Şubat ve Kelkit 17 Şubat 1918'de Rus işgalinden kurtarılmıştır
Milli Mücadele yıllarında kıyı ile iç kesimler arasında geçiş bölgesi olması sebebiyle coğrafi önem arz eden Gümüşhane bu dönemde Trabzon Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti'nin faaliyet alanı içinde bulunmuştur Gümüşhane delegesi Kadirbeyzade Zeki Bey bu cemiyetin ikinci başkanlığına getirilmiştir
23 Temmuz 1919'da toplanan Erzurum Kongresi'ne Gümüşhane'den Kadirbeyzade Zeki Bey (Gümüşhane ve Torul mümessili olarak) Erzurum Kongresi'ne katıldı Kelkit'ten Müftü Osman Nuri Efendi Şiran'dan Müftü Hasan Fahri (Polat) Efendi Erzurum Kongresi'nin açılış ve kapanış dualarını yapmıştır Bu nedenle 9 Ağustos 1335 (1919)'da Mustafa Kemal O'na yazdığı bir tezkere ile teşekkür etmiştir
Osmanlı hakimiyetinin ilk zamanlarında Erzurum Eyaletine bağlı iken sonraları Trabzon'a bağlanan Gümüşhane sancağı 20 Nisan 1924 ve 491 sayılı kanunun 89Maddesinde "Vilayet" başlığı altındaki kanunla 1925 yılında il olmuştur
1925-1926 tarihli Trabzon salnamesinde "Gümüşhane Vilayeti Merkez ilçe ile birlikte Bayburt Kelkit Torul ve Şiran olmak üzere beş ilçe beş bucak ve 377 köyden oluştuğu 16943 evde 101153 kişinin yaşadığı şehirde hastane olmadığı; vilayetin ticari durumunun Trabzon-Bayburt-Erzurum büyük yolu üzerinde ve İran transit yolu üzerinde bulunduğundan oldukça iyi olduğu aslında tarım memleketi olan vilayetin bazı yerlerinde ürünleri yerel ihtiyacı karşılamadığından halkın bir kısmının işçilik meyvecilik ve katırcılıkla geçindiği" belirtilmektedir
Gümüşhane'nin il olmasıyla birlikte Ahmet Durmuş (Evren-dilek) Bey vali olarak atanmıştır Cumhuriyet döneminin ilk Belediye Başkanı ise Osman Bey (Ataç) olup 1922-1934 tarihleri arasında görev yapmıştır Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı döneminde Gümüşhanede yol ve köprü yapımına önem verilmiş tarım geliştirilmeye çalışılmıştırİsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı döneminde ise II Dünya Savaşı patlak verdiğinden ilk dönemlerde hemen hiçbir yatırımın yapılmadığı Gümüşhane il merkezine 1948 yılında Su getirilmiş ertesi yıl da Elektrik şebekesi kurulmuştur1950'den itibaren ekonomik bir kalkınma görülmeye başlanmış ancak daha sonra diğer illere ve hatta Avrupa ülkelerine göç olayı başlamıştır Bayburt'un 1989 tarihinde il olması ve ayrıca yeni ilçelerin oluşturulması ile idari taksimatta değişiklik meydana gelmiştir 1988 yılında Köse 1990 yılında Kürtün ilçe olmuştur

Alıntı Yaparak Cevapla