|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlı İmparatorluğu Tarihçesi
Duraklama (1579 - 1699)
Osmanlı'da duraklama dönemi Sokullu Mehmet Paşa'nın ölmesiyle başlamıştır Deneyimsiz kişilerin tahta geçmesi ile merkezi yönetimin bozulması sonucu, devlet yönetiminde otoritenin sarsılması, halkın devlete olan güveninin azalmasına ve iç isyanların çıkmasına neden olmuştur Özellikle yeniçeriler artık padişaha karşı gelmekteydi Yeniçerilerdeki 'Ocak, devlet içindir ' anlayışı yerine 'Devlet, ocak içindir ' anlayışı gelişmiştir
Avusturya ve İran seferleri sonucu oluşan ekonomik sıkıntılar, tımar sisteminin bozulması ve nüfus artışının yarattığı sosyal hayattaki sıkıntılar ve çağın gerisinde kalınması ile eğitim alanındaki bozulmalar sonucu devlet duraklama dönemine girmiştir Coğrafi keşiflerle ticaret yollarının önem kaybetmesi, sık padişah değişmeleriyle çok verilen cülus bahşisi ve yeniçerilerin artmasıyla verilen ulufe miktarının da artması Osmanlı ekonomisini yıpratmıştır
Celali ayaklanmaları, Osmanlı toprak düzenini büyük ölçüde değiştirmiş, ağır vergiler yüzünden ya da “Büyük Kaçgun” sırasında yerlerinden olan çiftçilerin toprakları mültezimlerin ya da yerel yöneticilerin eline geçmiştir Vergiler yüzünden borca giren köylüler, işledikleri toprakları sonunda tefecilere kaptırdılar Osmanlı toprak düzeninin belkemiği olan tımar sistemi bozuldu Büyük nüfus hareketleri ortaya çıktı ve kentlere büyük göçler oldu Tarımsal üretim geriledi ve kıtlık tarım ürünleri fiyatlarının yükselmesine yol açtı On binlerce insan yaşamını yitirdi ve pek çok yerleşim yeri yıkıma uğradı Osmanlıda eğitim(ilmiye)nin bozulması da Osmanlıyı geriletmiştir Avrupadaki gelişmeleri (Reform,Rönesans) Osmanlı'nın takip etmemesi Osmanlı için bir dezavantaj olmuştur
NOT:Osmanlı Devleti'nin eğitim sisteminin bozulmasının nedeni Beşik Ulemalığı denilen sistemin ortaya çıkmış olmasıdır Bu sisteme göre müderrislerin(Öğretmen) yeni doğan çocukları doğduğu andan itibaren medrese(Eğitim yuvası) öğretmeni sayılıyordu
Gerileme (1699 - 1792)
Osmanlı Devleti Gerileme Dönemi, Osmanlı tarihinde Karlofça Antlaşmasından (1699) başlayarak, Yaş Antlaşmasına kadar (1792) geçen süreye denir
Bu dönemde Karlofça ve İstanbul Antlaşmasıyla kaybedilen yerleri geri almak ve mevcut toprakları korumak amacıyla batıda Avusturya ve Venedik, kuzeyde Rusya ve doğuda İran ile savaşlar yapılmıştır
Bu yüzyılda Avrupadan geri kalındığı Pasarofça Antlaşmasından itibaren kabul edilmiş ve yapılan ıslahatlarda Avrupa örnek alınmıştır
26 Ocak 1699 tarihinde Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu ile imzalanan Karlofça Antlaşması, Osmanlı-Kutsal ittifak Savaşları'nı bitirmiştir Karlofça Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin toprak kaybettiği ilk antlaşmadır Bu tarihten sonra Osmanlı Devleti'nin gerileme dönemi başlamıştır Papa tarafından Osmanlı Devleti'ne karşı Almanya İmparatorluğu, Avusturya Arşidüklüğü, Polonya Krallığı, Rusya Çarlığı, Malta Sen Jean Şövalyeleri Tarikati ve Venediklilerden(İtalyan) oluşan bir ittifak ile uzun süren savaşlar sonunda yorgun düşen Osmanlı Devleti, Banat ve Temeşvar hariç, bütün Macaristan ve Erdel Beyliği Avusturya'ya, Ukrayna ve Podolya Lehistan'a, Mora ve Dalmaçya kıyıları Venediklilere bırakmıştır
Bu yüzyıl başlarında Osmanlı Devleti, kaybettiği toprakları geri alarak Avrupa'da tutunmayı ve eski gücünü korumayı amaçlamıştır Ancak bir süre sonra bu amacına ulaşamayacağını anlayınca elindeki toprakları koruma politikası izlemeye başlamıştır
Osmanlı Devleti Gerileme Dönemi, Osmanlı tarihinde Karlofça Antlaşmasından (1699) başlayarak, Yaş Antlaşmasına kadar (1792) geçen süreye denir
Bu dönemde Karlofça ve İstanbul Antlaşmasıyla kaybedilen yerleri geri almak ve mevcut toprakları korumak amacıyla batıda Avusturya ve Venedik, kuzeyde Rusya ve doğuda İran ile savaşlar yapılmıştır  
Bu yüzyılda Avrupadan geri kalındığı Pasarofça Antlaşmasından itibaren kabul edilmiş ve yapılan ıslahatlarda Avrupa örnek alınmıştır
Islahatlar
Karlofça Antlaşması ile Osmanlı bir dizi tedbirler almaya başlamış ve mali, iktisadi, idari yapılanmaya gitmiş, ordu ve donanmanın yenilenmesi çalışmalarını başlatmıştır III Ahmet döneminde Osmanlı Avrupa kentlerine geçici elçiler göndererek yenilikleri takip etmek istemiştir Bu dönemde matbaa getirilmiş, İstanbul'a bir kâğıt ve kumaş fabrikası kurulmuştur
Sultan I Mahmud (1730-1754) ve III Mustafa (1757-1773) dönemlerinde Osmanlı Ordusu modernize edilmeye çalışılmış, humbaracı ve topçu ocaklarının Batı tarzında teşkilatlandırılmasına girişilmiştir Bir Fransız subayı olan Comte de Bonneval, 1731'de humbaracı ocağının ıslahına başlayarak ocağın ihtiyaç duyduğu tâlimli askeri yetiştirmek üzere de 1734 yılında Üsküdar'da bir hendesehâne (mühendislik okulu) açılmasını sağlamıştır Nitekim disiplinli ve modern tâlim ve terbiye ile yetiştirilen bu askerî sınıfın Rusya ve Avusturya ile 1736-1739'da yapılan savaşlarda büyük hizmeti görüldü Ancak, bu sınıf 1747'de yeniçerilerin baskını sonucu kapatıldı Sultan III Mustafa da tahta geçer geçmez, Fransa'dan mühendisler getirterek Mühendishane ve Bahriye sınıfını ve okullarını modern usullere göre ıslah etmeye ve onları tâlim ve terbiyeye girişti Batıdaki gelişmeleri öğrenmek amacıyla Fransa ve Almanya'ya elçiler gönderdi Tıp ve Astronomi sahaları ile ilgili çalışmalar hızlandırıldı
Askeri teşkilat
Bu döneme ait birçok padişah devletin gerilediğini ve önlenmesi gerektiğini düşünerek birçok tedbir almaya çalışsada Yeniçeri ocağının görev yapamaz hale gelmesi ile yeniliğe açık iyi yetişmiş padişahlara destek olacak devlet adamı olmaması Osmanlının gerilemeyi durduramamasına yol açmıştır
==III Selim ve Islahat manyak
III Selim Avrupa ve Avusturya'nın ordu ve idare teşkilatı hakkında rapor hazırlamasını isteyerek elçi olarak gönderdiği Bekir Râtıp Efendi'nin kısa zamanda Avrupa'nın ilmî, siyasî ve askerî durumu hakkında bilgiler toplayarak Avusturya ordusunun teşkilatı, askeri okulları, subayların yetiştirilmesi ve başka bir çok konu ile ilgili sunduğu rapor üzerine Nizam-ı Cedid ordusu oluşturuldu Ayrıca bu döneme Nizam-ı Cedid dönemi de denir
Sonra yenilik hareketlerine karşı çıkan devlet adamları ve yeniçeriler isyan çıkardılar Bunun sonuncun da III Selim tahttan indirildi, Nizam-ı Cedit dağıtıldı ve yeniliği destekleyen devlet adamları ve kişiler cezalandırıldı Padişah IV Mustafa bunları destekledi ve böylece Nizam-ı Cedit ordusu ve dönemi sona erdi
Gerileme Dönemi Padişahları
- II
Mustafa (1695 – 1703)
- III
Ahmet (1703 – 1730)
- I
Mahmut (1730 – 1754)
- III
Osman (1754 – 1757)
- III
Mustafa (1757 – 1774)
- I
Abdülhamit (1774 – 1789)
- III
Selim (1789 – 1807)
- IV
Mustafa (1779 – 1808)
Karlofça Antlaşması
Karlofça Antlaşması, (26 Ocak 1699) tarihinde Osmanlı Devleti ile başlarında Avusturya İmparatorluğu bulunan Kutsal İttifak devletleri (özellikle Venedik, Lehistan ve Rusya) arasında imzalanmış olan bir barış antlaşmasıdır Karlofça bugünkü Sırbistan'ın sınırları içinde yer alan (Almanca: Karlowitz, Sırbca: Сремски Карловци/Srijemski Karlovci adı ile anılan) küçük bir kasabadır Antlaşma 1683–1698 Osmanlı-Kutsal İttifak Savaşları'nın sonucunda imzalanmıştır
Sonuçlar
Karlofça Antlaşması Osmanlı Devleti'nin batıda büyük çapta toprak kaybettiği ilk antlaşmadır Karlofça Antlaşması'ndan sonra Osmanlı Devleti kaybettiği toprakları geri alma siyaseti izlemeye başlamıştır Böylece duraklama dönemi biterken, gerileme dönemi başlamıştır
Avusturya'nin barış görüşmelerini kabul etmesinin başlıca sebebi batıda çıkması önlenemez olduğu gayet açık olan savaştı Habsburg Hanedanı'nın İspanya kolundan olan İspanya Kralı II Carlos fiziksel ve akılsal kusurlu idi ve çocuksuzdu İspanya krallığına varis olarak iki değişik hanedan temsilcisi bulunmaktaydı: Birisi Kutsal Roma Germen İmparatoru olan Habsburg hanedanından I Leopold diğeri ise Bourbon Hanedanı'ndan Fransa Kralı XIV Louis Her ikisi de İspanya İmparatorları II Felipe'nin torunu ve sonraki IV Felipe'un damatları olup her ikisinin de İspanya tahtı üzerindeki iddiası ayni güçte idi II Carlos kendine varis olarak önce I Leopold'u seçmisti ama sonra fikrini değiştirip XIV Louis'i varis yapmıştı Fransa ve İspanya'nin birleşmesi ve (İspanya'yı da idaresine geçiren) Fransa'nın Avrupa'nın ve Amerika ve Asya'da İspanya kolonilerine sahip süper-güçlü ülkesi olarak ortaya çıkması Avusturya'yı olduğu gibi diğer birçok batı Avrupa ülkesini de korkutmaktaydı Bu karmaşık İspanya veraseti sorunu bir Avrupa savaşı ortaya çıkarması bekleniyordu Nitekim de Karlofça Antlaşması'ndan 2 yıl geçmeden beklenen oldu ve 1701-1714 döneminde 13 yıl süren ve ilk büyük Avrupa savaşı olan İspanya Veraset Savaşları başladı Karlofça'ya İngiltere ve Hollanda'nın arabuluculuk yapmaya çok hevesli olmaları ve Avusturya'nın bu antlaşmaya hemen razı olması hep bu beklenen savaş nedeniyledi
Lâle Devri
âle Devri, Osmanlı Devleti'nde, 1718 yılında Avusturya ile imzalanan Pasarofça Antlaşması ile başlayıp, 1730 yılındaki Patrona Halil İsyanı ile sona eren dönemdir Bu dönemin padişahı III Ahmet, sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'dır Zevk ve sefâ devri olarak bilinir Adını, o dönemde İstanbul'da yetiştirilen ve zamanla ünü dünyaya yayılan lale çiçeklerinden alır Bu dönem gerileme dönemine dahil olmaktadır
Nedim, Lâle Devri'nin günlük hayatını ve İstanbul'un tasvirini aşağıdaki unutulmaz mısralarla yapmıştır:
Bu sehri İstanbul kî, bî misl ü behâdir;
Bir sengine yekpare Acem mülki fedadir
Bazari hüner madeni ilm ü ulemadir
İnce ve hassas bir ruha sahip olan Sultan III Ahmet, sadrazam Damat İbrahim Paşa ile uyum içerisinde çalışmış, bu sırada yaşanan Lâle Devri'nde sanata, edebiyata ve toplumsal hayata özgün bir anlayış getirilmişti Sultan III Ahmet, Topkapı Sarayı ile Yeni Câmii'de birer kütüphane, Ayasofya'da Bâb-ı Humâyun'un karşısında Türk sanat şaheserlerinden sayılan Sultan Üçüncü Ahmet Çeşmesi ve İstanbul'un su ihtiyacını karşılamak amacıyla da Deryayi Sim adlı bir su bendi inşa ettirmiştir
Bunlardan başka Üsküdar Yeni Vâlide Câmii, Çorlulu Ali Paşa Medresesi, Damat İbrahim Paşa Camii ve Külliyesi, İstanbul'da Yeni Postane arkasında Daarül Hadis ve Sebil, Ortaköy Camii önündeki çeşme, Üsküdar Şemsi Paşa'da Hüsrev Ağa Camii önündeki çeşme ve Çubuklu Camii yanındaki Mesire Çeşmesi gibi eserler yine bu dönemde yapılmıştır
Dönemin belki de en gözde eseri olan Sâdâbâd, maalesef günümüze kadar gelememiş, bize yıkıntıdan fazla bir şey kalmamıştır
Halkın büyük bir kısmı zor durumdayken İstanbul'da bazı devlet büyüklerinin rahat bir yaşam sürdürmeleri, eğlenceye düşkünlükleri huzursuzluklara sebep oluyordu İran savaşı sırasında Sultanın para karşılığı alınan kaleleri sattığı söylentisi üzerine halk sultanın sefere katılmasını istiyordu III Ahmet ve Sadrazam Damat İbrahim Paşa göstermelik bir sefer alayı düzenlediler Akşam olunca kayıklarla saraya geri dödüler Bu durumun anlaşılması bardağı taşıran son damla oldu Patrona Halil isimli bir hamam tellakı bu durumdan memnun olmayan halkı da yanına katarak isyan çıkardı İsyan sonucu Nevşehirli Damat İbrahim Paşa idam edildi ve yakınları öldürüldü Padişah III Ahmet tahttan indirildi ve yerine I Mahmut getirildi Devir teslim sırasında III Ahmet oğlu I Mahmuta o ünlü sözünü söyledi "Devleti ehliyetsiz sadrazamlara teslim etme"
1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı

1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı Osmanlıların yenik düşmesiyle sonuçlanmış bir savaştır Bu savaşın sonucunda Ukrayna'nın güneyi, Kuzey Kafkaslar ve Kırım Rusya'nın eline geçmiştir
Savaşın Nedenleri
Savaş ilk önce Lehistan'da kralla soylular arasında çıkan bir anlaşmazlık yüzünden başladı Rus Çariçesi II Katerina Lehistan'ı parçalamak amacıyla Lehistan'ın içişlerine karışıyordu Kralı soylulara karşı desteklemek amacıyla bölgeye Kazak Rus askerlerini gönderdi Askerler Osmanlı Devleti sınırları içindeki Balta kentine girerek katliam yaptılar [1] Osmanlı padişahı III Mustafa bu durumu protesto ederek 25 Eylül 1768 tarihinde Rusya'ya savaş açtı Lehistan'da krala karşı çıkan soylular Osmanlı Devleti'nin yanında yer aldılar Birleşik Krallık da Rus donanmasına danışmanlar göndererek Rusya'nın yanında yer aldı
Savaşın Sonuçlanması
21 Temmuz 1774 tarihinde tahta yeni geçmiş olan Osmanlı padişahı I Abdülhamit Küçük Kaynarca Antlaşmasını imzalayarak savaşa son verdi Bu antlaşmayla Kırım'a bağımsızlığı verildi Ama Rusya'nın asıl amacı bağımsız olan Kırım'ı kısa bir süre sonra topraklarına katmaktı 9 yıl sonra 1783 yılında Rusya Kırım'ı resmen kendine bağladı Kısa bir süre sonra da Ruslarla Osmanlılar arasında tekrar savaş çıktı
Küçük Kaynarca Antlaşması
Küçük Kaynarca Antlaşması Osmanlı Devleti ile Rusya arasında, 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşına son veren ve Osmanlı Devletinde önemli toprak kayıplarına yol açan antlaşmadır Güney Dobrucadaki Küçük Kaynarca kasabasında imzalandığından bu adı almıştır
Antlaşmanın koşulları
17 Temmuz 1774 tarihinde imzalanan ve henüz tahta yeni çıkan I Abdülhamit tarafından tasdik edilen, yirmi sekiz maddelik bu antlaşmaya göre[1] :[*]Kırım Hanlığı'yla Kuban ve Bucak Tatarları siyâsî bakımdan müstakil olup, ancak dînî işlerinde Hilafet makamına tâbi olacaklardır [*]Kılburun, Kerç, Yenikale ve Azak Kalesi'yle Dinyeper (Özi) ve Buğ (Aksu) nehirleri arasındaki arazi, Rusyaya terk edilmiş ve Aksu hudut kabul edilmiştir [*]Ruslar tarafından işgal edilen Besarabya, Eflak, Boğdan ve Gürcistan ülkeleriyle Akdeniz adaları Osmanlılara iade olunacaktır [*]Rus ordusu, Bulgaristanda Tunanın sağ sahilinden, bir ay içinde sol sahiline çekilecektir [*]Babıali, İmparatorlukta Hristiyan diniyle kiliselerini, daimî surette himaye edecektir [*]Rus sefirlerinin, Eflâk ve Boğdan vaziyetleri hakkındaki müracaatları dikkate alınacaktır (Bu madde mucibince memleketin işlerinde Rus müdahalesine devamlı açık kapı bırakılmış oluyordu )[*]Rus ticaret gemileri, Karadenizle Akdenizde hareket serbestisine sahip olacak ve istedikleri zaman boğazlardan geçebilecekler ve Osmanlı limanlarında kalabileceklerdi Böylelikle Karadeniz bir Türk gölü olmaktan çıktı [*]Ruslar İstanbul'da elçilik bulundurabilecek ve Balkanlarda konsolosluk bulundurabileceklerdi Bu da Rusların Panslavizm politikasına zemin hazırlamıştır [*]İngiltere ile Fransa'ya verilen kapitülasyonlar, Rusyaya da aynen tanınacaktır [*]Osmanlı Devleti, savaş tazminatı olarak, üç senede ve üç taksitte, Rusyaya on beş bin kese akça verecektir Osmanlı Devleti tarihinde ilk defa savaş tazminatı ödemiştir [*]Orta Kuzey Kafkasya'da Osmanlı Devleti ile Rusya arasında tarafsız bir bölge olan Kabartay ya da Kabardiya, Rusya'ya ilhak edildi
Antlaşmanın sonuçları
Osmanlı Devleti, arazi itibariyle fazla kayba uğramamakla beraber, Rusların Eflak ve Boğdana karışmaları, istedikleri yerlerde konsolosluk açabilmeleri ve Ortodoksların hâmisi sıfatını takınmaları gibi maddeler sebebiyle, zayıf anlarında, devamlı olarak bu devletin saldırılarına mâruz kalmıştır
Ayrıca bu antlaşmayla Kırım'a özerklik verilmesi Rusya'nın sonradan Kırım'ı egemenliği altına alması için bir atlama taşı oluşturmuştur Nitekim Rusya bu antlaşmanın imzalanmasından 9 yıl sonra Kırım'ı topraklarına katmıştır
Küçük Kaynarca Antlaşması ile Osmanlı Devleti;- Dünyanın sayılı devletlerinden biri olma özelliğini yitirmiştir

- Uluslararası saygınlığını kaybetmiştir

- Yüzyılın en ağır antlaşmasını imzalamıştır

- Karadeniz'de yüzyıllardır devam eden egemenliğini kaybetmiştir
Nizam-ı Cedid
Nizam-ı Cedid Kavramı [değiştir]
Yeni Düzen anlamını taşıyan Nizam-ı Cedid deyimi, Osmanlı Devleti'nin gerileme devrinde, askerin ıslah ve yenileştirilmesine karşılık gelir III Selim'den önce Nizam-ı Cedid kavramının kullanıldığı görülmektedir
1689-1691 yılları arasında sadrazamlık yapan Köprülü Fazıl Mustafa Paşa döneminde, Hristiyanların, Musevi ve Kıptilerin cizyelerinin tek elden toplanması, Cizye Kalemi'ne kayıt ve tescil edilerek, hem tahsilatın emektar ve mutemet cizyedarlar tarafından icrası, hem de devlete fazla irad temini için yapılan yeniliğe Nizam-ı Cedid Tertibi denmiştir
1717 yılında İstanbul'a gelen Fransız subayı De Rochefort'un, sadaret kayslahat projesinin tercümesinde, yapılacak askeri yeniliğe Nizam-ı Cedid denmiştir
Eski usül ve teşkilatı ifade eden Nizam-ı Kadim'e mukabil,ileri bir düzen kurma faaliyetini ifade için kullanılan Nizam-ı Cedid tabiri ise III Selim zamanında yaygınlaşmıştır III Selim'in 1790 Ziştovi ve 1792 Yaş antlaşmalarıyla Avusturya ve Rusya ile harbe son verdikten sonra, devleti düştüğü zorluktan kurtarmak için yapmayı kararlaştırdığı harekat da Nizam-ı Cedid adıyla anılır
Nizam-ı Cedid'i iki anlamda inceleyebiliriz[*]Dar Anlam: Avrupa usülünde yetiştirilmek istenen talimli asker[*]Geniş Anlam: Yeniçeriliği kaldırmak veya hiç değilse faydalanabilecek şekle getirmek, Avrupa talim usülünü yeni kurulan askeri kuvvetin baskısı ile kabul ettirmek, ulemanın çağdışı düşüncesine karşı koyup nüfuzlarını kırmak, Osmanlı Devleti'ni Avrupa'nın ilim, sanat, ticaret, ziraat, teknik ve sanayide yaptığı ilerlemelere ortak etmek için gelişen yenilik hareketlerinin bütünü
III Selim, Ziştovi ve Yaş Antlaşmaları'ndan sonra, pek çok ıslahat yapmaya karar vermişti İşe başlamadan önce, devlet adamlarının bu konudaki fikirlerini öğrenmek istedi Böylece hem onların devlete ait düşüncelerini ve askeri ıslahat hakkındaki görüşlerini öğrenmek imkânı bulacak, hem de istihdam edeceği ekibin bilgi derecesini ve kabiliyetini öğrenip, onları faydalı olabilecekleri sahalarda çalıştıracaktı
Layiha veren devlet adamlarını, ayrıldıkları gruplara göre şöyle isimlendirebiliriz:[*]Kanuni devrindeki kanun ve nizamlara dönüldüğü takdirde, ordunun düzenleneceğine inanan ve kendilerine muhafazakar diyebileceğimiz grup[*]Avrupa savaş usüllerini ve talimlerini, "eski kanun ve nizamdır" diye kabul ettirmek isteyen, kendilerine telifçi diyebileceğimiz grup[*]Yeniçerilerin asla ıslah edilemeyeceğine inanarak, yeni bir askeri ordu kurulmasını savunan ve kendilerine "inkılapçılar" diyebileceğimiz grup Nizam-ı Cedid Ekibi
Yeni bir ocağın kurulmasına karar verilmesinin en mühim sebebi, yeniçerilerin ıslah edilmesinin çok zor olmasıydı Bu ıslahat düşüncesini benimseyen III Selim henüz tahta çıktığı sıralarda bu düşünceyi benimsemiş olan, açık fikirli ve yenilikçi taraftar bir ekibi toplantıya çağırdı Bu ekibin başına da Rumeli Kazaskeri İsmail Paşazade Esseyid İbrahim İsmet Bey'i getirdi
Yayla İmamı Risalesi'ne göre, Nizam-ı Cedid programı 72 maddeden oluşmuştur Osmanlı Devleti bu ıslahatı yaparken Fransa'dan yardım istemiş, 1796 yılında konuyla ilgili olarak top, humbara dökümcüsü, top kundağı ve tüfenkçi işçileri gelmişti Ayrıca, bir süre sonra Fransa'dan General Menand başkanlığında ve amele başı Bamilo ilen gelen heyetle birlikte Prusya'dan da subay ve danışmanlar geldi Bunlardan Albay Von Goetze, 1798'de III Selim'in isteği üzerine Osmanlı kara birliklerinde incelemelerde bulundu
Merkezi Teşkilatta Nizam-ı Cedid'in Yeri
Yeniçerilerin kuşkulandırılması, düşmanlıklarının kazanılması ve işin daha baştan bitmesi gibi mahsurlar içerdiğinden Nizam-ı Cedid ayrı bir ocak değil de Yeni Asker, Bostancı, Tüfenkçi Ocakları adıyla Bostaniyan-ı Hassa Ocağı'na bağlandı
Nizam-ı Cedid Ordusu
III Selim'in topladığı bir mecliste, Sultan Süleyman devrindeki düzene dönülürse işlerin kolaylaşacağı fikri taraftar bulunca, ilk önce ocağa haftalık belli düzende talim yapılması fikri sorulmuş ancak ocak ağalarından olumsuz yanıt alınmıştır Bunu üzerine Nizam-ı Cedid ordusunun kurulmasına karar verilmiştir Yeniçerilerin tepkisini çekmemek için ise Bostancı Ocağı'na bağlı Bostancı Tüfenkçisi adı altında kurulmuştur
İlk kışla Cezayirli Gazi Hasan Paşa'ya ait olan Levend Çiftliği'nde kurulmuş, daha sonra artan destekle beraber önce Üsküdar'da daha sonra da Üsküdar merkez olmak üzere Anadolu'da ortalar kurulmuştur Bugünkü Selimiye Kışlası'nın temellerinin atıldığı Üsküdar Kışlası'na bağlı olan Anadolu'daki ortalar şöyleydi:Ankara Ortası, Bolu Ortası, Kayseri Ortası, Kastamonu Ortası, Kütahya Ortası, Kırşehir Ortası, Amasya Ortası, Sivas Ortası, Aydın Ortası, Çankırı Ortası, Çorum Ortası,Aksaray Ortası, Menteşe Ortası, Seydişehir Ortası, Niğde Ortası, Hamid Ortası, Manisa Ortası, İçel Ortası ve Karaman Süvari Ortası
Bu ortaların kurulmasıyla beraber Nizam-ı Cedid Ordusu'nun mevcudu 230 000'e yaklaşmıştır Askerler 25 yaşını geçmemiş, yiğit, asil, ve temiz ailelerden seçilir; bunlara önce usul ve erkan öğretilirdi Ocakta her bir üye arasında kefalet sistemi geliştirilmişti; böylece firarlar engelleniyordu
|