Yalnız Mesajı Göster

Türkiye'nin Neotektoniği

Eski 10-29-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Türkiye'nin Neotektoniği





Neotektonik dönemde araştırmacıların karşısına çıkan yapılar başlıca üç grupta toplanmaktadır Bunlar;

1-Eski yani paleotektonik yapılardan hiç etkilenmeyen tamamen yeni yapılardır Buna ülkemiz açısından, KAF, DAF ve Ege Grabenlerinin neotektonik dönemde oluşmuş olan genellikle D-B grabenleri örnek verilebilir (Asi Yapılar)

2-Eski yapıları az veya çok izleyen anlamda kısmen ve özellikle konumları açısından etkilenmiş olan yeni yapılar Örnek olarak; Ecemiş Çukuru Fayı (Kaim Yapılar)

3-Konum ve türleri neotektoniğin kinematiğine uygun oldukları için evrimlerini değişikliğe uğramadan sürdüren yapılar (Hortlak Yapılar) olarak sınıflamak mümkündür

Ege’de ki neotektonik dönemi başlatan hareketler hakkında başlıca iki görüş öne sürülmüştür Bunlardan birisi Ege’nin Hellenik dalma-batma zonu etkisinde gelişmiş bir kenar denizi olduğu görüşü, diğeri ise Ege’nin D-B daralma sonucu K-G yönde açılmaya başladığı görüşüdür

Bu iki görüşten birincisi sadece mekanik bir yaklaşım olup çok fazla kabul görmemiş, buna karşın ikinci görüşün daha tutarlı bir görüş olduğu kabul edilmiştir İkinci görüşe göre Anadolu bloğunun batıya hareketinin Yunan makaslama zonu boyunca frenlenmesi bölgede genel bir D-B sıkışmaya neden olmuş ve bu sıkışma Ege bölgesinde K-G açılma ile karşılanmaya çalışılmıştır Tüm Doğu Anadolu orojenik zonu içerisinde neotektonik rejimin gösterdiği düzenlilik ve özellikle zamanlamadaki uygunluk bu bölgedeki tüm neotektonik evrimin tek bir kaynaktan türemediğini göstermektedir Bu nedenle Ege’yi bu sistemin diğer parçalarından soyutlamak mümkün değildir Ege’nin Hellen hendeğinin gerilmesi sonucu gerilmeli bir fay sistemi olarak oluştuğunu ileri süren modellerin karşılaştığı en büyük güçlük Ege’de ki neotektonik yamulmanın tamamen Yunan makaslama zonunun güneyi ile sınırlı kalması ve Doğu Akdeniz’in özellikle Anadolu’nun neotektonik evrimi ile gösterdiği mükemmel zamansal uyumudur Öte yandan ikinci modelin karşılaştığı en önemli güçlük ise sadece D-B daralma etkisi ile Ege’de Tortoniyenden beri gelişen en az %30 K-G genişlemeyi gerçekleştirebilmektedir Gerçi D-B daralma aynı yönde uzanan D-B serbestleme yapıları oluşturmakla birlikte Ege’de bildiğimiz büyük genişlemeleri temsil eden graben sistemlerini oluşturabilmek için faal bir K-G çekme gerekir O halde bu çekmenin kökenine göz atıldığında bir makaslama çifti gerilmesi bu soruya en uygun cevabı verir Anadolu bloğunun batıya doğru kaçışı yalnız KAF boyunca hareketli değil özellikle Orta Anadolu’yu bir ağ gibi ören ve buradaki büyük ovaları sınırlayan verev atımlı faylar boyunca meydana gelen hareketle de karşılanmaktadır Bu faylar değiştirilmiş bir Prandtl hücresi içinde oluşan kayma düzlemlerine benzetilmiştir Bu benzetmede KD-GB doğrultulu sağ yanal atımlı faylar için yeterince bulunmuş, KB-GD doğrultulu sol yanal atımlı faylar için tek örnek bulunamamıştır Buradan hareketle Prandtl hücresi benzerinin Türkiye arazisi için asimetrik geliştiği ve Anadolu’nun GD’ ya iç bükey dilimler şeklinde Doğu Akdeniz’in okyanusal litosferi üzerine atıldığı ortaya çıkmaktadır Ege bu dilimlerin en batıda ki ve en büyük alanıdır Dilimlerin birbirlerine göre yaptıkları hareket sonucu Ege dilimi içerisinde makaslama yamulması oluşmuş ve bu makaslama çifti Ege genişleme alanını doğurmuştur Ege’nin genişlemesi, genişlemenin en rahat olabileceği yani çevrede en çok okyanusal litosfer olan en batı bölgeden başlamış ve genişleme rejimi Anadolu içlerine kadar gittikçe azalan bir şiddetle ilerlemiştir Ege graben sistemi doğu ve KD’ da sınırlandırdıkları düşünülen KB-GD doğrultulu muhtemel yanal atımlı fay sistemlerine de bu görüş açıklık kazandırmış bulunmaktadır Bunlar Ege bölgesinde etkili olmuş makaslama sistemine ait antiriddle kesmeleridir Hellen hendeğine paralel gelişen, hendeğe hem dik hem de paralel genişleme ile kesimin yamulma hareketlerinin Ege’nin diğer bölgelerinden farklı olarak buradaki yamulma elipslerinin her iki ekseni de pozitif uzamaya sahiptir Güney Ege’de Hellen hendeği ile bunun daha gerisinde ve kuzeyinde kalan bir hat arasındaki bölge Ege’de ki hendek gerilmesi sonucu gelişen tek alanı temsil etmektedir

TÜRKİYE’DE Kİ NEOTEKTONİK YAPILARIN KARAKTERİSTİKLERİ

Güneydoğu Anadolu bindirmesinin yaşı Orta Miyosen sonrasıdır Bu bindirme Orta Miyosende başlamıştır ve halen günümüzde de devam etmektedir Bu bindirme yaklaşık 20 km kadar güneye ilerlemiştir

KAF ve DAF için kesin bir oluşum yaşı verilememektedir Burada sadece yaklaşımlar vardır Ancak şunu söyleyebiliriz ki Anadolu-Afrika levhasının çarpışmasından sonra oluşmuş yapılardır Pavoni (1961) KAF için Erken Tersiyer yaşta olabileceğini ileri sürmüş olmakla birlikte daha sonra yapılan detay çalışmalar bu yaş aralığını daha geç zamanlara taşımıştır Ketin (1976) KAF’ın rift zonu içinde Orta Miyosenden daha yaşlı sedimentler bulunmadığını belirtmiştir Abdusselamoğlu (1959) Mudurnu civarında elde ettiği bulgulara dayanarak faylanmanın en azından Pliyosenden önce hareket etmeye başlamış olduğunu belirtmiştir Tatar, Erzincan dolaylarında fay kollarından birinin pliyosen çökelleri ile örtüldüğünü belirterek faylanmanın Pliyosenden önce başlamış olması gerektiğini savunmuştur Seymen Reşadiye dolayında yaptığı çalışmada Pontidlerle Anatolidler arasında ve Burdagaliyende meydana gelen bindirmenin fayla kesildiğini ve ötelendiğini belirterek faylanmanın Burdagaliyen sonrası meydana geldiğini göstermiştir Seymen ve Aydın Göynük civarında Alt Miyosen yaşlı kayaçların faylanmadan etkilendiğini ve atıldığını belirtmiştir Ayrıca Canıtez, Arpat ve Şaroğlu fay boyunca yılda 1-2 cm’lik ortalama bir hareketin varlığını belirtmiştir Eğer bu oranı kabul edip aynı zamanda fay boyunca ortalama 80 km’lik bir atım göz önüne alınırsa bu hızla bu atımın meydana gelmesi yine Burdagaliyen-Pliyosen arasına denk düşmektedir

Barka (1984), KAF’ın yaşı ile alakalı şu görüşü ileriye sürmüştür Yazara göre fay ilk kez Tortoniyen sırasında oluşmaya başlamış Mesiniyen ile Pliyosenin hemen başında fayın terslenme gösterdiği belirtilmiştir Yine aynı araştırıcıya göre Pliyosen-Erken Pleistosen döneminde KAF’ın ana kırığının oluştuğu ve deformasyonun geniş alanlar yerine yalnız fay düzlemi boyunca yanal hareketler şeklinde ortaya çıktığını belirtmiştir DAF üzerinde KAF’ ta olduğu kadar çok çalışma yapılmamıştır Bu nedenle faylanmanın yaşı konusunda yeterli oranda veri yoktur Gölbaşı civarında Erdoğan tarafından yapılan bir çalışmada Güneydoğu Anadolu bindirmesinin faylanmadan etkilendiğini ve 25 km kadar ötelendiğini belirtmiştir Buda bize en azından DAF’ın Güneydoğu Anadolu ana bindirmesinden sonra meydana geldiğini göstermektedir

Faylanmaların yaşı ile ilgili bütün bu veriler fayları oluşturacak yırtılmaların en azından Orta Miyosen ile Pliyosen arası bir dönemde yani Türkiye için öngörülen neotektonik dönemde meydana geldiğini göstermektedir Kökeninde yukarıda söz edilen yapılarla ilişkili olan Batı Anadolu grabenlerinin faylarıda yine neotektonik dönemde oluşmuş kırıklardır

Bu yapılarla ilgili atımlara gelince Güneydoğu Anadolu bindirmesinin atımı yaklaşık 20 km kadardır Doğrultu atımlı faylara gelince bunların toplam atımı üzerinde çok değişik görüşler ileriye sürülmüş durumdadır 300-400 km’den 15 km’ye kadar değişen değerler verilmektedir Pavoni KAF’ın güneyinde kalan Amasya Jurası ile fayın kuzeyinde kalan Bayburt Jurasını karşılaştırarak KAF’ın 400 km civarında bir toplam atımı olduğunu ileri sürmüştür

Bu konuda Seymen Amasya-Reşadiye civarında yaptığı gözlemlerde Pontid Anatolid kenet kuşağının faylanmadan etkilenmiş olup ve KAF ile atılmış durumdadır Araştırmacı atımın 85 ± 5 km olduğunu ileri sürmüştür Bu arada Tatar Erzincan civarında 50 km kadar bir atım belirlemiş ve bunun Seymen’in bulguları ile uyuştuğunu belirtmiştir Tokay KAF’ın 60-80 km kadar bir toplam atım sunduğunu ileri sürmüştür Bergounan (1975) Erzincan civarında 100-120 km kadar bir atımdan söz etmiştir Barka ise Havza-Ladik civarında 25 ± 5 km’lik bir atım bulmuştur KAF’ın atımı üzerinde genel olarak kabul gören bir görüş fayın doğu kesimlerdeki atımın batı kesimine göre daha fazla olduğudur

DAF’ın toplam atımı üzerinde daha az sayıda kaynak bilgi mevcuttur Üç lokasyonda verilen değerler şu şekildedir: Göynük civarında 22 km, Gölbaşı civarında 20 km, Pötürge civarında Fırat nehrinin fay zonundaki sol yanal atımda 15 km dolayında olduğu belirtilmektedir

Alıntı Yaparak Cevapla