|
Prof. Dr. Sinsi
|
Minicik Sözlük (T)
tegaddi: gıdalanma, beslenme
tegafül: bilmez görünme
tegalgul: çetinlik, güçlük
tegallüb: galip olma, zorbalık, kuvvete dayalı baskı
teganni: şarkı söyleme, bir metni müzik eserini andırır biçimde okuma
tegayür: uymazlık
tegayyür: başkalaşma, dönüşme
tegayyürat: başkalaşmalar
tehacüm: saldırma
tehacümât: saldırmalar
tehalüf: uymama, zıtlık
tehannün: merhametle nimetlendirme
teharrük: hareketlenme
tehâsüm: düşmanlık
tehattüm: pek gerekli olarak
tehavün: ağırdan alma
tehcir: zorla göç ettirme
tehdid: gözdağı varma
tehdidane: tehdit ederek
tehdidât: gözdağı vermeler
tehdidkâr: tehdit edici
tehditkârâne: tehdit edercesine
teheccüd: gece namazı
tehekküm: alay, azarlama
tehevvün: aşağılanma
tehevvür: düşüncesizce hareket
tehevvüs: heveslenme
teheyyüc: coşma
têhir: erteleme
tehlike: korkulan durum
tehlil: "lâilâhe illallah" demek
tehvil: korkutma
tehvin: kolaylaştırma
tehyic: coşturma, heyecanlandırma
tehzib: temizleme, düzeltme
tekabbel: kabul etsin
tekabül: karşılıklı olma
tekaddüm: öne geçme
tekâlif: teklifler, yükler
tekallüd: kuşanma, üzerine alma
tekallüs: kasılma
tekâmül: olgunlaşma
tekarüb: yakınlaşma
tekâsüf: yoğunlaşma
tekâsül: üşenme, tembellik
tekâsülî: üşenmekle ilgili
tekâsür: çoğalma
tekatû: kesişme
tekaüd: emeklilik
tekavvüs: eğilme, bükülme
tekbir: "Allahüekber" demek
tekbirat: tekbirler
tekdir: uyarma, azarlama
tekebbür: büyüklenme
tekebküp: köpekleşme
tekeddür: bulanıklık, kederlenme
tekeffül: kefil olma
tekellüf: zorlanma, özenme
tekellüfât: zorlanmalar, özentiler
tekellüfkârâne: gösterişe kapılırcasına
tekellüm: konuşma
tekellümât: konuşmalar
tekellümen: konuşarak
tekemmül: olgunlaşma
tekemmülât: olgunlaşmalar
tekerrür: tekrarlanma
tekessür: çoğalma
tekevvün: var olma
tekeyyüf: nitelik kazanma
tekfir: birine kâfir demek
tekid: kuvvetlendirme
tekke: zikir yeri, tarikat evi
teklif: görev yükleme, önerme
teklifât: teklifler
tekmil: olgunlaştırma, bitirme
teknik: maddî ilimlerin uygulaması
teknoloji: teknik bilgiler
tekrarât: tekrarlar
tekrim: ikram etme
tekrimât: ikram etmeler
tekrir: tekrarlama
teksif: koyulaştırma, yığma
teksir: çoğaltma
tekvin: var etme
tekvinen: var etmekle
tekvinî: yaratmakla ilgili
tekvir: sarma, toplama
tekye: zikir evi, tekke
tekzib: yalanlama
telâffuz: söyleyiş, diksiyon
telâfi: eksiği giderme
telâfif: lif lif olma, kıvrımlar
telâhuk: katılma, eklenme
telâkî: kavuşma
telâkkî: anlayış, anlama
telâkkîyât: anlayışlar, anlamalar
telâtum: vuruşma, çarpışma
telâzum: gerekirlik
telbis: giydirme
telbiye: lebbeyk demek
telebbüs: giyinme
telef: zayi olma, ölüm
telehhüf: ah etme
telêlü: parıldama
telemmû: ışıldama
telemmüz: talebelik
telepati: gelecekte veya uzaktaki bir hâdiseyi hissetme hâli
teleskop: gök dürbünü
televvün: renkten renge girme
televvüs: kirlenme, pislenme
telezzüz: lezzet alma
telezzüzat: lezzet almalar
telhis: özetleme
têlif: kaynaştırma, eser yazma
têlifât: telifler
telîn: lânetleme
telkib: lâkap takma
telkih: dölleme, aşılama
telkin: aşılama
telkinat: aşılamalar
telmih: metinde sözü edilmeyen bir şeye işaret etmek
telmihen: telmihle
telvih: açıklama, kinayeli söyleyiş
telvihât: telvihler, kinayeli söyleyişler
telvihen: açıklayarak
telvihî: açıklamalı
telvis: kirletme, pisletme
telyin: yumuşatma
telziz: lezzetlendirme
temâdi: sürüp gitme
temanü: çatışma
temas: dokunma, değme
temâsil: timsaller, semboller
temâsül: misil olma, benzeyiş
temâşâ: seyretme
temâşâgâh: seyir yeri
temâşâger: seyirci
temâyül: meyletme, eğilim
temâyülât: meyletmeler, eğilimler
temayüz: kendini gösterme
temazüc: kaynaşma
temcid: Allahın büyüklüğünü bildirme
temdid: devam ettirme
temdidâd: devamlar, uzatmalar
temeddüh: kendini övme
temeddühkârâne: kendini övercesine
temeddün: medenîleşme
temehhuz: bir şeyin safileşip olgunlaşması
temekkün: yerleşme
temelluk: yaltaklanma
temellukkârâne: yaltaklanırcasına
temellük: mal edinme, sahiplenme
temennâ: el selâmı
temennî: dileme, isteme
temerküz: merkezleşme
temerrüd: direnme
temessük: tutunma, yapışma
temessül: yansıma, görünme
temessülât: yansımalar
temevvüc: dalgalanma
temevvücât: dalgalanmalar
temevvücsâz: dalgalandıran
temeyyü: sıvılaşma, sulanma
temeyyüz: kendini gösterme
temhid: hazırlama, döşeme
temhir: mühürleme
têmin: edinme, güvenlik
têminât: güvence
temkin: ölçülü hareket
temlik: mülk edindirme
temme: bitti
temrin: alıştırma
temsil: misal verme
temsilât: temsiller
temsilî: temsile dair
temyiz: ayırma, seçme
temyizen: ayırarak, seçerek
temzic: kaynaştırma
tenâfür: karşılıklı nefret
tenaggum: nağme yapma
tenâhi: bitme, tükenme
tenâkus: eksilme
tenâkuz: çelişki
tenâkür: inkâr etme
tenâsi: unutma
tenâsüb: uygunluk
tenâsüh: ruhun bedenden bedene geçmesi, sapık bir inanç
tenâsühvârî: tenasüh gibi
tenâsül: türeme, üreme
tenâtüc: neticelenme
tenâum: nimetlenme
tenâvül: beslenme olayı
tenâzu: niza etme, çekişme
tenâzur: bakışma, simetri
tenbelkârâne: tembelce
tenbih: uyarma, nasihat
tenbihât: tenbihler, uyarmalar
tenebbüh: uyanış
tenebbüt: büyüme, yetişme
teneffür: nefret etme
teneffüs: soluk alma, dinlenme
tenevvü: çeşitlenme
tenevvüât: çeşitlenmeler
tenevvüm: uyuklama
tenevvür: nurlanma, parlama
tenezzüh: temizlik, gezinme
tenezzühgâh: gezinti yeri
tenezzül: isteyerek inme
tenezzülât: tenezzüller
tenezzülen: tenezzül ederek
tenfir: nefret ettirme
tenfiz: uygulama, etkileme
tenha: ıssız yer
tênis: ısındırma, okşama
tenkıs: noksanlaştırma
tenkid: eleştiri, değerlendirme
tenkidât: eleştiriler
tenkidkâr: eleştirici
tenkidkârâne: eleştirircesine
tenkil: tepeleme, sindirme
tenkir: belirsizleme, yadırgama
tenkirât: yadırgamalar
tenmiye: büyütme, yetiştirme
tenperver: rahatına düşkün, tembel
tensib: uygun görme
tensik: düzenli dizme
tentene: dantela, delikli örgü
tenvim: uyutma
tenvin: kelime sonunu "nun" ile bitiren işaret
tenvir: nurlandırma, aydınlatma
tenvirât: nurlandırmalar
tenzih: kusur kondurmama
tenzil: indirme
teradüf: eş anlamlılık
terahhum: merhamet etme
terahhumât: merhamet etmeler
terâhî: gevşeklik
terâkib: tamlamalar
terakki: ilerleme, yükselme
terakkivârî: terakki eder gibi
terakkiyât: ilerlemeler
teraküm: birikme
terâne: nağme
terâvih: oruç namazı
terbiye: eğitim, öğretim
terbiyegâh: terbiye yeri
terbiyegerde: terbiye eden
terbiyehane: terbiye evi
terbiyekârane: terbiye edercesine
terbiyename: terbiye yazısı
terbiyet: terbiye
terbiyevî: terbiye ile ilgili
terceman: tercüme eden
terceme: tercüme, çevirme
tercih: üstün tutma, seçme
tercihan: üstün tutarak, seçerek
tercihat: tercihler, seçmeler
tercüman: tercüme eden
tercüme: bir sözü bir dilden başka dile çevirme
terdâd: tekrar
tereccüh: üstün gelme
tereddi: gerileme, soysuzlaşma
tereddüd: kararsızlık
tereffu: yükselme
tereke: ölen kişinin bıraktıkları
terekküb: birleşme, karışma
terekküben: birleşmekle
terennüm: ötme, şarkı söyleme
terennümât: terennümler
teres: pezevenk
teressüb: süzülme, dibe inip birikme
teressüm: resimlenme
tereşşuh: sızıntı
tereşşuhât: sızıntılar, belirtiler
terettüb: sıralanma, gerekme
terfî: yükselme
terfîan: yükselerek
terfik: arkadaş etme
tergib: isteklendirme
tergibât: isteklendirmeler
terhib: korkutma
terhis: izin verme, salıverme
terhisât: terhisler
terim: özel anlamlı kelime
terk: bırakma, vazgeçme
terkib: birleştirme, tamlama
terkibât: terkibler, birleştirmeler
terkim: rakamlandırma
terör: yıldırma, korkutma
tersâne: gemi yapılan yer
tersib: tortulaştırma
tersim: resimleme
tersimât: resimlemeler
tertib: dizme, düzenleme
tertil: tane tane ve düşünerek okuma veya konuşma
tervic: revaç verme, değerini artırma, geçerli kılma
terzik: rızıklandırma
terzil: rezil etme
tesadüf: rast gelme
tesadüfî: tesadüfle ilgili, rast gele
tesadüm: çarpışma
tesâhub: sahiplenme
tesakutan: birbiri ardına düşerek
tesallüb: katılaşma
tesâmuh: hoş görme
tesânüd: dayanışma
tesavir: tasvirler
tesbih: "sübhanallah" demek
tesbihât: tesbihler, namazdan sonra okunanlar
tesbihhân: tesbih eden
tesbihî: tesbihle ilgili
tesbihkârâne: tesbih edercesine
tesbit: yerleştirme, görüp göstermek
tescil: sicile geçirme
teselli: avunma, avutma
tesellibahş: teselli bahşeden
tesellidar: teselli edici
tesellidârâne: teselli edercesine
tesellikâr: tesellici
tesellikârâne: teselli olurcasına
teselliyâtdârâne: teselli edercesine
tesellüm: verileni geri almak
teselsül: zincirleme, ard arda gelme
teselsülen: zincirleme olarak
tesemmüm: zehirlenme
tesettür: örtünme
tesêül: dilenme
teseyyüb: üşenme
tesfih: sefih görme, kıt akıllı sayma, eğlence düşkünü olarak tanıma
teshil: kolaylaştırma
teshilât: kolaylaştırmalar
teshîr: büyüleme, esir etme, emir altına alma
teshîrât: teshirler
tesid: kutlama
têsir: etki, iz bırakma
têsirât: tesirler, etkiler
têsis: kurma, kuruluş
teskin: sakinleştirme, yatıştırma
teslih: silahlandırma
teslim: tamamen verme
teslimat: teslimler, vermeler
teslimiyet: teslim olma
teslimkârâne: teslim olarak
teslis: Hıristiyanların üç ilâh inancı
teslisiyet: Hıristiyanların üç ilâha inanmaları
tesmim: zehirleme
tesmiye: isimlendirme, adlandırma
tesrî: hızlandırma
tesvi: genişletme, yayma
tesvid: müsvedde yazma
tesviye: düzleme, dengeleme
teşâbüh: birbirine benzeme, benzerlik
teşahhus: şahıslanma, belirme
teşahhusat: teşahhuslar
teşâub: şube şube olma
teşâur: şairlik taslama
teşbih: benzetme
teşbihât: benzetmeler
teşbihperest: benzetme düşkünü
teşcî: şecaatlandırma, cesaret verme
teşdid: şiddetlendirme
teşebbüh: benzeme
teşebbüs: bir işe girişme
teşebbüskârâne: işe girişircesine
teşeddüt: şiddetlenme
teşeffi: intikam alma, kalbi buz gibi olma
teşehhi: iştahla isteme
teşehhüd: şehadet getirme, namazda oturma
teşekki: şikayet etme
teşekkiyat: şikayet etmeler
teşekkük: kuşkulanma
teşekkül: şekillenme, oluşma
teşekkülât: şekillenmeler, oluşmalar
teşekkür: şükretme
teşekkürât: teşekkürler
teşekkürnâme: teşekkür yazısı
teşerrüb: içme
teşerrüf: şereflenme
teşettüt: dağınıklık, çatallaşma
teşêüm: kötüye yorma
teşevvüş: karışıklık, bulanıklık
teşevvüşât: bulanıklıklar
teşeyyû: şiîleşen
teşhir: serme, gösterme
teşhirgâh: sergi yeri
teşhis: şahıslandırma, tanıma
teşkik: kuşkulandırma
teşkikât: kuşkulandırmalar
teşkil: biçimlendirme, oluşturma
teşkilât: teşkiller, örgüt
teşmil: genelleştirme, kaplama
teşmiyet: aksırana dua etmek
teşne: susamış, pek istekli
teşniat: ayıplamalar, çirkin bulmalar
teşrî: kanun yapma
teşrif: şereflendirme
teşrifat: şereflendirmeler
teşrih: açma, açıklama
teşrihat: açıklamalar
teşriî: şeriatla ilgili
teşrik: ortak etme
teşrikimesâî: iş birliği
Teşrînievvel: Ekim ayı
Teşrînisani: Kasım ayı
teşt: büyük su kabı
teşvik: isteklendirme
teşvikhat: isteklendirmeler
teşvikkârâne: isteklendirircesine
teşviş: karıştırma, bulandırma
teşyî: uğurlama, yolcu etme
teşyid: sağlamlaştırma
tetâbuk: uygunluk
tetâbukât: uygunluklar
tetahhur: temizlenmiş olma
tetâvül: uzama
tetebbû: araştırma, inceleme
tetebbuât: araştırıp incelemeler
tetimmât: tamamlayan ekler
tetimme: tamamlama, tamamlayan ek
tevâbî: bağlı olanlar, uyanlar
tevâfuk: uygunluk
tevâfukât: uygunluklar
tevaggul: çokca meşgul olma
tevahhud: teklik, birlik
tevahhuş: korkma, ürkme
tevaif: taifeler, guruplar
tevâkki: çekinme, korunma
tevakkuf: durma, duraklama
tevâli: uzama, devam
tevârih: tarihler
tevârüs: miras intikali
tevâtür: yalan söylemez kimselerin ittifakla verdikleri kuvvetli haber
tevâzu: alçakgönüllülük, isteyerek mertebesinin altında görünme
tevâzukârâne: tevazu edercesine
tevâzün: dengelilik, tartılılık
tevbe: günahı için af dileyip bir daha işlememeye niyetlenme
tevbegâh: tevbe yeri
tevbekâr: tevbe eden
tevbih: azarlama
tevcih: yöneltme
tevcihât: yöneltmeler
tevdî: bırakma, emanet verme
teveccüh: yönelme, ilgi gösterme
teveddüd: kendini sevdirme
teveddüdât: kendini sevdirmeler
tevehhüm: kuruntu etme
tevehhümkârâne: kuruntu edercesine
tevehhün: gevşeme
tevekkelnâalallah: Allaha tevekkül ettik
tevekkeltüalallah: Allaha tevekkül ettim
tevekkül: vekil etme, gerekeni yaptıktan sonra neticeyi Allaha bırakma
tevekkülvârî: tevekkül ederek
tevellüd: doğum, doğma
tevellüdât: doğumlar, doğmalar
tevêm: ikiz
tevessü: genişleme, yayılma
tevessül: başvurma, sarılma
tevessüm: iyice anlatma
tevesvüs: vesvese etme
tevfîk: insan iradesiyle ilâhî iradenin birbirine uygunluğu
tevfîkan: uymakla
tevfiz: işi başkasına bırakma
tevhid: birleme, Allahın birliğine inanma
tevhidî: tevhidle ilgili
tevhidkârâne: birleyerek
tevhîş: ürkütme, korkutma
têvil: sözü çevirme, ayrı mânâ verme
têvilât: teviller
tevkif: alıkoyma, durdurma
tevkifhane: hapishane, tutukevi
tevkifname: tutuklama yazısı
tevkil: vekil tayin etme
tevlid: doğurma, ürün verme
Tevrat: Musa aleyhisselâma inen ilâhî kitap
tevsî: genişletme
tevsik: belgeleme
tevsim: adlandırma, mühürleme
tevsit: birini araya koyma
Tevvab: tevbeyi kabul eden, Allah
tevzî: dağıtma, paylaştırma
tevziat: tevziler, dağıtmalar
tevzin: dengeleme
tevziniyet: dengelilik
teyakkun: tam bilme
teyakkuz: uyanıklık
teyemmüm: su yoksa toprakla temizlenme
teyemmün: uğur sayma
têyid: destekleme, kuvvetlendirme
têyiden: desteklemekle
tezâd: zıtlık, aykırılık
tezâdî: tezatla ilgili
tezâhüm: sıkışma, yığılma
tezâhür: belirme, görünme
tezâhürât: görünmeler, gösterişler
tezâuf: kat kat oluş
tezâyüd: ziyadeleşme, artma
tezebzüb: kararsızlık
tezehhüd: dünyadan elini eteğini çeker görünme
tezekki: manen temizlenme
tezekkür: zikretme, anma
tezellül: zillete düşme, alçalma
tezelzül: sarsılma
tezevvüc: evlenme
tezevvücât: evlenmeler
tezeyyüd: çoğalma
tezeyyün: zinetlenme, süslenme
tezgâh: dokuma aleti, işyeri
tezhib: yaldızlama, süsleme
tezkâr: anma, zikretme
tezkere: pusula, izin belgesi
tezkir: hatırlatma
tezkire: hatırlatma yazısı, not
tezkiye: temize çıkarma
tezlil: zillete düşürme, aşağılama
teznib: ek, ilave
tezvic: evlendirme
tezvir: söze yalan karıştırma
tezvirât: söze yalan karıştırmalar
tezyid: arttırma
tezyif: çürütme, küçük düşürme
tezyifât: çürütmeler, küçük düşürmeler
tezyifkârâne: küçük düşürürcesine
tezyin: süsleme
tezyinât: süsler, süslemeler
tıbb: tıp, doktorluk
tıfl: tıfıl, çocuk
tılsım: gizli sır, şifre
tımar: bakım, hizmet
tıynet: huy, yaradılış
tibyan: beyan etme, açıklama
ticâret: alım satım işi
ticâretgâh: alım satım yeri
Tiflis: Gürcistanda bir şehir
tilâvet: okuma
tilka: yön, taraf
tilmiz: öğrenci
timsâl: sembol, model
tîn: incir
tinnîn: büyük yılan
tinnîneyn: iki büyük yılan
tip: örnek, nümune
tiryak: tesirli ilaç, panzehir
tiryaki: alışmış, tutkun
tiryakmisal: tiryak gibi
tisâ: dokuz
töhmet: birine isnat edilen suç
traj: baskı sayısı, tiraj
tûbâ: güzellik, cennet ağacı
tûfân: şiddetli yağmur, büyük su baskını
tufeylâne: asalakça
tufeylî: asalak
tufûliyyet: çocukluk
tuğra: padişaha has mühür, damga
tuğyan: azgınlık, sapkınlık
tuhfe: yeni şey, armağan
tuhr: temizlik, paklık
tûl: uzunluk, meridyen
tûlâ: çok uzun
tûliemel: bitmeyen istek
tullâb: talebeler
tulû: doğma, doğuş
tulûât: doğuşlar, kalbe doğan mânâlar
tuluk: deriden yapılmış su kabı
tulumba: su basma aleti
tûr: dağ
turâb: toprak
turâbî: toprakla ilgili
turra: tuğra, padişah imzası
turûk: tarikler, yollar, usuller
tûti: papağan
tuvâ: övülmüş
tuvan: güç, kuvvet
tuyûr: kuşlar
tüflî: posa
tünelvârî: tünel gibi
türbe: mezar
türbedâr: türbe bekleyen
|