|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlı Camileri A-Z
S
Saburhane Camii
Selimiye Camii
Seyit Mehmet Ağa Camii
Sinan Paşa Camii
Sinan Paşa Camii, Prizren
Sofya Büyük Camii
Sokollu Mehmed Paşa Külliyesi (Kadırga)
Sokollu Mehmet Paşa Camii (Azapkapı)
Sokullu Mehmet Paşa Camii (Büyükçekmece)
Sultan Ahmet Camii
Sultan Mustafa Camii
Süleymaniye Camii
Saburhane Camii
Saburhane Camii, Muğla'nın Saburhane semtinde bulunan Osmanlı dönemine ait eser
Camiden daha çok mescid özellikleri taşıyan eser, 1829 yılında burada bulunan Saburhane Dergâhı'nın yerine Hacı Osman Ağa tarafından inşa edilmiştir 1863 yılında ise Hacı Zorbaz Mehmet Ağa tarafından yapının ilk aslı yıktırılarak yerine bugünkü küçük camii yaptırılmıştır
Selimiye Camii
Selimiye Camii Edirne'de bulunan, Osmanlı padişahı II Selim'in Mimar Sinan'a yaptırdığı camidir Sinan'ın 90 (bazı kitaplarda 80 olarak geçer) yaşında yaptığı ve "en iyi eserim" dediği Selimiye Camii gerek Mimar Sinan'ın gerek Osmanlı mimarisinin en önemli yapıtlarından biridir
Caminin kapısındaki kitabeye göre yapımına 1568 (Hicri:976) yılında başlanmıştır Caminin 27 Kasım 1574 Cuma günü açılması planlanmışsa da ancak II Selim'in ölümünün ardından 14 Mart 1575'te ibadete açılmıştır
Mülkiyeti Sultan Selim Vakfında’dır Bugün şehrin merkezinde bulunan caminin yapıldığı alanda inşasına Süleyman Çelebi döneminde başlanan, sonradan Yıldırım Bayezid'in geliştirdiği Edirne'nin ilk sarayı (Saray-ı elik) ve Baltacı Muhafızları haremi bulunmaktaydı Bu alandan “Sarıbayır” veya “Kavak Meydanı” diye bahsedilir
Neden Edirne?
Sultan’ın caminin yapılacağı şehir olarak neden Edirne'yi seçtiği kesin olarak bilinmemektedir Evliya Çelebi Seyahatname adlı eserinde padişahın rüyasında İslam peygamberi Muhammed'i gördüğünü ve onun kendisinden Kıbrıs'ın fethi anısına bir cami yaptırmasını istediğini yazmıştır [6] Ancak Kıbrıs'ın caminin yapımına başlanmasından üç yıl sonra 1571'de fethedildiği bilindiğinden bu iddianın doğruluk payı olamaz Bu konudaki daha gerçekçi yorumlarda ise o dönemde İstanbul'da yeni bir büyük camiye ihtiyaç duyulmadığı, Edirne'nin Rumeli'deki Osmanlı egemenliğinin merkezi konumunda olduğu ve Selim'in gençlik yıllarından beri şehre ayrı sevgi beslediğine dikkat çekilir
Çıraklığımı İstanbul'daki Şehzade Camii'nde yaptım Kalfalığımı da Süleymaniye Camii'nde tamamladım Fakat bütün gücümü bu Sultan Selim Han Camii'nde sarf edip ustalığımı ayân ve beyân ettim (Mimar Sinan)
Kubbe
Bir tepe üzerinde bulunan Selimiye'de daha önceki hiçbir camide, ya da antik çağ mabedinde görülmemiş bir teknik kullanılmıştır Daha önceki kubbeli yapılarda, asıl kubbe kademeli yarım kubbelerin üzerinde yükselmesine rağmen, Selimiye Camii 43,25 metre yüksekliğinde, 31,25 metre çapında, tek bir lebi ile örtülmüştür Kubbe 8 sütuna dayanan bir kasnak üzerine oturtulmuştur Kasnak, filayaklarına 6 metre genişliğinde kemerlerle bağlıdır Sinan, bu şekilde örttüğü iç mekana verdiği genişlik ve ferahlıkla birlikte mekanın bir kerede kolayca anlaşılmasını sağlar Kubbe aynı zamanda camiinin dış görünüşünün ana hatlarını da belirler
Minareler
Caminin dört köşesinde bulunan her biri üç şerefeli 380 santimetre çapındaki minareler 70,89 metre yüksekliğindedir Minarelerin alem dahil yükseklikleri bazı kaynaklara göre 84, bazılarına göreyse 85 metredir Cümle kapısının iki yakınındaki minarelerin şerefelerine üç ayrı atılır çıkılır Diğer iki minare tek merdivenlidir Öndeki iki minarenin taş oymaları çukur, ortadaki minarelerin oymaları ise kabarıktır Minarelerin kubbeye yakın olması, camiyi göğe doğru uzanıyormuş gibi gösterir Bu caminin en büyük özelliği Edirne'nin her tarafından görülmesidir
İç Süslemeler
Caminin mermer, çini ve hat işçilikleri de önemlidir Yapının içi İznik çinileriyle süslüdür Büyük kubbenin tam altındaki hünkar mahfili, 12 mermer sütunludur ve 2 metre yüksekliktedir Çinilerin bir kısmı 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşında, Rus generali Mihail Skobelev tarafından sökülerek Moskova'ya götürülmüştür
Avlu
Yapının, kuzeye, güneye ve avluya açılan 3 kapısı vardır İç avlu, revaklar ve kubbelerle süslüdür Avlunun ortasında mermerden özenle işlenmiş bir şadırvan vardır Dış avluda ise sıbyan mektebi, darül kurra, darül hadis, medrese ve imaret bulunmaktadır Sıbyan mektebi günümüzde çocuk kütüphanesi, medrese ise müze olarak kullanılmaktadır Geçmişte cami meşalelerle aydınlatılmakta idi Meşalelerden çıkan is, hava akımı oluşturmak üzere özel olarak yapılan bir delikten dışarı çıkmaktaydı
“Ters Lale” motifi
Caminin müezzin mahfilinin mermer ayaklarından birinin altında ters bir lale motifi bulunmaktadır Rivayete göre, caminin yapılacağı arsa üzerinde bir lale bahçesi bulunmaktaydı Bu arsanın sahibi, başlarda arsasının satılmasını istememiştir En sonunda, Mimar Sinan'dan camide bir lale motifi olmasını isteyerek arsasını satmıştır Mimar Sinan da lale motifini ters olarak yapmıştır Lale motifi bu arsada bir lale bahçesi olduğunu, ters olması ise sahibinin tersliğini temsil etmektedir
Dünya Mirası Listesi
28 Haziran 2011 Salı Günü, Paris’te yapılan UNESCO Dünya Mirası Komitesi toplantısında Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi’nin Dünya Mirası Listesi’ne adaylığını değerlendirdi ve komite oybirliğiyle Selimiye Camii ve Külliyesi'nin Dünya Mirası Listesine girmesine karar verdi
Böylelikle Drina Köprüsünden sonra bir Osmanlı eseri daha Dünya Mirası Listesi’ne girmiş oldu
Seyit Mehmet Ağa Camii
Seyit Mehmet Ağa Camii, Kıbrıs'ın Lapta köyünde bulunan bir cami 17 yüzyıl ortalarında, Osmanlı döneminde inşa edilmiştir Kesme taştan inşa edilen camiin birkaç kemeri bulunmaktadır 1960'lar ve 1970'lerde yaşanan çatışmalarda zarar gören camiin minaresi tamamen yıkılmıştır Bu nedenle 1976 yılında yeni bir minare yapılmıştır
Sinan Paşa Camii
Sinan Paşa Camisi İstanbul'un Beşiktaş ilçesinde yer alan Mimar Sinan tarafından inşa edilmiş bir Osmanlı camisidir İlçenin merkezinde yer alan Sinanpaşa mahallesine adını vermiştir
Cami Beşiktaş İskelesi karşısında yer alır 1550-1553 yılları arasında Osmanlı Donanması'nın Kaptan-ı Deryası olan Sinan Paşa tarafından yaptırılmıştır Sinan Paşa 1553 yılında öldüğünde cami inşa halinde bulunmaktaydı O yüzden Sinan Paşa Üsküdar'daki Mihrimah Sultan Camisi'ne gömüldü Cami ise 1555 yılında tamamlandı
Mimar Sinan'ın eseri olan bu cami dikdörtgen bir plan üzerine oturtulmuştur Merkezi kubbe kemerlerle altı köşeli bir şekilde sütunlara dayandırılmış olup iki yanda ikişer kubbe bulunur Kurulduğundan bu yana çeşitli tarihlerde onarım görmüştür Mabedin son cemaat yerini medrese çevreler Tek minareli olan caminin Hünkar mahfili yıkılmıştır Caminin şadırvanının üstü havuzdaki suyun kirlenmemesi için mermer eteklikle kapatılmıştır Mermer eteklik ve sütun başlıkları 16 yüzyıl Osmanlı işçiliğinin en güzel örneklerinden biridir Günümüzde hala tarihi yapısını korunmaktadır
Sinan Paşa Camii, Prizren
Sinan Paşa Camii, MS 1615 (hicrî 1024) yılında Kosova’da bulunan Osmanlı-Türk eserleri içinde en ünlülerinden biridir Sinan Paşa tarafından yaptırılmıştır Bu kayıt, cami içinde de mevcuttur
Prizren şehrinin merkezinde yer almaktadır Sinan Paşa Camii, Evkaf Kuyud-ı Kadimesi 757 Defterleri’nin 15-24 sayfalarında, Sofi Sinan Paşa Camii adıyla kaydedilmiştir Müellif aynı sicilin 17 sayfasında bu camiyi sadece Sinan Paşa Camii olarak da geçtiğini bildirmektedir
Kimi kaynaklarda caminin yapımında Aziz Arhancel Manastırı taşlarının kullanıldığı iddiasına rastlanmaktadır O zamanda Prizren’de Rus Başkonsolosu olan Ivan Yastrebov, yayınlamış olduğu eserinde, bu olayı izah ediyor: Prizren yakınlığında bulunan Aziz Arhancel Manastırı bakımsızlık yüzünden harap ve daha sonra kendiliğinden yıkılmış olabileceğine dikkat çekiyor Öyle ki Osmanlıların bu topraklara geldiğinde yıkılmış ve harap olmuş manastır taşlarını kullanıp bu camiyi yaptırmamışlar Eserin devamında Yastrebov, manastırın Osmanlılar tarafından yıktırılmadığına da işaret etmektedir
Sinan Paşa
Caminin kurucusu olan Sinan Paşa, ilk önce İstanbul’da ağa, daha sonra sekbanbaşı olarak 1590 yılında 15 ay kadar Budin, 1594/95’te Kars, 1595/96’da Erzurum, 1596/97’de Eğri, 1600/1’de Bosna Beylerbeyliği’nde bulunmuştur
Sinan Paşa Camii, Prizren’in çarşı muhiti Şadırvan meydanının hemen yanında yer almaktadır 2008 yılıyla beraber TİKA başkanlığında onarıma alınmıştır
Sofya Büyük Camii
Sofya Büyük Camii Bulgaristan'ın başkenti Sofya’da bulunur Bu camiinin asıl adı Koca Mahmut Paşa Camii’dir Bu caminin inşası vezir Mahmut Paşa döneminde 1451 yılında başlanmış ancak paşanın ölümünden 20 yıl sonra 1494 yılında bitmiştir
Camii yapısı içerinde medrese, su sarnıcı ve çeşme bulunmaktadır Caminin bulunduğu mahalleye halk arasında Büyük Camii mahallesi denilmekteymiş
Osmanlı Rus savaşı 1877 – 1878 yıllarında camii hastaneye dönüştürülmüştür Daha sonraki yıllarda camii kütüphane olarak kullanılmış ve 1892 yılından günümüze kadar da Sofya Arkeoloji Müzesi olarak kullanılmaktadır
Sokollu Mehmed Paşa Külliyesi (Kadırga)
Sokollu Mehmet Paşa Külliyesi, Mimar Sinan'ın İstanbul Kadırga'da Şehit Mehmet Paşa yokuşunda bulunan ve cami ile külliyeden oluşan bir eseri Sinan'ın en güzel eserlerinden biri sayılır Üç padişaha sadrazamlık yapan Sırp asıllı Sokollu Mehmet Paşa adına 1571'de karısı tarafından yaptırılmıştır
Dik yokuşlardan oluşan sokakların arasında kurulan külliye, bu güçlükten plan olarak da yararlanmış, üç sokaktan ve üç farklı kottan girilen külliyenin avlusuna merdivenlerle ulaşılarak pek sık rastlanmayan bir zenginlik yaratılmıştır Avluda mermer bir şadırvan yer alır Çevresinde medresenin bölümleri bulunur Camide, İznik çinileri ve orijinal kalem işleri de bulunmaktadır
Sultanahmet Camii ile Küçük Ayasofya Camii arasındaki Kadırga yokuşunda 2 metrelik duvarla çevrili bir alanda yapılmış olan caminin banisi Sokollu Mehmet Paşa, mimarı Mimar Sinan'dır Eğimli bir arazide, tek minareli, tek kubbelidir Sokollu Mehmet Paşa'nın İstanbul'da iki yerde kendi adını taşıyan camilerden biridir Öteki cami, Azapkapı'daki Sokollu Mehmet Paşa Camii'dir
Sultanahmet Camii önündeki At Meydanı'ndan Kadırga'ya inen Şehit Mehmet Paşa yokuşu üzerindedir Aynı yokuşun sonunda Küçükayasofya Camii bulunmaktadır Üç dış kapıdan mermer taşlı avluya girilir Avlunun ortasında kubbeli bir şadırvan ve etrafında medrese odaları bulunmaktadır Son cemaat yeri platformu sağlı sollu uzanır ve ortada caminin orta büyüklükteki giriş kapısından camiye girilir Mihrap çevresinde insan boyundan büyük iki mum ve mihrap üzerinde hat sanatlı çini süsleme boydan boya kaplıdır Caminin ses ve aydınlatma sistemi her Sinan camiindeki gibi mükemmeldir Giriş sahını sağ ve soldan ikinci kata çıkar Bu caminin mihrap, minber, kubbe bölümlerinde Hacerülesved parçaları gömülüdür
Caminin kuzeyinde şerefe kısmından üstü yıkılmış eski bir tuğla minare vardır Sultanahmet tarafındaki avlu kapısından ve bu kapının karşı tarafındaki kapı ile kıbleye bakan merdivenli kapıdan girildiğinde üç kapıdan da medrese revakından geçerek avluya girilir İlk iki kapı girişinde mezarlıklar vardır
Sokollu Mehmet Paşa Camii (Azapkapı)
Sokollu Mehmet Paşa Camii İstanbul'da Unkapanı köprüsünün Galata ayağının dibinde, Azapkapı semtinde yer alan camidir Mimar Sinan tarafından 1578'de Sokollu Mehmet Paşa adına yapılmıştır Selimiye Camii stilinde yapılmış olan caminin altı mahzendir Denize yakın camiler içinde sağlam temellidir Giriş kapısı köprü tarafında olup caddeden gelinen bir patikadan dönülerek girilir
Camilerde alışılmışın aksine tek minaresi solda yer almaktadır Bunun nedeni denize fazla yakın olmasıdır Avlusu yoktur Son cemaat yerine iki yönden merdivenlerle çıkılır Dikdörtgen planlı caminin mihrabı çıkıktır Ana kubbe, sekiz kemere dayanır Yan sofaları revaklı kat oluşturmaktadır Kubbe u biçiminde koridorla çevrelenmiştir Mihrap önü bölümü dışa taşırılmış ve üzeri yarım kubbeyle kapatılmıştır Merkezi kubbeyi taşıyan 8 destek dışa yansıtılmış ve üzerleri kubbeyle kapatılmıştır İç mekanda çini uygulamaları görülür 1807 yangınında zarar görmesi ve minaresinin kısmen yıkılması nedeniyle kürsü kısmından itibaren yeniden inşa edilmiştir Balkan ve 1 dünya savaslarından kısa bir süre önce cami bir onarımdan gecirilmiş,ancak savas nedeniyle onarıma ara verilerek cami uzun yıllar harabe halinde kalmıştır Camii ancak 1938 e dogru yapılan büyük çaplı bir onarım ile 1941 de tekrar ibadete acılmıştır Kapılardan birini üstünde bulunan caminin esas kitabesi kırıldıgı için yine 1941 de eski kalıbına göre kamil akdik tarafından yeniden yazılmıştır Kubbenin çevresinde destek kuleleri ve sırayla biri büyük, biri küçük sekiz yarım kubbe bulunur 
Sokullu Mehmet Paşa Camii (Büyükçekmece)
Sokullu Mehmet Paşa Camii, İstanbul ilinin Büyükçekmece ilçesinde bulunan Osmanlı Dönemi'ne ait tarihi mescid Sokollu Mescidi olarak da bilinir
1567 yılında Sokullu Mehmet Paşa tarafından Mimar Sinan'a yaptırılmıştır Ahşap olan cemaat yeri sonradan yapılan ilavelerle değiştirilmiştir
En önemli özelliği dünyada sadece bir eşinin daha bulunduğu minaresidir Minare yekpare taştan oyularak yapılmış olup bu tip minare bir de Mısır'da bulunmaktadır
Caminin karşısında Kurşunlu Han, yanıbaşında ise Kanuni Sultan Süleyman Çeşmesi yer alır Her üçü de Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü'nün başındaki turistik alanda bulunur
Sultan Ahmet Camii
Sultan Ahmet Camii, 1609-1616 yılları arasında sultan I Ahmet tarafından İstanbul'daki tarihî yarımadada, Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa'ya yaptırılmıştır Cami Mavi, yeşil ve beyaz renkli İznik çinileriyle bezendiği için ve yarım kubbeleri ve büyük kubbesinin içi de gene mavi ağırlıklı kalem işleri ile süslendiği için Avrupalılarca "Mavi Cami (Blue Mosque)" olarak adlandırılır Ayasofya'nın 1934 yılında camiden müzeye dönüştürülmesiyle, İstanbul'un ana camii konumuna ulaşmıştır
Aslında Sultan Ahmet Camii külliyesiyle birlikte, İstanbul’daki en büyük yapı komplekslerinden biridir Bu külliye bir cami, medreseler, hünkar kasrı, arasta, dükkânlar, hamam, çeşme, sebiller, türbe, darüşşifa, sıbyan mektebi, imarethane ve kiralık odalardan oluşmaktadır Bu yapıların bir kısmı günümüze ulaşamamıştır
Yapının mimari ve sanatsal açıdan dikkate sayan en önemli yanı, 20 000'i aşkın İznik çinisiyle bezenmesidir Bu çinilerin süslemelerinde sarı ve mavi tonlardaki geleneksel bitki motifleri kullanılmış, yapıyı sadece bir ibadethane olmaktan öteye taşımıştır Caminin ibadethane bölümü 64 x 72 metre boyutlarındadır 43 metre yüksekliğindeki merkezi kubbesinin çapı 23,5 metredir Caminin içi 200'den fazla renkli cam ile aydınlatılmıştır Yazıları Diyarbakırlı Seyyid Kasım Gubarî tarafından yazılmıştır Çevresindeki yapılarla birlikte bir külliye oluşturur ve Sultanahmet, Türkiye'nin altı minareli ilk camiidir
Mimari
Sultanahmet camiinin tasarımı Osmanlı cami mimarisi ile Bizans kilise mimarisinin 200 yıllık sentezinin zirvesini oluşturur Komşusu olan Ayasofya'dan bazı Bizans esintileri içermesinin yanı sıra geleneksel İslami mimari de ağır basar ve klasik dönemin son büyük camisi olarak görülür Caminin mimarı, büyük usta Mimar Sedefkar Mehmet Ağa'nın "boyutta büyüklük, heybet ve ihtişam" fikirlerini yansıtmada başarılı olmuştur
Dış
Köşe kubbelerin üstündeki küçük kulelerin eklenmesi dışında, geniş ön avlunun cephesi Süleymaniye Camii'nin cephesiyle aynı tarzda yapılmıştır Avlu neredeyse caminin kendisi kadar geniştir ve kesintisiz bir kemeraltıyla çevrilmiştir Her iki tarafında abdesthaneler vardır Ortadaki büyük altıgen fıskiye avlunun boyutları göz önüne alındığında küçük kalır Avluya doğru açılan dar anıtsal geçit kemeraltından mimari olarak farklı durur Yarı kubbesi kendinden daha küçük çıkıntılı bir kubbe ile taçlandırılmış ve ince sarkıt bir yapıya sahiptir
İç
Her katında alçak düzeyde olmak üzere, caminin içi İznik'te 50 farklı lale deseninden üretilmiş 20 binden fazla çini ile bezenmiştir Alt seviyelerdeki çiniler gelenekselken, galerideki çinilerin desenleri çiçekler, meyveler ve servilerle gösterişli ve ihtişamlıdır 20 binden fazla çini İznik'te çini ustası Kasap Hacı ve Kapadokyalı Barış Efendi'nin yönetiminde üretilmiştir Her çini başına ödenecek tutar sultanın emriyle düzenlense de çini fiyatı zamanla artmış, bunun sonucunda kullanılan çinilerin kalitesi zamanla azalmıştır Renkleri solmuş ve cilaları sönükleşmiştir Arka balkon duvarındaki çiniler 1574'teki yangında zarar gören Topkapı Sarayı'nın hareminden geri dönüştürülen çinilerdir
Sultan Ahmet Camii'nin kubbe ve tavan işlemeleri Sultan Ahmet Camii, 1985 yılında İstanbul Tarihî Alanları (Zones historiques d'Istanbul) adıyla UNESCO Dünya Mirasları listesine eklenen alanın bir parçasıdır
İç kısmın daha yükseklerine mavi boya hakimdir, fakat düşük kalitelidir 200'den fazla karışık leke desenli cam doğal ışığı geçirir, bugün avizelerle desteklenmişlerdir Avizelerde devekuşu yumurtası kullanımının örümcekleri uzak tuttuğunun keşfedilmesi örümcek ağlarının oluşumunu engellemiştir Kuran'dan sözler içeren hat dekorasyonlarının çoğu zamanın en büyük hat sanatçısı Seyid Kasım Gubari tarafından yapılmıştır Yerler yardımsever insanlarca eskidikçe yenilenen halılarla kaplıdır Pek çok büyük pencere geniş ve ferah bir ortam hissi vermektedir Zemin kattaki açılır pencereler "opus sectile" adı verilen bir döşeme şekliyle dekore edilmiştir Her kavisli bölüm bazıları ışık geçirmeyen 5 pencereye sahiptir Her yarı kubbe 14 pencereye ve merkez kubbe 4'ü kör olmak üzere 28 pencereye sahiptir Pencereler için renkli camlar Venedik sinyorundan sultana hediyedir Bu renkli camların çoğu bugun sanatsal değeri olmayan modern versiyonlarıyla değiştirilmiştir
Caminin içindeki en önemli unsur ince işçilikle oyulmuş ve yontulmuş mermerden yapılma mihraptır Bitişik duvarlar seramik çinilerle kaplanmıştır Gakat çevresindeki çok sayıda pencere onu daha az ihtişamlı gösterir Mihrabın sağında zengin dekore edilmiş minber bulunur Cami en kalabalık halinde dahi olsa herkesin imamı duyabileceği şekilde tasarlanmıştır Sultan mahfili güneydoğu köşesindedir Bir platform, iki küçük dinlenme odası ve sundurmadan oluşur ve padişahın güneydoğu üst galerideki locasına geçişi bulunur Bu dinlenme odaları 1826'da yeniçerilerin ayaklanması sırasında veziriazamın yönetim merkezi oldu Hünkar Mahfili 10 adet mermer sütunla desteklenmiştir Zümrüt, gül ve yaldızlarla süslenmiş ve yaldızlarla 100 adet Kuran işlenmiş kendi mihrabı vardır
Caminin içindeki birçok lamba zamanında altın ve diğer değerli taşlarla ve de içinde devekuşu yumurtası ya da kristal toplar bulunabilecek cam kaselerle kaplıydı Bu dekorların tümü ya kaldırıldı ya da yağmalandı
Duvarlardaki büyük tabletlerde halifelerin isimleri ve kurandan parçalar yazılıdır Bunları orijinal haliyle 17 yüzyılın büyük hat sanatçısı Diyarbakırlı Kasım Gubarım yapmıştır, fakat yakın zamanda restore edilmek için kaldırılmışlardır
Minareler
Sultanahmet camii Türkiye'de 6 minaresi olan 3 camiden biridir Diğer 2 tanesi ise Adana'daki Sabancı Camii ve Mersin'deki Muğdat Camii'dir Minarelerin sayısı ortaya çıkınca sultan küstahlıkla suçlanmıştır çünkü o zamanlarda, Mekke'deki Kâbe'de de 6 minare bulunmaktadır Sultan bu problemi Mekkede olan (Mescidi Haram) camiye yedinci minareyi yaptırarak çözer 4 minare caminin köşelerindedir Kalem şeklindeki bu minarelerin her birinin 3 şerefesi vardır Ön avludaki diğer iki minare ise ikişer şerefelidir
Yakın zamana kadar müezzin günde 5 kere dar sarmal merdivenleri çıkmak zorunda kalıyordu, bugün ise toplu dağıtım sistemi uygulanıyor ve diğer camilerce de yankılanan ezan şehrin eski bölümlerinde de duyuluyor Türklerin ve turistlerin oluşturduğu kalabalık günbatımı vaktinde, güneş batarken ve cami renkli projektörlerle parlak bir şekilde aydınlatılmaya başlarken parkta toplanıp yüzünü camiye vererek akşam ezanını dinliyorlar
Cami inşa edildiği dönemlerde uzunca bir süre cuma günleri Topkapı Sarayı'ndakilerin ibadetlerini gerçekleştirdiği mekân olmuştur
Sultan Mustafa Camii
İskele Camii de denilen mabet III Mustafa tarafından 1760’da yaptırılmıştır Yıllar sonra harap olmuş, 1858’de Abdülmecit, kagir olarak yeniden inşa ettirmiştir Yanında bir de Sübyan Mektebi olduğu biliniyorsa da artık yoktur
|