07-30-2007
|
#1
|
|
suskun
|
Suskunum!
_on iki ay gece - on iki ay hüzün - on iki ay hazan - aylardır yoksun_
telaş içerisinde gittim istasyona nefesim kesilmiş yetişmeye çalışırken çalan düdüğün varış mı, ayrılış mı olduğunu ayırt edememişim
gitmişsin 
belki de hiç gelmedin
içerimi taşlamış,
gözlerimi kanlamışlar 
dudağımda lisanı yabancı bir tutam hece 
yüreğim aceleci,
ellerim titrek,
anladım ki; dakikalar yıllara belenecek  yetişemedim 
bakakaldım sadece dumanına vardığım trenin ardından tren yoluna izmaritini atmışsın nefesin istasyona belenmiş bekçiyi görmeksizin, yok saymışım güvenlik duvarını inmişim rayların üzerine, izmariti almış, kibriti işe karıştırmadan içime çekmişim seni  bana bir tütün kadarmış nefesin
gitmişsin  
beni beklemeden 
ciğerlerimde soluk tükenmiş,
yangın yeriymiş yokluğun,
derdi çok, dermanı yokmuş ateşinin 
sesim kısıkmış,
tenim yaşlanmış,
anladım ki; mevsimden bahar eksilecek 
bir adam girmiş yokluğunda düşünceme kaçsam yine aldırmaksızın yetişemediğime, tutmaya yeter mi takatim uzanan eli? kessem iplerini acıların, azat etsem sensizliğin ağrılarını 
beceremem,
sen değilsin 
ahhh! sen yok musun!_________!yoksun!
sensizlik sebep sessizliğime,
kederli,
harap,
viran bi şehrim 
sakın uzanma elinle yokluğuna
koşacak takatim kalmadı aldanışlara 
dönmüşüm geri, bir daha arkama bakmaksızın acaba gelir mi diyerek düş kurmaksızın kaçıncı hazan bu, kaçıncı 
ahhh! sen yok musun!_________!yoksun!
böyle değildim yollar önce,
böyle değildim düşümde,
ne var ki götürdü seni raylar aylar önce 
kedidilin(m), suskunun(m), gece vurmuş on ikiyi, uykusunda kül kedin(yüreğim)
|
|
|
|