Prof. Dr. Sinsi
|
Gerçekçiliğin Türleri
Yapıt ve yaratılarıyla bu inancı yaymaya, kökleştirmeye çalışan sanatçılar kimler olmuştur? Bu soruyu yanıtlama bu yazının amaçları dışında kalır Ancak toplumcu gerçekçiliğin içinde tümüyle yer almasalar bile, kimi yapıtlarıyla bu akı mın içeriğine ve özelliklerine yaklaşmış adlardan da kimilerini sıralayalım: Romain Rolland (1866-1944: Kurtlar, Danton, Beethoven'in Hayatı), Thomas Mann (1875-1955: Buddenbrcok'lar, Büyülü Dağ, Dr Faustus, Değişen Kafalar, Yusuf ve Kardeş leri  ), Theodore Dreiser (1871-1945: Dahi, Amerikan Tragedyası  ) Sinclair Le-wis (1885-1951: Ana Cadde, Bizim Mr Wrenn, Suçsuzlar, İş, Babbitt, Dodaworth   ), john Dos Passos (1896-  : 42 Paralel, Büyük Para, Genç Adamın Serüvenleri, Bir Ulusun Bilançosu, Seçtiğimiz Ülke  ), Jack London (1876-1916: Ormanın Çağırışı, Hayatı Sevmek, Demir Ökçe, Martin Eden, Son Şans Kabaresi, Büyük Evin Küçük Hanımı  ), John Steinbeck (1902-1968: Gazap Üzümleri, Bitmeyen Kavga, Sardal-ya Sokağı, Bilinmeyen Bir Tanrıya, Cennetin Bahçesi, Fareler ve İnsanlar  ), Ernest Hemingvvay (1898-1961: Silahlara Veda, Çanlar Kimin için Çalıyor? Yenilmezler, İhtiyar Adam ve Deniz  ), O'Neill (1888-1953: Kara Ağaçlar Altında Arzu, Araya Giren Garip Oyun, Günden Geceye, Sonsuz Günler, Elektroya Yas Yaraşır  )
Kuşkusuz sıraladığımız bu yazar ve yapıtların tümünü toplumcu gerçekçilik le nitelendirenleyiz Değindiğimiz gibi bunların insana ve yaşama bakışlarında, insanı ve yaşamı yansıtışlarında toplumcu gerçekçilikten esintiler, izler taşırlar
Kentsoylu gerçekçilik
Sık sık yinelediğimiz gibi gerçekçilik ve onun türleri, büyük ölçüde insanın algılanış ve yansıtılış biçimiyle ilgili olmuştur Kentsoylu gerçekçilik de bu biçim lerden biridir Buna göre doğuştan yalnızdır insanoğlu Çevreyle, çevresindeki insanlarla ilişki kuramaz Toplumdışıdır Bu görüş varlıkbilimsel açıdan ele alınır sa varoluşçuluktan kaynaklandığı ortaya çıkar; çünkü, varoluşçular da aynı savı öne sürerler: İnsanın var oluşu, var olma, özden önce gelir Bu, şu anlama gelir: İnsanoğlu önce dünyaya gelir, sonra da kendi özünü yaratır Dünyada kendisine yol gösterecek, kendisine yardım edecek tek varlık yine kendisidir Bunun için de özgürdür, daha doğrusu özgür olmaya yargılıdır, Özünü şu ya da bu yolda yarata bilmek için sürekli olarak seçme sorunuyla karşı karşıyadır Seçme durumunda da kalışı, insanda bunalım yaratır Yaslanacağı, dayanacağı hiçbir güç yoktur
İnsan varoluşunu böyle algılama yazınsal yaratılarda iki ayrı yolda karşımıza çıkar Bir kez insan, kendi yaşantısının içinde tutsaktır, bu yaşantının sınırları dışına çıkamaz Sonra kendi yaşantısının sınırları içine tutsaklanmış insanın geçmişi, "kişisel tarihi" de yoktur Dünyaya anlamsızca fırlatılmıştır Ne çevresi ona biçim verebilir ne de o çevresine Bu yüzden varoluşçu yazarların yapıtlarında terimsel anlamıyla tipler ve karakterler yoktur Bunların yerine durumlar vardır Değişik durumlarla karşı karşıya gelen insanlar davranışlarını saptamada özgürdür Karşı laşacakları durumlara göre gösterecekleri eylemler onların özlerini oluşturur Bunların neler yapacağı, olaylar karşısında nasıl davranacakları Önceden kestiri lemez
Kentsoylu gerçekçilik bir yandan varoluşcu felsefeye yöneldiği gibi bir yandan da "tarihin tüm seyrini, modern uygarlığın başlıca çizgilerini ve çağdaş toplumsal çatışmaların mahiyetini   belirleyecek olan şey, insanın içgüdüleri, fiziksel arzuları, şehvet duyguları ve nevrozlarıdır" düşüncesini savunan Freud'çu felsefeyi de kuşatır Doğal olarak kentsoylu gerçekçilikte toplumsal güdülere yer verilmez, toplumsal güdülerin yerini biyolojik ve ruhsal güdüler alır Bunun en güzel örneğini Amerikalı romancı William Faulkner (1897-1963) vermiştir Öte yandan insanın dünya ve toplum içindeki konumunu irdeleyen varoluşçu yaklaşımı da J P Sartre (1905-1979: Duvar, Özgürlük Yollan, Bunaltı, Sinekler, Saygılı Yosma, Kirli Eller, Gizli Oturum  ), Albert Camus (1913-1960: Yabancı, Veba, Dü şüş, Yanlışlık, Caligula  ), Simone de Beauvoir (1908-  : İkinci Cins, Düzenli , Bir Genç Kızın Anılan  ), Franz Kafka (1883-1924: Dava, Açlık Şampiyonu, Şato, Ame rika, Değişim, Ceza Sömürgesi  ) gibi yazarların yapıtlarında bulabiliriz
Kentsoylu gerçekçilikte yaşamın nesnel ölçülere göre incelenmesi, araştırıl ması bir gereksinim olarak duyulmaz Daha açıkçası dış gerçekçilik yadsınır Bi linç akımı tekniği dîye adlandırılan yöntemin öne çıkması da bu yadsımanın doğal sonucu olarak görülebilir Bilinç akımı tekniğiyle insanın iç dünyası, bilinçaltı, zihni doğru bir yansıtılma amaçlanır İnsan, düşüncelerinin dümdüz akışı içinde değil, düşleri, izlenimleri, düşünceleriyle bir bütün olarak verilmeye çalışılır Ki şilerin düşünceleri mantıksal ve zamansal bir sıra izlemez Tam tersine birbiriyle bağıntılı olmayan sıçramalar, atlamalar yapar Bu teknikte zaman ve uzay ayrımı yok gibidir Olayların akışında zamansırasal bir yol izlenmez İçkonuşmalar, ora dan oraya atlamalarla gelişir anlatı
Kentsoylu gerçekçiliği içinde yer alan ve bilinç akımı tekniğini kendi yaratı larında uygulayan yazarların başında James Joyce (1882-1941: Dublin'liler, Bir De likanlının Sanatçı Olarak Portresi, Ulyeses ) gelir V Woolf (18882-1941: Mrs Delloway, Dalgalar, Yıllar  ) da bilinç akımı tekniğini kentsoylu gerçekçilikte bir yöntem olarak kullanan yazarlardan biridir
İnsan imgesi çağdan çağa değişmiştir Toplumların yapısı, değişen bu yapı içinde insan ilişkileri de Bunlara bağlı olarak gerçeğin algılanış ve yansıtılışı da de ğişmiştir Gerçekçiliğin değişik türler ve aşamalar göstermesi bu olgunun doğal bir sonucudur
Emin Özdemir
(T D Dergisi,Ocak 1981,Sayı:349)
|