|
Prof. Dr. Sinsi
|
Amma Da Aldanmışız. 13 Kişilik Komedi Oyun
Çıkarlar Hoca yalnız kalır Bir iki kere gerinir Öğürür,esner )
HOCA — İhtiyarlık Benim o yerlerde ne işim var?Of,mis gibi bir şey koktu Neymiş bu acaba?Of,ne koku,ne koku…Oğlum Mevlût,Mevlût oğlum,Mevlût…
ÇIRAK — Efemdim,hoca efendi?
HOCA — Oğlum,bak bakalım bu koku nerden geliyor?Ne kokusu desem Tereyağ değil…Sovan,hadi canım o da değil…Helvaya benziyor…Helva kavuruyorlar…Git,oğlum,bak,kim kavuruyor?
ÇIRAK — Hoca efendi,bir yerin mi…
HOCA — Bak edepsize,git oğlum,git dediğimi yap…(Çırak çıkar )
HOCA — Baklava hakkı için,bu koku pek hoş…Fakat bu karnım bir türlü aman derman vermiyor…Of,of burgu burgu dönüp duruyor Ö…Ö…Ö…Hey körr şeytan,nerden yersin o kadar…
(Çırakla yabancı içeri girerler…Çırak yabancının elinden tutmaktadır )
ÇIRAK — Hoca efendi,bak…
HOCA — Ne oğlum?Hemen gönderdiler mi?(Arkası dönük) Ö…Ö…Yaladın mı yolda?Ö…Ö Helva mı imiş?
ÇIRAK — Hoca efendi,bak,bak…
HOCA — Peki,anladık Ö…Ö…Ö…Aman zaman vermiyor şu öğürtü…Helva mı,oğul?
ÇIRAK — Hoca efendi,bak kim…
HOCA — (Döner ) Vay,arslanım,buyrun…
YABANCI — Rahatsız etmiyeyim?
HOCA — Estağfurullah…Buyrun Sandalyeyi çek,Mevlût…
ÇIRAK — Buradan geçiyordu,muhtar emmiyi sordu da getirdim…(Sandalyeyi çeker )
YABANCI — (Elindeki bavulu yere,kenara bırakır,sandalyeye oturur ) Selâmualeyküm
HOCA — Vealeyküm selâm…Muhtarı mı aradın,oğul?Onlar ağalarla beraber,suya gittiler Sorma bu günlerde başımız dertte
YABANCI — Hayrola?
HOCA — Sorma,oğul,sorma…Bizim bir Deliçayımız vardır Boyna taşar…Baharın suya boğar,yazın da sıtmaya…Bu dert yetmiyormuş gibi ikinci bir dert daha çıktı başımıza…
YABANCI — Dertlerin devası da vardır
HOCA — (Kendi kendine) Ne kokuydu?Nerden geldi bu da?(Açıktan) Tabiî oğul…Senin anlıyacağın köye bir malim vermişler Sık boğaz ettiler,bir mektep yaptırdılar Cami yıkılacakmış kime ne?
YABANCI — Derdinizin muallimle ne alâkası var?
HOCA — Anlatacağım,sen şehirli bir kişiye benzersin
YABANCI — Ya…
HOCA — Şimdi köylü kaymakama istida pulluyacak,”Gönderdiğiniz malimi istemeyiz ” deye…
YABANCI — İstida mı?
HOCA — Öyle ya…Öyle kişilerin böyle namuslu köylerde işi ne? (Yabancı önüne bakar )
YABANCI — Yazık…
HOCA — Ne dedin,oğul?
YABANCI — Hiç, “İyi karşılayacaksınız adamı ” diyorum
HOCA — Lâyıktır,oğul,onlar her şeye lâyıktır Sürülmeye de sövülmeye de (Sükût) Ha,oğul,unuttum bakma kusura…Sen nerden geliyorsun?Hiç sormadan muhabbete daldık…
YABANCI — Ben mi?Hiçbir garip kişi…Şu civar köylerde…(Durur)
HOCA — İşçi misin?Kıyafetin benzemiyor ya…
YABANCI — İşçi mi? (Bu buluşla sevinir ) Evet işçiydim İş kapandı, “Şöyle bir aranayım ” dedim…
HOCA — Bizim köye yolun düştü?
YABANCI — (Açılır ) İyi bildiniz…Sizin köyde iş bulabilir miyim acaba?
HOCA — Vallâhi,bilmem,işine ve adamına bakar…Ne iş yaparsın…Ben iyi bilmem ama
YABANCI — Ne mi yaparım? (Durur) Her iş yaparım…
HOCA — Valî oğul,bakma buralarda duruyorum Allah veya kader attı beni buralara Yedi seneden beri bu köyde hocalık yaparım,fakat hâlini beğenmem bu köyün…Tembel hep bu köylü…Bk şu Deliçay,bunların değil dedelerinin bile başlarını yemiş…Bunlar kahvede pineklerler…Karıları da tarlalarda çalışır…Tavla,iskambil…Ben bunları hep görürüm ama söylemem…İlk geldiğimde Cuma hutbelerinde söyledim durdum Güldüler…Ben de bıraktım dananın kuyruğunu,kimin elinde koparsa kopsun… (Sükût) Sana iş bulunur burada Ağalar gelsin de,onlar daha iyi bilirler
YABANCI — Her iş yaparım…Az çok anlarım…
HOCA — Bizim caminin duvarları çökecek…Cuma namazına bir iki ihtiyar gelir,onlara söyliye söyliye dilimde tüy bitti…Bu Allah evi,çökecek kim dinler
YABANCI — Ben kalırsam,tamir ederim,hoca efendi…
HOCA — Eder misin?Hay sağolasın…Ö…Ö…Ö…(Öğürür ) Sonra oğul,benim karnımda bir hâl var…Pek o kadar bir şey yemem ama İşte böyle…Ö…Ö…Pek fena olurum…
YABANCI — Çoktan beri mi efendim?
HOCA — Kendimi bildim bileli Yapmadığım halt kalmadı…
YABANCI — Ben size bir ilâç vereyim,birebir gelir
HOCA — Sahih mi?Deme Allah aşkına?Çok sevaba girersin,çok…Bu garibi sevindirirsin…
|