|
Prof. Dr. Sinsi
|
Amma Da Aldanmışız. 13 Kişilik Komedi Oyun
YABANCI — Estağfurullah…
(Bu sırada dışardan çocuk sesleri ve boğuşma gürültüleri işitilir Ağlamalar,yuhalar Vurlar )
HOCA — Bizim köyün çocukları böyledir…Hep kavga…Bir işleri yoktur…Anaları da başa çıkamaz onlarla…
YABANCI — Ya öyle mi?Çok fena…
(Çocuk sesleri,ağlamalar devam ederken,gürültü sahneye yaklaşır )
Ananın sesi — (İçerden) Vay,evlâdıma,vay
HOCA — İşte,yine bir şeyler oldu
ÇOCUK — (İçerden) Ah bacağım,ah anam…
YABANCI — Bir çocuk ağlıyor Acaba ne oldu? (Ana kucağında çocukla içeri girer Çocuğun bacağı sıyrık,kan akar Etraflarında kalabalık çocuk kütlesi )
ANA — Aman,hoca efendi…Çocuğa bir hal oldu…Bacağı kırıldı galiba…Ah evlâdım…ah…
ÇOCUK — Ah,bacağım,ah,bacağım
HOCA — Ne oldu,ne oldu yine?
ANA — Ne olacak,giiti çocuğum…Derviş Ağanın koca oğluyla atışmışlar…Koca çocuk,ne ister benim masumdan… “Çeşmeden yok sen,yok ben dolduracağım ”derken,itmiş bizim oğlanı aşağı…İşte bacağı kırılmış…
YABANCI — Kırılmış mı?
ÇOCUK — Ah bacağım,dayanamıcam…
ANA — Öyle ya…Bak çocuğun hâline…
HOCA — Sus bakayım,oğlum,bak bu delikanlı doktor…
YABANCI — Durun ben bakayım…
ANA — Doktor mu?Allah gönderdi
YABANCI — Açılın şöyle (Çantasını kapar Çocuğu muayene eder…) Azıcık kırıklık var…Çantamda tendürdiyotla sargı bezi olacak Bir de tahta olsa (Temizler,sarmaya başlar Çocuk ağlamakta ve bağırmaktadır Sonra zayıflar ) Hani tahta verecektiniz…Yarın bunu alçılarız Taze kemik,hoca efendi,hemen kaynar birbirine (Kahvenin masalarından iki tahta sökerler ) Yumurta da koymak lâzım Durun,şöyle sıkıca bağlıyayım…Tam da ne güzel yerleşti…Verin tahtaları…Kadınım,şöyle tut bakayım Sık…Sık…Bak keratanın nasıl sesi kesildi?
(Muhtar,ağalar girerler,şaşırırlar )
MUHTAR — Ne var,hoca,ne oldu?
ONBAŞI — Bir vukuat mı var?
HOCA — Ayşe Kadının oğlunun bacağı kırılmış da…
MUHTAR — Bu yabancı da kim?
ANA — Doktor,muhtar,doktor
YABANCI — Tamam,oldu,iyileşir gider
HOCA — Bu delikanlı mı,iş arıyor Bir garip Buraya yolu düşmüş de…Çok iyi bir delikanlı
ONBAŞI — Peki kimmiş?
HOCA — Bir garip zahir…
MUHTAR — Nasıl,delikanlı,iyileşebilecek mi?
YABANCI — İyi oldu bile…Yirmi gün sonra,yürümeye başlar
ALİ AĞA — Yâni,efendime söyliyeyim,yâni bacak kırılmış mı?
MUHTAR — Kırılmış da,delikanlı tedavi etmiş bile…
YABANCI — Haydi,kadınım,sen git Çocuğu götür…Bacağını oynatmasın…Tam yerini buldum,çıkartır Yarın ben gelir görürüm çocuğu Evinizi hoca bilir değil mi?
ANA — Sağolasın doktor beg,sağolasın…Bir tek evlâttır bu yumurcak…Hoca bilir evimi Herkes gösterir sana Ayşe Kadın,dedikten gayri…E,oğul kaç ölçek buğday istersin el emeği…Başka bir şey mi istersin yoksa?Para isteme,yoktur paramız Hoca olsaydı;üç tavuk,yumurta,bir okka yağ isterdi…Senin piyasan nasıldır,bilmem
YABANCI — Bana mı diyorsun?Üzülme,benim piyasam çok düşük Yok canım,böyle işler için para almam Paranın ne hükmü var?Sizin çocuğunuz iyi oldu ya…Haydi kalın sağlıcakla…
HOCA — (Kendi kendine) Para istemiyor,bir şey de almadı,vay…
ANA — Sağolasın oğul…Ellerin dert görmesin İyi insanlar varmış daha dünyada (Çıkar,gider;kalabalık da çıkar )
MUHTAR — E, delikanlı,şöyle buyurun oturalım Yorulmuşsundur (Otururlar )
ALİ ve DERVİŞ AĞA — Hoş geldiniz
ONBAŞI — Sefalar getirdin
YABANCI — Hepinize hoş bulduk
ONBAŞI — Buradan geçen bir yolcusunuz galiba
YABANCI — Değil…Şöyle iş arıyorum da Sizin köyü sağlık verdiler Hocaya anlattım ya…Etraf köyler beni buraya gönderdi
MUHTAR — Becerikli adama iş çoktur Nasıl delikanlı okumuşluğun?
YABANCI — Az buçuk vardır
MUHTAR — Çok iyi Tuhaf canım,seni gözüm ısırıyor gibi
YABANCI — Olabilir Derler ya insanlar çift yaratılırmış (Susar,sonra) Siz suya bakmaya gitmişsiniz Hoca efendi dedi…Ne oldu?
MUHTAR — Su mu?O Ezrail çok fena…Şimdilik bir şey yok amma…Yakında basacak ovayı…
ALİ AĞA — Hep tohum ekmiştik…
DERVİŞ AĞA — Yazın da ısıtma bıyakmaz yakamızı biy tüylü
YABANCI — Hendek filân kazmadınız mı?
MUHTAR — Kazdık,kazdık amma…Gel sen onu bizim Deliçay’a hendek et,edebilirsen…
YABANCI — Nerde açtınız hendekleri?
MUHTAR — Nereye olacak,suyun ovaya erdiği yere…
YABANCI — İşte onun için Deliçay böyle basar durur ovanızı…
MUHTAR — Ya nasıl etmeliydik?…
YABANCI — Suyu başından çevirmek veya inzibat altına almak lâzımdı Türkçe’de bir söz vardır: “Balık baştan kokar…” Siz,ovada hendek kazıyorsunuz…Yukardan hızla gelen su hendek dinler mi?Hâlbuki yukardan,bir vadiye,meselâ Hasanköy vadisine yarısını çevirseydiniz,hem siz istifade ederdiniz,hem de onlar…Ayrıca,böyle baskınlar,sıtmalar olmazdı…
|