Yalnız Mesajı Göster

Amma Da Aldanmışız. 13 Kişilik Komedi Oyun

Eski 10-24-2012   #9
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Amma Da Aldanmışız. 13 Kişilik Komedi Oyun




YABANCI — Estağfurullah…

(Bu sırada dışardan çocuk sesleri ve boğuşma gürültüleri işitilirAğlamalar,yuhalarVurlar)

HOCA — Bizim köyün çocukları böyledir…Hep kavga…Bir işleri yoktur…Anaları da başa çıkamaz onlarla…

YABANCI — Ya öyle mi?Çok fena…

(Çocuk sesleri,ağlamalar devam ederken,gürültü sahneye yaklaşır)

Ananın sesi — (İçerden) Vay,evlâdıma,vay

HOCA — İşte,yine bir şeyler oldu

ÇOCUK — (İçerden) Ah bacağım,ah anam…

YABANCI — Bir çocuk ağlıyorAcaba ne oldu? (Ana kucağında çocukla içeri girerÇocuğun bacağı sıyrık,kan akarEtraflarında kalabalık çocuk kütlesi)

ANA — Aman,hoca efendi…Çocuğa bir hal oldu…Bacağı kırıldı galiba…Ah evlâdım…ah…

ÇOCUK — Ah,bacağım,ah,bacağım

HOCA — Ne oldu,ne oldu yine?

ANA — Ne olacak,giiti çocuğum…Derviş Ağanın koca oğluyla atışmışlar…Koca çocuk,ne ister benim masumdan… “Çeşmeden yok sen,yok ben dolduracağım”derken,itmiş bizim oğlanı aşağı…İşte bacağı kırılmış…

YABANCI — Kırılmış mı?

ÇOCUK — Ah bacağım,dayanamıcam…

ANA — Öyle ya…Bak çocuğun hâline…

HOCA — Sus bakayım,oğlum,bak bu delikanlı doktor…

YABANCI — Durun ben bakayım…

ANA — Doktor mu?Allah gönderdi

YABANCI — Açılın şöyle (Çantasını kaparÇocuğu muayene eder…) Azıcık kırıklık var…Çantamda tendürdiyotla sargı bezi olacakBir de tahta olsa(Temizler,sarmaya başlarÇocuk ağlamakta ve bağırmaktadırSonra zayıflar) Hani tahta verecektiniz…Yarın bunu alçılarızTaze kemik,hoca efendi,hemen kaynar birbirine (Kahvenin masalarından iki tahta sökerler) Yumurta da koymak lâzımDurun,şöyle sıkıca bağlıyayım…Tam da ne güzel yerleşti…Verin tahtaları…Kadınım,şöyle tut bakayımSık…Sık…Bak keratanın nasıl sesi kesildi?

(Muhtar,ağalar girerler,şaşırırlar)

MUHTAR — Ne var,hoca,ne oldu?

ONBAŞI — Bir vukuat mı var?

HOCA — Ayşe Kadının oğlunun bacağı kırılmış da…

MUHTAR — Bu yabancı da kim?

ANA — Doktor,muhtar,doktor

YABANCI — Tamam,oldu,iyileşir gider

HOCA — Bu delikanlı mı,iş arıyorBir garipBuraya yolu düşmüş de…Çok iyi bir delikanlı

ONBAŞI — Peki kimmiş?

HOCA — Bir garip zahir…

MUHTAR — Nasıl,delikanlı,iyileşebilecek mi?

YABANCI — İyi oldu bile…Yirmi gün sonra,yürümeye başlar

ALİ AĞA — Yâni,efendime söyliyeyim,yâni bacak kırılmış mı?

MUHTAR — Kırılmış da,delikanlı tedavi etmiş bile…

YABANCI — Haydi,kadınım,sen gitÇocuğu götür…Bacağını oynatmasın…Tam yerini buldum,çıkartırYarın ben gelir görürüm çocuğuEvinizi hoca bilir değil mi?

ANA — Sağolasın doktor beg,sağolasın…Bir tek evlâttır bu yumurcak…Hoca bilir evimiHerkes gösterir sanaAyşe Kadın,dedikten gayri…E,oğul kaç ölçek buğday istersin el emeği…Başka bir şey mi istersin yoksa?Para isteme,yoktur paramızHoca olsaydı;üç tavuk,yumurta,bir okka yağ isterdi…Senin piyasan nasıldır,bilmem

YABANCI — Bana mı diyorsun?Üzülme,benim piyasam çok düşükYok canım,böyle işler için para almamParanın ne hükmü var?Sizin çocuğunuz iyi oldu ya…Haydi kalın sağlıcakla…

HOCA — (Kendi kendine) Para istemiyor,bir şey de almadı,vay…

ANA — Sağolasın oğul…Ellerin dert görmesinİyi insanlar varmış daha dünyada (Çıkar,gider;kalabalık da çıkar)

MUHTAR — E, delikanlı,şöyle buyurun oturalımYorulmuşsundur(Otururlar)

ALİ ve DERVİŞ AĞA — Hoş geldiniz

ONBAŞI — Sefalar getirdin

YABANCI — Hepinize hoş bulduk

ONBAŞI — Buradan geçen bir yolcusunuz galiba

YABANCI — Değil…Şöyle iş arıyorum daSizin köyü sağlık verdilerHocaya anlattım ya…Etraf köyler beni buraya gönderdi

MUHTAR — Becerikli adama iş çokturNasıl delikanlı okumuşluğun?

YABANCI — Az buçuk vardır

MUHTAR — Çok iyiTuhaf canım,seni gözüm ısırıyor gibi

YABANCI — OlabilirDerler ya insanlar çift yaratılırmış (Susar,sonra) Siz suya bakmaya gitmişsinizHoca efendi dedi…Ne oldu?

MUHTAR — Su mu?O Ezrail çok fena…Şimdilik bir şey yok amma…Yakında basacak ovayı…

ALİ AĞA — Hep tohum ekmiştik…

DERVİŞ AĞA — Yazın da ısıtma bıyakmaz yakamızı biy tüylü

YABANCI — Hendek filân kazmadınız mı?

MUHTAR — Kazdık,kazdık amma…Gel sen onu bizim Deliçay’a hendek et,edebilirsen…

YABANCI — Nerde açtınız hendekleri?

MUHTAR — Nereye olacak,suyun ovaya erdiği yere…

YABANCI — İşte onun için Deliçay böyle basar durur ovanızı…

MUHTAR — Ya nasıl etmeliydik?…

YABANCI — Suyu başından çevirmek veya inzibat altına almak lâzımdıTürkçe’de bir söz vardır: “Balık baştan kokar…” Siz,ovada hendek kazıyorsunuz…Yukardan hızla gelen su hendek dinler mi?Hâlbuki yukardan,bir vadiye,meselâ Hasanköy vadisine yarısını çevirseydiniz,hem siz istifade ederdiniz,hem de onlar…Ayrıca,böyle baskınlar,sıtmalar olmazdı…






Alıntı Yaparak Cevapla