10-24-2012
|
#7
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Vatan Sağ Olsun Skeç, Vatan Sağ Olsun Tiyatro Metni
AYŞE KADIN — (Alaylı bir ifadeyle) Ay siz de sabır denilen şey de mi var Bak bunu hiç bilmiyordum
KOMUTAN — (Ayşe kadının sözlerine sinirlenir Hızlı adımlarla kadının burnunun dibine yaklaşarak) Kes sesini Eğer bir kelime daha konuşacak olursan, dilini kestirmek zorunda kalacağım
AYŞE KADIN — (Korkusuzca) Karşınızda bizim gibi iki ihtiyar buldunuz Dilediğinizi yaparsınız, (sonra göğsünü kabartarak) Eğer şu anda karşınızda yağız bir Türk askeri olsaydı, kaçacak delik arardınız kendinize
KOMUTAN — (Ellerini yumruk yapar ) Yeter  Kes sesini ihtiyar bunak, (diyerek vurmak için havaya kaldırdığı bir sırada dışarıda silâh sesleri duyulur Komutan olduğu yerde durur ve Dimitri'ye dönerek) Ne oluyor dışarda?
DİMİTRİ — (İki elini yana açarak) Bilmiyorum komutanım Gidip bakayım
KOMUTAN — (Dimitri'nin telâşla odadan çıkışını izler Sonra sahnenin önüne gelerek) Yoksa Türkler mi geldi Aman Tanrım, eğer Türkler geldiyse hepimizin sonu geldi demektir (dedikten sonra telaşla odanın içinde sağa sola dolaşıp saklanacak yer arar )
AYŞE KADIN — Ne o komutan? Bakıyorum birden bire telaşa kapıldınız  Daha bu bir şey değil  Asıl Mustafa Kemal'in askerleri köye girdiğinde yüzünü görmek isterdim
TEĞMEN — (Ayşe kadın sözlerini bitirdiğinde, telaşla içeriye teğmen girer ) Komutanım  komutanım tutsak kaçtı Osman Ağa'yı elimizden kaçırdık
KOMUTAN — (Hırsla teğmene yürüyerek ) Aptallar  Kocaman bir bölük ihtiyar bir adamı zaptedemediniz demek haa  Yakalamak için arkasından asker gönderdiniz mi?
TEĞMEN — Evet komutanım Yirmi kadar asker peşine düştü Öyle sanıyorum ki, tepeyi aşmadan onu yakalarlar
KOMUTAN — Yazıklar olsun size (diye teğmeni azarlar, sonra birden olduğu yerde durur ve sol elinin işaret parmağını sakağına götürerek) Bana kalırsa bu adam doğru cephaneliğin bulunduğu yere gitmiştir Çabuk peşine düşelim Cephaneliği havaya uçurmadan onu yakalayalım (Komutan duvarda asılı silâhın yanına gider Silâhını kınından çıkarır ve masanın üzerine bırakır Sonra Teğmene dönerek) Biz buradan çıkınca kapıyı kadınların üzerine kilitler ve kapıya da bir nöbetçi dikersiniz (Sonra Çorbacı'ya dönerek) Sen de bizimle geleceksin
ÇORBACI — Komutanım ne olur beni bırakın Vakit varken ben de başımın çaresine bakayım
KOMUTAN — Seni serbest bırakayım Sen de doğruca Türkleri bul ve bizi gammazla  iyi olur değil mi? (diyerek palaskasını kuşanmak için masanın yanından ayrılıp aynanın karşısına geçer )
ÇORBACI — (Şaşkınlık içinde etrafına bakımı: Bu arada gözü masanın üzerindeki silâha takılır Hızla masaya koşar ve tabancayı kapıp namluyu komutandan yana çevirir ) Artık bana engel olamazsınız komutan, (diye bağırır ve tetiğe basar Ancak tabancanın emniyeti kapalı olduğundan ateş almaz ) Hay Allah kahretsin niye patlamıyor bu tabanca
TEĞMEN — (Çorbacı'nın duraksamasından yararlanır ve belinden tabancasını çıkarıp peş peşe üç el ateş eder ) Sonunda cezanı buldun
ÇORBACI — Yandım anam  (diye acı içinde kıvranarak yere düşer )
KOMUTAN — (Hâlâ şaşkınlık içindedir ) Vay namussuz herif vay  Eğer tabancanın emniyeti açık olsaydı, şu anda onun yerine biz öbür dünyayı boylayacaktık (Hızlı adımlarla Çorbacı'nın yanına gelir ve yaralı gövdesini tekmeler )
ÇORBACI — (Acı içinde kadınlardan yana bakarak) Yardım edin  Yardım edin bana
AYŞE KADIN — (Öfkeyle Çorbacı'ya bakarak) Ülkemizi düşmana satmaya kalkan adama mı yardım edeceğiz? Teğmen seni vurmakla çok iyi etti Senin pis kanınla ellerimizi kirletmekten bizi de kurtarmış oldu
FATMA — Ey yüce Allah'ım  Bize bugünü de gösterdiğin için çok mutluyuz İnşallah Mustafa Kemal'in ordularının da köyümüzü kurtardığını görürüz  
(diye bağırır )
AYŞE KADIN — İnşallah Fatma  Onun da köyümüze girmesi an meselesi
KOMUTAN — (Sinirli bir şekilde yerden silâhını alır ve kınına yerleştirir Sonra kadınlara dönerek) Döndüğüm zaman da sizinle hesaplaşacağız
AYŞE KADIN — Dönünce yine konuşuruz komutan  
KOMUTAN — (Teğmene dönerek) Vakit kaybetmeden adamın peşine düşelim
(Komutan ve Teğmen salondan çıkarken, iki yaşlı kadın onları izler Kapı kapanır ve üzerlerinden kilitlenir Çorbacı yattığı yerden doğrulmak ister Ancak doğrulamaz ve son nefesini verir Yalnız kalan iki kadın, yan yana gelirler )
FATMA — Bu adamın vurulması çok iyi oldu
AYŞE KADIN — Hem de çok, çok iyi!  
FATMA — Ayşe kadın doğrusunu istersen, Çorbacı'nın ölümüne çok sevindim
AYŞE KADIN — Şimdi Çorbacı'yı bırak Osman Ağa'nın kurtulması için Allah'a dua edelim Komutan onu bir eline geçirirse paramparça eder
FATMA — (Üzgün bir ifadeyle) Çok doğru söylersin Ayşe Kadın
AYŞE KADIN — (Kapıya doğru ilerler Kapının kilitli olup olmadığını kontrol eder Sonra salonun ortasına doğru ilerleyerek) Fatma  Fatma  
FATMA — Ne var? Niçin kapıyı kontrol ettin
AYŞE KADIN — (Parmağı ile sus işareti yapar) Şimdi beni iyi dinle Burada durup, düşmanın bizi öldürmesini bekleyeceğimize, silâhlanıp biz onlara karşı koyalım
FATMA — (Merakla) Nasıl? Biz silâhı nereden bulacağız?
AYŞE KADIN — Çabuk bana yardım et Onlar buraya gelmeden, işimizi bitirmemiz gerekiyor
FATMA — Anlayamadım, burada ne işimiz var bizim?
AYŞE KADIN — Şimdi görürsün (Diyerek orta yerdeki masayı yan tarafa çekmeye çalışır ) Haydi bana yardım et Çabuk masayı kaldıralım ve bodrumun kapağını açalım
FATMA — Bodruma saklanmayı mı tasarlıyorsun?
AYŞE KADIN — Gevezeliği bırak şimdi Masanın kenarından tut da şunu yerinden kaldıralım (İki kadın olanca güçleriyle masayı kaldırırlar Sonra çabucak altındaki kilimi çekerler ve yine birlikte bodrum kapağını açarlar Kapak kalktığında Fatma bodruma bakar Hayretle yerinden fırlayıp)
FATMA — Aman Allah'ım  (diye bağırır)
AYŞE KADIN — Ne bağırıyorsun Bütün Yunan askerini başımıza mı toplamak istiyorsun,
|
|
|
|