|
Prof. Dr. Sinsi
|
Cumhuriyet Bayramı Skeçleri
cumhuriyet bayramı skeçleri
29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI İLE İLGİLİ PİYES (TİYATRO OYUNLARI, SKEÇLER)
ÖĞRETMEN — Günaydın çocuklar
ÇOCUKLAR — Sağol
ÖĞRETMEN — Bugün 29 Ekim değil mi?
ÇOCUKLAR — Evet öğretmenim
ÖĞRETMEN — Bugünün ne olduğunu bilen var mı?
ÇOCUKLAR — Biliyoruz,biliyoruz
ÖĞRETMEN — Bilenler ellerini kaldırsın
(Hepsi birden ellerini kaldırır )
ÖĞRETMEN — Söyle bakalım İsmail,bugün ne günüdür?
İSMAİL — Atatürk’ün doğduğu gün
ÖĞRETMEN — Sen söyle Emine
EMİNE — Cumhuriyet’in ilân edildiği gün
ÖĞRETMEN — Doğru! Öyle ise İsmail bilemedi
ÇOCUKLAR — Bilemedi,bilemedi
İSMAİL — Bildim…Atatürk doğmasaydı bugün olur muydu?
ÖĞRETMEN — Varol İsmail Bu buluşun çok güzel Nasıl çocuklar güzel değil mi İsmail’in cevabı?
ÇOCUKLAR — Güzel,güzel,çok güzel
ÖĞRETMEN — Hep beraber söyleyin bakayım bugün ne günü?
ÇOCUKLAR — Cumhuriyet’in ilân edildiği gün
ÖĞRETMEN — Cumhuriyet’ten önce ne vardı?Bunu bilen var mı içinizde?
(Birkaç çocuk ellerini kaldırır)
ÖĞRETMEN — Söyle bakalım sen Hacı
HACI — Padişahlık varmış
ÖĞRETMEN — Ne imiş o padişahlık?
HACI — Padişah denilen bir adam varmış Sarayı varmış,hiç bu saraydan dışarı çıkmazmış,millete yüzünü göstermezmiş,bütün memleket sanki bu saraymış Sonra bir gün düşmanlar memleketi basmışlar Padişah da sarayını kurtarmak için memleketi yabancılara satmak istemiş Millet buna kızmış Atatürk milletin başına geçmiş,düşmanları bir güzel pataklamış,memleketten kovmuş,memleketi satmak isteyen padişahın da kulağından tutup memleketten dışarı atıvermiş
ÖĞRETMEN — Aferin Hacı,kaç yıl önce oldu bu işler?
ÇOCUKLAR — 81 yıl önce
ÖĞRETMEN — Demek ki,cumhuriyet 81 yıl önce 29 Ekim günü ilân edilmiş Peki cumhuriyet ne demektir?Bunu bilen var mı?
ÖĞRETMEN — Sen söyle Yasin
YASİN — Cumhuriyet demek,padişahı kovmak demektir
ÖĞRETMEN — Peki Hanife sen de bir şeyler söylemek istiyorsun galiba…Söyle bakayım
HANİFE — Cumhuriyet demek,milletin kendi kendisini idare etmesi demektir
ÖĞRETMEN — Aferin Atatürk’ü bilen var mı içimizde?
ÇOCUKLAR — Var,var,var
ÖĞRETMEN — Hilmi,sen Atatürk’ü anlat bakayım?
HİLMİ — 13 Mart 1881’de Selânik’te doğdu,ama kendisi doğum gününü soranlara 19 Mayıs demiştir Bu yüzden doğum günü 19 Mayıs olarak kabul edilir 10 Kasım 1938’de İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda vefat etti Millete çok hizmet etti Biz ona Atatürk yani Türklerin en büyüğü diyoruz
ÖĞRETMEN — Seda,sen bu konuda neler biliyorsun?
SEDA — Babam dedi ki,eskiden okumak yazmak çok zormuş Şimdi çok kolaymış
ÖĞRETMEN — Çocuklar!Hiç size analarınız,babalarınız eski zaman mekteplerinden söz ettiler mi?
SEDA — Eskiden yıllarca mektebe giderlermiş de yine doğru dürüst okumasını,yazmasını bir türlü öğrenemezlermiş
ÖĞRETMEN — Acaba neden böyle imiş?
SEDA — Babam söyledi,ama pek iyi anlayamadım Başka türlü harfler mi varmış neymiş?
ÇOCUKLAR — A…A A
ÖĞRETMEN — Şaştınız kaldınız demek bu işe Başka türlü harf de olur mu hiç?
SEDA — Ne bileyim babam öyle söyledi
ÖĞRETMEN — Babanın hakkı var Eskiden Türkçe’yi Arap harfleriyle yazardık
ÇOCUKLAR — (Gülerler ) Arap…Arap…
ÖĞRETMEN — Ya…Şimdi gülüyorsunuz…Arap harflerinden bize ne değil mi?Bu Arap harfleri kargacık burgacık şeylerdi Hem de ters yazılırdı
ÇOCUKLAR — Nasıl ters?
ÖĞRETMEN — Şimdi soldan sağa doğru yazıyoruz değil mi?
ÇOCUKLAR — Evet,evet
ÖĞRETMEN — Halbuki Arap harfleriyle sağdan sola doğru yazılırdı
(Çocuklar yine gülerler Sefa parmağını kaldırır )
ÖĞRETMEN — Ne var Sefa?
SEFA — Bizim evde bir bacı kadın var
ÖĞRETMEN — Eeee…
SEFA — Bu bacı kadın eskiden okumasını yazmasını bilmezmiş Çocukken bir türli kafası almamış,o Arap harflerini…Şimdi her gün babamın gazetesini okuyor
ÖĞRETMEN — Nasıl olmuş bu iş?
SEFA — Gece mektebine gitmiş,okumayı kolaycacık öğrenivermiş Şimdi bu işi yapanlara gece-gündüz dua ediyor Çorum’da bir oğlu var,ona mektup bile yazıyor
ÖĞRETMEN — Demek sizin bacı kadın bile harfleri öğrenmiş,hem okuyor,hem yazıyor
SEFA — Okuma yarışında beni solda sıfır bırakıyor öğretmenim Beni imtihan bile ediyor Okulda siz,evde bacı kadın,sınav,sınav,sınav…Bıktım valla benim de bir canım var,herhalde
(Çocuklar gülüşürler )
ÖĞRETMEN — Aferin,o bacı kadına…Bacı kadının hakkı var Onun gibi Arap harflerini öğrenemeyenler çoktu Okur yazarlar azdı Şimdi harflerimizi kolaycacık herkes öğreniyor Başka eski zaman mektepleri hakkında neler biliyorsunuz?
(Çocuklar ellerini kaldırır )
ÖĞRETMEN — Cihan?
CİHAN — Eski zaman okullarında çocukları falakaya çekerlermiş,şimdi de sıra dayağına…
(Çocuklar gülerler )
ÖĞRETMEN — Nereden biliyorsun bunu?
CİHAN — Bir gün şinnedim,yaramazlık yaptım da annem kızdı,seni okulda falakaya çekmeli dedi
ÖĞRETMEN — Ne imiş o falaka?
CİHAN — Ama olmaz ki,siz de hep bana soruyorsunuz,öğretmen ben miyim yoksa?Ben de anlamadım da sordum anneme Annem de öğretmenine sor dedi Şimdi ben soruyorum size,falaka nedir?
ÖĞRETMEN — Ya eskiden senin gibi dersine çalışmayan,yaramazlık yapan çocukları okullarda falakaya çekerlermiş Yani çıplak ayaklarını bir ipe bağlar,değnekle tabanına vururlarmış O kadar vururlarmış ki,ayaklar şişermiş ve çocuklar yürüyemezlermiş… 
CİHAN — Ariiiiiiii… 
ÇOCUKLAR — Ne fena,ne fena…
ÖĞRETMEN — Neden fena bakayım Emine?
EMİNE — O zamanın çocukları hayvan mıymış?
(Çocuklar gülerler )
ÖĞRETMEN — Bu hayvana bile yapılmaz çocuklar…Başka,başka eski zaman okullarından ne biliyorsunuz?
YASİN— Oyun yasakmış
(Çocuklar güler )
ÖĞRETMEN — Kim söyledi sana?
YASİN — Babam dedi Bizim zamanımızda dedi,okullarda oyun yasaktı dedi
ÖĞRETMEN —Doğru söylemiş baban Eski zaman okullarında oyun oynamak yasaktı Onun için böyle falakalı oyunsuz okulu çocuklar sevmezlerdi Şimdi öyle mi ya?Söyleyin bakayım okulu seviyor musunuz?
ÇOCUKLAR — Seviyoruz,seviyoruz
ÖĞRETMEN — Okula sevinerek geliyorsunuz Burada güle oynaya çalışıyorsunuz Size falaka çekiyorlar mı?
ÇOCUKLAR — Yok,yok…
ÖĞRETMEN — Tabiî yok Çünkü doğru ve iyi sözü anlıyorsunuz Cumhuriyet okullarında çocuklara insan muamelesi yapılır Söyle bakalım İsmail elbisen ne malı?
İSMAİL — Yerli malı…
ÖĞRETMEN — Yerli malı ne demek?
İSMAİL — Bu memlekette yapılan mal demek
ÖĞRETMEN — Demek memleketimizde böyle bezler yapılıyor?Neden yapılıyor bu bez?
İSMAİL — Pamuktan…
ÖĞRETMEN — Bizim memleketimizde pamuk yetişiyor mu?
(İsmail susar )
ÖĞRETMEN — Bilen var mı?
HİLMİ — Ben biliyorum Bizim memlekette pamuk yetişiyor
ÖĞRETMEN — Öyle ya Hilmi,sen Adanalısın bilmen lâzım…
HİLMİ — Evet,Adana’da pamuk yetişir
SEFA — Çorum’da da leblebi öğretmenim…
ÖĞRETMEN — Sana da aferin Sonra böyle bez hâline nerde girer?
ÇOCUKLAR — Fabrikada
ÖĞRETMEN — Bizim memlekette fabrika var mı?
ÇOCUKLAR — Var…Var…
ÖĞRETMEN — İşte çocuklar padişahlık zamanında memleketimizde fabrika da yoktu Şimdi birçok fabrikalarımız var Kendi yünümüzü kendimiz dokuyoruz Kendi ipeğimizi kendimiz dokuyoruz Kendi pamuğumuzu kendimiz dokuyoruz Ve hep yerli malı giyiyoruz Hangisi daha iyi siz söyleyin bakalım,pamuğu,yünü,ipeği yabancılara satıp,pamukluyu,yünlüyü,ipekliyi onlardan satın almak mı,yoksa bunları kendimiz dokumak mı?
ÇOCUKLAR — Kendimiz dokumak…Kendimiz dokumak…
ÖĞRETMEN — Ve kendi dokuduğumuz kumaşları giymek…Söyleyin bakayım içinizde yabancı malı giyen var mı?
SEDA — Benim formam yerli malı değil
ÖĞRETMEN — Neden?
SEDA — Annem dedi ki bu eskisin yenisini yerli malından alırız dedi
ÖĞRETMEN — Annenin hakkı var Bir şey eskimeden yenisini almak doğru değil Sonra babanızın parasını sokağa atmış olursunuz Fakat Seda bu eskiyince yenisini muhakkak yerli malından alacaksın değil mi?
SEDA — Şart olsun öğretmenim Zaten babam bu niye yerli malı değil diye fena hâlde kızdı
ÖĞRETMEN — Doğru,yerli malı varken yabancı malına para vermemeli Hep beraber söyleyin bakalım Yerli malı varken,yabancı malına para vermeyeceğiz
ÇOCUKLAR — Yerli malı varken,yabancı malına para vermeyeceğiz
ÖĞRETMEN — Sinan,söyle bakayım sen Birkaç gün okula gelmedin Neyin vardı?
SİNAN — Hasta idim,öksürüyordum,boğazım şişti
ÖĞRETMEN — Kim iyi etti seni?
SİNAN — Doktor Bey
ÖĞRETMEN — Ne yaptı doktor?
SİNAN — İlâç verdi,gargara yaptırdı Bakın şöyle gargırgargırrrrr…
ÖĞRETMEN — Anladık tamam,şimdi iyisin ya?
SİNAN — Evet iyileştim
|