Yalnız Mesajı Göster

Varlık Vergisinin Amacı

Eski 10-24-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Varlık Vergisinin Amacı




28 Aralık 1942-30 Haziran 1943 arasında İstanbul'un Beyoğlu, Şişli, Eminönü, Fatih ve Kadıköy ile Adalar tapu sicil müdürlüklerinde gerçekleşen tüm gayri menkul satışlarını kâğıda döktüm Bu satışlarda kayıt işlemleri hatasız 1942 yılında yapılmış satışın her türlü belgesi hâlâ muhafaza ediliyor ve sanırım sonsuza kadar da muhafaza edilecek Bu satışlar içinde acaba hangi gayrimenkul satışı Varlık Vergisi'yle alakalı diye baktığınız zaman bunu görmeniz mümkün; çünkü yine kanunun 14 Maddesi gayri menkullerin satışında bunların Varlık Vergisi mükellefiyetiyle ilişkisi olmadığı alakalı vergi dairesince tasdik edilmedikçe tapu daireleri satış yapamayacağını söylüyor; yapılan satışlar da hükümsüz sayılır Dolayısıyla 1943 senesinde siz malınızı satmak istiyorsanız önce bir ilgili vergi dairesine gideceksiniz, “Benim Varlık Vergisi borcum olmadığına dair bir belge ver” diyeceksiniz, ondan sonra satış yapabiliyorsunuz Bu bizim araştırmamızı kolaylaştıran bir şey

Varlık Vergisi borcunu ödemek amacıyla yapılan gayri menkul satışları da genellikle defterdarlığın gözetiminde yapılıyor Burada alıcı ile satıcı yanlarına tapu sicili memurunu veya onun vekâlet verdiği birini alıp satış işlemiyle ilgili maliye tahsis şubesine gidiyorlar ve satış orada gerçekleşiyor

Varlık Vergisi'nin tahsilat sürecinde mükellefler önce ellerindeki nakdi ortaya çıkarıyorlar Daha sonra evlerinde ve işyerlerinde menkul malları satıyorlar En sonunda gayri menkullere sıra geliyor Hacizlerin ve Aşkale sevkıyatının başladığı 21 Ocak 1943 tarihinden itibaren ise İstanbul'un her tarafında gayri menkul satışlarının hızlandığını görüyoruz Özellikle gayrimüslimlerin sahip oldukları ev, işyeri, apartman, arsa ve han satışlarında artış olduğunu Beyoğlu, Şişli, Eminönü, Fatih, Kadıköy ve Adalar tapu sicil müdürlüklerinde o günlerdeki günlük işlemlere bakarak izlemek mümkün

Bu satışlarda, ülkenin asli unsuru olan Müslüman Türkler dışında tanımlanan gayri milli unsurlar olarak algılanan azınlıklara ait binaların devlet kuruluşları tarafından satın alınması sanki bir fetih haberi gibi veriliyor Basına yansıyan hava tabii ki Varlık Vergisi ile ilgili operasyonları kolaylaştırıyor İstanbul basını bütün bu uygulamayı ideolojik açıdan olumlama işine girişiyor; Varlık Vergisi'nin meşruiyetini savunuyor Zaten Varlık Vergisi hazırlık sürecinde İstanbul'daki büyük gazetelerin başyazarları veya sahipleri Ankara'ya davet ediliyorlar ve Başbakan Saraçoğlu bir brifing veriyor Bu kanunun ne kadar önemli bir kanun olduğunu anlatıyor, spekülatörlerin tepesinin ezileceğini söylüyor ve açıkçası İstanbul basınının buna destek çıkması isteniyor

Varlık Vergisi'nin toplumsal sonuçları üzerine bir düşünelim 1943 yılı içinde azınlıklar bu vergileri ödemek için esas olarak evlerini ve işyerlerini sattılar; birçoğunun da iş hayatı sona erdi Bu vergi ile piyasadan azınlıkların silinmesi büyük ölçüde gerçekleşmiş oldu Peki, azınlıkları piyasadan biçtik, ama Müslüman-Türk unsuru piyasaya girebildi mi? Benim bu soruya cevabım olumsuz Müslüman-Türk unsurun piyasaya girmesi için 1970'leri beklemek gerekti; çünkü zengin ile müteşebbis arasında ciddi farklar vardır Zengin olabilirsiniz, çok paranız olur ama neyi alıp neyi satacağınızı bilemezsiniz Dolayısıyla 1940'ların tek parti döneminin yöneticileri, gayrimüslim tüccarı piyasadan kestikleri zaman otomatik olarak boşalan yerin Müslüman-Türkler tarafından doldurulacağını sandılar ve yanıldılar Ankara yönetimi bu çerçevede kendi dizinin dibinden ayrılmayan ve her açıdan güvenebileceği bir işadamı türünü yetiştirmeyi becerdi ve İttihat Terakki'den beri Türkiye'yi yöneten aydın, asker, bürokrat kesime göbekten bağlı yeni bir işadamı türü yetişti Bu, Türkiye'de işadamları ile ilgili bir sosyolojik tespittir Varlık Vergisi'nden sonra azınlıkların rejimle bütünleşme hayalleri ciddi bir darbe yemiş oldu


Alıntı Yaparak Cevapla