Yalnız Mesajı Göster

Cumhuriyet Döneminde Heykel

Eski 10-24-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Cumhuriyet Döneminde Heykel




Bu dönem eserlerinde sanatçılarımız daha çok alçı, taş ve bronz malzeme kullanırlar Teknik olarak bronz ve alçı döküm ile oyma tekniğinin varlığı bilinmektedir Bu dönemde döküm ve büyültme tekniklerine ilişkin bilgiler henüz yetersiz olduğundan, daha çok büst, kabartma gibi küçük boyutlu eserler üretilir Anıt heykelcilikse bu dönem için henüz yabancı bir kavramdır Sevay Okay (TL)

Cumhuriyet’in ilan edilmesinin ardından 1924 yılında devlet tarafından yurt dışına gönderilen öğrenciler arasında heykel sanatçısı bulunmamaktadır 1925 yılında ise Müstakil Ressam ve Heykeltıraşlar Birliği (1929) kurucularından olan Ratip Aşir Acudoğlu, devlet tarafından Paris’e heykel eğitimi için gönderilen ilk heykel sanatçısı olmuştur Sonraki yıllarda akademi öğrencilerinden Hadi Bara, Zühtü Müridoğlu, Nusret Suman gibi devlet bursu kazanarak yurt dışına giden sanatçılarımızın ülkemizde heykel sanatının gelişmesinde büyük payları olmuştur Sabiha Bengütaş ise ilk Türk kadın heykel sanatçılarımızdandır

Cumhuriyet öncesi heykel çalışmalarının akademi ile sınırlı kalması, Türk halkının heykel sanatına karşı ön yargılı tutumunu devam ettirmiştir Cumhuriyet’in ilanından önce Atatürk, 22 Ocak 1923 yılında Bursa’da yapmış olduğu konuşmasında bu alandaki endişeleri giderici şu sözlere yer vermiştir;“Dünyada uygarlığa ulaşmak, ilerlemek, gelişmek isteyen herhangi bir ulus ister istemez heykel yapacak ve heykelci yetiştirecektir Anıtların şuraya buraya tarihsel anılar olarak dikilmesinin dine aykırı olduğunu ileri sürenler, şer’i hükümleri gereği gibi araştırıp incelememiş kişilerdir heykelciliği en yüksek derecede ilerletecek ve yurdumuzun her köşesi atalarımızın ve bundan sonra yetişecek çocuklarımızın anılarını güzel heykellerle dünyaya ilan edecektir” Atatürk’ün konuya duyarlı yaklaşımı sonraki yıllarda da devam etmiş, heykel sanatının yaygınlaşması ve halka benimsetilmesi amacıyla önemli meydanlara konulmak üzere, yaşanan zaferleri ve değerli komutanları konu alan anıt heykellerin yaptırılması düşünülmüştür Fakat ülkemizde anıt heykel yapımı için gerekli teknik imkanların olmaması ve anıt heykel yapımı konusunda yeterli tecrübeye sahip sanatçıların henüz yetişmemesi üzerine bu alanda ilk yabancı sanatçılara görev verilmiştir Bu sanatçılardan Krippel’in yapmış olduğu İstanbul Sarayburnu Parkı’nda bulunan 1926 tarihli Atatürk Anıtı ülkemizdeki ilk anıt heykeldir Yine ülkemizde çok sayıda eseri bulunan bir diğer sanatçı olan Canonica’nın yapmış olduğu eserler arasında en bilineni 1928 tarihli İstanbul, Taksim Cumhuriyet Anıtı’dır

Yabancı sanatçıların yanı sıra 1930’lu yıllardan sonra, öncülüğü Kenan Yontuç, Ratip Aşir Acudoğlu, Hadi Bara, Nijad Sirel’in yaptığı anıtlara günümüze kadar geçen sürede başarılı diğer heykeltıraşlarımızın eserleri eklenmiştir Bu heykellerden İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binası önünde yer alan Gençlik Anıtı Yavuz Görey tarafından 1955 yılında yapılmıştır

Cumhuriyet döneminde açılan sergilerde resim sanatçılarının yanı sıra heykel sanatçılarına da rastlanmaktadır 1932 yılında Zühtü Müridoğlu’nın Gülhane Parkı içindeki Alay Köşkü’nde açmış olduğu sergi ise ülkemizdeki ilk heykel sergisi olarak kabul edilmektedir

1937 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Atölyesi şefi olan Belling, Akademi’de görev yaptığı 1955 yılına kadar figüre dayalı klasik eğitim vermeyi tercih etmiştir Belling’in öğrencisi olan bazı sanatçılar akademiden sonra eğitimlerini yurt dışında devam ettirmişler ve bu eğitimleri sırasında çağdaş akımlardan etkilenerek yurda dönmüşlerdir Böylelikle 1950’li yıllardan sonra heykel sanatımızın modern akımların etkisinde kaldığına tanık olmaktayız

Çağdaş akımların Akademi’de öğretilmesi ise 1950 yılında Ali Hadi Bara ve Zühtü Müridoğlu’nun atölye hocaları olarak görev almasıyla başlamış, Akademi’deki eğitimlerinden sonra gittikleri Paris’te soyut çalışmalardan etkilenen İlhan Koman ve Şadi Çalık’la bu dönem hız kazanmıştır Cumhuriyet döneminde heykel sanatımızın gelişmesinde ve yaygınlaşmasında Hüseyin Özkan, Yavuz Görey, Zerrin Bölükbaşı, Hüseyin Gezer, Kuzgun Acar, Ali Teoman Germaner, Gürdal Duyar’ın yapmış oldukları çalışmalar da önemli yer tutmaktadır

Özgün bilincin uyanışı

İlk heykelcilerimizin hemen hepsi Avrupa’daki sanat okullarında eğitim gördü ve kişisel sanat üsluplarını yansıttıkları eserlerini üretmeye koyuldu Cumhunyet’in bu ilk döneminde yetişen Türk sanatçıları arasında Ratip Aşir Acudoğu, Ali Hadi Bara, Zühtü Müridoğlu, Nusret Suman, Kenan Yontuç ile ilk kadın heykelcimiz Sabiha Bengütaş ve Nermin Faruki’yi sayabiliriz

1923’den 1938’e kadar geçen 15 yıl içinde, Türk heykelcileri anıt sorununa yoğun bir ilgi gösterdiler ve giderek bu alanda yabancılara ihtiyaç bırakmayan bir varlık gösterdiler Cumhuriyet döneminin, bir Türk heykelcisi tarafından gerçekleştirilen ilk anıt heykeli Nijat Sirel’in İzmit Atatürk Heykeli’dir (1929)

Daha sonra 1931’de Kenan Yontuç’un Çorum ve Edirne’deki Atatürk anıtları, 1932’de de Ratip Aşir Acudoğu’nun Menemen Kubilay Anıtı ve Ali Hadi Bara’nın Adana Atatürk Anıtı çalışmaları ve diğerleri gelir Bu arada, anıtların Türk sanatçılar tarafından gerçekleştirilmesini isteyen bir kamuoyu da oluşmuştur Dönemin gazete ve sanat dergileri ile aydın ve sanatçı kesim, bu düşünceyi savunmaktadır Bunun sonucunda, dikilmesi kararlaştırılan anıtların döküm işi için “ TC “ uyruklu olma şartı karara bağlanır

Klasik heykel normlarının anlaşılıp yorumlanması yönünde bir program izleyen Belling’in, başlangıç için gerekli olan eğitimiyle yetinmeyen Türk sanatçılarının çalışmalarına bakıldığında, yalnız bu klasik öğretinin dar çerçevesinde sığınmayıp, çağın gelişimiyle orantılı yeni biçimlendirmeler de ortaya koydukları görülecektir

1955 yılına kadar olan heykeller, Cumhuriyet’in bu ilk döneminde yetişen sanatçıların figürlü eserleridir Bu heykellerde, sanatçılarımızın kişiliği açıkça görülmekle birlikte, çıraklık eserlerinde Batılı ustaların etkileri de az veya çok sezilir Mesela, Ratip Aşir Acudoğu, Antoine Bourdelle’in romantik ve link anlayışının etkisindedir Bununla birlikte Türk heykelinde ilk kez kişisel üslup sorunu Acudoğu’yla gündeme gelir İlk dönem heykellerinde figüre ve doğaya bağlı olan A Hadi Bara’da daha çok Aristide Maillol ve Charles Despiau etkilen görülür Bana, 1949’dan sonra o dönemde Paris’i etkileyen non-figüratif sanat anlayışım benimsemiş ve soyut biçimlendirmelere yönelmiştir Zühtü Müridoğlu’nun Türk heykel sanatında önemli bir yeri vardır 1948’lere kadar figüratif ağırlıklı eserler veren Müridoğlu, daha sonra Marcel Gimorid, Maillol ve Despiau’dan etkilenmiş ve bu dönemden sonra, çağın anlayışı doğrultu sunda soyut veya non-figüratif çalışmalara yönelmiştir

Atatürk’ün büstünü yapan ilk Türk heykelcisi olarak da bilinen Kenan Yontuç, daha çok Atatürk heykelleri uygulamalar tanınır Nusret Suman ise, hocası Hoffrnann ile form anlayışını geliştirmiş, “volüm” araştırmasına eğilmiştir

Sabiha Bengütaş, Canonica ve profesör Luppi ile çalışmıştır İlk kadın heykelcimiz olması açısından önem taşımaktadır Gene bir kadın heykelcimiz Nermin Faruki başlangıçta Alman yeniklasikçiliğinin etkisi altında çalışmalar yapmış, daha sonra modern bir anlayışa yönelmiştir Sevay Okay (TL)

Çağdaş Türk Heykel Sanatı’nın, başladığı noktadan itibaren hızlı bir gelişme göstermiş olduğu açıktır Cumhuriyet döneminde yetişmiş sanatçılar, ilk heykel sanatçılarımıza oranla daha bağımsız ve kişisel üsluplarını ortaya koyabilen eserler meydana getirmişler ayrıca erken dönemdeki büstler yerini önemli meydanlarımızda yer alan anıtlara ve soyut heykellere bırakmıştır Bu gelişmeler yalnız bunlarla sınırlı kalmamış kullanılan malzemede de kendini göstermiştir Kaynak Kitaplar/50 Yıl Ansiklopedisi


Alıntı Yaparak Cevapla