|
Prof. Dr. Sinsi
|
Bandırma Nın Milli Mücadeledeki Yeri
0 sıralarda, Gelibolu’daki Akbaş cephaneliğinde çok sayıda Rus tüfeği, mitralyöz ve 5 bin sandık kadar da cephane vardı İtilaf Devletleri bunları Menşeviklere vermek istiyorlardı Bunu duyan vatanseverler, özellikle Balıkesir Hey’et-i Merkeziyesi üyelerinden Köprülülü Hamdi Bey, arkadaşı Dramalı Rıza Bey ile birlikte Akbaş cephaneliğini 26/27 Ocak 1920 gecesi basarak, cephaneyi Anadolu’ya geçirmişti Buna son derece sinirlenen İngilizler 1 Şubat 1920’de Bandırma’ya 200 kişilik bir birlik çıkardılar Bu işgalle de yetinmeyerek kendilerine ayrılmış olan Rumlara ait evleri reddederek “Mekteb-i İ’dâ di” binasıyla, civarındaki Müslüman evlerini işgal ettiler 
İtilaf Devletleri gemileri ise Bandırma’nın önüne gelerek, demir atmışlardı Akbaş Cephaneliğinden alınan silahların derhal geri verilmesini istiyorlardı İzmir’e Doğru Gazetesi, Bandırma’nın işgali aleyhinde şiddetli neşriyatta bulunuyordu Balıkesir Hey’et-i Merkeziyesi de işgali protesto etti ve Bandırma’nın derhal tahliye edilmesini istedi Bu protestoda “Milliyetimizin ruhundan doğan bu gibi zaruri haklı mücadeleye karşı hiç bir tedbir alamayız Millî Mücadelemiz, çoluk çocuğu doğranan bir milletin eser-i galeyan ve fedakârisidir Hükümetin bu gibi mesailde icra edeceği tebligatın infazı mümkün değildir Bandırma işgalinin devamı üzücü olaylara sebeb olacağı ve kamuoyumuz nazarında Yunanlıları teşci gibi telâ kki edileceği şüphesiz bulunan açık bir tehditten başka bir şey değildir ” deniliyordu Bunun bir blöf olmadığını ve her an kritik bir durumun meydana gelebileceğini anlamış olan İngilizler, Bandırma’da daha fazla kalmanın gereksiz olduğuna kanaat getirerek, araştırmalarından bir sonuç alamadan 11 Şubat 1920’de Bandırma’yı terk ettiler Fakat bu tarihlerde isyan halinde bulunan Ahmet Anzavur, Akbaş cephaneliğinden kaçırılmış olan silah ve cephanenin Yenice’ye götürüldüğünü öğrenmiş ve oraya saldırmıştı Bu arada tedbirsiz davranan Hamdi Bey, İnova Köyü'ne uğradığı sırada Anzavur yanlısı köylüler tarafından tanındı Yakalanıp Gâvur İmam'ın adamlarına teslim edildi Yolda çeşitli hakaret ve işkencelerle şehit edildi (17 Şubat 1920) 
Dramalı Rıza Bey ise, bu saldırıyı ilk defasında önlemeye muvaffak olmuşsa da, Anzavur’un 800 kişi ile yaptığı ikinci saldırıyı durduramayacağını anlayınca cephane ve silahları dinamitlemiştir Dolayısıyla büyük fedakârlıklarla Akbaş'tan kaçırılan silahların Balıkesir'e sevki bir türlü mümkün olamamıştır Bu sonuç, Balıkesir Kuvâ-yı Milliye teşkilatını hayal kırıklığına uğratmakla beraber, teşkilat için önemli bir yıkım olmadı Ancak cepheler bir süre yeterli silah ve cephaneden mahrum kaldı 
Ali Rıza Paşa Hükümeti döneminde Harbiye Nazırı olan Cemal Paşa ve Genel Kurmay Başkanı olan Cevat Paşaların Kuvâ -yı Milliye’nin Batı Anadolu’da teşkilatlanmasında çok büyük hizmetleri vardır Örneğin o dönemde Bursa’dan Bandırma’ya bir alay nakledilmiş, yine Anadolu’ya gizlice silah ve cephane yollanmıştır Kuvâ -yı Milliye’nin o bölgede bulunan askerî birliklerce iaşe edilmeleri hususunda Bandırma’da bulunan 14 Ve Konya’da bulunan 12 Kolordulara gizli talimatlar verilmiştir 
Anzavur'un Bandırma Üzerine Yürümesi
Ancak Damat Ferit’in tekrar iktidara getirilmesinden sonra, İstanbul’da millî hareket düşmanlarının faaliyetleri tekrar hızlanmıştı Vahdettin’in yeniden iktidara getirdiği Damat Ferit Hükümeti, O yüzden tüm güçleriyle bu haini desteklemeye koyuldular 8 Nisanda görüştüğü İngiliz Yüksek komiseri Amiral Robeck’le millî hareketi yok etmek için devletin askerî gücünü de kullanmak istediğini bildirdi Bu görüşme sırasında Ahmet Anzavur’un Bandırma bölgesinde görevlendirmek, İzmit-Bolu ve Trabzon’da milliyetçilere karşı patlak veren yerel ayaklanmalardan yararlanmak istediğini söyledi O sıralarda Bandırma’da bulunan Askere alma dairesi başkanı Şehzâde Cemalettin Efendi de, Anzavur’a nasihatta bulunmak için Gönen’e gitti Halbuki bu nasihatların hemen arkasından Anzavur, Gönen’den kendisine katılan yeni kuvvetlerle Bandırma üzerine yürümeye başladı O sırada Bandırma’da Yusuf İzzet Paşa’nın kumandasında önemli sayılabilecek bir kuvvet ve mühimmat vardı Her nedense Bandırma’daki kuvvetin mukavemete yeterli olmadığını düşünen Paşa, yanına yaverini ve daha birkaç subay ve biraz kuvvet alarak Bursa’ya gitmek üzere Karacabey’e hareket etti Bunun üzerine Bandırma’da bulunan Kaymakam Seyaaaaah Bey’e 175 Alay karargâh kumandanı Kâzım Bey, Bandırma’da bulunan bütün subay ve askerle derhal Balıkesir’e hareket etmesini, gelmeyecek olan subayların kendilerinden sayılmayacaklarını, çok yakında eşkıyaların ezileceğini bildirdi Seyaaaaah Bey, bu görüşme üzerine subay ve askerlerle beraber süratle Balıkesir’e hareket etti Böylece Anzavur bir çarpışma olmadan Bandırma’ya girdi Bandırma’ya giriş de, aynen Gönen’de yapıldığı gibi, çapulculuk ve alçakça zulümle sonuçlandırıldı Eşkıyaların Bandırma’ya girmeleri üzerine önemli bir durum ortaya çıkıyordu Artık Anzvavur’la İstanbul Hükümetinin doğrudan doğruya irtibat kurmalarına bir engel kalmıyordu Anzavur bizzat sadrâzamla haberleşiyordu Nitekim ilk olarak 9 Nisan 1920’de Vahdettin, Anzavur’u mir-i miranlık, yani paşalık rütbesi ile Karesi (Balıkesir) mutasarrıflığına tayin etti
Anzavur telgraf başında Damat Ferit’e, Kuvâ-yı Milliyeyi yakında perişan edeceğini bildiriyor, silâh, cephane, para ve iki uçak gönderilmesini istiyordu Anzavur, Bandırma’daki zaferiyle büsbütün kudurmuştu İlanlar, beyannameler neşrediyor, yabancı temsilcilerle görüşmeler yapıyor ve bir de Yunan ordusu gibi Anadolu’yu istilaya hazırlanıyordu Onunla son ve kat’i bir çarpışmayı kabul etmek gerekiyordu Anzavur, Bandırma’daki tertibat ve icraatından sonra Bandırma’yı merkez haline getirdi Buradaki tertibat ve icraatından Balıkesir telgraf müdürü Yusuf Bey’in sağladığı özel bir çalışma sayesinde 61 Tümen haberdar olmaktaydı Ayrıca 61 Tümen kumandanı Kâzım Bey, İngiliz Kemal’i kıyafet değiştirerek Dr Durry adıyla Bandırma’ya göndermişti Böylece Anzavur’un faaliyetlerinden haberdar olmaya çalışıyordu 
Anzavur alayının başında meşhur şakilerden Şah İsmail, at üzerinde ve elinde büyük bir bayrak tuttuğu halde ilerliyor ve sancağın bir tarafının üzerinde Kur’an-ı Kerim’den bazı âyetlerle Kelime-i Tevhid yazılı, diğer tarafında ise " Nasrun Minallahi ve Fethun Karib ve Mübeşşirülmüminin" tebşiratı yazılı idi Alay bu şekilde doğruca hükümet konağına gelmiş ve konağın arka kapısı önündeki binek taşı üzerine çıkarak halka hitaben bir nutuk söylemişti Bu nutkunda Padişah ve Halife tarafından Kuvâ -yı Milliye’yi tedib ve tenkille görevlendirildiğini, haydutların yakın bir zamanda tamamen temizleneceğini, Biga’da ve Gönen’de Millî kuvvetlere karşı kazandığı parlak zaferleri uzun boylu açıkladıktan sonra yakında Bursa ve Balıkesir’i de ele geçirip, bu bölgeyi İttihatçı çetelerin ve "Kuvâ -yı bağıyenin" elinden kurtaracağını söyleyerek halkı Padişah ve Ferit Paşa hükümetine sadâkate dâvet etmişti
Anzavur, Bandırma’da muzafferiyet neşesiyle kudurmuş bir halde idi Şehirde ilâ nlar, beyannameler neşrediyor ve yabancı temsilcileriyle görüşmeler yapıyor ve bütün Anadolu’yu feth ve istilâ ya hazırlıyordu Kendisine paşalık verilerek Balıkesir mutasarrıflığına tayin edilen Anzavur, Bandırma’daki tertibat ve icraatından sonra Bandırma’yı merkez haline getirdi Anzavur’un buradaki tertibat ve icraatından Balıkesir telgraf müdürü Yusuf Bey’in sağladığı özel bir tertibat sayesinde 61 Tümen haberdar olmaktaydı Ayrıca 61 Tümen kumandanı Kâzım Bey, asıl adı Esat (Tomruk) Bey olan İngiliz Kemal’i kıyafet değiştirerek Dr Durry adıyla Bandırma’ya göndermişti Böylece Anzavur’un faaliyetlerinden haberdar olmaya çalışıyordu 
|