Yalnız Mesajı Göster

Yeşil Kuş - Kısa Masallar

Eski 10-23-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Yeşil Kuş - Kısa Masallar




Yeşil Kuş

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, bir padişahın güzel bir kızı varmış Günlerden bir gün, zengin bir adamın oğlu padişahtan kızını istemiş Her iki taraf iyice görüşüp ko nuştuktan sonra, padişah, zengin adamın oğlunu damatlığa kabul etmiş

Bir zaman sonra kırk gün, kırk gece düğün yapılmış, iki genç evlenmiş Evlendikleri gece, delikanlı kızın kendisini se vip sevmediğini anlamak için bir deneme yapmış: Bir altın ta bağın içinde beyaz üzüm, bir gümüş tabağın içine de kara üzüm koyarak, karısına demiş ki:

- Ey padişah kızı, söyle bakalım, bu üzümlerin hangisi tabağına uygun düştü?

Hiç beklemediği bir soru ile karşılaşan padişah kızı, ta baklara şöyle bir baktıktan sonra:

- Gümüş tabak içinde kara üzüm daha güzel görünüyor, cevabını vermiş

Delikanlı bu cevabı beklemediği için birden köpürmüş:

- Demek sen beni değil, kapımdaki Arap uşağı sevdin ha!

Kocasının bu sözü karşısında şaşkına dönen kız, kendisi ni haklı olarak savunmaya hazırlanırken, daha fena bir şeyle karşılaşmış Kocası eline geçirdiği bir sopa İle üzerine doğru geliyormuş Kendini korumak için odanın bir köşesine kaç mışsa da delikanlı hemen arkasından yetişerek onu yakala mış, dövmeye başlamış Tam kırk sopa vurarak zavallı kızı adeta hasta etmiş

Bir gün böyle, iki gün böyle… Kırk gündür kız, kocasın dan sopa yiyormuş



Biz bırakalım onları bu hâllerinde…

O civarda fakir bir kocakarının bir oğlu varmış Oğlan bir gün kazandığı para ile bir top bez alıp anasına getirerek:

- Ana, demiş, bu bezden bana birkaç tane gömlek yap Ama gömlekleri hiç tasası olmayan bir insana kestir ki ben de hiç tasa çekmeden onları sırtıma giyebileyim…

Kadıncağız düşünmeye başlamış Acaba komşular ara sında tasasız kim var ki? Çok geçmeden, buldum diye sevi nerek oğluna koşmuş:

- Daha geçenlerde evlenen padişah kızı var, demiş On dan tasasız kim olabilir ki? Ben hemen ona gidiyorum oğul!

Oğlan:

- İyi buldun ana, demiş, hem padişah kızı hem de zen gin bir eve gelin gitti Elbette ondan tasasız kimse bulamayız

Kadın hazırlanmış Koltuğuna bir top bezi alarak yola çıkmış Sevinerek girmeye başlamış Çok geçmeden zengin adamın köşküne varmış

Kapıyı hizmetçiler açmış O sırada adam evde olmadığı için kadını gelinin yanına çıkarmışlar

Yediği dayaklardan her tarafı çürük içinde kalan, kemik lerinin sızısından yerinde güç oturabilen kız, hâlini belli etme meye çalışarak:

- Buyurun teyzeciğim, demiş Bir dileğiniz mi var?

Kocakarı, padişah kızının kendisini güler yüzle karşıladı ğını görünce içi ferahlamış, konuşmaya başlamış:

- Ah evladım, sakın seni böyle sabah sabah rahatsız etti ğim için gücenme Benim bir oğlum var Kazandığı para ile şu bir top bezi alıp gelmiş, gömlek istiyor Ama tasasız bir kimseye kestir de ben de tasasız giyeyim diyor Düşündüm, taşındım sizden daha tasasız kim olabilir? Bezi alıp geldim… Güzel ellerinizle oğluma birkaç gömlek keserseniz memnun olurum

Kocakarının sözlerini dikkatle dinleyen kız, kendi kendi ne şöyle bir düşündükten sonra:

- Teyzeciğim, demiş, dünyada tasasız insan yoktur ki ben de tasasız olayım? Sana ben tasamı anlatmaya başlasam, inanmazsın! Onun için bu gece benim misafirim ol, seni o-damdaki dolapta saklayayım Benim ne büyük tasam oldu ğunu o zaman anlarsın!

Kocakarı, padişah kızının da tasası olduğunu öğrenince, ne diyeceğini bilememiş O gece orada kalıp kızın tasasını öğrenmeye karar vermiş

Kız, misafirine yemek yedirdikten sonra, onu kimseye göstermeden odasındaki dolapların en büyüğüne saklamış

Akşam olunca, zengin adamın oğlu gelmiş:

- Sen beni sevmedin de kapımdaki Arap uşağı sevdin ha, diyerek elindeki sopa ile kızı dövmeye başlamış Kırk so pa vurduktan sonra çıkıp gitmiş

Zavallı kızın bağırmasına, inlemesine dayanamayan ko cakarı, dolaptan çıkarak kızın vücuduna ilaç sürmüş Sabaha kadar onun acısını paylaşmış Gün ışırken, bezini koltuğuna aldığı gibi kestirmeden evine dönmüş

Annesini merak eden oğlan:

- Nerede kaldın ana, demiş Kocakarı gördüklerini bir bir oğluna anlatmış Oğlan da padişah kızının tasasına üzülmüş Anasına demiş ki:

- Ana, ben eski gömlekle gezsem de olur ama padişah kızını tasadan kurtarmak lazım! Şimdi sen ona git, kocası bu akşam gene onu dövmeye gelince “Ne seni seviyorum ne de Arap uşağı, yeşil kuşların dedesini seviyorum” desin Adam evden çıkarak yeşil kuşların dedesini aramaya gider Kız on dan sonra kurtulacak, üzülmesin…

Kocakarı, oğlundan bu aklı alınca hiç beklemeden yola çıkıp padişah kızının yanına gitmiş, oğlundan öğrendiklerini ona tekrar etmiş Sonra evine dönmüş

Akşam olunca, adam yine gelmiş Karısını dövmeye ha zırlanırken, o:

- Ne seni seviyorum ne de Arap uşağı demiş Ben yeşil kuşların dedesini seviyorum…

Kız böyle deyince adam duraklamış Yeşil kuşların dede si acaba nerede? Gidip onu bulayım diye düşünerek yola çık mış

Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş Altı ay bir güz gitmiş, bir çayıra varmış Orada kocaman bir konak görmüş Yanına giderek uşaklarla konuşmuş Atını bir ahıra bağlaya rak yukarıya çıkmış Önüne bir kapı gelmiş Biraz sonra kapı kendi kendine açılınca kendisini büyük bir odada bulmuş Burası odadan çok hiç kimsenin girmediği bir orman or tasında bir bahçeye benziyormuş Her tarafta ağaçlar, çiçek ler, çalılar varmış Her ağacın dallarında, her çiçeğin üstünde, her çalının dibinde birçok, hem de pek güzel yeşil kuş varmış Odanın en sonunda bir ağaç kovuğunda da uzun beyaz sa kallı bir ihtiyar oturuyor, kuşlara bir şeyler öğretiyormuş

Delikanlı, selam verip yürümeye başlamış Yeşil kuşların dedesi, delikanlının selamını alarak yer göstermiş

Yeşil kuşların dedesi:



Alıntı Yaparak Cevapla