Yalnız Mesajı Göster

Gölgesi İle Yarışan Tay Masal

Eski 10-24-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Gölgesi İle Yarışan Tay Masal




Yekta’yı getiren kamyonun devrildiğini haber alan sahibi olay yerine gelmişti Sürücü ile seyis yaralı olarak hastaneye kaldırıldılar Yekta’nın sahibi sabah olunca Yekta’yı aramaya koyuldu ve onun hipodroma geldiğini haber alınca oraya gitti Hipodromun kapısından içeriye giren Yekta’nın sahibi Yekta’yı koşu pistinde ağır adımlarla koşarken görünce “ Yekta… Yekta…”diye bağırarak piste fırladı Hızla koşarak Yekta’ya yetişti ve onun boynuna sarıldı Yekta neden sonra durumun farkına vardı Sahibi onu bu yabancı şehirde aramış ve bulmuştu Yekta’nın sahibi Yekta’yı bir arkadaşının yarış atı çiftliğine götürdü Yorgun durumdaki Yekta o günü ve ertesi günü dinlenerek geçirdi Daha sonra koşu antrenmanlarına başlayan Yekta üç gün içinde eskisinden daha iyi bir form tuttu Artık hazırdı ve birincilik için en şanslı kendisini görüyordu
Yekta yarış günü kasırga gibi esti Daha ilk metrelerde yaptığı korkunç atakla öne geçti Çılgın gibi koşuyordu Türkiye’nin en iyi yarış atları onun sürati karşısında çaresiz kalmışlardı Açık farkla ve rekor bir dereceyle yarışı birinci olarak bitirdi Bu birincilik onun pratik ile teoriyi en iyi şekilde birleştirmesiyle oluşmuştu Sonuç olarak, mükemmele ulaşmış ve geçilmez ünvanına sahip olmuştu
Türkiye Şampiyonu olan Yekta doğup büyüdüğü yarış atı çiftliğine geri dönünce coşkulu bir şekilde karşılandı Çiftlikteki yarış atları bahçedeki televizyondan yarışı izlemişler ve Yekta’nın birinciliğine çok sevinmişlerdi Yekta birkaç ay sonra özel uçakla İngiltere’ye götürüldü Yakında Avrupa şampiyonası vardı ve Yekta bu yarışta ülkesini temsil edecekti Yekta sıkı bir antrenman programına alındı Yaptığı her antrenman onun derecesini giderek geliştirmesine ve daha hızlı koşmasına yol açıyordu Şampiyonaya birkaç gün kala Yekta’nın Avrupa rekorunu zorlar hale gelmesi sahibini sevindirmişti Ama Yekta’nın durumuna sevinmeyenler de vardı Tribünlerde Yekta’yı dişlerini gıcırdatarak seyreden birkaç kişi onun ölüm fermanını imzalıyordu:
“ Yekta, Yekta dedik aldık başımıza belayı Yarış atı değil sanki fırtına Yaptığı şu dereceye bak Son adımını biraz çabuk atsa Avrupa rekoru olacak
“ Ne demezsin Bu sadece bir antrenman koşusu Yalnız koşuyor, kendisini zorlayan rakibi yok Esas yarış olsa kesinlikle geçilmez Şu anda Avrupa’daki en iyi yarış atı Yekta
Bir üçüncü kişi ise: “ Bizim at Yekta’yı geçemez O zaman ha ikinci olmuşsun, ha sonuncu Yekta yarışa girmese biz birinci oluruz Bu gece Yekta’ya bir iğne vurursak ölür gider Birincilik ödülünü alır, harcarız Hem ülkemizin reklâmı olur Reklâm işi ülkeye döviz kazandırır
“ Tamam, bu gece üçümüz Yekta’nın durduğu yere gireriz Hepimizin elinde birer zehirli iğne Yekta birimizden kaçsa ötekine yakalanır
Gecenin ilerleyen vakitlerinde Yekta bir iç sıkıntısı yaşıyordu Huzursuzdu Huzursuz olması, onun uyumasını engelliyordu Derinden gelen ayak sesleri duydu Bu saatlerde bakıcılar ahıra girmezlerdi Yoksa gelenler yabancı mıydı? Amaçları ne olabilirdi? Yekta yine de aklına kötü şeyler getirmedi Bekledi Biraz sonra ellerinde sopalarla, iğnelerle üç kişi karşısına dikilince ürperdi Korktu Zalim adamlar aniden harekete geçerek bütün suçu iyi bir yarış atı olmak olan Yekta’ya sopalarla acımadan vurmaya başladılar Canı yanan Yekta birkaç adım gerileyince arkası duvara dayandı Adamlar, Yekta’nın üstüne çullanınca sert tepkiyle karşılaştılar Yekta şaha kalkarak güçlü ön ayaklarını adamlardan birinin kafasına indirdi Adam, boş çuval gibi yere düştü Yekta geri dönerek arka ayaklarını savurdu Darbe hedefini bulmadı ama iki adam niyet bozarak yerde yatan arkadaşlarını sırtlayıp olay yerinden uzaklaştılar
Yekta daha sonra yerdeki sopaları ve iğneleri bir torbaya koyup çöpe attı Olanların kimse tarafından bilinmesini istemiyordu Kötülükler yayılmamalıydı Dünyada kötülükler iyiliklerden daha çoktu Kötülük yapmak kolaydı, zor olan iyilikti Yekta şimdi zoru başarmıştı Adamlar kaçmıştı Belki bir daha kimseye kötülük yapmazlardı Tekme yiyen adam yaşıyor muydu? Bunu bilemezdi Adam yaşasa bile insanlar Yekta’yı kısa bir süre de olsa gözetim altına alırlardı Bir, iki gün antrenman yapmamak, Yekta’nın Avrupa şampiyonu olamaması demekti Bu durum Yekta’yı psikolojik olarak çökertirdi Geride ondan birincilik bekleyen koskoca bir ülke vardı Milyonlarca insanın hayali gerçek olmazdı Yarış atı çiftliğinde arkadaşları vardı Kendisine fikir bakımından büyük destek olan can arkadaşları Ülke şampiyonluğu ödülünü de arkadaşlarına verecekti Güzelim altın kupalar iki tane olacaktı
Avrupa şampiyonasında Yekta taktik gereği ilk 300 metreyi orta sıralarda geçti Yavaş yavaş temposunu artıran Yekta 1000 metre geçilirken az bir farkla öndeydi Son 500 metreye dört at yan yana girdi Yarışın bitmesine 50 metre kala bir aralık dördüncü duruma düşmesine karşın, hınçla ileri atılarak ciğerlerini parçalarcasına gayret gösterdi ve yarışı kazandı Yekta, Avrupa Şampiyonu olmuştu Yekta, ülkesinde coşkulu bir şekilde karşılandı Gazete, radyo ve televizyon haberlerinde hep Yekta vardı Avrupa’daki yayın kuruluşları da Yekta’dan bahsediyordu Aylar sonra Yekta’yı Amerika’da görüyoruz O New York’ta yapılacak Dünya Şampiyonası için buraya getirilmişti Otoriteler tarafından birinci olmasına kesin gözüyle bakılan Yekta, ne yazık ki, Avustralya şampiyonuna geçildi ve ikinci oldu Ödül töreninde dünya ikincisi Yekta gümüş madalya boynuna takılırken neşeliydi Kolay değildi, bir yıldır pek çok yarış kazanmış, hep birinci olmuş, hiç geçilmemişti Dünyanın en hızlı koşan ikinci yarış atı olmak nice yarış atının hayallerinin bile ötesindeydi Gerçi dünya ikinciliği imkânsız değildi ama çok zordu Yekta bu çok zoru başarmıştı
Birkaç gün sonra Yekta’yı sıkıntı basmaya başladı Geçen günler ona başarısını benimsetiyor, birinci olamamanın verdiği üzüntüyü artırıyordu Giderek artan üzüntüye dayanamayan Yekta, New York’taki yarış atı çiftliğinden kaçarak Appalaş Dağları’na gitti Yekta, Appalaş Dağları’nda gezerken ilerdeki çimenlikte otlayan vahşi atlar gördü Bunlar Mustang atlarıydı Yekta, onların yanına giderek: “ Merhaba, beni de aranıza alır mısınız? “ diye sordu Mustangların başkanı olan Gera: “ Olur tabi, gel katıl bize arkadaş “ dedi Yekta, Mustangların arasına katılıp, onlarla birlikte otlamaya başladı İyiydi, güzeldi buralar, Mustanglarla kaynaşıverdi Aradan bir saatten fazla zaman geçmişti Başkan Gera, on kilometre ilerdeki çamlığa gidileceğini söyleyip, haydi, dedi ve koşmaya başladı Yekta’nın katılmasıyla sayısı yirmiye ulaşan at sürüsü hızla yol alıyordu Mustang atlarında en güçlü olan ve en hızlı koşan sürüye başkan olurdu Orta sıralarda koşsun, sürüye başkan olsun? Böyle şey olmazdı Sürü başı geçildi mi, başkanlığı kaybederdi Şimdi Gera farklı şekilde önde koşuyordu Diğer atlar Gera’ya yetişmek için çaba sarf ediyorlardı
Yekta ise, hep son sıralarda koştu Çamlığa varıldığında sadece iki atı geçmişti, yani Yekta 18 olmuştu Yekta bunu kabullenmek istemedi O, bir yarış atıydı ve kum veya çim pistte koşmaya alışkındı Başkan Gera, on kilometre ilerdeki çamlığa gidiyoruz deyip fırlamış, diğer atlar da, onun peşine takılmıştı En son koşmaya başlayan ise, ne oluyor, ne çamlığı diye düşünmesine bile fırsat kalmayan Yekta’ydı Gerçi çim üstünde de uzun süre koşmuşlardı ama sonra taşlık bir araziden geçmişler, daha sonra çalılık ve ağaçlık bir yerde koşmak zorunda kalmışlardı Mustanglar, daha önce defalarca gidip geldikleri bu yolu ezberlemişlerdi Taşlıkta koşarken nereye basılması gerektiğini, çalılıktan, ağaçlıktan geçerken hangi yolun kestirme olduğunu biliyorlardı Yekta bu sebeplerden dolayı her kilometrede bir adım gerilese on kilometrede on adım gerileyeceğini düşündü Zaten Gera ile arasındaki fark işte o kadardı Yekta, bir daha yarış pistlerine dönmedi Hep dağlarda Mustanglar arasında kaldı Geçen zaman genç Yekta’nın gücüne güç kattı ve Gera bir gün Yekta tarafından geçildi Mustanglara başkan olan Yekta uzun yıllar başkan kaldı


Alıntı Yaparak Cevapla