10-24-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Evvel Zaman İçinde Çin|Masal Ve Hikaye Özetleri
Evvel zaman içinde Çin
Evvel zaman içinde Çin’de Çi Çang adında bir adam vardı ve dünyanın en iyi
>okçusu olmak istiyordu Ona Vei Fei diye bir adamdan bahsettiler, ne var ki
>adamçok uzak bir diyarda oturuyordu Çang uzun yolculuk meşakketlerinden
>sonra fei’yi buldu Usta Çang’a evvela gözlerini hiç kırpmadan uzun zaman
>durmak gerektiğini söyledi Çang evvela eşinin dokuma tezgahı altına
>uzanarak gözünden birkaç milimetre ötede işleyip duran mekiklere rağmen
>irkilmemeyi öğrendi İki yıl sonra göz adelelerine öyle hakim olmuştu ki,
>günün birinde küçük bir örümcek kirpikleri arasına ağ kurdu Çang bunun
>üzerine piştiğine hükmederek artık ustasının yanına gitmeye karar verdi
>
>Fei çırağına “aferin” bile demedi, “bu daha işin başlangıcı” dedi ve ondan
>eşyaya bakmasını öğrenmesini istedi; “çok küçük bir şey sana küçük, küçük
>olan bir şey de büyük görünmeye başladığı zaman yine gel” öğüdünü verdi
>Çang evine döndü, gözle zor farkedilen küçük bir böcek bulup, onu bir ot
>parçasının ucuna koyarak uzaktaki pencerenin kenarına yerleştirdi Tam üç
>yıl boyunca o böceğe baktı ve günün birinde o küçücük böceği bir at
>boyundaymış gibi görebildiğini farketti Hemen ustasının yanına koştu Usta
>Çang’ın azmine şaştı, “aferin” dedi Artık çok uzakalrdaki hedefleri bile
>istediği yerinden vurabiliyordu Ustasının huzurunda yay çektiği koluna su
>dolu bir bardak yerleştirmek suretiyle yüz tane oku, yüz adım ötedeki bir
>ağaca ard arda fırlattı Attığı her ok bir öncekinin arkasına saplanıyordu
>ve böylece yüzüncü ok fırlatıldığında, kendisine doğru uzanan oklardan
>yapılmış bir ip hasıl oldu Ustası yine “aferin” dedi
>
>Çang iftiharla evine döndü Çang artık çok iyiydi ama en iyi değildi
>Ustası vei Fei yaşadıkça en iyi olmasına imkan yoktu Yeniden Fei’nin
>yanına yollandı ve onu uzaklardan gördüğünde yayına bir ok koyarak
>fırlattı Ustası durumu farkedip mukabil bir okla okunu havda ikiye böldü
>Sadkataki bütün oklar bitinceye akdar oklaştılar ama yenişemediler
>Neticede birbirlerini kucaklayıp barıştılar ve Fei, öğrencisine çok
>uzaklarda Ho dağının doruğunda yaşayan Kan Ying ustaya gitmesini istedi
>Ancak ondan ders alabilirse dünyanın en iyi okçusu olacaktı Çang hemen
>yola koyuldu,aylarca yol yürüdü Ho dağının tepesine tırmanabilmek için
>ayaklarını kan içinde bıraktı Neticede Ying ustayı buldu Bu, çok yaşlı,
>kamburu çıkmış, tatlı bakışlı bir ihtiyardı Ona durumu anlatı ve ne kadar
>başarılı olduğunu göstermek için çok yükseklerden uçmakta olan göçmen
>kuşlar sürüsüne ok fırlatarak beş tanesini düşürdü Ying Usta, “Demek sen
>hâlâ oksuz yaysız isabet ettirmesini öğrenemedin ” diye çıkıştı ve
>görülmeyen bir yaya görünmeyen bir ok yerleştirir gibi hareketler yaparak
>çok uzaklarda uçan bir akbabaya nişan aldı ve görünmeyen okunu fırlattı;
>akbaba hemen taş gibi yere düştü
>
>Çang kendisinde neyin eksik kaldığını anlamıştı Ying ustanın yanında dokuz
>yıl daha kaldı ve orada neler öğrendiğini kimse bilemedi Dokuz yıl sonra
>dağdan indiğinde eski saldırganlığından, iddialı hallerinden ve heybetinden
>eser kalmamıştı Eski ustası Fei, onu görünce, “tamam” dedi, “artık ben
>bile senin eline ustalıkta su dökemem ”
>
>Evine dönen Çang’ı ondan sonraki yıllarda hiç kimse elinde ok ve yayla
>görmedi Yalnızlıktan hoşlanan, evinden çıkmayan, konuşmaktan hazetmeyen
>sakin bir ihtiyardı artık Kırk yıl böyle yaşadı Kendisine niçin ok ve
>yaya hiç el sürmediğini soranlara şöyle cevap veriyordu:
>
>-Hareketin en yüksek kertesi, hareketsizliktir Belâgatin en yüksek kertesi
>hiç konuşmamaktır Ok atmadaki en yüksek ustalık derecesi ise hiç ok
>atmamaktır!
>
>Günün birinde eski bir arkadaşını ziyarete gitmiş ve konuşma esnasında
>dostuna, masda duran şeyin ne olduğunu sormuştu Ev sahibi evvela işi
>şakaya vurdu, cevap vermek istemedi ama sual üçüncü kere tekrarlanınca
>durumu anladı:
>
>-Ah usta!Gerçektende bütün çağların en büyüğüsün sen, muhakkak; bir yayın
>ne olduğunu,ne işe yaradığını unutmuşsun çünkü!
>Yine rivayet ederlerki, bu hadiseden sonra ressamlar fırçalarını
>kaldırdıkları gibi çöplüğe attılar; çalgıcılar sazlarının tellerini
>kopardılar; dülgerler aletlerini çalışırken görülmesin diye köşe bucak
>sakladılar
|
|
|
|