10-24-2012
|
#12
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Siyah Çelenk Operasyonu ( Öykü )|Masal Ve Hikaye Özetleri
Bölüm Oniki
Güneşin ilk ışıkları dağların arasından sıyrılıp askerlerimizin gözünde parlarken Yüzbaşı Gültekin elindeki haritada muhtemel geçiş noktalarını inceliyordu operasyon yapılacak noktaya çok yakındılar havanın kararmasını bekleyeceklerdi Bu gece en zor geceleri olacaktı,kendisi defalarca çatışmaya girmiş olmasına rağmen komuta ettiği askerlerin ilk ciddi göreviydi ve bu endişe duymasına sebep oluyordu
Binbaşının bu göreve neden bu askerleri gönderdiğini düşündü, Teğmen Can, Önder ve Kıvanç bu gece çok iyi iş çıkarmışlardı ama bu yeterli değildi Kendi kendine işin zor Gültekin dedi
Komutan bunları düşünürken yanına yaklaşan askeri yerde oturan komutanının hemen karşısında durup birazda gülerek komutanım sizin nöbetiniz geldi dedi, diğer askerlerde gülüştüler Madem öyle bizde tutarız nöbetimizi diyen komutan yerinden kalktı ve savunma pozisyonu almış diğer askerlerin arasından sessizce geçerek nöbeti devraldı Komutanlarının da rütbe ayrımı yapmadan nöbet tutması genç askerlerin çok hoşuna gitmişti çevre güvenliğini alan askerlerin dışında kalanlar önlerindeki zor gece için güç toplamak zorundaydı her biri bir kayaya yaslanıp uykuya daldı
Güneş iyden iyiye yükselmişti, takımın yarısı mağarada uyurken diğer yarısı mağaranın uzağında birbirlerinden ayrı şekilde kamufle olmuş çevre emniyetini alıyordu, düşman bu kadar yakınken gün ışığında sabit beklemek zorunda oldukları için lanet okuyordu Gültekin Yüzbaşı,her an düşman tarafından tespit edilebilirlerdi Tamda bunu düşünürken kulağındaki haberleşme cihazından Astsubay Önder'in sesini duydu,komutanım bir tavşan saat 15 yönünde 
Komutan gözlerini avını arayan şahin gibi o yöne çevirdi ama kimseyi göremiyordu, dürbününü çıkarıp yeniden baktı kimse yoktu, Önder oğlum temiz dedi kimseyi göremiyorum eminmisin 
Ben görüyorum komutanım oda bizi görüyor bunu biliyorum dedi Önder Komutan hiç tereddüt etmeden emrini verdi Önder av senin haber uçurmadan temizle onu
Sırt çantasını çıkarıp atan Önder Accuracy AWM Magnum model keskin nişancı tüfeğini alıp gözden kayboldu, bu arada takımın diğer yarısıda toparlanmış pozisyon almıştı, Teğmen Can komutanım neden tek gönderdiniz Önder'i dedi
Sıranı bekle Can dedi komutanı, Önder başaramazsa sen gidersin bu şimdilik Önder'in savaşı
Komutanım biz takımız, neden onun hayatını riske atıyorsunuz
Sence Önder'in hayatını riskemi atıyorum Önder'de yalnız düşmanıda ve Önder tek başına onunla mücadele edemeyecekse burada benim yanımda işi yok bunu kafana sok
Tamam ama komutanım Önder'in gördüğü muhtemelen tek gezen bir sniperdır, Önder ona yaklaşmadan hedef olur 
Bunu Önder düşünecek ve tedbirini alacak şartlar eşit Can gerçek savaşcılar en çok bunu sever yani eşit şartları Şimdi sus ve takımın başına geç 
Astsubay Önder avını ilk gördüğü anda aralarındaki mesafeyi yaklaşık 2000 metre olarak hesaplamıştı, etkili vuruş menziline girmek için avına yaklaşması gerektiğini ve bu mesafeden düşmanının ona ateş etmeyeceğinide biliyordu,düşman beni izliyor diye düşündü Öylece bekleyecek beni izleyecek hiç kıpırdamayacak taki ben onun menziline girinceye kadar sonra yer değiştirecek ben dürbünle onun yerini bulmaya çalışırken o beni avlayacak  Ama kimin daha zeki olduğunu göstereceğim sana dedi içinden
Kayalıkların arasından yılan gibi kıvrılarak ilerlemeye başladı, kendini göstermemesi gerektiğini biliyordu bir keskin nişancı için en kötü durum takip ettiği hedefi kaybetmesiydi, tüfeğini alan Önder hedefi ilk gördüğü noktaya doğru baktı dürbünden hala çok uzağım kolay olmayacak dedi etrafta biraz ağaç olsa hiç fena olmazdı diye düşündü
Sniperlar aceleci savaşçılar değildir saatlerce kımıldamadan avını bekleyebilirler bu bekleyiş onlar için olağandır, hedefi dürbünün artıkılında görmek onu oradan izlemek, kedinin fareyle oynadığı gibi onunla oynamak en büyük zevkleridir
Önder saklandığı kayanın arkasından birden çıktı ve eğilerek koşmaya başladı koşarken zigzaklar çiziyor kayalıkları kendine siper ediyor ama hiç durmuyordu ayağının altından kayıp giden çakıl taşları onu yavaşlatıyordu ama hiç durmadan ilerledi ve bodur bir ağacın dibinde kendini yere attı Bu kadar yeter artık hep ben geliyorum sen neden gelmiyorsun diye söylenmeye başlamıştı ki düşmanın silahından çıkan mermi yere çarptı ve küçük taşları savurup attı
Demek buraya kadar öyle mi artık elinde olduğumu göstermek için bunu yaptın biliyorum ama kolay lokma değilim bunu göreceksin dedi ve tüfeğinin namlusunu düşmana çevirdi,10X teleskobik dürbünle hedefi arayan Önder hiçbirşey göremiyordu, düşman yer değiştirmişti artık beklemekten başka çaresi yoktu Düşmanın hata yapmasını yerini belli etmesini bekleyecekti ama bu çok uzun sürebilirdi ve Önder'in bu kadar zamanı yoktu Düşmanı hataya zorlamalıydı başka türlü onu bulamazdı karşıdan yansıyacak bir ışık bile Önder'in çok işine yarardı ama düşman bu kadar amatör değildi bunu tahmin edebiliyordu
Eğlenmek istediğin belli, sana bu şansı vereceğim dedi Önder
Aynı Dakikalarda Kara Kuvvetleri Komutanlığı Karargahı Ankara
Kara Kuvvetleri Komutanının odasından çıkan Binbaşı odada kapalı tuttuğu cep telefonunu açar açmaz İsmail Yüzbaşı'nın mesajı ulaştı, mesaj kısaydı komutanım acil görüşelim
İsmail Yüzbaşı çalan telefonunu emredin komutanım diye açtı, komutanım sizi aradım ama ulaşamadım
Evet kapatmıştım paşayla beraberdim gelişme var mı
Var komutanım güvenli hattan konuşalım isterseniz
Her iki askerde cep telefonlarının #08# tuşlarına bastı ve konuşmaya devam etti
Komutanım Mucit ile 3 saat evvel bağlantı kurduk,plana uygun şekilde ilerliyorlar
Şu ana kadar hiç temas olmuş mu peki
Evet komutanım bu sabaha karşı bir temas olmuş ama kayıp yok üçüncü sektörü temizlemişler
Şimdi konumları nedir
Komutanım aynı noktada sabitler geceyi bekliyorlar emrinizle harekete geçeceğiz
Tamam İsmail burdaki işim bitti bende oraya geliyorum Mucitle bağlantı kur geceye kadar kımıldamasınlar temas istemiyorum,şu dakikadan sonra başarısızlığı affetmem paşaya bilgi verdim sonucu bekliyor
Emredersiniz komutanım
Üç dört saat sonra yanındayım Allaha emanet ol
Sağolun komutanım
Binbaşı şoförüne Akıncı'ya ( 4 Ana Jet Üs Komutanlığı ) sür evladım derken Ankara'dan çok uzak bir yerde Astsubay Önder'de aynı anda tüfeğinin namlusuna ilk mermisini sürüyordu
|
|
|
|