Yalnız Mesajı Göster

Hitler'in Bilinmeyenleri

Eski 10-21-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Hitler'in Bilinmeyenleri




İddialara göre Hitler, Germen mitolojisindeki Thule efsanesinden etkilenmişti Thule efsanesi de tıpkı Atlantis gibi kayıp bir ülke efsanesiydi ve Hitler’in arkasındaki gizli ve büyülü güç de Thule örgütüydü Bu örgütün en önemli ismin Münih Üniversitesi profesörlerinden Karl Haushoffer adlı bir bilim adamıydı Karl Haushoffer’in kimliği de en az Hitler kadar ilgi çekiciydi Haushoffer ile Hitler’i tanıştıran Rudolf Hess’ti Thule grubunun yaşayan son üyesi Rudolf Hess barış görüşmeleri için silahsız bir uçakla İngiltere’ye gönderilmiş ancak beklenmedik bir şekilde tutuklanmıştı Savaştan sonra da Hess Nazi savaş suçlularının kapatıldığı Spandau cezaevinde ömür boyu tutuldu Diğer mahkumların bazıları idam edildiler ve cezalarını çekip tahliye oldular, ancak Hess yıllarca Spandau cezaevinin tek mahkumu olarak, İngiliz, Fransız, Amerikalı ve Ruslardan oluşan bir birliğin gözetimi altında kaldı Hakkında birçok kitap yazıldı Bunlardan birisi on yıl önce “Dünya’nın En Yalnız Adamı” ismi ile Türkçeye çevrildi



Hess, çok yaşlanmasına, aradan uzun yıllar geçmesine ve ötekiler kadar ağır bir savaş suçlusu olmamasına rağmen neden ölünceye kadar hapiste tutulmuştu? Hess’i farklı kılan savaşın farklı sebepleriyle ilgili olarak bildikleri, Hitler ve Haushoffer’e olan yakınlığıydı Hitler iktidara gelişinden önce yaşanan ayaklanmadan ötürü hapse atılınca, Haushoffer onu her gün ziyaret ediyordu 1869 doğumlu olan Haushoffer Hindistan ve Uzak Doğu’nun çeşitli yerlerinde uzun yıllar görevli olarak bulunmuştu Japonya’ya gitmiş ve Japonca öğrenmişti Ona göre Alman ırkının kökenleri Orta Asya’da idi Haushoffer, en gizli Budist örgütlerinden birine alınmış ve görevinin başarısızlıkla sonuçlanması durumunda harakiri yapmaya yemin etmişti 1914 yılında genç bir generalken olayları önceden bilmesi ile dikkatleri üstüne toplamıştı Düşmanın saldıracağı saati, top mermilerinin düşeceği yerleri, fırtınaları, yabancı ülkelerdeki siyasal değişimleri önceden biliyordu Hitler de ordusunun Paris’e ilk gireceği günü, çeşitli cephelerde düşmanın ne kadar dayanabileceğini ve Roosvelt’in ölüm tarihini de önceden bilmişti

Haushoffer I Dünya Savaşı’ndan sonra yeniden öğretim hayatına döndü Çeşitli bilimsel içerikli dergiler yayınladı Nazi Partisi’nin sembolü olan Gamalı Haç’ı seçen de oydu

Nitekim “Bilinmeyen Hitler” adlı kitabında Wulf Schwartzwaller iddiaları doğruluyordu:

“Hitler Landsberg hapishanesindeyken en düzenli ziyaretçileri Münih Üniversitesi Jeopolitik Enstitüsü Profesörü General Karl Haushoffer ile Rudolf Hess’ti Hitler “Kavgam” adlı kitabını bu iki önemlin ismin yardımıyla yazmıştı Haushoffer, Hitler ve Hess çok uzun söyleyişlere, müzakerelere dalıyorlardı Haushoffer esoteric bilimlerin yanı sıra Zen Budizmi’ne de ilgi duyuyordu Tibetli Lama Rahiplerinden ders almıştı Dietrich Eckart’tan sonra Hitler’i etkileyen ikinci kişiydi Berlin’de Berlin Luminous Locası’nı o kurmuştu Haushoffer ünlü Rus büyücü ve metafizikçisi Gregor İvanovich Gurdyev’in öğrencisiydi Gurdyev ve Haushoffer, dünyanın altında yaşayan ve insandan daha üstün dünya dışı bir tür ile ilişki içerisinde olduklarına emin oldukları Tibet Locası’na üyeydiler Hitler, Alfred Rosanberg, Himmler, Goring ve Hitler’in hemen hemen yanından hiç ayırmadığı fizikçisi Dr Morell de aynı zamanda Loca’ya üyeydiler” (The Unknown Hitler, Wulf Schwartzeller, Berkeley Boks, 1990)

1925 yılında Nazi Partisi hızla büyümeye başladı Almanya’nın ünlü şairi Everst büyük bir hevesle partiye yazıldı, çünkü Nazi Partisi’ni kara güçlerin en açık ifadesi olarak görüyordu Partinin yedi kurucusu da kara güçler tarafından yönetildiklerine ruhen ve bedenen emindiler Onları birleştiren yemin, enerji ve şans kaynağı bir Tibet efsanesine dayanıyordu

Araştırmacı-yazar Ergun Candan, “Gizli Sırlar Öğretisi” adlı kitabında bu konuyla ilgili son derece çarpıcı bulgulara yer veriyor:

“II Dünya Savaşı sonlarına doğru yıkılan Nazi karargahına girildiğinde, hiç akıllara gelmeyen bir şeyle karşılaşılmıştı Yıkıntılar arasında oniki Tibetli rahibin cesetleri bulunuyordu Bu duruma o yıllarda hiçbir anlam verilememişti Aslında savaş atmosferi içinde bunu hiç kimsenin düşünecek hali de yoktu Savaş bitip de de her şey normale dönmeye başladıktan sonra bu durum birçok kimsenin dikkatini çekmeye başladı:



Nazi karargahında oniki Tibetli rahibin işi neydi? Bu soru uzun bir süre zihinleri meşgul etti Naziler ile Tibetli rahipler ne gibi bir birlikteliği olabilirdi? İşte bu konu inceden inceye araştırılmaya başlandı Ortaya çıkan sonuçlar bir hayli düşündürücüydü: Naziler bir yer altı uygarlığı olduğuna inanılan Şambala ile irtibatlıydılar!

Her şey Thule efasnesiyle başlıyordu Thule efsanesinin kökeni ise kayıp bir uygarlığa dayanıyordu Bu da Nazizm’in temelini oluşturuyordu Bu efsane etrafında birleşen bir grup, Thule adında gizli bir tarikat kurdu Nazi Partisi’nin yedi kurucusundan biri olan Diettrich Eckardt, Thule tarikatının temel felsefesini şöyle açıklıyordu:

“Thule’un tüm sırları, eski kayıp bir uygarlığa dayanır İnsanoğlu ile ‘dış zekalar’ arasında bulunan bazı aracı varlıklar, bu sıralara erenlere büyük bir güç kaynağı oluşturmaktadır Bu güç kaynağı Almanya’yı dünyaya egemen kılacaktır Yine bu güç kaynağı geleceğin üstün insanının ortaya çıkmasını ve insan türünün değişimini sağlayacaktır

İşte bu sözler özetle Nazizim’in de temelini oluşturmaktaydı Gizli Thule tarikatının üyeleri arasında Rudolf Hess, Karl Haushoffer, Alfred Rosenberg ve Adolf Hitler, Alfred Rosenberg ve Adolf Hitler gibi önde gelen isimler bulunmaktaydı Daha sonraları Hitler’in büyü çalışmaları da gerçekleştirdiği ortaya çıkacaktı Bunlardan en belirgin olanı radyodan yaptığı konuşmalarda, “ses büyüsü” denilen bir yöntemdi Bu yöntem büyük kitlelerini etki altına alınmasında büyük bir fonksiyon görmüştü


--------------------
Ergun Candan’a göre bir başka ilginç nokta da Nazilerin bayraklarında kullanmış oldukları semboldü Bu şekil öyle rastgele seçilmiş bir sembol değildi “Gamalı Haç” insanlığın kullanmış olduğu en eski sembollerden biriydi Dünyanın pek çok köşesinde bu sembole rastlanmıştı Eski uygarlıkların en önemli sembollerinden biri olan bu sembolü daha da ilginç yapan özellik, bunun bir MU sembolü olmasıydı Mu kültürüyle karşılaşan tüm eski uygarlıklar da, bu sembolü kullanmışlardı Bu sembol daha sonraları gamalı haç şeklinde ifade edilmeye başlanmıştı Hıristiyanların kullanmaya başladıkları haç sembolü da gamalı haçtan türetilmiş ve aynı sembolün stilize edilmiş haliydi Ama asıl köken Mu tabletlerinde ilk bulunduğu şekle dayanıyordu Bu sembol dünya üzerinde yüze yakın yerde bulunmuş ve Mu uygarlığı ile ilgili bilgi ve belgeleri ortaya çıkaran Niven ve Churchward’ın kayıtlarında da yer almıştı Bu sembol Mu’nun gizli bilgilerinin en önemli sırlarından birini bünyesinde saklıyordu Sembolün anlamı Eski Mısır ve Tibet’teki mabetlerde bulunan rahiplerce, büyük bir sır olarak saklanmış ve kimseye bu sırla ilgili bir açıklama yapmamıştı Bu sembolün sırrını sadece gizli eğitimden geçen rahipler bilmekteydi Kökeni Mu’ya dayandığı için bu sembol iki yer altı uygarlığı olan Agarta ve Şambala’da bilinen ve kullanılan bir semboldü Nazilerin bu sembolü ele geçirmeleri de Tibet’teki gizli çalışmalarına dayanmaktaydı Şambala üyesi bazı rahiplerden öğrendikleri sırlar arasında bu sembol de bulunmaktaydı Böylece bu sembol Şambala’nın karanlık güçlerine hizmet eden Naziler tarafından dejenere edilerek karanlık amaçları doğrultusunda bayraklaştırıldı

Dünya Savaşı’nın okült sebeplerine ilişkin bir kitap: Unsolved of Mysteries World War II

Hitler, kendi liderliğindeki dönemde ateş çağının yaşanacağına, buz ve soğuğun yenileceğine inanıyordu İddialara göre, Rusya’daki buz çöllerine askerlerini yazlık elbiselerle göndermesi bu yüzdendi Kafkasya’ya girdikten sonra yüksek rütbeli üç SS subayı, yüksek bir dağın zirvesine gamalı haç kara tarikat bayrağını dikti Stalingrad yenilgisinden sonra Nazi söylevcisi Gobels haykırıyordu “Anlamıyor musunuz? Evrensel anlayış yenildi, ruhsal güçler yeniliyor Hüküm saati geliyor, tüm insanlar acı çekecekler ve çekmeliler” Hitler ekliyordu: “Yeterince kayıp verilmedi!”


Alıntı Yaparak Cevapla