Yalnız Mesajı Göster

Asit Yağmurları Hakkında Geniş Bilgi

Eski 10-21-2012   #4
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Asit Yağmurları Hakkında Geniş Bilgi




Kızıl çam – 4 Grubu (PH6)

91299 221299 12012000 Fark

1Saksı 3 cm 37 cm 5 cm 20 mm

2 Saksı 3 cm 38 cm 4 cm 20 mm

3 Saksı 15 cm 2 cm 25 cm 15 mm

4 Saksı 5 cm 6 cm 66 cm 16 mm

Ortalama Büyüme : 1775 mm

Aylık Büyüme : 38416 mm

Tablolardan ve grafikten de anlaşılacağı gibi kızıl çamlardaki büyüme oranı PH değeri arttıkça azalma gösteriyor Ayrıca renkte koyulaşma ve az da olsa yaprak azalması görülüyor Bilindiği gibi hava kirliliği ve asit yağışları öncelikle yapraklardaki klorofili olumsuz olarak etkilemekte bu nedenle yaprak fotosentez yeteneğini yitirmekte; besin üretemez duruma gelen bitki kurumaktadır

Gerçekten asit yağışlarının yaygın olduğu yerlerde çamların gövdesi kesilmek suretiyle incelenecek olursa (Resim – 5) yalnız kabuk çevresi (2 ile gösterilen yerler) kuru orta kesimler aşırı derecede ıslaktır Böyle bir ağacın kereste değeri yoktur Halk arasında bu şekilde hiçbir işe yaramayan insanlar için “su yutkunan adam” nitelendirilmesi yapılır Görülüyor ki hava kirliliği ve yağışlar bitkilerin yalnız morfolojik yapısını bozmakla kalmıyor aynı zamanda örneğin bir ağacı “ekonomik” olmaktan da uzaklaştırabiliyor

Araştırmalar iğne yapraklı ağaçların geniş yapraklara göre daha çok etkilendiği yargısını güçlendirmektedir

YATAĞAN ZİRAAT MD’DEN YÜKSELEN SES

Yatağanda da termik santralin yarattığı hava kirliliği ve oluşan asit yağmurları çevreye büyük zararlar vermektedir

Yatağan Ziraat Müdürlüğü’nden gelen feryada kulak verelim :

“TERMİK SANTRALİNİN BİLİNEN BAZI BİTKİLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ”

Zeytin ağacının yapraklarında SO2 etkisiyle çeşitli form ve büyüklükte kırmızı kahve renkli parankima dokusunun tahribi ve çekmesi sonucu oluşmuş lezyonların meydana getirdiği bu lezyonların birleşmesine takiben normalde ağaçta 18-20 ay kalması gereken yaprakların erkenden döküldükleri böylelikle ağaçların çıplaklaştığı ve verimlerinin azaldığı kaydedilmiştir SO2’nin (kükürt dioksit) neden olduğu bu prim er belirtiler yanında yine yaprak kaybı ve bunun sonucunda beslenme yetersizliğine bağlı olarak sürgün uzunluğunda ve yaprak boyutlarında küçülme şeklinde sekonder belirtileri de oluşmaktadır

Badem ağaçlarının yapraklarının damarlarında renk açılması şeklinde beliren SO2 yanıkları oluşmakta bu ağaçların erken yaprak dökmelerini ve meyve tutumlarının azalmasına neden olmuştur

Tütün Bitkisi : Kükürt dioksit (SO2) gazının hassas olan tütün bitkilerinin özellikle sulama sonrası açık durumda olan yapraklarındaki stomalarından tolore edilebilir Dozun üzerinde alınan SO2 hücreler ve yaprak dokusu düzeyindeki kimyasal ve fizyolojik reaksiyonları etkileyerek akut bir şekilde tütün yapraklarında kahverengi eşit taraflı yaprak leke ve yanıklarının oluşmasına neden olmaktadır

Bu feryat bindiği dünya gemisini delen insanoğlunun çığlığıdır Bu ses çevresel intiharın resmen belgelenmesidir

MURGUL BAKIR İŞLETMELERİNİN ETKİNLİKLERİ

Murgul bakır fabrikalarının çevresine günde 560 mg/m3 SO2 yaymakta olduğu bildiriliyor Çevredeki tarım alanlarında armut kiraz elma erik ve ceviz gibi meyve ağaçları bakır fabrikasının açılmasından sonraki 5 yılda kurumuştur Kurum zarar eden köylülere tazminat ödemek zorunda kalmıştır Göktaş vadisindeki ormanlar büyük zarar görmüştür

Ankara’da topoğrafik etkilerin sonucu (çukurda bulunması) 698 mg/m3’e kadar yükselen SO2 rüzgar tarafından dağıtılamamış ve çevredeki ibreli ağaçlara zararlı olmuştur Yer yer kuruma olayları görülmüştür

Ankara’da olduğu gibi İstanbul’da da kış mevsiminde SO2 tutarı yükselmekte insan ve bitki sağlığını tehdit etmektedir

Soma Tavşanlı ve Elbistan santralleri da atmosferdeki kükürt toz ve CO2 tutarını artırarak canlı yaşamı riske sokmaktadır

Kentlere göç plansız kentleşme yakıt olarak kullanılan niteliksiz linyit tutarının artması ve alternatif enerji yerine elektrik üretiminde fosil kaynaklara (kömür petrol) ağırlık verilmesi; gelecekte hava kirliliğinin daha da artacağını göstermektedir

Ülkemizde demiryolları ve denizyolları gibi toplu ulaşım sistemleri yerine karayollarına önem verilmesi dumandan ve asitten daha uzun yıllar zarar göreceğimizin habercisidir

AVRUPA ORMANLARI

Avrupa’da Büyük Sanayii Devrimi ile insanoğlu mal ve para olarak büyük kazanımlara kavuşurken diğer taraftan “ çevre” gibi doğal bir zenginliği yitirdiğinin farkında değildi Yalnız kazanmaya ve zengin olmaya koşullanmıştı Zenginleştiği o ölçüde saldırgan tutumunu artırıyordu

20 yy başlarına gelindiğinde Avrupa Kıtası ormanlarını büyük ölçüde yitirmiş bulunuyordu Geniş orman alanları yer yer yangın görmüş gibi örselenmişti

Günümüzde dünyanın en kirli kentlerini Avrupa kentleri oluşturuyordu :

Milano : 195 mgrS (mgKükürt)

Paris : 83 mgrS

Madrid : 71 mgrS

Frankfurt : 67 mgrS

Brüksel : 59 mgrS

Glasgow : 62 mgrS

Londra : 57 mgrS

New York : 55 mgrS

Okumamış bir Crée Kızılderilisi ’nin sözleriyle gelişmiş olduğu söylenen Avrupa uluslarının yaptıklarıyla karşılaştırırsak: “okumuş” ya da “yüksek öğrenim görmüş” Avrupa ’lının bizde olduğu gibi yanlışlar içinde bulunduğunu görürüz

O zaman en büyük doğal felaketlerin eğitimin içeriğine bağlı olarak ortaya çıktığını söyleyebiliriz Eğitim sistemlerimizi gözden geçirmek durumundayız!

Avrupa kentlerinin uzak olduğuna bakarak kendimizi asit etkisinden korumuş ya da kurtulmuş saymamalıyız Çünkü SO2 ve CO2 gazları rüzgarlar tarafından 2000 – 3000 km ötelere taşınabilmektedir Örneğin; İstanbul’a kuzey ve kuzeybatı rüzgarları ile gelen yağışlar 42 PH – 45 PH arasında değişirken güneyden esen rüzgarlarla gelen yağışların PH oranı 6 – 7 düzeyine inmektedir

Hava sisli olduğu zamanlarda bu oran 38 PH olarak gerçekleşmektedir

Görüldüğü gibi asit yağmurları günümüzde ulusal olmaktan çok uluslar arası bir özellik taşımaktadır Her ülke kendisi bazı önlemler alırken bütün dünya ülkelerinin birlikte almaları gereken daha büyük ölçekli önlemler bulunmaktadır

EĞİTİM VE ÇEVRE

Eğitim ile çevre arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla bir anket düzenlendi Anket İzmir’de yapıldı ve ankete 117 kişi katıldı Katılanlardan 75’i yüksek okul mezunu idi Asit yağmurları konusunda bilginiz var mısorusuna 62 kişi “evet” yanıtı verdi Yüksek okul mezunu (75-62=) 13 kişinin asit yağmurlarından habersiz olduğu anlaşıldı Eğitim bu ise bu nasıl eğitim? Bu değilse eğitim nedir?

Asit yağmurlarından etkileniyor musunuz sorusuna 45 kişi “evet” yanıtını verdi Yüksek okul mezunu (75-45=) 30 kişi başına yağan asit yağmurlarından bihaberdi Başına düşenin asit mi yoksa su mu olduğunu bilmeyen yüksek okul mezunu olan 30 kişi eğitimli midir?

Çevre sizin için önemli mi sorusuna 45 kişi yanıtsız bırakmış 3 yüksek öğrenimli de çevrenin önemini kavrayamadığı için “ evet” diyememiştir

27 kişinin herhangi bir çevre örgütünü tanımadığı 4 sorunun yanıtından anlaşılmaktadır Gerçek nerede? Eğitim nerede?

Çevre ile girişimleri olmayan veya çevre koruma ilgili girişimlerin ne olduğunu bilmeyen 71 kişinin bulunduğu 5 sorunun yanıtından anlaşılmaktadır

Okuduğunu yaşama uygulayamayan yüksek okul mezunu da olsa eğitimli midir?

6 soruda belirtilen hava kirliliği ve asit yağmurlarının nasıl önlenebileceği sorusuna büyük bir çoğunluk (43 kişi) “eğitimle” yanıtını vermiştir “Eğitimle” diyenlerin büyük bir bölümü de “mevcut eğitim sistemiyle değil” uyarısında bulunuyordu

Crée Kızılderilisi’nin ülkesinde 19yy kadar Avrupa’da ve 20 Yy kadar Türkiye’de hava kirliliği ve onun etkisiyle oluşan asidik yağışlardan eser yoktu: Orman kurumuyor toprak kirlenmiyor bitkiler hayvanlar ve insanlar zehirlenmiyordu

Endüstrinin zenginliğin ve buna bağlı olarak eğitimin gelişmesiyle daha sağlıklı bir çevre beklenirken insanoğlunun havayı solunamaz suyu içilemez ve bitkiyi yenilemez duruma getirdiğini görüyor ve dehşete düşüyoruz

Eğitim yükseldikçe havada duman suda asit artıyor!

Murgul’u Ankara’yı Soma’yı Elbistan’ı Yatağan’ı kirletenler Gökovayı kirletecek olanlar mühendis bakan başbakan cumhurbaşkanı gibi “okumuşlar” değil mi?

“İlim ilim bilmektir ilim kendini bilmektir” Sen kendin bilmezsen bu nice okumaktır”






Alıntı Yaparak Cevapla