|
Prof. Dr. Sinsi
|
Urartu Sanatı Hakkında Bilgi
Sözünü ettiğimiz bu ilginç sahnelerin hemen hepsi "yapay" ve "basmakalıp" bir biçimde betimlenmiştir Oldukça sık betimlenen bu sahneler, günlük yaşamın sorunlarından daha derinde yatan Urartu toplumu insanının gizemli düşünceleri*ni, dinsel inanç ve yaşama bakış açılarını yansıtmaktadır Daha genel bir deyimle bu sahneler, eski bir Doğu devleti olan Urartu toplumunu besleyen efsaneleri resimlendirdiği gibi, içerik olarak da ideolojik ve mitolojik konuları kapsamaktadır Çünkü tüm İlkçağ devletlerinde olduğu gibi, Urartu toplumunda da mitoloji, Urartu sanatının yalnızca malzeme deposu değil, aynı zamanda temelini oluşturur Ancak çiviyazılı Urartu belgelerinin eksikliğinin yanı sıra, mitolojik konuları yansıtan malzemenin yetersizliği de şimdilik Urartu mitolojisinin içinden çıkılamayacak derecede zorlaştırmakta ve ilgi çekici gizemli sahnelerin içeriğinin yorumlanmasını engellemektedir
Eğer biz Urartu sanatını besleyen, hatta bu sanatın özünü oluşturan Urartu toplumu insanının düşünce, dinsel inanç ve mitolojisini bilirsek, görkemli sarayları topınakları, kült merkezlerini, kabartmaları, kaya mezarlarını, askeri donatı*mı oluşturan silahları, mühürleri ve çeşitli sanat eşyalarını süsleyen dinsel ve büyüsel içerikli bezeme öğelerinin anlamını daha kolay' yorumlayabiliriz Çünkü insanların anlaşılmasında bir araç olarak kullanılan sanatı, ya içinde geliştiği ekonomik ve teknik üretim ya da toplumsal ilişki ve gereksinmeler belirler Dolayısıyla sanat ve sanat eserlerini çeşitli biçimlerde etkileyen en büyük olgulardan biri' de, Urartu toplumuna egemen dinsel ve büyüsel inançlar ile mitolojik konulardır Bu nedenle Urartu Krallığı'nın görkemli sanatını yönlendiren ve bu sanatın temelini oluşturan dinsel ve büyüsel inançlar ile mitolojisini bilemezsek, bu dönem sanatının gizemli içeriğini kesinlikle anlayamayız
Urartu Krallığı'nın saray sanatı olarak adlandırılan adak yazıtlı tunçtan yapılmış "kalkan", "kemer", "miğfer", "sadak" ve "at koşum takımları" üzerine, kutsal birer yaratıkmış gibi aslan, boğa, kartal, aslan başlı yılan ejderi gibi kudret ve kuvvetin simgesi olan hayvanlar bitemlenmiştir Amacı kralın kahramanlıklarını göstermek olan Asur Krallığı'nın av sahnelerini yansıtan kabartmalarda da, kral yabanıl boğa, aslan ya da kartal biçiminde kuvvet ve kudretin birer simgesi olarak betimlenmekteydi Urartu Krallığı'nın kudret ve kuvvetini zengin bir biçimde yansıtan bu eserler, aynı zamanda kendilerini evrensel gücün simgesi olarak gören Urartu krallarının yaşayan toplum üzerindeki egemenliğini de açıkça vurgulayan canlı belgeleri oluşturur*lar Böylece tüm Eski Doğu devletlerinde olduğu gibi, Urartu Krallığı da tamamen bir güç üstünlüğü örneği olmayı kendine erek edinmiştir Çünkü bir güç üstünlüğü olduğu sürece varlığını koruyabilen Urartu Krallığı, savaşçı niteliğini yitirdiği anda yıkılıp yok olmak zorundavdı Bu nedenle aslan gibi yürekli ve savaşçı, yabanıl boğa gibi güçlü, dağ keçisi gibi çevik, kartal gibi aşılmaz engelleri aşan, keskin görüşlü ve yırtıcı yetenekleriyle özdeşleşen Urartu kralları, insanlar üzerinde önemli bir üstünlük sağlamış olduğuna inanır Dolayısıyla dinsel ve büyüsel güçlerin etkisinde erk ve güçlülüğün birer simgesi olarak betimlenen aslan, kartal, yabanıl boğa, dağ keçisi, aslan başlı yılan ejderi ile birkaç hayvan organının birleşmesiyle oluşan gerçekdışı yaratıklar, Urartu krallarının güç ve egemenliğinin koruyucu ve pekiştiriri niteliklerini sembolik de olsa simgelediğinden, saray sanatının sosyal işlevini daha net yansıtır Bu sanatın amacı da, öncelikle sosyal yapının sürdürülmesi ve evrensel gücün simgesi olan Urartu krallarının egemenliklerinin korunmasına, doğaüstü erk ve yetiye sahip güçler ile onların simgeleri olan üstün yetenekli hayvan güçlerinin yardımını sağlamak zorunda olduğundan, toplumsal sıradüzeni tüm canlılığı ile yansıtır
Anıtsal Urartu saray sanatının en önemli özelliklerinden biri de, kaya kabartmalarının, yontuların, duvar resimlerinin, yazıtların, keramik, ağaç, fildişi ve madeni eşyaların biçimleriyle üzerindeki figür ve bezemelerin, sanki tek bir yasa buyruğunca belirli mekanlarda üretilmiş olmasıdır Anıtsal Urartu saray sanatını yöneten kurallar, her esere ağırbaşlı bir uyum, sadece ve samimi bir denge etkisi katmaktadır Bu nedenle Urartu saray sanatı üslubu, sanatçı ve zanaatçıların öğrenmesi gereken çok sıkı ve katı kurallardan oluşuyordu
Kökeni çok eskiye dayanan yetkinleşmiş Urartu zanaatçılarının maden döküm ve işlemedeki başarısı, gerçekten akla durgunluk veren bir beceriye ulaşmıştır Tüm bu işlerin ne denli kaba araçlarla yapıldığı düşünülecek olunursa, yüzyıllarca süren uzmanlaşma sürecinde, sanat ustalarının elde ettikleri "işçilik" sabrı ve güveni karşısında şaşırmamak olanaksızdır Bu nedenle Urartular, özellikle ÎO 1 bin yılından itibaren Doğu Anadolu Bölgesi'nin yüksek maden işçiliğini yansıtan yetkinleşmiş gerçek maden ustalarıdır Devletin maddi refah kaynağını yansıtan madenciliğin ve bununla ilgili olarak maden zanaatının çok hızlı bir biçimde gelişerek yüksek bir düzeye ulaştığını, Urartu Krallığı'nın kuruluş dönemine ait ele geçirilen yazıth, yazıtsız ve üzeri resimli çok sayıdaki tunç eşya açıkça kanıtlamaktadır Ayrıca çift-dilli yazılan Keliş in Steli de, krallığın kuruluş yıllarında madenciliğin geliştiğine dair çok önemli bilgiler vermektedir Örneğin, Urartu krallarından İşpuini ile oğlu Menua'nm ortak krallıkları döneminde, Urartular'm kutsadığı Muşaşir Bölgesi'ndeki ulusal tanrı Haldi'nin tapınağına, bu iki kralın yaptığı bir tek ziyareti sırasında 1 112 adet büyükbaş hayvan ile 21 500 adet küçükbaş hayvanın yanı sıra, çok sayıda silah, tunç kap vb bağışlamışlardır Bu somut kaynaktan da anlaşılacağı üzere, Urartu Krallığı'nın kuruluş yıllarında madenciliğin çok hızlı bir biçimde gelişmiş olduğu, hatta devletin gereksinmesi dışında tunç kap, silah gibi üretim aracı olan madenlerden üretim artığının dahi olduğu açıkça anlaşılmaktadır Yerleşme merkezlerinin mezarlarından ele geçirilen çok sayıdaki kemer parçası, Urartu resim sanatına ait zengin sahneleri yansıtmaktadır Tunçtan dövme ve kazıma tekniğıi ile yapılan ve arkası kösele ile kaplı bulunan Urartu kemerleri:
1 Omuz kemeri
2 Bel kemeri
Olmak üzere ikiye ayrılmaktadır Omuzdan kalçaya doğru çapraz olarak kullanılan omuz kemerleri, 1 m ile 2 m uzunluğunda, 5-15 cm genişliğindedir Bel kemerleri ise 60 cm ile 1 m uzunluğunda ve 5-10 cm arasında değişen genişliğe sahiptir Kemerler üzerinde oldukça ilginç sahneler bulunmaktadır, Örneğin,:
1 Hayvanlar üzerinde duran tanrılar
2 Tanrıçaların düzenlediği kült törenleri
3 Tanrı ve tanrıçalara sunulan adaklar
4 însan ve hayvan organlarının birleşmesiyle oluşan gerçekdışı yaratıklar
5 Birkaç hayvan organının birleşmesiyle oluşan korkunç mitolojik yaratıklar
6 Mitolojik yaratıkların kendi aralarında savaşı ya da bunlara karşı verilen savaşım
7 însan hayvan organlarının birleşmesiyle oluşan avcılar
8 Av sahneleri
9 Koşar durumda gösterilen aslan, boğa ve karışık yaratıklar
10 Çeşitli hayvan ve bitki motifleri
11 Savaşa giden kral ve ordusunun hayat ağacına düzenlediği kült törenleri
12 Savaşa giden arabalı, atlı ve piyadeler
13 Kale resimleri
14 Ölü ziyafet sahneleri
|