Yalnız Mesajı Göster

Sosyal Bilgiler Uzlaşma Nedir

Eski 10-21-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Sosyal Bilgiler Uzlaşma Nedir




Uzlaşma yanlısı olan zihniyetin, İslamdan yana problemi var demektir İslamı Kur’an’daki biçimiyle algılamamış demektir İslam bir bütündür ve en mükemmel hayat nizamıdır Deyim yerinde ise İslam, güneş ışığının mum ışığına olan üstünlüğü gibidir Güneş ışığını görmeyecek kadar körleşenler, onu mum ışığıyla uzlaştırmaya çalışıyorlar İslamın en mükemmel hayat nizamı oluşundan ve diğer bütün düşüncelerden üstünlüğünden kuşku duyuluyorsa; onu olduğu gibi ortaya koymayla ancak en güzel şeyin ortaya konulmuş olunacağına inanılmıyorsa, o zaman dileyen dilediğiyle uzlaşsın!
Şu gerçek bilinmelidir ki: problem İslamda değil, onu temsil etmededir Ve problemi gidermeye, yani İslamı gereğince temsil etmeye(yaşamaya) çalışmak yerine; "mevcut halimizle" islamı temsil etmeyi sürdürmek istediğimizden, sonuç kaçınılmaz olarak uzlaşmayı gerekli kılmaktadır Diğer bir deyimle İslama uymayı değil, onu kendimize uydurmayı tercih etmiş oluyoruz Ve bu tercih, "birlikte yaşamak", "ortak proje", "sivil toplum" vb zeminlerde ifadesini bularak bu arayışın sahibini, "belirleyici gücün" hakimiyetine sokmaktadır Uzlaşmayı amaçlarına kavuşmak için bir araç olarak görenlerin sonuçta amaçları araca dönüşmektedir Araç amaca uygun olmadığı zaman sonuç kaçınılmaz olarak böyle olur Bu bakımdan "İslam davetçisinin en önemli görevi, karşı tarafa, kendini suçlayacak hiçbir açık-gedik bırakmayacak şekilde çağrısını çok net bir üslupla ortaya koymaktır Hatta onu suçlamak için ısrarla üzerine gidecek olsalar dahi, davet ettiği ve uğrunda canını vermekle şeref duyduğu düşünceden başka bir şeyle suçlanmamalıdır"
Evrenin sahibi ve düzenleyicisi olan Allah, insanın ve onun hayatının da sahibidir Kulun Allah’a, sana inanıyorum fakat benim hayatıma karışmanı istemiyorum deme gibi bir hakkı olamaz Kul, hayatını Kur’an’a göre düzenleme sorumluluğundadır Ve insanın sorumluluğu gücüyle sınırlıdır Allah kimseden gücünden fazla bir şey istememektedir Bu sorumluluğun içinde zorla dünyayı değiştirmek olmadığı gibi; zorla inandırmak ve yaşatmak da yoktur İnsanı Allah’tan daya iyi kimse tanıyamaz Onun gücünü, kapasitesini, yaradılışına en uygun olanını ve ihtiyaçlarını Allah’tan daha iyi kimse bilemez Ve ona en uygun yaşam biçimini de ancak onu yaratan belirlemiştir Uzlaşma, belirlenmiş bu yaşam biçiminde değişikliğe razı olmak demektir Bu da insanın ifsat edilmesidir Yapısı ifsad edilmiş insanlardan oluşan dünyamızda, insanlığın nasıl canavarlaştığı, sömürü ve zulmün dünyayı nasıl cehenneme çevirdiği apaçık ortadadır Uzlaşmaya taraf olmak bu gerçeği görmemek demektir
Unutulmamalıdır ki, egemen güçler ,küreselleştirdikleri dünyada dine, zulme ve sömürüye katkı sağlasın diye yer vermektedirler Bugünün dünyasında, dine ve dinin bazı değerlerine yer verilmesinin gerçek nedeni budur Dinsiz yaşanmayacağı ve onu tamamen yok etmek mümkün olmadığı için, ona biçilen rol, insanı mevcut sisteme uyumlu hale getirmektir Dine verilen değer ve görev bu olunca; böyle bir yaklaşımla uzlaşmanın ve hoşgörünün din adına gösterilmesi demek, aslında dinin egemenlerin hizmetine girmesi ve adım adım zulme ortak yapılması demektir Oysaki dinin gerçek amacı yeryüzüne adaleti, kardeşliği, güveni ve barışı hakim kılmaktır
Bugünün dünyasında, İslamın orijinal haline asla yer verilmek istenmemektedir "Sen onların inanç sistemine uymadıkça ne Yahudiler ne de Hristiyanlar senden memnun olmayacaklar De ki: "Dinleyin! Allah’ın rehberliği tek doğru rehberliktir" Ve doğrusu, sana ilim geldikten sonra onların sapık görüşlerini takip etmeye devam edersen ne seni Allah’ın elinden alacak bir kimse bulursun, ne de bir yardımcı (2/ Bakara –120) Hatta pratiği tamamen dejenere edilmiş bu haliyle dahi İslam, tehdit unsuru ve potansiyel bir tehlike olarak görülmektedir İslamın bertaraf edilmek istenmesi (ne kadar gizlenilmeye çalışılmak istense de) yeni dünya düzenin en büyük hedefidir Bu amacı gerçekleştirmede en büyük katkı, uzlaşmayı gerçekleştirmek isteyen "konsül" türü çalışmalardan gelmektedir
Bu gerçeğin bilincinde olanların gösterdikleri tepkilerden rahatsız olanlar, onları, asmak-kesmek, yok etmek-öldürmek, şiddet ve zorbalık taraftarı olmakla suçlayarak/tanımlayarak susturmak, kötü göstermek istenmektedirler Oysa ki uzlaşmayı reddetmek, şahsiyetli ve izzetli bir duruşun sahibi olmak; kulluğu yalnızca Allah’a has kılmak düşüncesinde olan bir kimsenin, teröre, şiddete ve zorbalığa yönelerek, Allah’ın çizdiği yolun dışına çıkması mümkün değildir Çünkü bu yolda şiddete, zorbalığa yer yoktur Bütün insanlığın kurtuluşu için iman ve sabırla çalışmak vardır Bu dinin önderi bütün hayatını insanlığın kurtuluşuna adamamış mıydı? Yaşadığı onca çile, çektiği onca ızdırap ve yerini-yurdunu terk etmek, taşlanmak, yaralanmak ta dahil onca eziyet insanların kurtuluşu için; onların dünya ve ahiret saadeti için değil miydi? İslam: yok etmenin değil, var etmenin; öldürmenin değil yaşatmanın yoludur "Bu yüzden Biz İsrailoğulları’na bildirdik ki,-cinayetin ve yeryüzünde fesadı yayma(nın cezası) olarak işlenmesi dışında - eğer bir kimse bir insanı öldürürse bütün insanlığı öldürmüş gibidir; ve bir kimse bir hayat kurtarırsa bütün insanlığı kurtarmış gibi olur" (5/Maide – 32)
Yolu Allah’ın yolundan daha iyi olan kim olabilir ki? Bu yolda, dileyen inanır, dileyen inkar(küfr) eder; dileyen dilediği şeye inanmak hakkına sahiptir ve bu hak her türlü güvence altındadır Ancak karşı tarafa bu hakkı tanımayı, uzlaşmayla karıştırmamak gerekir Herkes "kendisi" olarak kalabilir İsteyene istediğini seçme hakkı vermek ayrıdır, seçtiği şeyi meşru görmek ayrıdır; seçilen şeyi meşru görmek yanlışı onaylamaktır
"Hoşgörü" ve uzlaşma İslami kavramlar değildirler Sanki İslam beşeri bir ideoloji, bir kuram veya tepkisel bir hareketmiş gibi, insan zihninin bir ürünüymüş gibi diğer ideoloji ve kuramlarla aynı platformda tartışma ve uzlaşma konusu edilmektedir Oysa ki Kur’an, uzlaşmaya yer vermemektedir Kur’an’a göre İslamın dışındaki bütün sistemler batıldır Bu bakımdan uzlaşma şirk kapsamında değerlendirilmektedir Zira Allah’ın hükmü ile birlikte başka hükümleri de geçerli saymak, Kur’an’ın suç saydığı bir cürümdür "Fakat, gerçek onların arzu ve emellerine uyacak olsaydı,şüphesiz gökler ve yer içindekilerle beraber yıkılır giderdi Oysa, biz (bu ilahi mesajda) onlara akılda tutmaları gereken her şeyi ulaştırdık; ne var ki, kendilerine bahşedilen bu hatırlatıcı mesajdan (umursamazlıkla) yüz çevirdiler!" (Mü’minun- 71)
Bir yandan tarihselcilik, reformculuk, tasavvuf gibi batı düşüncesi kökenli anlayışların, kültürel kuşatması, diğer yandan cahiliyeden kalma veya sonradan din adına uydurulan bidat ve hurafelerle Müslümanların zihni yapısında meydana gelen dejerenasyonla, bugün İslamın gerçek düşmanı, Müslümanların İslam hakkındaki düşünceleri, daha kısa bir ifadeyle "Müslümanların" kafasındaki İslam mefhumu olmuştur
"Taviz temelinde, itikadı ve ilkesel alandaki uzlaşma, sonuç itibariyle sosyal tavır ve tercihlere de yansır Uzlaşma; vahiy dışı inanç, kültür ve alışkanlıklarla bir arada yaşamaktır ki; bu inanç duygu ve eylem alanlarının bölünmesi anlamına gelir Uzlaşma vahiy mesajının parçalanmasıdır"
Dikkat edilirse üzerinde uzlaşılmak istenen konular, dinin ruhbanlaştırılmasını sağlayacak veya dejenere olmasına neden olacak konulardır Amaç dinin belirleyiciliğini yok etmektir Ayrıca belirleyici gücün kendisine göre olmazsa olmazları vardır ve hiçbir zaman bu "olmazsa olmazlarında" uzlaşmayı söz konusu etmez O halde uzlaşmanın temelinde yatan gerçek, belirleyici gücün karşı güç üzerindeki egemenliğini pekiştirmektir
Sonuç olarak:
"De ki: Biz,Allah’ın yerine bize ne faydası dokunan ne de zarar verebilen şeylere mi yalvaralım? Ve Allah bizi doğru yola ilettikten sonra topuklarımızın üzerinde gerisin geri mi dönelim? Tıpkı kendisini doğru yola çağıran arkadaşları (uzaktan) ‘Bizimle gel!’ diye seslendikleri halde şeytanların ayartmasına kapılıp dünyevi zevkler peşinde körü körüne koşturan kimse gibi (mi olalım?)’"(En’am- 71)


Alıntı Yaparak Cevapla