Yalnız Mesajı Göster

Tanrının Varlıgını Kabul Eden Filozoflar

Eski 10-21-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Tanrının Varlıgını Kabul Eden Filozoflar




Tanrının varlıgını kabul eden filozoflar

Thales'e göre tanrı her şeyi sudan yaratmış bir güçtü

Anaximandros'a göre tanrılar değişik mevsimlerde doğup ölüyorlardı ve sayıları sonsuz dünyalardı bunlar

Anaximenes'e göreyse hava tanrıydı , yaratılmış , uçsuz bucaksız ve hep hareket durumundaydı

Anaxagoras , ilk kez , her şeyin düzen ve davranışını sonsuz bir ruhun gücüne ve aklın yönetimine bağladı

Alkmeon tanrılığı güneşe , aya , yıldızlara ve ruha veriyordu

Pythagoras'ın tanrısı bütün nesnelerin yaratılışına dağılan bir ruh oluyor , bizim ruhlarımız da ondan kopuyordu

Parmenides tanrıyı , göğü çevreleyen ve dünyayı ışığın kızgınlığıyla ayakta tutan bir çember haline getiriyordu

Empedokles'e göre tanrılar dört unsurdu ve her şeyi bunlar yapıyordu

Protagoras tanrıların varlığı , yokluğu ve nitelikleri üstüne bir diyeceği olmadığını söylüyordu

Demokritos'a göre tanrı olan kimi zaman imgeler ve çevrintileridir , kimi zaman bu imgeleri çıkaran doğa ve sonunda bilgimiz ve zekamızdır

Platon , inancını değişik yönlere dağıtır : Tanrı’nın evreni “kaos”tan yarattığını , bu “kaos”a şekil verdiğini söyler

Timaios'da dünyayı yaratanın adı olmayacağını söyler ; Yasalar'da tanrı varlığının araştırılmasını ister ; aynı kitapların başka yerlerinde dünyayı , göğü , yıldızları , toprağı ve ruhlarımızı tanrılaştırır , ayrıca her devletin eski düzeninde benimsenmiş olan tanrıları da benimser

Xenophanes Sokrates'i aynı karışık öğretiler içinde gösterir : Kimi zaman tanrı'nın biçimi araştırılmamalıdır , kimi zaman tanrı güneştir , kimi zaman ruhtur hem bir tektir hem de bir sürüdür

Platon'un yeğeni Speusippos tanrıyı , her şeyi yöneten , bir çeşit hayvansı güç olarak düşünür

Aristoteles'e göre tanrı kah evren , kah ruhtur ; kimi zaman evrene başka bir baş bulur , kimi zaman da tanrıyı göğün ateşliliği olarak görür

Zenokrates'te sekiz olur tanrı : Beşi gezegenlerin beşlisi , altıncısı duran yıldızların tümü , yedinci ve sekizinci de ayla güneştir

Herakleitos değişik görüşler arasında gider gelir , sonra tanrıyı duygudan yoksun eder , biçimden biçime geçiştirir ve sonunda yerle gök olduğunu söyler

Theophrastes aynı kararsızlık içinde türlü fantazyalardan geçer , dünyanın yönetimini kah zekaya kah yıldızlara bağlar

Strato'ya sorarsanız tanrı üretme çoğaltma ve azaltma gücü olan doğadır , biçimi ve duygusu yoktur

Zenon'un tanrısı iyiyi buyurup kötüyü yasaklayan doğal yasadır , yaratıklara o can verir Zeus , Hera , Vesta gibi geleneksel tanrılaraysa yer vermez Zenon

Diogenes Apolloniates'in tanrısı havadır

Xenophanes'in tanrısı yuvarlaktır , görür , işitir ama soluk almaz , insan yaratılışıyla hiçbir ortak yanı yoktur

Ariston tanrının biçimce hiçbir şeye benzetilemeyeceğini , duyarlığı olmadığını söyler , canlı mı nedir ne değildir bilinmez

Kleanthes'e göre tanrı bazen akıl , bazen evren , bazen doğanın ruhu , bazen de her şeyi kuşatıp saran yüksek bir sıcaklıktır

Zenon'un çağdaşı Perseus'a göreyse insanlığa önemli bir hizmette bulunmuş ya da yararlı şeyler bulmuş olanlara tanrı adı verilmiştir

Khrysippos yukarıda söylenenlerin hepsini karmakarışık bir araya getiriyor ve yarattığı bin bir çeşit tanrı arasına ölümsüzlüğe ulaşmış insanları da katıyordu

Diagoras ve Theodonıs tanrı adına ne varsa hepsini yadsıyorlardı

Epikuros'da tanrılar ışıklı ve saydamdırlar , içlerinden hava geçebilir ki kale arasındaymış gibi iki dünya arasında otururlar , kaza bela semtlerine uğramaz ; yüzleri insan yüzü , uzuvları insan uzuvlarıdır , ama hiçbir işte kullanılmaz bu uzuvlar

Montaigne'nin denemelerinde böyle yazıyor ve devam ediyor ;

Tanrılar vardır dedim ve diyeceğim her zaman

Ama insan işleriyle uğraştıklarına inanmam

Bunca filozof beyninin curcunasını gördükten sonra gelin de güvenin felsefenize ; buldum diye övünün çörekteki baklayı!

Tanrılaşmaya en elverişli olan en az bildiğimiz şeylerdir ; öyleyken eskilerin biz insanları tanrılaştırmış olmaları aklın almayacağı bir şeydir Ben olsam yılana , köpeğe , öküze tapınanları daha haklı bulurdum ; çünkü bu yaratıkların niteliğini , iç varlığını daha az biliyoruz ; hayal gücümüzü onlar için daha keyfimizce işletebilir , olağanüstü güçler görebiliriz onlarda Ama tanrıları , kusurlarını bilmemiz gereken kendi yaratılışımıza benzetmek , onları arzu , öfke , öcalma , evlenme , akrabalık , aşk ve kıskançlıklarımızla , bizim organlarımız , coşkunluklarımız , keyiflerimiz , ölümlerimiz , mezarlarımızla düşünmek için insan kafasının olmayacak bir sarhoşluk geçirmiş olması gerekir

Tanrı ve metafizik konusunda görüşlerinin kendilerine ait olduğunu söyleyen düşünürlere

filozof , görüşlerini Tanrıdan aldıklarını söyleyenlere ise peygamber denilmiştir

Filozoflar , görüş ve düşüncelerini toplumlara kabul ettirme çabasına girmemişler ,

peygamberler ise bunu vazife edinmiş , ama Tanrıdan verildiğini söyledikleri görev , ama idealleri , ama çıkarları uğruna risk almışlar , tarihte yüzlercesi belki de binlercesi bunun bedelini canlarıyla ödemişlerdir

"Tanrı'nın beni bir arayıcı olmam konusunda zorlamasından korkuyordum Fakat beni öyle yapmadı" Sokrates

Peygamberlerin ortak özelliği , binlerce yıldan beri değişik aralıklarla gelmiş olmaları , yaşadıkları toplumda insanlara bir ahlaki öğreti , yaşama ilişkin öğretiler bütünü sunarak yaşam tarzlarını devrime uğratmış olmalarıdır Materyalist bakış açısından ise , peygamberler birer büyük insan , filozof gibi kişiliklerdir Şöyle ya da böyle filozoflar , bilim adamları ve peygamberler arasında karşılaştırma yapıldığında her ikisinin de insanlığın gelişimine katkıda bulunmuş oldukları ancak , hiç kimsenin insanlar üzerinde peygamberlerinki gibi binlerce yıl süren bir etki yaratmamış olduğu kolayca görülebilir Bunu onların sadece bilgisinde değil , aynı zamanda yaşam sürelerinde sıradan insanlardan , toplumda en önemli pozisyon sahibi insanlara kadar kişilerle ilişkilerinde gösterdikleri tepkilerde ve yaşam sanatı örneklerinde aramak gerekir

Filozoflar , peygamber ve vahy olmadan da insanın hakikati bulabileceğini öne sürmüşlerdir

Hakikate ulaşmanın yolunun da akıl ve bilim olduğunu savunmuşlardırFilozoflar , felsefenin tabiatı gereği "iyi"nin "ne" olduğunu tartışmakla beraber somut davranış biçimleri vermekten kaçınmışlardır ; peygamberler ise , iyinin ne olduğu üzerinde durarak , insanlara "model davranış biçimleri" sunmuşlardır

İlk çağ filozoflarının görüşlerinden hakikate ulaşmada çıkarımlar elde etmek

pek akıllıca bir iş değil MeasBiz sadece ilk çağın en ileri insanlarının çağının şartlarında "Tanrı" konusunda ne düşündüklerini görmüş oluyoruzTabi bu arada Materyalist görüş de şunu diyebilir ;

"İlk çağ filozoflarının , bugünkü bilimin ışığında görüşleri nasıl muteber değilse , o çağların peygamberlerinin görüşleri de muteber olamaz"

Günümüz filozoflarının düşüncelerini incelediğimizde ise , ilk çağın bazı filozoflarından pek de fazla yol katetmiş olduklarını söylemek zordur

Doğrusu Aristo , sokrat ya da Platon bugün dile gelseler bize değil ama zamanımız filozoflarına ;

"Hala bıraktığımız yerde misiniz?" diye sorabilirlerdi sanırım

MİLAS'LI EN ESKİ ÜÇ BÜYÜK FİLOZOF

Kozmik Varlığın Şuurunu ve Gizemli sayılan olayları doğal olarak ilk açıklayanlar , İyonyalı Yunanlılardır Onlar fizikte , özel sayılabilecek olayların doğal nedenlerini , felsefede , bütünün doğal bir kuramlarını araştırmışlardır Felsefenin ve buna paralel olarak Bilimin kurucusu olarak anılan ilk Filozof Thales aynı zamanda denizci , gökbilimci , fizikçi , ve tüccardı Tanrı olarak kabul edilen , güneşin ve yıldızların ateş topları şeklinde yapılar olduklarını söyleyerek , yaşadığı şehir olan Miletos'un (Aydın-Milas) halkını ve o bölgedeki diğer araştırmacıların dikkatini çekmiştirHerşeyin aslının ve kaynağının su olduğunu , Tanrının herşeyi sudan yarattığını , suyun ezeli ve ebedi olduğunu söylemiştir

Thales , İÖ 28 Mayıs 585 tarihinde olan Güneş tutulmasını önceden hesaplayarak haber verdi Bu , bir doğa olayının oluşmasından önce hesaplanmasının tarihteki ilk örneğidirO dönemde dünyanın yuvarlak olduğu , ayın ve dünyanın dönüş hareketleri bilinmez iken , bu hesaplama çok ilginçtir Gölgelerinden piramitlerin yüksekliğini hesapladı

İlk olarak astronomi ve coğrafya haritaları çizen Yunanlı Anaksimendros , Thales'in öğrencisiydi

Anaximandros MÖ575 sıraları ; yıl ile mevsimlerin uzunluğunu belirledi Güneş saatini ve yeryüzünün haritasını yaptıDepremlerin dünyanın içindeki boşluklardan kaynaklandığını öne sürdüOna göre evrenin ana kaynağı Arkhe "Apeiron" adını verdiği sınırsız güçlü ve belirsiz bir madde idiBu maddenin girdap gibi dönmesiyle ayrışmalar ortaya çıkmış ve evren oluşmuşturSoğuma ve buharlaşma ile yeryüzünün ve denizlerin oluştuğunu açıklamıştır



Alıntı Yaparak Cevapla