Yalnız Mesajı Göster

Cumhuriyet Ve Çeşitleri

Eski 10-20-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Cumhuriyet Ve Çeşitleri




Cumhuriyet Ve Çeşitleri

Veraset yolu ile devlet başkanlığına gelen bir hükümdar veya imparator tarafından yönetilmeyip seçimle belirtilen bir devlet başkanının varlığını kabul eden bir hükümet

Avrupa dillerinde kullanılan republique ( Fr ) kelimesi latincede res publica ( =kamu şeyi , malı ) deyiminden gelir Bu deyim Yunanca'da ta koinoia ( =ortak şeyler ) kelimesinin bir calque ( Almanca Lehnübersetzung ) ıdır Bu Yunanca deyim , aslında bir şehir devletlerinin hazinesine , yani kamunun ortak servetine verilen bir ad olup , sonradan analoji yolu ile ‘kamunu ortak yararı ve yönetimi' anlamını alıştır Latince'de res publica deyimi ile karşılanan bu kelime , Roma'da “halkın tanınmış hakları” ( res populi ) kavramını da kazanmıştır Arapça'daki devlet ( =servet , mülk ) kelimesi de bu kavram grubuna girer Alman Reicb ( =zenginlik , servet , varlık , devlet ) kelimesi de bu kavramlara bağlıdır

Cumhuriyet terimi Arapça'da halkın sosyal hayatta söz ve karar sahibi seçkin bir grubunun vasfı olan “cumhur” kavramından alınarak , devlet başkanının seçimle belirtildiği bir siyasal rejim ve devlet şekli anlamıyla dilimize yerleşmiştir Terimin Latince aslı olan res publica'nın sözlük anlamı “kamu malı” dır Siyasal ve tarihi gelişim , çok geçmeden bu kavramı demokratik bir rejimde kamu ve halk hizmetinin görüldüğü bir devlet yönetimi anlamına kavuşmuştur Nitekim Yunanca polis ve Latince civitas denilen şehir devletlerinin sınırlarından taşarak bir ülke devleti veya imparatorluk halinde genişlemesi sıralarında , res publica terimi , daha çok siyasal topluluğun vasfı olarak sık sık kullanılmaya başlanmıştır Roma'nın son devirlerinde aynı terim , az bir değişikle tamlama halinde siyasal topluluğu ve durumu belirten Status Rei Pullicae şeklini alarak Roma Devleti'nin çeşitli adlarından biri haline gelmiştir Kuram niteliği olarak De re publica ( Devlet üzerine ) adını taşıyan ilk eser , Romalı Marcus Tullius Cicero tarafından yazılmıştır M Ö 106-43 yılları arasında yaşamış olan Cicero , bu eserinde , Roma'da gelişmekte olduğunu gördüğü Sezerizm ve istibdat eğilimlerine karşı hürriyet ve demokrasi fikrini savunmaktadır Açık ve ileri fikirleri işsiz bir belagelle savunan Ciçero , asıl anlayışlı yöneticileri öncülüğü tezine dayanan bir çeşit aydınlar aristokrasisine gönül bağlamıştı Bu sebeple , eserine başlık yaptığı terimi , bugünkü anlayış ve kullanışımızın kapsadığı cumhuriyet anlamından çok , siyasal birliğin hukuki deyişi olan devlet varlığı anlamına yorumlamak gerekir

Çiçero'nun De Re Publica' sı , Ortaçağda da devlet kuramı ile ilgili eserlere ad babalığı , fikir ve ilham kaynaklığı etmiştir Bütün bu süre içinde De Re Publica'yı yazılarına başlık yapan düşünürler , bu terimle Cumhuriyeti değil , devleti kastetmişlerdir Bu arada , modern egemenlik kuramının yaratıcısı olan Jean Bobin 1576 da yayınladığı Less Six Livres De La Republique ( Cumhuriyet hakkında altı kitap ) adlı eserinde , Latince Res Publica dan fransızcalaştırdığı republique kavramını “cumhuriyet”değil , “devlet” anlamında kullanmıştır Gerçekten Bobin , bugünkü anlayışımızla Cumhuriyetçi değil , aksine kralcı ve mutlakıyetçidir Nitekim Bobin “Devlette mutlak ve devamlı kudret” olarak tanımladığı egemenliği Fransız krallığını bir yandan papalığın , öte yandan da feodal dere beylerin erkine karşı bağımsız bir kudret haline getirme amacını gütmektedir

Cumhuriyet teriminin , başkanın seçimle belirlediği bir devlet ve hükümet şekli anlayışına kavuşturan Yeniçağ politika kuramının kurucusu Niccolo Machiavelli olmuştur Siyasal hayatın gerçeklerini iyi ve kötü yönleriyle ortaya koyması yüzünden Makyavelizm adı altında “Amaç , her aracı mubah kılar” düsturunun savunucusu olarak damgalanan Machiavelli , hükümdar adlı eserinin ilk satırında “İnsanlar üzerinde emir kudretinin hüküm sürdüğü bütün eski ve yeni alanlar , devlet adını taşırlar; bunlar ise ya cumhuriyetler , yahut prensliklerdir ” Fikrini ileri sürmüştür Böylece modern egemenlik kuramcısı Bobin'in republique terimini genel olarak “devlet” anlamında kullanan eserinin yayınlanmasından 44 yıl önce Machiavelli Cumhuriyet'in veraset yolu ile elde edilen hükümdarlığa karşıt olarak devletin özel bir vasfı ve şekli olarak belirtmiştir

O günden sonra cumhuriyet terimi bütün dünya dillerinde Machiavelli ‘nin belirttiği anlamda yerleşmiştir Hatta bir kısım politika ve devlet kuramcıları Machiavelli'nin hükümdar ile aynı zaman çerçevesi içinde yazdığı başka bir eserden ilham alarak “ cumhuriyet=demokrasi” denklemine ulaşmışlardır Bu arada unutulan nokta , Machiavelli'nin cumhuriyet kavramı içine , klasik devlet kuramının üçlü ayrımdan son ikisini de almış olmasıdır Nitekim “ Hürriyeti korumanın her cumhuriyette zorunlu” sayıldığını belirten Machivelli , “Hürriyeti koruyan kuvvetin , eski Roma'da halk , fakat kendi devrindeki Venidik'te aristokrasi olduğunu “ açıkça belirtmektedir

Bu görüş açısından , devlet başkanının belli ve seçkin bir grup veya bütün seçmenlerin katılması ile doğrudan doğruya halk tarafından seçilmesi , Cumhuriyetin özüne ve aslına dokunmayan , olsa olsa aristokratik veya demokratik Cumhuriyet şeklinde bir vasıf değişikliği yaratan ikinci derecede bir etkendir Gerçekten siyasal tarih boyunca , devlet başkanının seçkin bir grubun wwwfrmsinsinet/ belirttiği Cumhuriyetler vardır Bugün de cumhurbaşkanının parlamentolarca veya belli kurullarca seçildiği Cumhuriyetleri , Ortaçağın özellikle İtalyan şehir devletlerindeki Cumhuriyetlerle kıyaslamak mümkündür Bu arada Muhammed'in ölümünde sonra ilk halife Ebu-Bekir'in eshab-i kiram'ın çoğunluğu ( devrin cumhuru ) tarafından seçildiğini unutmamak gerekir

Bununla birlikte , gerçek anlamda Cumhuriyetin , sadece seçkin bir gruba dayanan aristokrasi ile değil , ancak geniş halk yığınlarının benimsediği demokrasi ilke ve ülküsü ile bağdaşabileceği açıktır Gerçekten demokrasinin ana ilkesi eşitliktir Eşitlik haklar bakımından yurttaşlar arasında her türlü farkları , aile , grup , sınıf ve kişi ayrıcalıklarını reddeder Cumhuriyetlerde devlet başkanlarının seçimle iş başına gelmeleri de bu ilkenin uygulanması sonucudur Cumhur başkanı devleti temsil yetkisini kendi kişiliğindeki özellikten veya belli bir aile ve gruba bağlı olmaktan değil , doğrudan doğruya halkın güven oyundan almalıdır Eşitlik ilkesinin bu anlamda kavranıp uygulanması , yalnız aristokrasilerin değil İngiltere gibi hürriyetin beşiği olan krallıkların da gerçek anlamda demokrasi uyuşma derecesini gölgelendirmektedir

Aslında bu karışık ve çelişmeli anlayışın kaynağı ilk klasik demokrasilerdeki düşünce ve uygulama gelişiminin farklılığında aramak gerekir Atina da solom kanunlarıyla başlayıp PERİGLES devrinde en üstün evreyi ulaşan ve sitenin yönetimine bütün hemşehrilerin katılmasını sağlayan halk demokrasisiyle Isparta da Lyurgos anayasasının çizdiği çerçeveye uygun disiplinli , hatta tarimli bir seçkin grubun gerçekleştirdiği aristokratik demokrasi arasında anlayış ve örgüt bakımından uçurumlu ayrılıkların bulunduğu bir gerçektir Bununla birlikte , her iki rejiminde devleti temsil eden en yüksek organın soyla değil seçimle belirtilmesi konusunda tam bir ilke ve görüş birliği halindedir

Ancak ve fikri ve iktisadi gelişimin tabii sonucu olarak , halk yığınlarının devlet yönetimiyle ilgilerinin artması ölçüsünde , bir devlet ve hükümet şekli olarak cumhuriyet kavramının gerçekleşme şansını monarşi ve aristokrasiden çok demokraside arama zorunluluğu siyasal bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır Atatürk'ün “Cumhuriyet fazilettir” vecizesini bu anlamda değerlendirmek gerekir Gerçekten demokrasi , devletin en yüksek organından en aşağı basamaklarına kadar halk idaresinin egemenliği ilkesine dayandığından Cumhuriyeti yaşatacak ve ayakta tutacak tek kuvvet , wwwfrmsinsinet/ yurttaşın siyasal olgunluğuna ve ahlaki değerlerine dayanan kamu yararı ile yakın sıkı ilgisidir Milli egemenliği doğrudan doğruya gerçekleştirme amacı güden modern demokrasi ve Fransız devrimi ülkücüsü J J Rosseau “Hürriyetsiz vatan , yurttaşsız hürriyet , erdemsiz yurttaş olamaz; yurttaşı yükseltir ve yetiştirirseniz , her şeyi sağlamış olursunuz”sözü ile bu gerçeği dile getirmektedir

Yurdumuzda Cumhuriyet ilk defa milli mücadelenin zaferle sonuçlanmasından sonra , 29 Ekim 1923'te anayasamıza mal olmuştur 1924 anayasasının 1 maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir cumhuriyettir” hükmünün asla değiştirilemeyeceği aynı anayasa tarafından hukuki teminat altına alınmış bulunuyordu Bu anayasanın 16 ve 38 maddelerinde milletvekillerine ve cumhurbaşkanına görevlerine başlamadan hukuki tasarruflarda bulunabilmenin ön şartı olarak Türk cumhuriyetinin ve demokrasisinin korunmasının yalnız ahlaki değil , aynı zamanda hukuki bir mükellefiyet olarak vermiş bulunuyordu 27 Mayıs 1960 devriminden sonra kurucu mecliste hazırlanıp halk oyuna sunulmakla yürürlüğe giren 27 mayıs 1961 milli Türkiye Cumhuriyeti Anayasası da aynı ilkeleri titizlikle benimsemiş bulunmaktadır “Türkiye devleti bir ” “cumhuriyettir devlet şeklinin cumhuriyet olduğu hakkında anayasa hükmü değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez”



Alıntı Yaparak Cevapla