|
Prof. Dr. Sinsi
|
Doğa Felsefesi Hakkında Bilgi
Doğa Felsefesi Hakkında Bilgi

Doğa Topluluğu olarak bu sunuşumuzla “Doğa Felsefesi” başlığı altında ilk insandan günümüze kadar insanların doğaya bakış açılarını inceleyeceğiz İnsanların doğaya bakış açıları, çevre şartlarına, geçirdikleri aşamalara, bilgi seviyelerine, sahip oldukları teknolojiye ve toplumsal yapının egemen görüşlerine göre degiştiğinden ilk insandan günümüze kadar geçen süreci tarihsel, toplumsal, ekonomik ve teknolojik gelişmeler yönünden inceleyeceğiz Böylece insanların doğayı nasıl algıladıklarını ve neden o şekilde algıladıklarını anlamaya çalışacağız
Öncelikle neden “Çevre Felsefesi” adlı bir kitaptan yararlandığımız halde sunuşumuz için çevre felsefesi değil de doğa felsefesi başlığını kullandığımız’ı açıklamak istiyoruz Bizce çevre terimi, insan ile insan olmayan ayrımı yaparak insanin doğa ile bütünlüğünü göz ardı etmiştir Oysa doğa terimi, insani doğa nin bir parçasi olarak kabul eder ve bu bütünlüğü vurgular Bu nedenle kendimize ve doğaya doğru yaptığımız bu yolculuğu, çevre degil de doga felsefesi adı altı nda sunmayı doğru bulduk
Ilk insan topluluklarının doğaya bakış açılarından başlarsak, onlar tam anlamıyla doğanın bir parçasıydı Acıkınca yemek ararlar, tehlikeyle karşılaşınca kaçarlar yani yaşamlarını ve ırklarını devam ettirme güdüleriyle yaşarlardı Bilgi düzeyleri yetersiz olduğundan doğaya etki edemedikleri gibi doğrudan doganın etkisi altında idiler Dolayısıyla doğanın kurallarına u¤¤¤¤¤ doğal bir hayat yaşadılar Fakat zaman içerisinde insanın doğa ile olan bütünlüğü ortadan kalkmaya başladı Peki neden insan doğadan koptu? Çünkü insan biyolojik evrim sonucunda kendine dışarıdan bakabileceği, duygulardan uzak ,mantık kurallarına baglı bir beyine sahip oldu Bu beyin ona kendini savunmasında ve barınmasında etkinleşme şansını verdi Insanoğlu kapasitesinin farkına vardı ve bilgi düzeyinin arttırmasıyla organik toplumlarda bir değişim süreci başladı Avcilik ile insan doğa karşısında etkili olabildiğini gördü Ayrica şehirlerin ortaya çıkısı toplumsal yapı nın kökünden sarsılmasına neden oldu Varolan kadın-erkek eşıtlıgının erkek lehine degişmesini sağladı Evde de ekonomide de toplumsal işbölümü geleneksel eşitlikçi özelliğini kaybetti ve hiyerarşik bir şekil kazanmaya basladı Bu durum yalnızca toplumsal alanda etkili olmakla kalmadı; aynı zamanda insan doğa ayrımının daha da belirginleğmesine neden oldu
Ilk çaglarda özellikle Yunanli filozoflar doga üzerinde yogun bir sekild e düsünmeye basladilar Dogayi ve insanin doga içerisindeki yerini kavramaya çal istilar Karmasayi, düzensizligi ve vahsi yaban hayatini temsil eden dogaya kars i, düzenlilige, birlige, uyuma ve süreklilige sahip “polisler”, ilkçag Yunan top lumlarinda insanlarin yasadigi korunakli, güvenli ve korunmasi gereken sehir dev letleriydi Yani insan mücadele içinde oldugu dogadan ayri ve kopuktu Feodalizm in hakim oldugu Ortaçag’da insanin dogayi algilayisinda pek bir degisiklik olmad i Sehir devletleri imparatorluklara, sahip oldugu tebaasini ve dogayi daha sist emli ve verimli sömüren devasa devletlere, dönüstü Fakat aydinlanma dönemi doga yi algilayis açisindan bir dönemeçti Çünkü “mekanist görüsü” gelistirdi Aydinlanma ile somut var olana yöneldi insanoglu Dogada kesfettigi fizi ksel yasalari varolusun tamamina yaymayi denedi 19 Yüzyilda teknolojide sagla digi olaganüstü ilerlemeler ile doga karsisinda artik çok daha etken bir ögeydi Bir yandan dogayi çok iyi isleyen bir makine olarak algilarken, diger yandan bu makinenin çarklarini istedigi gibi döndürebilecek bir güce erismisti Artik dog a karsisindaki güçsüzlügü yüzünden üretip, sonra da kaçip sigindigi akil disi, b üyüye ait, soyut açiklamalara ihtiyaci kalmiyordu
Rönesansla büyük bir ivmeyle baslayan bilimsel ve teknolojik gelismeyi h ayata uygulamak için; zamanin egemen, soyut baski araçlarina (dinler, bos inanla r, soyluluk mitleri, dogaüstü güçler) karsi mücadele etmek gerekiyordu Yasam ka litesini görece bir biçimde yükselten yeniler, eskilerin yerini alirken, etkili olan soyut dünya, materyalist bir mantik yürütme, somut gözlem sonucu külliyen l av ediliyor, bu yeniler asirlardan beri duran ve geriye giden ilerlemenin yol aç tigi bilgi açligi sonucu varolan hakli-haksiz, soyut-somut her seyin yerini alip , gidilecek ,varolan tek yol olarak sunuluyordu
Newton elmanin yere düsme nedenini buluyordu ama sorularini sorgulama yö ntemiyle (somut,deney-gözlem) siniyordu Bunu da “Nasil?” sorusunu sorarak yapi yordu Artik “Neden?” sorusuna gerek kalmamisti ,nasilsa “Nasil” sorusu cevapla niyordu Bu soru-cevap zinciri her seyi çözebilirdi Dünyadaki varolus salt elma nin yere düsüsündeki fiziksel gerçeklikle, “Nasil” sorusuna cevap verilerek çözü lebilirdi
Bacon, “Bilgi kuvvettir, bilgiye dayali sanatlar (teknoloji) insana en y ararli sanatlardir ” deyip, insanoglunun estetik haz almak için yaptigi sanati f aydasiz bulup, teknolojiye yönlendiriyordu Insan bu açtigi yeni yolda yürümeliy di , hatta kosmaliydi Asirlarin dayattigi cehalet ve güçsüzlük tahakkümü sona e rmeliydi, erecekti de Ama elde etmenin yolunu buldugu bilgi ve ona dayali sanat lar-teknoloji- onun kontrolünden ve araç olma sifatindan çikip, insanoglunu yöne tmeye, onun amaci olmaya ve ona dogal varolusunun disinda gücünün yettigi kadar yapay bir dünya kurmaya çalisacakti Tabii ki akli sayesinde elde ettigi bilgile re dayanan ve hayatini kolaylastiran teknolojisi olmaliydi, ama bunu varolusunun gerektirdigi,açikça gösterdigi “dogayla bütün, doganin parçasi olma” halinden u zaklasmamaliydi Ulastigi bilgi seviyesini, bu ilerlemesini borçlu oldugu akliyl a olumlu, üretici, dogaya yani kendine zarar vermeyen bir teknolojiye dönüstüreb ilirdi
Descartes, dogayi “Hakim ve sahip olunacak” bir sey olarak tanimliyordu Evet insan artik dogaya; aslinda parçasi oldugu ve/veya olmak zorunda oldugu bü tüne bencil,faydaci egilimleriyle yaklasmaliydi Çünkü artik gücü vardi Ama ona o gücü veren doga, ondan neden daha güçlü olmasin?!
Zamanin yeni gelisen vahsi-kapitalist ekonomileri ve çökmeye yaklasan im paratorluklari bu yeni sanattan yikici bir rekabet içinde yararlandilar Yeni s ömürgeler buldular,insani feodal düzenden çikarip, çalisan ve kar üreten fabrika larin çarklari yaptilar Insanoglu dogal varolusundan apayri bir dünya içinde, h ayatta ve üstün olmak için hakim,sahip,kullanici olacagi objeler aradi Bunun iç in dogayi yasama alanini fütursuzca, açlikla, inanilmaz bir dengesizlik içinde d elilige varan panik haliyle sömürüp, kendine yani dogaya yabancilasti Sayisal, somut, mekanik hesaplar,olgular ve olaylar dünyasina sömürecegi “doga” bitene ka dar kapandi
Bu gidis için egemen soyut anlayis ile yapilan mücadelede ilerleme fikri nin, her alana uygulanacagina dair düsünce de etkin bir sekilde ileri sürüldü C omte’nun entelektüel gelismeye iliskin “üç hal kanunu”, Hegel’in “Tin’in kendi bilincine varis sürecinin geçirdigi asamalar kurami”, Marx’in “üretim biçimlerin in ilkel-komünal toplumdan komünizme dogru gelismesi” görüsü; Concordet’in “insa n zekasi onun ilerlemesine” iliskin gelistirdigi tarihsel sema, ilerleme fikrini n degisik kompozisyonlaridir Böylece her alanda rasyonalite kullanilip, her sey bu yeniye adapte edilebilirdi (Weber’e göre rasyonalite: Herseyin hesaplanabil ir hale getirilmesi,verimlilik-iki nokta üzerindeki en kisa hattin kullanimi-, d imistifikasyon-akildisi, büyüye ait her seyin reddedilmesi-)
|