|
Prof. Dr. Sinsi
|
Felsefe Ve Müzik Hakkında Bilgi
Felsefe ve Müzik Hakkında Bilgi

Tek başına hiçbir sanat tarzı, hiçbir yer ve zamanda var olmuş değildir Varsayalım, oynak bir türkü söylüyorsunuz Ama bu sırada vücudunuzu veya onun bir bölümünü oynatmayacaksınız, yani dans etmeyeceksiniz Olur şey değil! Şiirin, geniş anlamıyla söz sanatının, dansın ve müziğin birliğini en eski Çin Şiir Klasiği (Şicing) şöyle dile getirir: “Sevinçte insan sözler söyler Bu sözler yeterli olmadığı için o, onları uzatır Böyle uzatılmış sözcükler yeterli olmadığı için o, onları modüle eder Modüle edilmiş sözcükler de yeterli olmadığı için, elleri tamamen bilinçsiz hareket eder ve ayakları sıçrar ”1 Biçimleyici (plastik) sanatlarda da durum benzerdir: Boya ile bir yüzeyi resimleyen elin balçıktan heykelcikler yapmaya varması aynı yol üzerindedir Sanatın birliğinden öteden beri söz edilmiştir Tek tek sanat tarzlarının kendi çeşitliliğinde oluşturduğu bu birliğin adına “sanat” denir Buna göre, müzik sanatım kendisine konu edinen bir müzik estetiği yada felsefesi de genellikle estetik yada sanat felsefesi içinde yer alacaktır Bu da müziğin felsefi ele alınışının diğer sanat biçimlerinin ele alınışlarıyla bağıntı içinde olacağı anlamına gelir
Eldeki yazı, müzik estetiği hakkında ortaya çıkmış temel görüşleri, onların başlıca temsilcilerinin düşünceleriyle başlangıçtan günümüze zamandizinsel bir sıraya göre ana çizgilerinde vermek ereğindedir Eleştirel bir tarzda betimlenecek olan bu görüşler, aynı zamanda kendilerinden devşireceğimiz düşünceleri ortaya koymada zemin oluşturacaktır
MÜZİK NEDİR?
Müzik estetiğine ilişkin görüşler, “Müzik nedir?” sorusu karşısında alınan tavırlarda soruya verilen yanıtlardan oluşur Müzik üstüne ilk düşünceleri, yaklaşık aynı zamanlarda biri eski Yunan’da, diğeri eski Çin’de yaşamış olan Pythagoras (İÖ 580-500) ile Konfüçyüs (İÖ 551-478)’de, daha doğru bir deyişle, Pythagorasçılarda ve Konfüçyüsçülerde buluyoruz Bu düşüncelerde ortak olan yön, her iki görüşün de müziği, birbirine koşut olarak varlık bilimsel ve insanbilimsel tarzda ele almış olmaları yanında, daha sonraki yüzyıllarda müzik felsefesinde belki de en etkin ve yaygın bir anlayış olarak görülecek olan “duyusal etki öğretisini” benimsemiş olmasıdır Aşağıda uzun uzadıya ele alacağımız bu öğretiyi şimdilik, müziğin dinleyicide uyandırdığı etki, uyarım, izlenim, duygulanımla açıklanması olarak dile getirmekle yetiniyoruz
KONFÜÇYÜS
Konfüçyüs felsefesine ilişkin metinlerde “müzik tonların bir verimi” diye tanımlanır Ton da şöyle belirlenir: “Duygular içten geldiği zaman ses halinde kendilerini gösterirler Bu seslerin bir sıra halinde konulmasına ton denir ” Müziğin varlıkbilimsel özyapısı da şu sözlerle dile gelir: “Müzik, gök ve toprak arasında bir ahenktir (…) Müzik gökten meydana gelir ” Bu varlıkbilimsel belirleme, antropolojik bir özellik kazanır; insanla varlık arasın- da müzik yoluyla bağ kurulur: “[Müzik], insan tabiatını uygun bir hale getiren bir unsurdur ”Tonların etik bir etkisi vardır Ahenkle oluşturulan müzik iyi ruhları yönetir, insanı etkileyen fena tonlar bozuk bir hava yaratır “İyi tonlar insana tesir eder ve iyi bir hava yaratır ” Müziğin etkisi yalnızca tek tek insanlarla sınırlı kalmaz, bütün toplumu, hükümetin yönetimini, tüm ülkeyi, ülkedeki işleri de kapsar Müzik bozulursa, tüm bu şeylerde bozukluk meydana gelir
PYTHAGORAS
Pythagoras felsefesinde, matematiğin ilkeleri olan sayılar, aynı zamanda varlığın da ilkeleridir Sayı varlıksal bir özyapıdadır Tüm doğada ilk olan şey sayılardır Sayılarda armoni özellikleri ve bağıntıları bulunur Evren armoni ve sayıdır Evren, kendisinde egemen olan düzen ve uyum nedeniyle bir “kosmos” (düzen, tüm-dünya düzeni) olarak adlandırılır Hareket eden gök cisimleri belirli aralıklarla ses çıkarırlar Aristoteles, Pythagorasçıları kastederek şunları bildiriyor: “Birtakım kimselere göre bu kadar büyük cisimler hareket ederken ses çıkması gerekir, zira yığınca denk olmadıkları ne de o hızla yol almadıkları halde bizim dünyamızdaki cisimlerde de bu görülüyor (…) Bunları ve bir de (ayrı ayrı) aralıklara dayanan hızların musikice nispetleri olduğunu kabullendiklerinden yıldızların çepeçevre dönmelerinden doğan sesin harmonialı olduğunu söylüyorlar – (Pythagorasçılara göre) bütün kosmos’a harmonia, guarte (3 oranı), quinte (2 oranı), oktave ( 1:2 oranı) hükmeder ”Pythagoras müzikteki uyumun tamamıyla sayıya dayandığını, tellerin ya da borunun uzunluğu ile onlardan çıkan ses perdeleri arasında matematik bir bağıntının olduğunu bulgulayarak öne sürer Bu buluşunu o, yıldızlar, güneş ve ay gibi gök cisimlerinin yeryüzüne uzaklığına da uygulayarak evrenin uyumlu sesler veren bir birlik oluşturduğu kanısına varır Kozmik hareketin bu dönüşüne insan ruhu da uyar Bunu Pythagoras insanın hiç şaşmayan bir yasaya uyarak çeşitli insan ve hayvan biçimlerine ebedi dönüşü olarak anladığı ruh-göçü öğretisiyle dile getirir Böylece evren ve insan aynı bakış açısından, aynı ezeli-ebedi yasaya uyarak kavranmış olur Ayrıca Pythagorasçılar, müzikteki ahengin etkilerini de sayıya da- yandırıyordu Yerinde kullanıldığı takdirde müziğin sağlığa büyük yardımı olacağını kabul ediyorlardı Vücudun temizlenmesi için nasıl hekimlik sanatı araç ise, ruhun temizlenmesi için de müzik araçtır
|