Konu
:
Manastırlı Hamdi Bey
Yalnız Mesajı Göster
Manastırlı Hamdi Bey
10-21-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
Manastırlı Hamdi Bey
Manastırlı Hamdi Bey
Tarih kitaplarında “İstanbul’un işgalini Mustafa Kemal’e bildiren kişi” olarak bize anlatılan Manastırlı Hamdi Bey’in gerçek öyküsü bilinenden çok farklıdır
Bu öykü birçok kez ölümden dönmüş bir vatanseverin soluk kesici öyküsüdür
Popüler Tarih’in yazarlarında Ertan Ünal Manastırlı Hamdi Bey’in kızını bularak konuştu; konuya açıklık getirdi
Önce Manastırlı Hamdi Bey’in öyküsünü aktaralım
Mustafa Kemal 16 Mart 1920 günü saat 10
00 sıralarında Ankara Telgrafhanesi’nde adına geçilen telgraf metnini okurken oldukça düşünceliydi
Bir yanlışlık olup olmadığını anlamak için metni bir kez daha okudu: “Bu sabah Şehzadebaşı’ndaki Mızıka Karakolu’nu İngilizler bastı
Oradaki askerlerle çarpışarak neticede şimdi İstanbul’u işgal altına alıyorlar
Bilgi için arz olunur
Manastırlı Hamdi
”
Mustafa Kemal bu telgrafın altına ‘Çok acele kolordulara benim imzamla gönderiniz’ kaydını yazdı ve görevlilere verdi
Bu sırada Manastırlı Hamdi bilgi vermeyi sürdürüyordu:
“Bizim en güvendiğimiz bir arkadaşımız yalnız o değil herkes yani her gelen söylüyor
Şimdi de Harbiye Nezareti’nin işgalini haber aldık
Hatta Beyoğlu Telgrafhanesi’nin önünde İngiliz askerleri olduğunu söylediler
Fakat telgrafhaneyi işgal edip etmeyecekleri meçhuldür
”
İstanbul Merkez Postanesi telgrafhanesinden Manastırlı Hamdi Bey edindiği bilgileri aktarmaya devam ediyor; ama arada bir yazışma kesiliyordu
Bu sırada Harbiye Telgrafhanesi’nden memur Ali de Ankara’yı buldu ve o da bilgi vermeye başladı:
“Sabahki İngilizlerin baskınında altı şehit ve on beş yaralı var
Nezarete giriyorlar
Nizamiye kapısına
Teli kes
İngilizler buradalar
”
Mustafa Kemal daha fazla bilgi istiyor ve bekliyordu
İşgal yerel miydi yoksa bütün İstanbul’u mu kapsıyordu? Silahlı bir karşı koyma olmuş muydu yoksa bir baskın tarzında mı olmuştu her şey?
Bu sorulara cevap ararken Manastırlı Hamdi Bey olayları aktarmaya devam ediyordu:
“Paşa Hazretleri Harbiye Telgrafhanesi’ni de İngiliz deniz askerleri işgal edip teli kestiği gibi şimdi bir taraftan Tophane’yi işgal ediyor diğer taraftan da zırhlılardan asker çıkarıyorlar
Durum vahimleşiyor efendim
Sabahki çarpışmada 6 şehit ve 15 yaralımız vardır
Paşa hazretleri emirlerinizi bekliyorum
”
Durum apaçık ortadaydı
Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra İstanbul’u yarı örtülü işgal altına alan düşman gittikçe güçlenen milliyetçi akımları söndürmek vatanseverlere gözdağı vermek için kenti hem de kan dökerek tam anlamıyla işgal ediyor bütün stratejik noktalar düşman eline geçiyordu
Dışarıda düşman askerleri kol gezerken büyük bir cesaretle görevini sürdüren Manastırlı Hamdi Bey yeniden devreye girdi:
“Sabahleyin bizim askerler uykuda iken İngiliz deniz erleri karakola gelip işgal etmişler
Askerimiz uykudan şaşkın kalkınca çarpışmaya başlanıyor
-Bu bilgi yanlış aktarılmıştır
Şehzadebaşı Karakolu’nda çarpışma olmamış askerler uyurken şehit edilmiştir
- Neticede bizden 6 şehit 15 yaralı olup bunun üzerine tasavvur ettikleri melanete başlayıp hemen zırhlılarını rıhtıma yanaştırarak Beyoğlu cihetini ve Tophane’yi sonra bir taraftan da Harbiye Nezareti’ni işgal etmişler
”
“Hatta şimdi ne Tophane ne de Harbiye Telgrafhanesi’ni bulmak kabil oluyor
Şimdi de haber aldığıma göre Derince’ye kadar işgal genişliyormuş efendim
”
“İşte Beyoğlu Telgrafhanesi yok orasını da işgal ettiler galiba
Allah korusun
Burasını da (İstanbul Postanesi) işgal etmesinler
İşte Beyoğlu telgraf müdürleri memurları geldiler
Onları kovmuşlar
Bir saate kadar burası da işgal olunacaktır
Şimdi haber aldım efendim
”
Mustafa Kemal de hattın kesilmesinden endişe ederek Manastırlı Hamdi Bey’e şu talimatı verdi:
“Hamdi oğlum benim imzamı kullanarak Edirne’ye Cafer Tayyar Bey’e Bandırma Kolordu Komutanı Yusuf İzzettin Paşa’ya İzmir Kumandanlığı’na vaziyeti haber ver
Sonra da durumu bana bildir
”
Kısa bir süre sonra Manastırlı Hamdi Bey emrin yerine getirildiğini bildiriyordu ki hat kesildi ve bir daha da haber alınamadı
Ne olmuştu? Büyük Postane de işgal mi edilmişti? Ya Manastırlı Hamdi Bey; o da görev başında Mustafa Kemal’in emrini yerine getirirken mi yakalanmıştı? İngilizler milletvekillerinden kimseyi tutuklamış mıydı?
Mustafa Kemal bu soruların cevabını daha sonra alacak İngilizlerin kentte Kuvayı Milliye taraftarlarını topladığını ayrıca Meclisi Mebusan’a giderek Kara Vasıf ve Rauf (Orbay) beyleri tutuklandığını öğrenecekti
Ama Manastırlı Hamdi Bey’den hiçbir haber yoktu
16 Mart 1920 günü İstanbul’un işgalini günümüz deyimiyle ‘canlı yayın’ yaparcasına an be an Mustafa Kemal’e bildirerek tarih sahnesine çıkan ancak yaşamının bundan sonrası çoğumuzca pek bilinmeyen Manastırlı Hamdi kimdir?
Bu konuda en ayrıntılı bilgiyi ölümünden 4 yıl önce 1941’de kendisiyle Son Posta gazetesi adına söyleşi yapan Nusret Safa Coşkun vermekteydi
Bu röportaj aynı zamanda Mustafa Kemal ile Manastırlı Hamdi Bey’in -telgraf yoluyla da olsa- 16 Mart 1920 günü tanıştıkları iddiasını çürütmekte aradaki tanışıklığın 1919 yılında başladığını ortaya koymaktadır
Hamdi Bey lakabından da anlaşılacağı gibi Manastırlıdır
1891’de Manastır’da doğmuş babasının varlıklı oluşu sayesinde iyi bir eğitim görmüş 1911’de de Dere-i Bala kasabasında telgraf memurluğuna başlamıştı
Ancak 1912’de Sırpların Manastır’ı işgali diğer Türkler gibi Hamdi Bey ve ailesinin dingin yaşantısına son vermiş Sırpların Türklere olumsuz davranışı ve bitmek tükenmek bilmeyen eziyetleri nedeniyle aile İstanbul’a göç kararı almıştı
Aile reisi Ahmet Efendi Manastır’daki geniş topraklarını ve evini bırakarak eşi Habibe kızı Münevver ve oğlu Hamdi Bey ile birlikte yola çıktı
Aile sıkıntılı ve uzun bir yolculuktan sonra İstanbul’a geldi
İmparatorluk başkenti İstanbul o sıralarda I
Dünya Savaşı’nın getirdiği yokluk ve sıkıntılar içindeydi
Aile Üsküdar’ın Tabaklar Mahallesi’nde bir ev bularak yerleşti
Bir süre yanlarındaki para ile idare ettiler
Ama sonra Ahmet Bey’in hastalanıp ölmesi kızının da gelin gitmesi Manastırlı Hamdi Bey’i evin geçim sorunu ile yüz yüze getirdi
Manastırlı Hamdi Bey günlerce iş aradıktan sonra 1919’da İstanbul Merkez Postanesi’nde (Bugünkü Büyük Postane) telgraf memuru olarak göreve başladı
İş ahlakı dürüstlüğü çalışkanlığıyla kısa sürede kendini herkese sevdirdi
O sırada ülke kaos içindeydi
Osmanlı ve müttefikleri yenilmişti; 30 Ekim 1918’de de Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra İtilaf devletlerinin savaş gemileri İstanbul limanına gelip demirlemişlerdi
1919’un sıcak bir Temmuz gecesi Manastırlı Hamdi Bey nöbetteydi
Birden makinenin çalışmaya başladığını Erzurum’un İstanbul’u aradığını fark etti
Hemen cevap verdi
Karşıdan “İsmin ne?” sorusu geldi
Bu soruyu cevaplandırdıktan sonra “Ben Mustafa Kemal” karşılığını duyunca çok şaşırdı
Manastırlı Hamdi Bey Çanakkale Savaşları’ndaki Anafartalar komutanını çok iyi tanıyordu
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul