Yalnız Mesajı Göster

Medya Ve Demokrasi Kitap Özeti

Eski 10-21-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Medya Ve Demokrasi Kitap Özeti




Medya Ve Demokrasi kitap özeti

MEDYA VE DEMOKRASİ

Bilinen anlamda basın özgürlüğünü ilk destekleyen Euro-Amerikan devrimi özellikle on sekizinci yüzyıl boyunca, devlet sansürünün sınırları konusunda çeşit çeşit yeni ve iyi işlenmiş fikirlerin geliştirilmesine neden oldu Modern anlamda basın özgürlüğü fikrinin doğum yeri olan İngiltere’de en azından dört farklı sav ile karşılaşıyoruz

1 Teolojik yaklaşım, devlet sansürünü Tanrı’nın insanlara ihsan eylediği akıl adına eleştiriyordu Bu görüş ruhsata ve sansüre bağlı olmasını buyuran bir hükümet kararına karşı, Tanrı aşkı ile “özgür ve bilgili ruhun” serpilip gelişmesi için özgür basına arka çıktı

2 Basının davranışlarının bireyin haklarına uygun olması fikri

3 Faydacılık kuramı, kamuoyu üzerindeki devlet sansürünü istibdata verilmiş bir açık kart olarak görüyor ve yönetilenlerin mutluluğunun en üst düzeye çıkarılması ilkesine aykırı buluyordu

4 Basın özgürlüğünün dördüncü savunması, Hakikat’e yurttaşlar arasındaki kısıtlamasız tartışma yoluyla ulaşılacağı düşüncesine dayanıyordu Basın özgürlüğüne ilişkin tüm bu savların sorunsuz oldukları söylenemez ama bu görüşler erken modern toplumların ilk gelişmesini derinden etkilediler On dokuzuncu yüzyılın ortalarına kadar gerek Amerika’da gerekse İngiltere’de “basın özgürlüğü” cesur ve bulaşıcı ütopik bir kavram olarak işlevini sürdürdü Yöneten sınıfları sıkıştırmaya yaradı Devletin ifade özgürlüğüne getirdiği kısıtlamaları dramatize etti Medeni haklar ve siyasal demokrasi mücadelesine hız kazandırdı Özgür basının yaygınlaşması yazılı metinlerin görünümüne hem katkıda bulundu hem de ondan yararlandı; metinler laik bir nitelik kazandıkları gibi, okunmaları da kolaylaştı Fakat basın özgürlüğünün ilk Avrupalı ve Amerikalı savunucuları bu ütopik vizyonun birçok kör noktalarla malul olduğunu da görememişlerdi İlkin basının kendi kendini sansür etmesi olayını hesaba katmadılar; çünkü fikirlerini topluluk önünde ifade etme yeteneğine “doğal olarak” sahip olan kişilerin karşısında başlıca dış tehdidin siyasal iktidardan geleceğini varsaydılar Baskılar nedeniyle basın özgürlüğü savunucularının sansür sorununa negatif özgürlük paradigmasıyla bakmaları anlaşılabilir bir tutumdur Söz ve basın özgürlüğü negatif özgürlük anlamına geliyordu; yani, bu özgürlük bireylerin yada bireylerden oluşan grupların önceden bir dış engelleme olmaksızın düşüncelerini dile getirme özgürlüğüydü ve yalnızca bu özgürlüğü tüm diğer bireylere garanti eden ve hükümet tarafından yaptırımlarıyla uygulanan yasalara tabiydi İşin can alıcı noktası, basın özgürlüğünü savunan bu kuramların felsefi anlamda yeterince çoğulcu olmamalarıdır Her şeyin tartışılması mübahtı, bir şey hariç: Kendi dünya görüşleri Tüm ideologlar gibi, tüm dünya için geçerli olmayı hak etmiş evrensel bir dil olduklarını varsayarak kendilerini eleştirilere karşı korumaya çalıştılar

Konuya eleştirel gözle bakan biri sorabilir: Mademki basın özgürlüğü hakkındaki modern ideal daha en başından bu kadar kusurluydu, onu doğumundan üç yüzyıl sonra niçin tartışalım? Bu deneme işte bu çetin sorulara cevap vermeye çalışıyor Basın özgürlüğü hakkındaki eski söylemin güçlü ve zayıf yanlarının değinilmesinin günümüzde önemli olduğunu savunuyor

İlk yaklaşım Pazar rekabetinin basın ve yayın özgürlüğünün kilit koşulu olduğunda ısrar ediyor; bu özgürlüğü de devlet müdahalesinden özgürlük olarak, bireylerin düşüncelerini dış kısıtlamalar olmaksızın iletebilme hakları olarak anlıyor Devlet sansürü, bireysel seçim, yasal düzenlemenin kaldırılması yani “deregülasyon” pazar liberallerinin tezinin temel kavramıdır

Özel ellerde bulunan bir basın ve çok kanallı bir yayım sistemi özgürlüğün kalesidir Kültürel ayrıcalıkların ve devlet baskısının savunucularının baş belasıdır Pazar liberalleri devletçe korunan medyanın pederşahiliğine karşı çıkıyorlar Onlara göre, kamu hizmeti yayımcılığı fikri en başından yolunu sapıtmıştı Aslında, kamu hizmeti yayımcılığı kişisel ihtiyaç ve kaygıların temsilini sınırlar Seçme alanını sıkıştırır, daraltır, azaltır Televizyonda hükümetin dayandığı varsayım şöyle anlatılmıştır “Ne seyretmek istediklerini seçmeyi insanlara bırakamazsınız, onların neyin onlar için iyi olduğunu bilen ve düşünceleri birbirine yakın insanlarca denetlenmeleri gerekir” Medyanın tekelci kamusal düzenlenmesi artık haklı gösterilemez Devlet korumasındaki medyanın keyfi finansmanının ve sansürünün en iyi panzehiri, Pazar rekabetinin tarafsız ve tüketiciye-duyarlı üleşim sistemidir Kamu hizmeti tekellerinin ortadan kalkması, radyo-televizyon yayımcılığının erginliğe ulaştığının bir işareti olacaktır Pazar liberalizminin muhalifleri ve özellikle sola eğilimli olanları, bu önerilerden telaşa kapılmış durumdalar Diğer yandan deregülasyonun İtalya’da yarattığı yoz sonuçları değerlendirmek gerekiyor Örneğin, haber-eğlence programları (barok televizyon parçaları haline dönüştürülmüş ağız sulandırıcı mahkeme duruşmaları) ve iç gıcıklayıcı striptease’li yarışma programları bunlar arasında sayılıyor Artık kalitenin yerini ticaret kurtlarının ölçüleri almıştır



Alıntı Yaparak Cevapla