10-19-2012
|
#3
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Yer Küre Ve Yerküre Dışında Yaşam
VI - Galakside yararlı ekosfere iye olan ve bu ekosfer içinde bir gezegeni bulunan II kuşaktan I topluluk güneşimsi yıldızların sayısı: 2 600 000 000
Bir gezegenin, yıldızın ekosferi içinde olması yaşamın var olabileceği anlamına gelmemelidir I topluluk yıldızlarında bile hidrojen ve helyum dışındaki maddeler miktarca az olup büyük bir dünyanın oluşumunda kullanılamazlar Bir gezegen, yaşamı sürdürebilmek için, bir atmosfer tutmaya yetecek ve bir yerçekimi alan üretecek kadar bir kütleye iye olmalıdır Ekosfer dahilinde Yer'in 0,4 katı kadar bir kütle yeterli olabilecektir Uygun yıldızları çevreleyen uygun ekosferlerdeki dünyaların yarısının -sistemimizin tüm evren için geçerli olduğunu düşünürsek- kütlece yaşanabilir olduğu sonucuna varılabilir Böyle gezegenlerin gaz, sıvı ve katı durumunda yüzey sularına iye olma olasılıkları yüksektir, karakter olarak "yerimsi" olacaklardır
VII - Galaksimizde yararlı bir ekosfere ve bu ekosfer içinde dönen "yerimsi" bir gezegene iye II kuşaktan I topluluk Güneşimsi yıldızların sayısı: 1 300 000 000
Bu koşullarda bile dış merkezli bir gezegen yaşam için uygun olmayacaktır
Yine eğer gezegenin dönme ekseni, yıldız çevresinde dönüş düzlemine göre aşırı yatıksa, aşırı koşullar yaşamın var olma şansını azaltacaktır Atmosferin kalınlığı ve geçirgenliği, gezegenin yıldız çevresinde dönüş hızı da önemli bir etkendir Sezgisel olarak her iki yerimsi gezegenden ancak birinin bütün önemli karakteristikleriyle yerimsi olduğunu varsayabiliriz Gündüzler ve geceler makul uzunluktadır, mevsimler aşırılıklara kaymaz, okyanuslar ne çok geniş ne de çok dardır, yerkabuğu jeolojik olarak ne çok dengesiz ne de çok atıldır
VIII - Galaksimizdeki yaşanabilir gezegenlerin sayısı: 650 000 000
Bu demektir ki Galaksimiz'deki her 492 yıldızdan ancak biri yaşanabilir bir gezegene iyedir Carl Sagan, Galakside bir milyar kadar yaşanılabilir gezegen bulunduğunu ileri sürmüştür
Yaşanılabilir gezegenler üzerindeki yaşam hakkında genelde akıllıca bir şeyler söyleyebilmemiz için, yeryüzünde yaşamın nasıl oluştuğuna ilişkin akla yakın bir şeyler söylemiz gerekir
Kendiliğinden üreme diye bir şeyin var olmadığı ve insanların gözlediği kadarıyla bütün yaşamın daha önce var olan başka yaşamlardan kaynaklandığı anlaşılınca, yaşamın yeryüzü üzerinde ya da başka gezegenlerde nasıl kaynaklandığına karar vermek güçleşti Moleküllerin rastlantısal çarpışmaları ve rastlantısal enerji absorbsiyonu sonucu
laboratuvarlarda oluşan değişimlerin, her zaman bildiğimiz yaşam doğrultusunda olması etkileyicidir Bu deneyler (Stanley Lloyd Miller tarafından yaşayan dokuların şaşılacak kadar çeşitli temel molekülleri "kendiliğinden" üretildi )
Yaşamın, bir takım kimyasal reaksiyonların sonucu olduğunu gösteriyordu ve yaşamın yeryüzünün ilk zamanlarında oluşmuş olması kaçınılmazdı Aynı
şekilde göktaşı incelemeleri, genelde, laboratuvar çalışmalarını desteklemiş, her şeye karşın yaşamın doğal, normal, hatta kaçınılmaz bir olgu olduğunu
göstermiştir Atomlar, en az şansa iye oldukları zaman bile, bizim yaşamımız doğrultusunda bileşikler üretmek üzere bir araya gelme eğilimindedir Yıldızlar arası uzayda otuz kadar çeşitli türden moleküller saptanmıştır Dış uzayda bile, oluşumun yönü, yaşam doğrultusunda görünmektedir Yaşam, yeryüünün ilk zamanlarında kendiliğinden başladı ve kanıtlara göre, bu iş kolayca gerçekleşti
Bu doğrultudaki reaksiyonlar kaçınılmazdı Öyleyse yaşam, er ya da geç,üzerinde yaşanılabilir bir başka gezegende de başlayacaktır
En eski Kambriyum fosilleri 600 milyon yaşındadır ve bu rakam insanı yaşamın yaklaşık olarak bu zamanlarda başladığı varsayımına yöneltmektedir Gezegenimizin 4,6 milyar yaşında olduğunu bildiğimize göre, demek ki Dünya 4 milyar yıl boyunca yaşamsız var olmuştur Amerikalı botanikçi Elso Sterreberg Barghoorn 1960'larda çok eski kayalar üzerinde çalışırken belli belirsiz karbon izleriyle karşılaştı ve araştırma sonucu bunların mikroskopik canlıların kalıntıları olduğunu gördü Bu yaşamın bulanık kanıtları 3,7 milyar yıl öncesine dayanmaktadır Yaklaşık olarak dünyamız 1 milyar yaşındayken yaşamın başlamış olabileceği sonucuna varabiliriz
Güneş'in normal durumunda kalış süresi 12 milyar yıldır ve bu sayıyı güneşimsi yıldızlar için ortalama bir değer olarak alabiliriz Eğer yaşam Dünya' da bir milyar yıl sonra göründüyse, demek ki tüm yaşam süresinin (12 milyar yıl) ancak %8'i geçtikten sonra başlamıştır O nedenle üzerinde oturulabilir gezegenlerin, yaşam sürelerinin %8'i geçtikten sonra yaşam sahibi olabileceklerini söyleyebiliriz
O ve B tayf türü dev yıldızlar yaklaşık bir milyar yıl kadar sonra oluşmuşlardır Aksi durumda şimdi, normal durumlarında kalamazlardı Eğer yıldızlar son bir milyar yıl içinde oluşmuşlarsa, bu süre içinde oluşum durumundaydılar ve oluşmaktalar  1940'larda Hollanda asıllı Amerikalı gökbilimci Bart Jan Bok galaksi eteklerinde az çok küresel biçimde bazı donuk, yoğun ve tek başına duran toz bulutlarına dikkatleri çekti Bu bulutların yıldızlar ve gezegen sistemleri şeklinde yoğuşmakta olduğunu ileri sürdü Sagan galaksimizde her yıl ortalama on yıldız doğduğunu kestirmişti Öyleyse belli bir oranda yıldız oluştuğunu varsayarak; üzerinde yaşanabilir gezegenlerin yüzde x'i henüz yaşamlarının %x'ini harcamamışlardır Buna göre, üzerinde yaşanabilir gezegenlerin %8'i ömürlerinin, üzerinde yaşam oluşması için gerekli olan %8'lik kısmını harcamıştır Daha doğrusu bir milyar yıldan daha gençtir Buna karşılık üzerinde yaşanabilir gezegenlerin yüzde 92'si, üzerlerinde yaşam gelişmiş olabilecek kadar yaşlıdır
IX - Galaksimizde üzerinde yaşam bulunan gezegenlerin sayısı: 600 000 000
|
|
|
|