10-15-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Peki Beynimiz Neden Hücre Kaybına Uğruyor
Peki beynimiz neden hücre kaybına uğruyor?
Biraz önce de söylediğim gibi beyin hücreleri diğer tüm hücreler gibi sürekli işleyen, işlerken de kendi ihtiyacı olan enerjiyi üretmesi gereken, kendi ihtiyacı olan yapıtaşlarını, malzemeleri, proteinleri yapması gereken küçük bir fabrika Bu fabrika binlerce saatlik süreç boyunca işlerken, giderek içinde eskiyen maddeler birikmeye başlıyor Mesela eskiyen proteinlerin sürekli yıkılıp tekrar yapılmaları gerekirken, bunlann bir kısmı yıkılamadığından hücre içinde birikmeye başlıyorlar, hücrenin iç iskeleti, hücre içindeki yoğun trafik etkilenmeye, zarar görmeye başlıyor, hücre yıpranıyor ve yıllar içerisinde bu yıpranmaya bağlı olarak hücre kaybı ortaya çıkıyor Kimi insanda daha hızlı, kimi insanda ise daha yavaş olan bir süreç bu İşte beyin, büyük olasılıkla yıllar içinde oluşan ve hücrelerin kaybıyla sonuçlanan bu sürecin sonunda yaşlanıyor
Beynimiz yaşlanıyor Diğer organlarımız da yaşlanıyor Hocam, düşünsenize kalbimiz, karaciğerimiz, akciğerimiz çok yıpranmasaydı ama beynimiz hızla yaşlansaydı ortaya çok tuhaf bir durum çıkardı değil mi?
Organlarımız büyük ölçüde birbirine paralel yaşlanıyorlar Aslında yaşlanma süreci kaç yaşında başlıyor biliyor musunuz? Yaklaşık 7 yaşlarında İlk yaşlanmaya başlayan organımızın da göz merceği olduğu düşünülüyor
Beynimiz sizce nasıl bir organ? Hâlâ çözülememiş olması, kapasitemizin çok az bir bölümü ile yaşamımızı sürdürmemiz  Biraz gizemli bir yönü yok mu?
Deyim yerindeyse beyin, tüm organların kralı Vücudun denetimini elinde tutan kompleks bir organ Aslında beynimizin bir kısmını kullanmadığımız düşüncesi doğru olmayan bir varsayım Böyle bir şey söyleyebilmek, diğer bir deyişle beynimizin ne kadarını kullandığımızı bilebilmek için tam olarak nasıl çalıştığını ve hangi iş için ne kadar kapasiteye ihtiyacı olduğunu anlamak lazım Ancak o zaman teorik olarak beynin ne kadarını kullandığımızı söylemek mümkün olabilirdi Eskiden hakim olan görüş, "Beynin her bölgesi tek bir iş yapar" şeklindeydi Şimdiki varsayıma göre ise beynin değişik bölgelerinin ağırlıklı olarak yaptığı işler var Ama her bölge başka işlere de karışabiliyor Bölgelerin çoğu birbirleriyle ilişki içinde bir "sinir ağı" (nerwork) çerçevesinde çalıştıkları için bir tek bölgenin, ufak bir bölgenin devre dışı kalması bir anlam taşımayabiliyor  Ancak değişik işlevlerden sorumlu olan her bir sinir ağında belli kilit noktalar var Diyelim ki yüz tane birbiriyle bağlantılı hücre bir işlev için beraber çalışıyorlar ama bunların on tanesinin bir araya gelip yoğunlaştığı bölge o işlevin köprübaşı Onların mutlaka düzgün çalışması gerekiyor Eğer köprübaşında bir hasar oluşursa o zaman o işlev bitiyor Özetlersek beynin şu anki çalışma teorisi, birbirine paralel çalışan ancak birbiriyle bağlantılı sinir ağlarından oluştuğu şeklinde Her işlev için bu ağların yoğunlaştığı bölgeler var Örneğin konuşma bölgesi, belleğin oluşması, görsel algılama bölgesi gibi Böyle bakıldığında eski teoriyle ona karşı öne sürülen karşıt teorinin birleştirildiği söylenebilir İlk teori çok mekanik bakışlı bir teoriydi: "Beynin her bölgesinin tek bir görevi vardır" şeklindeydi Ona karşı sürülen söylem ise, "Beynin tümü her işlev için hep beraber çalışır" şeklindeydi Şimdi bu iki teori birleştirildi Böylece her iki teorinin yetersiz kaldığı konuları açıklamak mümkün oldu Şu anki teori şunu söylüyor: "Evet beyin hücreleri birlikte paralel ağlar şeklinde çalışıyorlar Ama beynin belli bölgeleri, belli işlevler için özelleşmiş durumda " Hakikaten de bu açıdan baktığımız zaman beynin her hücresinin şu ya da bu şekilde bir işlevinin olduğunu görüyoruz
Baştan itibaren böylesine iyi organize olmuş bir ağ bu Bu kadar mükemmelse neden yaşlanıyor?
Dediğim gibi kapasitesi çok yüksek, çok geniş, ama gene de sınırlı: Yaklaşık elli milyar hücre ile doğuyoruz, buna yenisi eklenmiyor artık
|
|
|
|