Yalnız Mesajı Göster

Ahmet Kaya Şarkı Sözleri Birinci Bölüm

Eski 10-14-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Ahmet Kaya Şarkı Sözleri Birinci Bölüm




Ahmet Kaya, 1957 yılında Malatya'da beş çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak dünyaya geldi Mensucat işçisi bir baba, çocuklarını yetiştirmekle yükümlü bir anne ve diğer dört kardeşle birlikte geçen çocukluk

Müziğe olan ilgisini keşfeden babası, Ahmet henüz altı yaşındayken nerdeyse boyu kadar bir bağlamayı doğum günü hediyesi olarak eve getirdi ve Ahmet Kaya'nın müzik hayatı böyle başladıAilenin yemek parasından artırılıp alınan bu bağlamanın engellenemez bir fırtınanın ilk esintisi olduğunun kimse farkında değildi elbette

Birkaç ay içinde bağlamadan çıkardığı seslerle tüm aileyi bıktırdı Oysa ona göre artık sahneye çıkmanın zamanıydı belki de İnsanlar dinlemiyorsa o, dinleyecek birilerini mutlaka bulacak kadar inatçıydı İlk konserini, bahçedeki kümeste tavuklara verdi Tavuklar mutlu oluyor muydu bilinmez; ama Ahmet bu parasız konserleri uzunca bir süre devam ettirdi İlk gerçek sahnesi içinse dokuz yaşına kadar beklemek durumundaydı Dokuz yaşına geldiğinde babasının çalıştığı fabrikanın işçilerinin düzenlediği işçi bayramı gecesinde kendini sahnede buldu

Yaz tatillerinde ya plakçıda ya da tanıdıkların minibüsünde çalışan Ahmet Kaya bir süre yanında çalıştığı Başar ağabey'i tutuklanınca, küçük bağlaması ile ilk bestesini yaptı: "Bir Wolksvagen alacağım, Adını ‘Başar’ koyacağım"

Ruhi Su’nun plaklarını satın alan Ahmet Kaya, bol paçalı pantolonlar giyen uzun saçlı 68’lilerden etkilenen gençtir aynı zamanda

Mensucat fabrikasından emekli olan babası, daha iyi bir yaşam için İstanbul’a göç eder İstanbul/Kocamustafapaşa’ya yerleşirler Ahmet Kaya'nın ilk izlenimi korkudur

Ortaöğrenimini tamamlamaya çalışırken yetmişli yılların toplumsal çatışmaların farkına varmayan Ahmet Kaya İstanbul dışından gelmiş olmanın farklılığını, yeni bir kültürle içiçe yaşamanın değişikliğini hisseder bir süre Türküler, marşlar, Ruhi Su ve Zülfü Livaneli’den müzikal anlamda etkilendiğini inkar etmez, ama kendi sesini arar Bütün boş zamanlarda bağlama çalıp şarkılar söyler İlk bestelerini bugünlerde yapar

Boğaziçi Üniversitesi’nde bir panelde Ruhi Su’yla karşılaşır Ustayı çok sevse de yetmeyen birşeyler vardır ve bunu ifade etmeye çalışır Ruhi Su’ya Ruhi Su'nun 'Mahsus Mahal' türküsünü kendince yorumlar ona Bağlamanın sapını tutan Ruhi Su, 'Böyle bağlama çalınmaz!' der Oysa Ahmet Kaya asidir, farklı birşeyler yapmak ve kendini aramaktır istediği Yıllar sonra verdiği ilk resitalin afişine 'Bağlama Böyle De Çalınır'ı yazdıracaktır

****enli yılların başı talihsizliklerle geçer Evliliği biter, bebeği ondan ayrı büyüyecektir Bu dönem bestelerinin olgunlaştığı dönemleridir bu yıllar Sadece müzikle kendini ifade eden Ahmet Kaya, 1985 yılına geldiğinde kararını verir 'Zamanıdır' deyip, koltuğunun altına şarkılarını alıp, Unkapanı’nın yolunu tutar Dinleyenlerin hiçbir kategoriye koyamadığı bu müziğe kimse yüz vermez Sonraki günlerde arkadaş yardımları ve kendi olanakları ile ilk albümünü yapar Ama hemen toplatılır Yapılan itiraz sonuç verir Olay gazetelere yansır, Ahmet Kaya’nın ‘Ağlama Bebeğim’ adlı albümü Danıştay kararıyla serbesttir

Kısa bir süre sonra ikinci albümü Acılara Tutunmak'ı yapar Edindiği toplumsal, siyasal duyarlılıkla üretim yapmaktadır, peşpeşe albümler çıkarmaktadır Üçüncü albümü O sıralar tutuklu olan ve idamla yargılanan Nevzat Çelik'in 'Şafak Türküsü' şiirini besteler, aynı zamanda albümün de adıdır 'Şafak Türküsü' Üllkenin gündemindeki idam cezaları ve hapishanelerde bulunan binlerce insanın ve onların ailelerinin içinde bulunduğu durumu şarkılaştırmıştır

'An Gelir' isimli dördüncü albümünde Atilla İlhan, Hasan Hüseyin ve Ülkü Tamer'in şiirlerini besteleyen Ahmet Kaya, yeni arayışlar içerisine girmiş, besteciliği ile ilgili kendisini epeyce geliştirmiştir İlk üç albümde aranjör olarak kendi çabalarının yanı sıra Sezer Bağcan, Oğuz Abadan gibi isimlerle çalışan Ahmet Kaya, dördüncü albümde Osman İşmen ile çalışmaya başlar ve bu beraberlik uzun yıllar sürer

Beşinci albümünde ünlü şairlerin yanı sıra yeni bir isimle, Yusuf Hayaloğlu'yla çalışmaya başladı Hayaloğlu'yla beraberlik, Ahmet Kaya müziğinde uzun ve verimli bir çalışmanın başlangıcını oluşturur 'Yorgun Demokrat' isimli bu albüm, gerek dönemi gerekse içeriği bakımından yine Türkiye’nin toplumsal gidişatına denk düşmüş ve 12 Eylül döneminin etkisini üzerinden atmaya çalışan milyonlarca demokratın durumunu dile getirmiştir

Albüm çalışmalarına paralel olarak halk konserleri de yapar Ahmet Kaya Gösterilen ilgi, katılım ve çoşkuya rağmen, ülkenin birçok yerinde ‘sakıncalı’ bir şarkıcıdır artık o

Konserde kendisine bağlamasıyla eşlik eden Ahmet Koç’la altıncı albümü olan 'Sevgi Duvarı" nın hazırlıklarına başlar Can Yücel’in aynı isimli şiirini bestelemiş olan Ahmet Kaya, bu albümü ‘vazgeçilmezlerim’ dediği Yusuf Hayaloğlu ve Osman İşmen’siz hazırlar ve bu arada 'Resitaller' adını verdiği albümde canlı konser kayıtlarını toplar 'İyimser Bir Gül' adını taşıyan yedinci albümü çıktığı sıralarda Türkiye doksanlı yıllara adımını atmış ve Ahmet Kaya gündemi ile ülke gündemi yine örtüşmüştür Yeniden Yusuf Hayaloğlu ve Osman İşmen’ le çalışmaya başlar Albümün adı 'Başkaldırıyorum'dur

Olgunluk çağında ülkesinin içinde bulunduğu olumsuzluklara, mevcut gidişata ve sistemin hoşnut olmadığı her yanına şarkılarla müdahale etmeye çalışan bir 'muhalif'tir artık

Başı, zaman zaman derde girer, birçok yerde konser verememenin yanı sıra albümleri ‘sakıncalı’ bulunup kısmen de olsa toplatılır Bu sürecin şarkılarına yansıması kaçınılmazdır Yeni albümün adı 'Başım Belada'dır Ahmet Arif, Atilla İlhan ve Yusuf Hayaloğlu’nun şiirleri ve şarkı sözleri Ahmet Kaya müziği ile biraraya gelir Bu arada ağırlıkla Türk Halk Müziği’nden örneklerin yer aldığı 'Resitaller 2' adlı albümü yayınlanır

Onuncu albümü 'Dokunma Yanarsın' ile birlikte hayatında bir takım değişiklikler gündeme gelir Bu yeni süreçte de milyonluk satışlara imza atan Kaya, 1993’te onbirinci albümü 'Tedirgin'i çıkarır Ertesi yıl çıkardığı 'Şarkılarım Dağlara'da hemen hemen tüm şarkı sözlerinin altına da imzasını atar Albüm, 'Kum Gibi', 'Ağladıkça', 'Saza Niye Gelmedin' gibi parçalarla satış rekorları kırarak Ahmet Kaya diskografisinde ayrı bir yere sahip olur Toplumsal-kültürel gelişmelerin getirdiği etkileri üretkenliğe çeviren Ahmet Kaya, 1995 yılında onüçüncü albümü 'Beni Bul' u çıkarır

Sesinin rengini ve olgunluğunu günün teknik imkanlarıyla yeniden deneyerek, ağırlıkla eski şarkılarını düzenlediği dönemde 'Yıldızlar ve Yakamoz' ortaya çıkar Bunu, 1998 yılında Yusuf Hayaloğlu ve Osman İşmen’den oluşan çekirdek kadroyla hazırladığı 'Dosta Düşmana Karşı' izler

'Gak Production' isimli bir yapım firması da kuran Kaya, Kent Ozanları isimli çağdaş halk müziği yapan bir grup ve on yıldır asistanlığını yapan Çetin Oraner’in albümlerine de yapımcı olarak imza atar

Profesyonel süreci boyunca onun müziğine çeşitli isimler katkıda bulunmuşsa da Ahmet Kaya, kendisini hep toplumcu-gerçekçi sanat kategorisinde görmüştür Dünyada ‘protest müzik’ olarak tanımlanan bu türün ülkemizdeki önemli temsilcilerinden olan Ahmet Kaya’nın en belirgin ve ayırdedici tarafı, müziğindeki geleneksel motiflerin ve ulusal kültür değerlerinden yola çıkmasıdır Toplumsal süreçten kopmamıştır Türkiye’nin siyasal ve toplumsal gidişatına paralel bir müzik seyri izlemiştir

Türkiye'de her söylediği söz ve şarkısı olay olan Ahmet Kaya hakkında birçok dava açıldı ve kendi deyimiyle emniyetler onun ikinci adresi oldu Bu baskılara rağmen Kaya, kimliğini hiçbir zaman inkar etmedi ve mücadele etti

Kaya, son olarak Gazeteciler Derneği’nde yaptığı konuşmada “Kürtçe bir klip çekmek istiyorum ve bunu yayımlayacak bir televizyon kanalı arıyorum” deyince medyanın hışmına uğradı ve bu yüzden Fransa’ya gitmek zorunda kaldı Hayatının son yıllarını hakkında açılan davalar yüzünden Fransa'da geçirmek zorunda kalan Ahmet Kaya 16 Kasım 2000 günü sabah saat 6'da topragından uzakta kalp krizi geçirip hayata veda etti

Ağlama bebeğim, Tedirgin, Acılara Tutunmak, Şafak Türküsü, An Gelir, Yorgun Demokrat, Başkaldırıyorum, Dokunma Yanarsın, Adı Bahtiyar, Başım Belada, Şarkılarım Dağlara, Yıldızlar ve Yakamoz, Beni Bul ve Dosta Düşmana Karşı" 1980’lerde Nevzat Çelik'in ”Penceresiz kaldım anne / Saçlarına yıldız düşmüş, koparma anne” 'Şafak Türküsü' şiirini türküleştirerek patlama yaptı Ahmet Kaya Kariyerinde “Ağladıkça” isimli türkünün büyük bir yeri oldu Aram Dinkjian’ın bestelediği bu türkü, sanatçıya sağ veya sol görüşlü farketmeksizin milyonlarca dinleyici kazandırdı



Alıntı Yaparak Cevapla