Yalnız Mesajı Göster

Balıkesir İli Tanıtım Videosu

Eski 10-14-2012   #5
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Balıkesir İli Tanıtım Videosu




Balıkesir Doğal Alanları ve Mağaraları

Tımarhane Adası (Ayvalık)

Çamlık Koyunun sonunda, Şeytan Sofrası’nın eteklerinde ve yarımadanın ucunda yer alan Tımarhane Adası yalnızca adıyla değil, tepede bulunan ilginç yapılı kayalarıyla da dikkati çekmektedir Girintili, çıkıntılı ve hemen dibindeki manastırın etrafını saran kayalar, rüzgarda uğultu ve sesler çıkarması ile ilgi çekmektedir Adada eskiden yaşayan Rumların "Agia Paraskevi" ismini verdikleri Çamlık Koyundaki Sarımsak Yarımadasının devamı olan Tımarhane Adasına, Türkler "Taşlı Manastır" da demişlerdir Günümüzden 70 yıl öncesine kadar psikoterapi merkezi ve çiftlik binalarının da bulunduğu Tımarhane Adası, Cunda Adasına giden turistlerin mutlaka uğramaları gereken bir doğa harikası Yöredeki bir diğer ilginç doğal güzellik ise Dalyan boğazı mevkiinin bir başka kıyısında yer alan "Deliklitaş"tır Ortasındaki delik nedeniyle bu adı alan katran rengindeki Deliklitaş, Çamlık Koyunun sığ bölümünde, kumdan oluşan bir dilin ucunda yer almaktadır Koyun içinde bir de balık üretme çiftliği yer almaktadır

Adaya ismini veren Taşlı Manastır’ın kemerli pencereleri ve arkasında bir koridoru manastırdan arta kalan bölümlerdir

Manyas Gölü (Manyas)

Bandırma ve Erdek körfezinin güney kıyılarından 15 km içerisinde bulunan gölün yüzölçümü yaklaşık 192 km2dir Gölün doğu-batı doğrultusundaki genişliği ise 11 kmdir En derin yeri kuzeyde olup, burasının da genişliği 5 km’yi geçmemektedirGüneyden Manyas Gölüne dökülen Kocaçay aynı zamanda gölün sularını Karadere vasıtasıyla Susurluk ırmağına boşaltmaktadır Kışın taşarak çevresine geniş bataklıklar oluşturan Manyas Gölünün çevresindeki vadilerin girişlerinde yeni alüvyonlar birikmiştirGenellikle eski körfezlerde toplanmış olan bu alüvyonlar göl alanının küçülmesine neden olmuştur Bu nedenle de göl düzeyi ile çevresindeki alçak yaylalar arasında 100-120 mlik bir yükselti farkı ortaya çıkmaktadır Manyas Gölünün, kışın taşan, sonra çekilen alanlarda bıraktığı alüvyonlar sayesinde kazak fasulyesi adı verilen iri taneli fasulye ve mısır, ayçiçeği ve şekerpancarı da yaz aylarında yetiştirilmektedir

Kuş Cenneti Milli Parkı (Manyas)

Manyas İlçesindeki en büyük turizm potansiyeli Manyas Kuş Cenneti ve Milli Parkıdır Avrupa konseyince A sınıfı diploma ile ödüllendirilen Milli Park, bu özelliği ile en çok ziyaretçi çeken milli parklardan biridir Eski adı Aphmitis Limne olan Kuş Gölü kıyılarında yer alan milli park bu gölün kuzeydoğusunda yer almaktadır Kuş Cenneti’nin "Milli Park" olarak ayrılmasının tek nedeni, barındırdığı kuş topluluklarıdır Kuş Cenneti ülkemizdeki milli parklar içinde en küçük olanıdır

Kuş Cennetine Bandırma-Balıkesir karayolunda Bandırma ’dan itibaren 15km Kilometresinden güneye sapan 3 kmlik bir yolla ulaşır Kuş gölü 1 Nisan 1938 tarihinde Prof Dr Curt Koswing ve eşi tarafından bulunmuştur ve buraya "Kuş Cenneti" adı verilmiştir

MÖ 547-335 yıllarında Daskileon Satraplığı tarafından özel bir saha olarak ayrılan Kuş Cenneti ile ilgili o yıllarda yapılan envanter çalışmaları Ege Üniversitesi’nin kazılarında ortaya çıkmaktadır

IIDünya Savaşı yıllarında, 1936’da Braunschwig Teknik Üniversitesinde Genetik Profesörü ve Doğa Bilimleri Müzesi yöneticisiyken ülkemize savaştan kaçarak gelen ProfCurt Kosewig, 1937 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Zooloji Kürsüsü Başkanı oldu 1938 yılında Kuş Gölü ve eski Sığırcı Köyü çevresinde incelemelerde bulunan Prof Kosewig ve eşi Leonorre Kosewig, bir anlamda Kuş Gölü ve Kuş Cennetini keşfederek, Cennetin milli bir park alanı haline getirilmesinin öncülüğünü üstlenmiştir Prof Kosewig ve eşinin, Cennetin, gerçek anlamda doğal bir Cennet olduğunu ilgili makamlara kabul ettirmesi de kolay olmadı 1938 yılından 1959 yılına kadar şahsi gayretleriyle ve özverisiyle koruduğu Kuş Cenneti ancak 1959 yılında Milli Park olarak kabul edimiştir

1 Nisan 1938 tarihinde göle balık tutmaya giden Prof Kosewig’in rastlantıyla farkına vardığı Kuş Cenneti’ne, uluslararası ornitologların ilgisini çekmeyi başarırken, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Zooloji ve Hidrobiyoloji Araştırma Enstitüsünün 1952 yılında Kuş Cennetinde bir istasyon kurmasını ve bu yöreyi korumak üzere bir istasyon bekçisinin görevlendirilmesini de sağlamıştır İstasyon bekçisinin maaşını dahi Prof Kosewig’in uzun bir süre şahsen ödediği ve yörede avcılık yapanların doğal ortamı bozmamaları için verdiği mücadele halen yörede anlatılmaktadır

1959 yılında Milli Park statüsüne alınan Manyas Kuş Cenneti Orman Genel Müdürlüğü’ne bağlanmış ve bundan sonra gerçekleştirilen etkili koruma ile daha da gelişmiştir Buradaki kuş topluluklarında önemli artışlar olmuştur Bunun sonucunda da, yapılan başvuru üzerine Avrupa Konseyi tarafından 1976 yılında "A Sınıfı" diploma ile ödüllendirilmiştir İyi korunan doğa parçalarına verilen A Sınıfı diploması, daha sonra 1981, 1986, 1991 ve 1996 yıllarında yenilenmiştir Manyas Kuş Cenneti Milli Parkı 1981 yılında doğal sit alanı ilan edilmiş ve koruma imar planı yapılmıştır

Kuş Cenneti’nde 1975 Haziranına kadar 238 kuş türünün varlığı tespit edilmiştir Daha sonra çeşitli zamanlarda yapılan sayımlar sonucunda bu rakam 255’e çıkmıştır Kuş türlerinden 66 tanesi Milli Parkta düzenli olarak her yıl kuluçka topluluğuna katılmaktadır Geri kalanlar ise, göç sırasında Kuş Cenneti’ne uğramaktadır

Kuş Cenneti Milli Parkı, Marmara Bölgesi’nin ılıman iklimi içerisinde ve kıtalar arası göç yolları üzerinde kuşların vazgeçilmez uğrak yeridir Kuşlar göç yerlerine gidiş ve dönüşlerinde Kuş Cenneti’ne misafir olur, dinlenir, karınlarını doyurarak yollarına devam ederler Kuş Cenneti’nde konaklama zamanları türlerine göre 1 saatle 1 ay arasında değişmektedir Bir yılda Kuş Cenneti’ne gelen kuş sayısının 2-3 milyon kadar olduğu tahmin edilmektedir

Kuş Cenneti Milli Parkı’nda, tanıtım vitrinlerinin yer aldığı bir müze bulunmaktadır Parkı her yıl ortalama 67 ayrı ülkeden 80 bin kişi ziyaret etmektedir

Kuş cennetinde canlı organizmalar ile doğa parçası bir eko sistemin bir parçasıdır Burada canlı ve cansız varlıklar bir uyum içindedir Kuşkusuz bütün bu unsurları birleştiren, bütünleyen gölün ılık sularıdır Sular kışın yükselip, yazları geri çekilir Bu ritmik düzen yuva zamanında ağaçların altında su bulunması gerektiğini yerine getirerek kuşların yuva yapmaları sağlanmaktadır

Kuş cenneti Milli Parkı bitki ve hayvan topluluğu açısından Kuş Gölünün en yoğun yeridir Burada yetişen başlıca ağaçlar; söğüt ve ılgın dır Bu ağaçlar gölün güney ve doğu kıyılarında yer alır Saz, kamış, kafa otu ve kandıra gölün bütün kıyılarında bulunur Çevrede sulak çayırlarda yüzlerce çeşit çiçekli otlar mevcuttur Hayvan topluluğu açısından tatlı su ıstakozu, yeşil kurbağa, sıçrayıcı kurbağa ve ağaç kurbağası sürekli mevcuttur Gölde sazan, yayın, turna, kefal gibi 20’den fazla türde balık yaşamaktadır

Evliye Çelebi, Seyahatnamesinde Kuş Gölü ile Kuş Cenneti’nden;

“İlyaspınar’dan doğan Türkmenler buraya Manyas derlerO kadar derin değil suyu ab-ı hayata benzer içinde alabalık, turna balığı çeşit çeşit nefis balık avlanır Devlete vergi ödeyen avcıları vardırÖyle herkes zevk için balık avlayamaz Kışın bu göl, kaz, kuğu, karabatak, yeşilbaş, martı kuşu ve diğer güzel kuşlarla dolar Her gece kaz ve kuğu sesinden kanat şakırtısından Manyas sahası titrer Saka kuşu ve diğer güzel kuşlarla dolar Bu kuşların avcıları da devlete vergi verirlerBirde bu gölde bir çeşit pamuğa benzer kav biter ki su içinden çıkarıp çakmak taşı üzerine koyarak çakmak ile vursan, derhal ateş alır Ve her şeyde kullanılır Ama adı geçen kavın kurutup da çaksan yanmaz Her tarafta meşhur bir kavdır Bu Manyas gölünün kenarların da yüksek sazlar yetişir Bu göl etrafındaki halk o sazları mevsiminde koparıp, terbiye ettikten sonra renk renk hasır seccadeler, minderler ve döşemeler dokurlar ki insan hayran olur” diye söz etmiştir

Manyas Kuş Cenneti Milli Parkı’nın geniş kitlelere tanıtımının yapılabilmesi ve çevre kirliliği nedeniyle karşı karşıya kaldığı tehlikelere kamuoyunun dikkatini çekebilmesi amacıyla, 1987 yılından bu yana her yıl Uluslar arası Bandırma Kuş Cenneti Kültür ve Turizm Festivali ismiyle bir festival düzenlenmektedir

Ören (Burhaniye)

Burhaniye’nin tarihi ve arkeolojik açıdan dikkati çeken yeri Örendir Burada Helenistik, Roma ve Bizans devirlerine ait kalıntılara rastlanmaktadır İlçe merkezine 4 km uzaklıkta olan Ören turistik tesisleri eğlence merkezleri, ince kumlu plajı ile ayrı bir çekiciliğe sahiptir Örende deniz suyu Türkiye’nin en temiz sularındandır Sıcaklığı 20-21 derecedir Burhaniye’ye 4 km uzaklıktaki asfalt bir yol ile bağlı olan Ören, Çanakkale ve İzmir’e de asfalt yol ile bağlıdır Turistik Ören bölgesi daha çok dinlenmek ve huzur içinde vakit geçirmek için insanların uğrak yeri durumundadır






Alıntı Yaparak Cevapla