|
Prof. Dr. Sinsi
|
Giresun Tirebolu Bölgesi Genel Tarihi
BEYLİKLER DÖNEMİ :
Anadolu Selçuklu Devleti'nin çöküşü ile Osmanlılar'ın Anadolu'da siyasal birliği yeniden kurması arasında büyük beyliklerin yanısıra birkaç kente egemen olan küçük beylikler de ortaya çıkmıştı
Bunlardan biri Ordu ve Giresun yöresindeki Hacı Emiroğulları Beyliği'dir
Yörenin etkin Türkmen aşiretlerinden birine bağlı olan Hacı Emir'in egemenlik kurduğu tarih bilinmemektedir Hacı Emir'in egemenliği döneminde yöredeki türkmenlerin akınlarını önlemek isteyen Trabzon Rum İmparatoru III Aleksios, kardeşi Maria'yı 1358'de onunla evlendirdi
Hacı Emir,1364'de hastalanarak beyliğin yönetimini bırakınca yerine oğlu Süleyman geçti Daha sonra iyileşip yönetimi yeniden almak istediyse de, oğlu Süleyman buna karşı çıktı
Baba ile oğul arasındaki bu savaşımdan yararlanmak isteyen Niksar beyi Tacettin Canii, Hacı Emir'in topraklaına saldırınca Hacı Emir ile oğlu Süleyman çevreden yardım istemek zorunda kaldı
Süleyman Bey, dönemin etkin kişilerinden Sivas hükümdarı Kadı Burhanettin Ahmed'in (1381-1398) yardımını sağlamayı başardı
Süleyman Bey, Tacettin Caniti'nin iki saldırısını önlediyse de üçünçü saldırıya hazırlandığını öğrenince Kadı Burhanettin'e sığınmak zorunda kaldı
İkisi arasında arabuluculuk yapmayı kabul eden Kadı Burhanettin, Tacettin'e elçi ve mektublar göndererek ilişkilerinin düzelmesine çalıştı Tacettin Caniti, Kadı Burhaneddin'in elçisi Şeyh Yar Ali'ye, Süleyman Bey'e dokunmayacağına söz verdiyse de, elçi daha Sivas'a dönmeden, Süleyman Bey'in ülkesine yeniden saldırdı
Taceddin çatışma sırasında Süleyman Bey'e yenilip öldürülünce, Hiksar yöresi Kadı Burhaneddin'in egemenliğine girdi Süleyman Bey de Kadı Burhaneddine bağlanıp, içişlerinde bağımsız olarak yönetimini sürdürdü
1381'de 12 000 kişilik bir orduyla Giresun Kenti'ni ele geçirdi Kadı Burhaneddin'in öldürülmesine değin (1398), yörenin yönetsel yapısında bir değişiklik olmadı
OSMANLI YÖNETİMİ :
Amasya yöresinin tümüyle Osmanlı egemenliğine girmesinden ve yerel güçlerin Osmanlı egemenliğini kabul etmesinden sonra, Yıldırım Bayezıd, 1398 ilkbaharında Canik Beyi Kubadoğlu Cüneyd üzerine yürüdü Cüneyd Bey'in egemenliği altında olan Samsun'un Müslüman Bölümünü ele geçirdi
Müslüman Samsun ile Canik yöresinin Osmanlı egemenliğine girmesiyle, yöredeki Osmanlıların etkinliği arttı Çarşamba, Terme ve Niksar yörelerine egemen olan Taceddin oğulları Mahmud'la Alparslan, Ordu ve Giresun Emiri Hacı Emirzade Süleyman Bey, Osmanlı egemenliğini kabul ettiler Böylece Giresun da Osmanlı yönetimine girince Osmanlı Devletinin sınırı, Trabzon Rum İmparatorluğu'nunki ile birleşmiş oldu
1402 Ankara Savaşından sonra Timur, Anadolu'da Osmanlıların eline geçmiş bulunan beyliklerin topraklarını eski sahiplerine geri verdi Giresun ve Ordu da yeniden Hacı Emir soyunun egemenliğine girdi 1403 de Timur'la görüşmek üzere Karadenizden geçen İspanyol elçisi Klavijo, Ünye yöresinde Melaenao adlı bir Rum soylusunun yönetimi altında bulunduğunu, daha sonra uğradığı Türk topraklarında ise "Hacı Erzemir" adlı bir Türk prensinin egemen olduğunu yazmaktadır Bu dönemde Giresunda egemen olan beyin ismi kesinlikle bilinmemekle birlikte, elçinin verdiği bilgi yörede Hacı Emir soyunun egemen olduğunu göstermektedir
Ankara savaşından sonra şehzadeler arasında çıkan taht kavgaları Celebi Mehmedin Osmanlı Devletini yeniden bir yönetim altında toplaması ile son buldu Osmanlılar, bu ara dönemde, büyük bölümü Anadoluda olmak üzere, önemli ölçüde toprak kaybetmişlerdi Çelebi Mehmed, devletin başına geçtikten sonra (1413), yitirilen bu yerleri yeniden ele geçirme girişimlerine başladı
Giresun, Fatih SUltan Mehmed'in Trabzonu aldığı 1461'de kesin olarak Osmanlı Egemenliği'ne girdi ve uzun süre Trabzon Eyaletine bağlı bir kaza merkezi olarak kaldı Şehzade Selim'in bu kente sancakbeyi olarak atanmasından sonra daha da önem kazandı
XVI yy'ın birinci yarısında Tirebolu ve Giresun bir kale ile kale civarındaki bir köyden oluşuyordu ve Çepni nahiyesinin sınırları içinde sayılıyordu
Yavuz Sultan Selim zamanında Giresun kalesinin halkı zeamet sayılmış ancak, ispençe, öşür ve rusumları Trabzon sancakbeyince alınmıştır Bu dönemde kalede 31 müslüman aile vardı Bunlar avarız vergisi vermiyorlardı kaledeki Hırıstiyan aileler üç bölümden oluşuyordu Bunların bir bölümü oldukca uzun süreden beri Giresun'da oturan ve 103 aileden oluşan Hıristiyanlardı İspençe, öşür ve diğer vergileri vermekle yükümlüydüler İkinci bölüm kent dışından gelenlerdi ve 63 aileden oluşuyorlardı Bunlar dışında 55 hane ile dışardan gelen ve uzun süreden beri Giresun'da oturan Hıristiyanlardı
XIX yy'da karadeniz kıyısında yer alan Giresun ve Tirebolu, kaza merkezleriydi Günümüzde Giresun'a bağlı olan Tirebolu'nun doğusunda Görele kazası, güneyinde Gümüşhane ve Karahisar-ı Şarki sancakları yer almaktaydı
Giresun, Tirebolu ve Görele Tanzimatın ilanına değin Trabzon Eyaletine bağlı birer kaza idi
1846 Devlet Salnamesi, Giresun kazasını, Trabzon Eyaletine bağlı Karahisar-ı Şarki Sancağının bir kazası gibi göstermektedir
1860 Salnamesinde de Giresun Kazasının konumu aynıdır
1876 Vilayet Nizammamesinde Giresun ve Tirebolu kazaları Trabzon Vilayetinin Trabzon Merkez Sancağı içinde görünmektedir Giresun ve Tirebolu'nun yanı sıra, Trabzon Merkez Sancağı'nın öbür kazaları, Bucak, Rize ve Of idi
1877 Devlet salnamesi Giresun Kazsının Trabzon değil, Sivas Vilayetinin Karahisar-ı Şarki (Şebinkarahisar) Sancağına bağlı olduğunu yazmaktadır Aynı tarihte Tirebolu ve Görele Kazaları ise, Trabzon Vilayetinin Trabzon Merkez Sancağı içinde yer almaktadır
1892 Devlet salnamesinde Giresun, Tirebolu ve Görele kazaları, Trabzon Merkez Sancağına bağlıydı Cuinet' de Giresun kazası 1892'de Trabzon Merkez kaza, Sürmene, Akcaabad, Vakfıkebir, Görele, Tirebolu ve Ordu ile birlikte, Trabzon vilayetinin 4 sancağından biri olan Trabzon sancağı içinde gösterilmektedir Cuinet'e göre , Giresun kazasının Akköy (merkezi Bulancak), Piraziz ve Keşap olmak üzere 3, Tirebolu Kazasının ise, Görele ve Şiran olmak üzere 2 nahiyesi vardır Giresun ve Tirebolu'da birer Kaymakam, 4 yıl için halkın seçtiği bir belediye başkanı, bir kışla komutanlığı ile silah deposu ve liman başkanlığı bulunmaktaydı
|