|
Prof. Dr. Sinsi
|
Karadeniz Bölgesi Kültürel Gezi Rehberi
AZ BİLİNEN GİZLİ CENNET  GÜMÜŞHANE
Doğu Anadolu ile Karadeniz Bölgesi arasında, Çin-Trabzon Tarihi İpek Yolu Güzergahı üzerinde, tarih ile doğal güzelliklerin kucaklaştığı, zengin Gümüş Madeni ocaklarından dolayı Gümüşhane adını taşıyan bir ildir
Gümüşhane Milattan Önce 3000 ‘ lere uzanan tarihi içerisinde bir çok uygarlıklara ev sahipliği yaparak bu kavimler mozaiğinin izlerini günümüze taşımaktadır
Denize 100 km uzaklıkta olan ilin klima özelliğini sahip havası, sahip olduğu eşsiz doğal güzellikleri, yer altı resim sergisini andıran zengin oluşumlu mağaraları, 450 ‘ ye yakın yaylası, çok sayıda antik kentleri, doğal park alanları,zengin flora ve faunası bakir bir turizm potansiyeline sahiptir
Gümüşhane ve çevresi, Doğu Anadolu ile Karadeniz Bölgesi arasında bir geçiş noktası oluşturmaktadır Bu özellik bitki örtüsünde de görülmektedir Yükseltinin 1500 metreyi aştığı kesimlerde kızıl çam, kayın, ardıç ve meşe türlerinin hakim olduğu orman kümeleri bulunur
İlde av hayvanları çeşitli ve boldur Kış aylarında kınalı keklik, tavşan, tilki, ayı, domuz, toy, ördek, bağırtlak, kır hindisi, bıldırcın avları yapılmaktadır
Genel olarak Gümüşhane'de iklim yazları oldukça kurak kış ve bahar ayları yağışlı geçen bir karaktere sahiptir Deniz seviyesinden yükseldikçe karasal iklimin özellikleri gözlenmektedir
Gümüşhane yöresindeki arkeolojik buluntular, yerleşik yaşamın M Ö 3000 yıllarına dek uzandığını göstermektedir Bölgede bilinen ilk halk M Ö 2 binin ortalarında ortaya çıkan Azzi ve Hayaşalardır Bu nedenle, Gümüşhane’yi de içine alan bölgeye Azzi-Hayaşa ülkesi deniyordu Yine M Ö 2 binde Mezopotamya’dan gelen Assurlu tüccarların, Gümüşhane ve yöresinde bulunan maden yatakları nedeniyle bölgeye ilgi duydukları bilinmektedir
Hitit İmparatorluk döneminde de Gümüşhane çevresindeki gümüş yataklarının işletilmesiyle, bölge zenginlik kaynağı olma özelliğini sürdürmüştür Hitit İmparatorluğu’nun yıkılmasından sonra bölgeye Urartular hâkim olmuş, M Ö 8 yüzyıl sonlarına doğru Kimmer-İskit akınları başlamıştır Bu dönemde halkın büyük çoğunluğu yerini yurdunu bırakarak güneye ve batıya doğru göçe başlamıştır Daha sonra yöreye sırasıyla Medler, Persler ve Pontos Krallığı egemen olmuştur M Ö 1 yüzyılda bölgede Romalıların hâkimiyetinin yayıldığı görülmektedir M S 395’te Bizans İmparatorluğu toprakları içerisinde kalan Gümüşhane, M S 7 yüzyılda Bizans-Hazar askeri işbirliğine konu olan topraklar arasındaydı
M S 7 ve 8 yüzyıllarda Arap egemenliğine giren bölge toprakları, sonradan yeniden Bizans egemenliğine girmiş, 11 yüzyılda Saltuklular tarafından fethedilmiştir 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet Trabzon Rum İmparatorluğu’nu yıkarak yöreyi Osmanlı egemenliği altına almıştır 7 Temmuz 1916’da Ruslar tarafından işgal edilen Gümüşhane, 15 Şubat 1918’de işgalden kurtarılmıştır
NE ALINIR?
Gümüşhane'de üretilen pestil-kömeyi ve kuşburnu ürünleri, Kelkit'ten zilli kilimi, Torul, Kürtün ilçelerinden Hereke tipi ipek ve yün halıları, ağaç işleri ürünlerini satın alınabilecek ürünlerdir
GEZİLECEK YERLER :
Gümüşhane Evleri :
Ana yapı malzemeleri taş, kerpiç, ahşaptır Evlerin plan olarak arz ettikleri şema ortada bir avlu ve iki yana dizilmiş mekanlardan meydana gelmiştir Evlerin alt katları ailelerin günlük ihtiyaçlarını karşıladıkları mutfak, banyo, wc, kiler ve günlük yaşamın diğer mekanlarından oluşur Üst katlar ve çatı katı ise yatak odası ve misafir odaları şeklinde düzenlenmiştir Evlerin dış görünümü doğal peyzaja olağanüstü uyum sağlamaktadır Günümüz mimarisine örnek olacak tip ve güzelliktedir
Sarıçiçek Köy Odaları :
Gümüşhane Sarı çiçek Köyünde bulunan odalar şehir merkezine 27 km mesafededir Odalar Hacı Ömer Ağa tarafından yaptırılmıştır Köye gelen misafirlerin ağırlanması için yaptırılan odalar 200 yıllık tarihe sahiptir Odalar ahşap işlemeleri , renga renk boyamaları ile ilk günün tazeliği ve zerafeti ile halk sanatının gücünü yansıtmaktadır Çekici işleme motifler,ahşap işlemeler birbirine çivisiz bir teknikle monte edilmiş ,perde motifleri hatırlatan parçalı rokoko tarzında stilize yapraklardan ibaret bir ahşap süsleme kullanılmıştır Yapıtlar rokoko ve Ampir üsluplar yanında yer alan klasik üsluplarda kullanılmış, Türk mimarisinin erken örneklerindendir
Örenyerleri :
Eski Gümüşhane:
Harşit Irmağı’na dökülen, Musalla Deresi’nin yamaçlarında ve bugünkü kent merkezinin 4 km güneybatısında bulunan ilk yerleşim yeridir Zaha/Zanka daha sonra Argyropolis, Canca, Eskişehir adlarıyla bilinen yerleşimin ilk kuruluşuna ilişkin bilgiler kesin değildir Yörede yaklaşık 35 kale kalıntısı bilinmektedir Bunların Roma ya da Bizans dönemlerinde yapıldığı sanılmaktadır
Santa Harabeleri:
Yağmurdere bucağı sınırları içerisinde olup, merkez ilçeye 90 km uzaklıkta bulunmaktadır Yerleşimin 17 yüzyılda kurulduğu sanılmaktadır Santa yerleşimi 9 mahalleden ve 300’ü aşkın yapıdan oluşmaktadır
Satala Antik Kenti (Sadak Köyü):
Kelkit ilçesinin 17 km güneydoğusunda Sadak köyündedir Yörede XV Legio Apollinaris armalı tuğla parçaları bulunmasıyla, buranın antik Satala kenti olduğu kesinleşmiştir Bizans tarihçisi Prokopius, kentin tepelerle çevrili bir ovada kurulduğunu, İmparator Iustinianus’un surları onarttığını bildirmektedir Satala kenti, Roma Lejyon Kampı çevresinde kurulup, gelişmiş ve imparatorluk döneminde Latin kültür merkezi olmuştur Satala Kalesi su kemerleri, tiyatro, agora ve diğer yapı kalıntıları kent ve çevresinde görülebilir durumdadırlar Satala Kalesi’nin, Bizans İmparatoru Iustinianus tarafından onartıldığı bilinmektedir
Kaleler :
Canca Kalesi:
Bu kaleye Vank köyünden ve Kale Deresi denilen vadiden gidilmektedir Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde bu kaleden bahsetmektedir Kale, doğu-batı istikametinde arka arkaya üç bölümden oluşmaktadır Ayrıca yüksek duvarlar ile takviye edilmiştir
Kov Kalesi:
Merkez ilçe sınırları içerisindedir Gümüşhane Erzincan karayolunun 21 km’sinde eski ismi Kov olan Esenyurt köyünün sınırları içindedir Kaleye karayolundan ayrılan stabilize bir yolla ulaşılır
Akçakale:
Gümüşhane’nin Bağlarbaşı semtindedir Kale olarak anılmakla beraber, küçük bir istihkam yeridir Kale, bir kaya kütlesinden faydalanılmak suretiyle inşa edilmiştir Daha sonra yapının üst kısmı tamamen yıkılmıştır
Keçi Kalesi:
Merkez ilçe sınırları içerisindedir ve Kale bucağından geçen transit yol üzerinde bulunmaktadır Bu kaleye halk arasında Kokanes veya Koans da denir Kale, çok sarp bir kayalık üzerinde yer almaktadır İhtişamlı bir görünüşe sahip olan bu kalenin iki yolu vardır Kaleye giriş doğudandır Kale, doğu ve batı tarafından yüksek kalelerle takviye edilmiştir Kale içerisinde bulunan iki yapı dikkati çekmektedir Toprak seviyesinden biraz yüksekte olan yuvarlak kemerler dikdörtgen şeklindeki mekânlara aittir Arka arkaya bulunan bu iki yapının aydınlığı sağlayacak hiçbir penceresi mevcut olmadığından, bunların zindan olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir Kalede ayrıca vadiye inen gizli su yolları da mevcuttur
Torul Kalesi:
Torul ilçesinde bulunan kalenin hangi devirde yapıldığı bilinmemekle birlikte, Cenevizliler döneminde yapıldığı sanılmaktadır Uzun Hasan’ın ölümünden sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından alındığı bilinen kalenin sur duvarlarından bir bölümü ayaktadır
|