Yalnız Mesajı Göster

Ordu Şehir Tanıtımı

Eski 10-14-2012   #18
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Ordu Şehir Tanıtımı




1365'te kralın damadı Emir Kutluğ Bey, karısı Kyra Maria (Despina Hatun) ile birlikte Trabzon'a kayınpederini ziyarete gelir

1369'un ocak ayında, Kılıçarslan Komnenoslar ülkesine (Chaldée) girer; Gümüşhane'nin Bahçecik (Golacha)'i Türklerin eline geçer Yöre halkı ya carpışmalar sırasında ölür, ya da bölgenin uğursuz mağaralannda kaybolurlar

Trabzon Kralı, 1373 yılının Ocak ayında, Şiran'a karşı sefere çıkıyor; ancak Türklerin karşı koyması ve şiddetli kış yüzünden geri dönmek zorunda kalıyorlar Türkler yüz kırk hristiyanı öldürüyor, büyük bir bölümü de soğuktan telef oluyorlar

Kral, kızı Eudocie'yi Ünye'ye götürerek Taceddin Çelebi ile evlendiriyor

1380 yılının şubatında, Kral III Aleksios, Harşid deresi çevresinde bulunan Çepnilerin üzerine yürüyor Askerleri iki koldan Petroma (Bedirme) kalesini ve yukarı Harşit bölgelerini yağmalıyor, her tarafı yıkıyor, ortalığı kan ve ateş kaplıyor Vakfıkebir'de Türklerin eline geçmiş olan gemilerini kurtarıyor Fakat Türkler de direnerek karşı koyuyorlar Her iki taraftan da çok kişi yok oluyor

1386'da Hacıemiroğulları Beyliği'nin başına geçen Süleyman Bey, 1396/7 yılında nihaî olarak Giresun'u fethediyor Böylece, Orta Karadeniz Bölgesi Giresun'a kadar, bir daha geri dönmemek üzere Türklerin eline geçiyor

***

Panaretos'un o yıllarda tuttuğu günlüğe göre, Trabzon İmparatorluğu ve çevresindeki Türk Beylikleri arasındaki ilişkilerin özeti bundan ibarettir Ancak bu ilişkilerin tamamının günlüğe yansıdığını düşünmek mümkün değildir Zira günlükte bizzat kralı ilgilendiren, onun kendisinin katıldığı, ya da yine bizzat kendisinin karşı koymak zorunda kaldığı olaylar zikredilmektedir Bunlar dışında, yaylalardan sahillere doğru ilerlemek isteyen Türklerle bunlara karşı koymak isteyen yerliler arasında, söz konusu yüz yıllık dönemde, daha yüzlerce olayın yaşandığını, fakat bunların yazılarak bize ulaşmadığını tahayyül etmek o kadar zor değildir Nitekim, bölgenin 1455 Tarihli Tahrir Defteri’nden elde edilen veriler değerlendirildiği zaman, bu iddianın doğruluğu açık bir şekilde anlaşılmaktadır Öyle anlaşılıyor ki, Giresun'un fethiyle noktalanan yüz yıllık mücadele sonunda Türkler bölgeye bütün varlıklarıyla, çoluk ve çocuklarıyla, aileleriyle birlikte yerleşmişler, toplu bir iskân politikası uygulayarak kendi düzenlerini kurmuşlardır Fetih tamamlandığında, genelde, bölgenin büyük bir kesiminde yerli halktan kimse kalmamıştır Yerli olarak bölgede sadece, ya muhtemelen Selçuklular veya Danişmendliler tarafından fethedilmiş olan İskefsir (Reşadiye) ve Milas (Mesûdiye) bölgelerinde Türklerle iç içe yaşamaya alışmış olan hristiyanlar ya da 1390'lardaki son fetih harekatı sırasında Habsamana (Gölköy) Bolaman, Vona ve Öksün gibi kalelere sığınarak bölgede varlıklarını koruyabilen ve fetih sonrasında zimmî statüsünde Lozan'a kadar Türklerle birlikte burada hayatlarını sürdürmeye devam eden çok az sayıdaki hristiyan halk kalmıştır Şimdi bu yorumu 1455 Tahrir Defteri'ndeki verilerle temellendirmeye çalışalım

Bilindiği üzere, Osmanlılar bir bölgeyi gayrimüslimlerden feth veya diğer müslüman Türk beyliklerinden ilhak ettiklerinde, oranın bir nevi kadastrosu demek olan tahririni yani yazımını yaptırıyorlardı Ordu yöresi de 1427’de ilhak edilince yazdırılmıştı Ancak bu yazım sonucunu ihtiva eden Defter henüz ele geçmemiştir İkinci yazım ise, imparatorluğun diğer bölgeleriyle birlikte, Fâtih Sultan Mehmed zamanında 1455 yılında gerçekleştirilmiştir İşte bu yazımın sonuçlarını ihtiva eden Defter yukarıda da belirtildiği üzere günümüze kadar ulaşan ve Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlanan Defter'dir

Bu Tahrir Defteri'ne göre Ordu yöresinin resmî adı, Vilayet-i Canik-i Bayramlu me'a İskefsir ve Milas'tır İskefsir ve Milas'ın adlarının ayrı ayrı zikredilmesi, öyle zannediyorum ki, yukarıda da belirtildiği üzere, fetih ve iskân tarzının farklı olmasından kaynaklanmaktadır Bu vilayetin alt idarî birimlerinin adları da son derece ilgi çekicidir Bunlar Defterdeki sırasıyla şöyledir:

1 Bölük-i Geriş-i Bucak (ez takrir-i Kethüdâ Mustafa, dîvânbaşı)

2 Bölük-i Niyâbet-i Ordu bi-ism-i 'Alevî (ez takrir-i Kethüdâ Bahaeddin)

3 Bölük-i Bedirlu (ez takrir-i Kethüdâ Lutfullah ve Seydi Ali; mezkûrîn dîvânbaşı-yı Niyâbet-i mezkur)

4 Bölük-i Seydi Ali Kethüdâ, dîvânbaşı-yı Bozat

5 Bölük-i Davud Kethüdâ veled-i Beğmiş, tabi-i Bendehor

6 Dîvân -i Elmalu tabi-i Bendehor (ez takrir-i Seydi Ahmed Kethüdâ, dîvânbaşı-yı mezkur Elmalu)

7 Bölük-i Ebulhayr Kethüdâ, dîvânbaşı an Dîvâniye-i Bendehor

8 Bölük-i Geriş-i Alibeğece (ez takrir-i Kethüdâ Hasbun, dîvânbaşı)

9 Nâhiye-i Niyâbet-i Fermüde (ez takrir-i Kethüdâ Hüseyin Fermûde, dîvânbaşı)

10 Niyâbet -i Hafsamana (ez takrir-i Bulduk Kethüdâ, dîvânbaşı )

11 Bölük-i Fidâverende (tımar-ı Çoban Bey dizdâr-ı Kal'a-i Hafsamana, mefruz 'an Dîvâniye-i mezkur Hafsamana)

12 Niyâbet-i Satılmış-ı Bayram (ez takrir-i Bayezid Kethüdâ, dîvânbaşı)

13 Bölük-i Niyâbet-i Çamaş (ez takrir-i Eğlence Kethüdâ, dîvânbaşı)

14 Bölük-i Niyâbet -i Geriş-i Bolaman (ez takrir )

15 Nâhiye-i Niyâbet -i Geriş-i İhtiyar (ez takrir-i İbrahim Kethüdâ, dîvânbaşı)

16 Niyâbet -i Geriş-i Şayiblü (ez takrir-i İsmail Kethüdâ)

17 Niyâbet-i Geriş-i Sevdeşlü nâm-ı diğer Ulubeğlü (ez takrir-i Kethüdâ)

18 Nâhiye-i Milas

19 Niyâbet-i Kebsil (ez takrir-i Mustafa Kethüdâ ve Şemseddin Kethüdâ ve Pir Kadem veled-i Çakır Kethüdâ Üç Dîvân yerdir):

aBölük-i Pir Kadem Kethüdâ veled-i Çakır (ez takrir-i mezkur)[2]

bBölük-i Şemseddin Kethüdâ, dîvânbaşı, tabi-i Kebsil[3]

cBölük-i Mustafa Kethüdâ, dîvânbaşı-yı Niyâbet-i Kebsil

20Niyâbet-i Kırukili (ez takrir-i Kethüdâ Şeyh, dîvânbaşı )






Alıntı Yaparak Cevapla