Konu
:
Ardahan'in Kültürü
Yalnız Mesajı Göster
Ardahan'in Kültürü
10-14-2012
#
2
Prof. Dr. Sinsi
Ardahan'in Kültürü
ZAĞ :Keskin sivri
ZABUN :Fakir
ZANGAL :Tabansız uzun çorap
ZEDA :Tarlanın sürülmemiş tarafı
GUZUK :Kambur
ZURGANA :Eğri büğrü vücutlu
ZENNE :Kadın
ZUBUN :Mintan
POCİLEMEK :Baltayı taşa vurma
MÜRGÜLEME :Otururken hafif uykuya dalma
TAĞAYİRLENME :Kendinden geçme
CENÇİKLERİN GEVŞEDİ :Hoşuna gitme
SINAMA eneme
YÖREMİZDE EFSANELER
KÜR ÜZERİNDEKİ UĞUZ TAŞI EFSANESİ Ahıska Nekeleye köyü Hırtıs arasında Ardahan'dan gelen Kura suyunun üzerinde Uğuz taşı denen iki kapı boyunda bir kesme taş vardır
Uğuzlar'dan iki kardeş o koca kaya gibi taşı bir taş ocağından keserek buraya köprü kurmak için getiriyorlar
Bunlar taşı kesip Kura'nın kıyısına koyduktan sonra öğle yemeği için evlerine giderler
Bu sırada Uğuzlar'a göre ufak yapılı bir adam da onların evine konuk gider
Uğuz'un atının torbası bir Somar (320-330 kg
kadar) arpa alır
O ufak adam Uğuz'un gözünün koca bir kilim gibi duran atın torbasını doldurduktan sonra gücü yetmediğinden atın başını eğdirir ve kolaylıkla arpa dolu torbayı hayvanın başına takar
Uğuz'un anası bunu görünce oğullarına der ki "Sonunda dünyayı bunlar ele geçirip yiyecekler"
Bu durumu gören iki Uğuz kardeş de ufak adamın gücü ile büyük işleri başardığını bu at torbası olayında gözleri ile gördüğünden Kura üzerinde kurmak istedikleri taş köprüyü yapmaktan vazgeçerler
Sonradan o uzun ve dev yapılı Uğuzlar saflık ve hile bilmezliklerinden zamanla yok olup giderler
Uğuzlar sık sık uyumazlarmış
Uyudukları zaman da yedi gün aralıksız uyurlarmış
"Uğuz'un uykusuna yattığı" sözü buradan kalmadır
ÇILDIR GÖLÜ DİBİNDEKİ ESKİ ŞEHİR Eskiden Çıldır Gölü'nün dibinde bir şehir varmış
Buranın beyi Akçakala'da otururmuş
Çukurda kurulmuş olan bu şehrin dokuz burma musluklu çeşmesi varmış
Bey "Gece gündüz çeşmeden su alanlar sakın çeşmeyi kapatmayı unutmasınlar yoksa şehri su basar" demiş
Şehirde kadın erkek bu buyruğa uyarmış
Bir gün akşamın karanlığı basmışken çeşmeden su doldurmakta olan bir kıza yedi yıldır gurbette olan ağabeyinin geldiğini müjdelemişler
Dokuz burma musluklu çeşmenin bir musluğundan su dolduran kız sevindiğinden evine koşup giderken burmayı kapatmayı unutur
O gece karanlığında çukur yerlerdeki evleri su basarken artık dokuz burmalı çeşmenin yeri de belli olmaz
Evi biraz yüksekte olanlar işin farkına varınca çoluk çocuğun elinden tutarak hiçbir eşya almadan yokuş yukarı kaçarlar
Ertesi gün şehirden ancak kilisenin kümbeti görülür ve akşama kadar onlarda sular altında kalır
Şehirden sağ kurtulup kaçanlar Akçakala adasına gelirler
Çıldır gölü işte dibindeki o dokuz burmalı çeşmenin suyundan ortaya çıkmıştır
Eğer (güneydeki) Taşbaşından bu gölün ayağı Zarşat'a doğru akmasaydı Akçakala adası ile öteki köyleri de su basardı
UĞUZ ÇAYIRI VE UĞUZ DAĞI EFSANESİ Eskiler der ki Gürcülükten bile önceleri Cınıvızlar (Cenevizli-Romalılar) daha görünmeden Uğuz dağı ile çevresindeki yaylalarda Uğuz (Oğuz) denilen çok iri yapılı bir millet yaşarmış
Bu Uğuzlar'ın bir beyi varmış ki bütün Ardahan ve Cavk da denilen Akhılkelek ile Zegan (Posof'un Ilgar ve Cin Dağı kesimleri ile Şavşat sınırlarındaki Arsiyan dağı etekleri) bunun mülkü imiş
Bu Uğuz'un dağı ile çevresinde ve Kura suyu üzerindeki kışlaklar bu beyin has otlağı imiş
Öteki dağlar ve anılan yerlerde o zamanlar hep çamlık ve ormanlık imiş
Uğuz dağının yanında her yıl 300 araba ot biçilmekte olan Uğuz'un çayırını bu bey her yaz bir Uğuz'a biçtirirmiş
Biçen adam buralarda yaylayan ve çok iri birisiymiş
Bu Uğuz Uğuz çayırının 300 arabalık otunu bir günde hem biçer hem de yığarmış
Uğuz bir yaz günü buraları tırpan ile biçerken bacısı kendisine öğle yemeği getirir
Sıcakta biçen*le uğraşırken kendi terinin buğusu gözlerini bürüyen Uğuz çayırın gür bir yerinde kızgın kızgın çalışır
Bu sırada omzunda heybesiyle öğle yemeği getiren ve yanına yaklaşan bacısını gözü görmez ve otlarla birlikte onu da ikiye biçer ve bunu yaparken bile farkına varmaz
Kol başına geldiğinde bel den çıkarttığı masatını tırpanına vurmaya çalışan Uğuz bir de görür ki tırpanı al kana boyanmış
"Bir hayvanın canına mı kıydım" diyerek yazıklanırken hemen o kol boyunu dolaşır
Bir de ne görsün öğle yemeğini getirmiş olan bacısını ikiye biçmiş
Hiddetle masatı yere vurur aktaştan olan mastın yarısı çayıra saplanır
Bugün dışarıda kalan kesimi bir adam boyundan yüksektir
Ellerini yere vurup tırpanı da bırakarak hemen bacısının iki parçasını birleştirip masatın dibine gömer
Kendisi kederinden Uğuz dağının tepesine çıkar ve orada ölür
KURŞUN ASKER EFSANESİ Posof ilçesine bağlı secede de Kahraman Mehmetçik hudut karakolunda nöbetçidir
Kulağına sesler gelir ve karşı tepeden düşman görünür
Arkadaşları duysun diye silah atar onlar gelinceye kadar düşman sarar
Ruslar kurşun yağmuruna tutulur
Bu köye "Kurşun Çavuş" denmiştir
TEKÇAM EFSANESİ İlimizin merkeze bağlı Ovapınar Köyü dağlarında bulunan ormanlık bir alan zamanla yok olur ancak bir tane çam ağacına kimse dokunmaz
Geceleri ağacın etrafında mumların yandığını gören yöre halkı bu çam ağacının kutsal olduğuna inanır ve dilek dilemek için buraya gelir
Ancak bir gün çevredeki köylerden birinde yaşayan bir adam ağacı kesmeye karar verir
Ağacın yanına gelerek baltasıyla kesmeye başlar ve baltayı vurduğu yerden kan gelir
Ağacı kesmeye kararlı olan adam vazgeçmez ve ağacı keserek evine götürür
O günün akşamında bu bölgeye görülmemiş derecede bir yağmur yağar ve adamın yaşadığı köyden bir sel geçer
Sel köyden sadece bu adamın evini ve ailesini götürürken başka kimseye zarar vermez Bugün ağacın bulunduğu yerde "Tekçam" denilen bir çeşme akmakta ve yöre halkı yağmur yağmadığı zaman buraya gelerek yağmur duası etmektedir
HOCA
Eskiden hocalar maaş alamazlarmış üç hoca bir eve misafir olmuşlar akşam yemeği hafif yenir
Birisi yatsıdan sonra acıkmış sayıklama numarası yapmış;
"Kapan geldi üç molla dosta hediye yolla yassuluğa helva geletopar laha" demiş ev sahibi cevap vermiş;
"Senin dediğin hağdur o da bizde yoktur
Kavuğunu koltuğuna sığdur
Sayığla dur sayığla
"
MERTEK
Ölüm döşeğinde yatan adam çocuklarını çağırarak;
-Ben öldükten sonra mezarımın üzerini eski merteklerle (evlerin üzerini örtmekte kullanılan tahta) örtün der
Çocukları bunun köylü tarafından hoş karşılanmayacağını ve kendileri için bir ayıp olduğunu söyleseler de adam eğer vasiyetini getirmezlerse hakkını helal etmeyeceğini söyler ve bir müddet sonra ölür
Bunun üzerine çocukları babalarının vasiyetini yerine getirir ve mezarın üzerini eski merteklerle örterler
Toprağa verilen adamın yanına melekler gelir ve ilk sorgusunu yapacaklarını söylerler
Hazırlıklı olan adam meleklere çıkışarak;
-Bu ne biçim iştir kardeşim kaç defa hesap vereceğiz
Beni hatırlamıyorsunuz şu üzerimdeki tahtaları da mı görmüyorsunuz?Diyerek melekleri geri gönderir
BUJLANMA
Annesi hastalanan adam oldukça yaşlı olan annesini doktora götürür
Hastasını muayene eden doktor nineye;
-Şikayetin ne teyze diye sorunca
Yaşlı kadın:
-Ayağlarım bujlaniyir oğlum der
Bu yöresel terimden hiçbir şey anlamayan doktor bu sefer oğluna sorar
Adam
-Yani doktor beydemek istediki;Ayağlarım gejerleniyirtikine duramiyirim
Gejerlenme-Bujlanma=Uyuşma
TÜRKÜLER
DİMME
Ardahan'ın yollarında
Güller açar bağlarında
Öyle bir yar sevmişim ki
Orıüç ondört çağlarında Eyvah dimme dimme nazlı yar dimme
Ben özüm sarhoş sen şarap verme Dimmeyi ben çayda gördüm
Elinden bir fayda gördüm
İki öptüm bir sevdim
Ondan vefayı da gördüm Eyvah dimme dimme nazlı yar dimme
Ben özüm sarhoş sen şarap verme Semavarı alıştırın
Maşa alıp karıştırın
Yarim benden küsüp gitmiş
Onu benle barıştırın Eyvah dimme dimme nazlı yar dimme
Ben özüm sarhoş sen şarap verme Semavarı al eyledim
Şekeri bal eyledim
O yar gelecek diye
Koçu kurban eyledim Eyvah dimme dimme nazlı yar dimme
Ben özüm sarhoş sen şarap verme
BU GELEN NAHIR MIDIR
Bu gelen nahır mıdır Ay maral maral maral
Saralan tahıl mıdır Kız mısın gelin maral
Dediler yarin gelir Ay maral maral maral
Menzili yakın mıdır kız mısın gelin maral
Bu dağda maral gezer Ay maral maral maral
Telini tarar gezer kız mısın gelin maral
Dağ bizim maral bizim Ay maral maral maral
Avcı burda ne gezer kız mısın gelin maral
GÖLELI GELİN
Hele sen Göle'nin neyini gördün
Altmış kız gelinin boyunu gördün
Sürüden ayrılan koyunu gördün Göle'li gelin elleri kınalı gelin
Göle'li gelin edalı gelin
Kaşları gözleri sürmeli gelin On parmağın onu birden kınalı gelin
Göle'nin dağları bağlı meşeli
İçlerinde biter gül menevşe
Yardan ayrılması çetin bişedir
Göle'li gelin edalı gelin
Kaşlari gözleri sürmeli gelin On parmağın onu birden kınalı gelin
İçlerine girsem ne derler
Sevmedikleriyle alay ederler Göle'li gelin edalı gelin
Kaşları gözleri sürmeli gelin Göle'nin dağlan kardan geçilmez
Soğuktur suları bir tas içilmez Göle'li gelin edalı gelin
On parmağı birden kınalı gelin
ÇAYDA ÇINAR AĞACI (TELLO)
Çayda çınar ağacı tello
Çift gezer iki bacı tello
Büyüğü hele mele tello
Küçüğü can ilacı tello Hop tello can tello can tello
Yaktın beni suna can tello Suda balık yan gider tello
Açma yaram kan gider tello
Buna tabib neylesin tello
Ecel gelmiş can gider tello Hop tello can tello can tello
Yaktın beni suna can tello Arpa çayın kenarı tello
Aktı söndü feneri tello
Ben bu derdi çekemem tello
Bölüşek yari yari tello
Hop tello can tello can tello
Yaktın beni suna can tello
ARDAHAN
Nasıl Metedeyim Ardahan seni
Düz ovan geniş gezmek isterim
Bahar gelince çayır çimen açılır
Sanki gül bahçesi türlü çiçek açılır
Yağ peynirinden Anadolu geçinir
Malı koyunları sürü sürü geliyor
Yaylan senindir gönül eğliyor
Kız gelinin halay tutmuş oynuyor Dadalar sabaş söylüyor davulcu vuruyor
Yayla suyun serin akıyor neşe saçıyor
Nuri bu sözleri böyle söyledi
Gezdi dağı bucağı gönül eğledi
TOYUĞUM
Benim toyuğum ağıdı balam
Derisi dolu yağıdı balam
Dün bu zaman sağıdı balam
Seni yanaşın toyuğu tutan
Oğlanasan toyuğu çalan Benim toyuğum çil çildi
Kanatları tel tel idi
Toyuğ değil bir fil idi
Seni yanaşın toyuğu tutan
Oğlanasan toyuğu çalan
Zübeyde hala çıhdı dama
Bir sağa bahdı bir de sola
Toyuğu tuttu attı dama
Adlanasan toyuğu tutan
Oğlanasan toyuğu çalan
AĞITLAR
1915 ARDAHAN AĞITI
Ardahan'ı dağıttılar
Onbin altın nakd ettiler
Bazıları kaçtı gece
Kimi zehir diller içe
Nazlı nazlı kız gelini
Tipiler tuttu yolunu
Camii mescid doldu şivan
Kırdı nafı "Agop" "İvan"
Kırdılar bütün erleri
Soldu açılmış gülleri
Beylerini çağırttılar
Yandı günahtan Ardahan
Yandın fizahtan Ardahan
Karlı dağlar açtı gece
Ne günler gördün Ardahan
Hani şenliğin Ardahan
Kazaklar büktü belini
Kız gelin hani Ardahan
Yetim meskeni Ardahan
Orda kuruldu bir divan
Hani zenginlerin Ardahan
Misafir seven Ardahan
Kazakları görüp sızlar
Neler gördün sen Ardahan
Oldun hep viran Ardahan
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul