|
Prof. Dr. Sinsi
|
Akdenizin Antalya İli Tanıtımı
Akdenizin Antalya İli Tanıtımı
Antalya, Akdeniz Bölgesi'nde yer alan Antalya şehrinin aynı ismi taşıyan merkez ilçesidir
Antalya, Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden biridir Doğası, palmiyelerle sıralanmış bulvarları, geleneksel mimarisini korumuş merkezi Kaleiçi ve büyük ölçekli turizm yatırımları ile Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden biridir Antalya aynı zamanda, Türkiye'nin büyük ölçekli göç alan kentlerinden biridir
2009 yılı verilerine göre Antalya şehir merkezinde 479 581 erkek, 476 015 kadın olmak üzere toplam 955 596 kişi yaşamaktadır Bunun 912 000 kişisi ilçe merkezlerinde yaklaşık 43 000 kişide şehir merkezine bağlı köylerde ikamet etmektedir
Kökenbilim
Dosya:Attalos II Meret Öwazov MALATYA jpg
Antalya şehrini kurduran II AttalosHelenistik dönemde Bergama Kralı II Attalos, askerlerine "bana dünyanın en güzel yerini bulun" emrini verir Birçok yerler gezen askerler Antalya'nın bulunduğu yere geldiklerinde burayı çok beğenirler ve Kral II Attalos bu bölgenin stratejik dönemini dikkate alarak buraya bir liman - şehir kurdurur Kent, kurucusunun adından dolayı Attaleia olarak anılmıştır Arap kaynaklarında şehrin adı “Antaliye”, Türk kaynaklarında ise “Adalya” olarak geçmektedir Yerleşme, 20 yüzyılın ilk çeyreğinden başlayarak “Antalya” olarak adlandırılmıştır
Tarihi
Piri Reis'in Kitab-ı Bahriye eserinden Antalya limanı ve kıyı kasabası Kemer (1525)
Piri Reis'in tarihi Antalya, Manavgat ve Side haritası İlk Çağ'dan şehrin kuruluşuna kadar [değiştir]
Bölgenin en eski insanlık tarihi izleri, Antalya şehir merkezinin 30 kilometre kuzeyindeki Karain Mağarası bulguları ile M Ö 200 000 yıla kadar uzanmaktadır, yöredeki diğer izler Cilalı Taş Devri ve ileri devirlerde medeniyetlerin sürekli olarak bölgede yaşadığını kanıtlamaktadır
Hitit Devleti döneminde (Anadolu’da şehirlerin birleşerek tarihteki ilk devlet yapılaşması) kayıtlarında Bölgenin Anzarva Toprakları adıyla anıldığını ve MÖ 1700 tarihlerinde bölgeler arası ilişkilerin sürdürüldüğü görülmektedir Tarihsel belgeler, bölge şehirlerinin bağımsız bir yapıda geliştiğini, geniş bölge olarak Pamfilya olarak isimlendirildiğini ve zaman zaman bu şehirler arasında federasyonlar kurulduğunu, Truva Savaşı’ndan sonra Akha Klanı'nın M Ö 1300'de bölgeye geldiğini anlatmaktadır
Batı Anadoludaki Lidya İmparatorluğu’nun M Ö 560 yılında bölgedeki hakimiyetinin, M Ö 546 yılında Orta Anadolu’daki Sard savaşında Perslere yenilmesiyle sona erdiğini görüyoruz Büyük İskender'in M Ö 334 yılındaki ölümüne kadar bölgedeki iki şehir haricindeki (Sillyon ve Termessos) tüm şehirleri fethetmesi ile Pers hakimiyeti sürdürülmüştür
Selevkos'un Apameia'da(günümüzde Dinar) yenilmesi ile bölgeye Bergama Krallığı hakimiyeti girmiş ve Bergama Kralı II Attalos M Ö 150 yıllarında kuvvetli donanmasını barındırmak amacıyla Attaleia (Attalos Yurdu anlamına gelir)[4] şehrini kurmuştur M S 130’da Hadrianus’un Attaleia’yı ziyaret etmesi şehrin gelişmesini sağlamıştır Bu ziyaret için yapılan Hadrian Kapısı'da şehrin içindedir
Bizans Dönemi
Son Bergama Kralı III Attalos'un M Ö 133 yılındaki ölümünde "Bölgenin ölümünden sonra Roma İmparatorluğu'na terkedilmesi" şeklindeki vasiyeti ile gelen Roma ve bağlantılı Bizans dönemi, 13 yüzyıl boyunca sürmüştür Bu dönemde şehir herhangi önemli bir olaya sahne olmamakla beraber dinsel bir piskoposluk merkezi görevini üstlenmiştir
Selçuklu Türkleri Antalya'yı 1207'de fethederek Roma-Bizans dönemini sona erdirmiştir
Selçuklu Dönemi'nden Osmanlı Devleti'ne
1207 yılında Selçuklu Devleti'ne katılan şehir, her ne kadar 1215'te Gautler de Montbellard Kıbrıs'tan getirdiği kuvvetlerle şehri ele geçirip Türkleri kılıçtan geçirdiyse de, Antalya I Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından geri alınır XII yüzyıl sonlarında Selçuklu Devleti sona erince Isparta ve Antalya arasındaki topraklar Teke Aşireti'nin bir kolu olan Hamidoğulları'nın egemenliğine girer Antalya'yı ele geçiren İlyasbeyoğlu Dündar Bey, buranın yönetimini, kardeşi Yunus Bey'e bırakır Yunus Bey'in oğulları, Antalya'da hüküm sürdüler Hamidoğulları'nın bu ikinci kolu Tekeoğuları adıyla anılır Kıbrıs Kralı Pirre, 1361'de Antalya'yı ele geçirdiyse de, Tekeoğulları'ndan Mehmed Bey, 1373'de şehri geri alır Bunun oğlu Osman Bey zamanında Antalya, Yıldırım Bayezıd, buranın yönetimini Firuz Bey'e verdi (1391) Ancak Antalya'nın Osmanlılara geçişi konusunda kaynaklara tek bir tarih göstermemektedir ( Oruç Bey ve Neşri'ye göre 1389-1392; İbni Kemal'e göre 1391)
Anadolu'da beyliklerin egemen olduğu bir dönemde, 1335-1340 tarihleri arasında Antalya'ya gelen Arap seyyah İbn Battuta Antalya’dan bahsederken şöyle der:
Kent halkı, ırk ve dinlerine göre ayrı ayrı mahallelere yerleşmişler Hıristiyan tüccarlar Mina adıyla anılan mahallede otururlar Bu mahallenin çevresini bir sur kuşatmakta ve Cuma vakti geceleri surun kapıları kapatılmaktadır Rumlar başka bir mahallede kendi başlarına otururlar Onların bulundukları yer de bir surla çevrili Yahudilerin de yine kendilerine ait, surla çevrili bir mahallesi vardır Müslüman ahaliye gelince, bunlar asıl büyük şehirlerde yaşamaktadırlar Burası bir Cuma mescidi ve medrese ile birçok hamamı, zengin ve tertipli büyük çarşıları ihtiva etmektedir Şehrin çevresini, yukarıda kaydettiğimiz bütün mahalleleri de içine alan büyük bir sur Kuşatır
Osmanlı Devleti dönemi
Ankara Savaşı'ndan sonra (1402) Teke ve Karamoğulları'nın Antalya'yı ele geçirme girişimleri boşa çıktı Antalya, Anadolu eyaletinin Teke Sancağı'na merkez oldu (Elmalı ile birlikte) II Bayezıd devri sonlarında şehzade Korkud, bu sancağın başında bulunuyordu Babası ölünce tahta çıkan Selim'e karşı (Yavuz) burada ayaklandı Alanya ise Fatih döneminde 1471 yılında Gedik Ahmed Paşa tarafından alınmıştı
Kaleiçi'ndeki Osmanlı sokakları XVII yüzyılın ikinci yarısında Antalya'yı gezen Evliya Çelebi, üç yanı bahçelerle çevrili şehrin kale içinde dar sokaklı, 3 bin evli dört mahallesi, kale dışında ise, kuzeyde 20 Türk, 4 Rum Mahallesi bulunduğunu, çarşının surlar dışında yer aldığını, limanın 200 parça gemi alacak büyüklükte olduğunu yazar
Osmanlı Devleti'nin Abdülmecid devrinde (1847) çıkarmaya başladığı salnamelerde (bugünkü anlamıyla yıllık) Antalya, Konya'ya bağlı olması sebebiyle " Teke Sancağı" adıyla geçmektedir Antalya, XIX yüzyıl sonunda Konya Vilayetinin sancağı durumundaydı İdari bakımdan 5 kaza ve 9 nahiyeye ayrıldı Toplam köy sayısı 549 idi Sancak toplam nüfusu 224 bin kişiydi Bu nüfusun 15 binini Yörükler oluşturuyordu Bunlar kışı ovalarda, yaz aylarının ise yayla adı verilen platolarda geçirirlerdi Nitekim Hazine-i Evrak'ta mevcut 1840 tarihli bir belgeden Antalya Kalesi içindeki yerlere iskanları yetersiz olduğundan, sur dışında bir mahalle kurulması ve oraya bir kapı açılması ve kiliselerin onarılması hakkındaki yazıdan, buraya sürekli değişik dinlerden, değişik yerlerden insanların gelerek yerleştikleri anlaşılmaktadır Antalya şehri, körfezin ortasında, dik bir kayalığın üzerinde kurulmuştu ve mutasarrıflık buradaydı Üç surla çevrili olan kentin çok heybetli bir görünüşü vardı Bu surların alt bölümlerinde bulunan geniş çukurlar, Düden Çayı'nın sularıyla dolar ve şehir, bu su hendekleriyle korunurdu
XIX, yüzyıl sonunda Antalya Sancağı'na eğitim ve öğretim faaliyetleri, 2 bin 600 öğrencinin devam ettiği 50 okulla sürdürülürdü
Antalya'da gerek Selçuklular, gerekse Osmanlılar döneminde merkez ve ilçelere 60'dan fazla medresenin bulunduğu bilinir Bugün pek çoğu harap olmuş bu yapıların içinde 1250 yılında Selçuklu Veziri Karatay tarafından yaptırılan medreseyle, Elmalı'daki Osmanlılar döneminde Ömer Paşa tarafından yaptırılan medrese, sağlam olarak kalmıştır
XIX yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun bırakmak zorunda kaldığı topraklardan gelen göçmenlerin yerleştirildiği Antalya, sözü geçen yüzyılın ikinci yarısında Konya Vilayetine bağlanan Teke sancağının merkezi oldu
1864’te çıkarılan Vilayet Nizamnamesi ve ardından yapılan yeni düzenlemelerle Osmanlı Devleti’nde modern anlamda ilk belediye teşkilatları ve belediyeciliğin getirdiği 'Şehreminlik' (belediye başkanlığı) makamı da ortaya çıkmıştır Yapılan bu düzenlemelerle ülkenin tamamında kurularak yaygınlaştırılan belediye teşkilatı, Antalya’da ilk kez 1868’de oluşturulmuştur [6] Antalya'da bu makama ilk oturan kişi Muhasebeci Abdullah Efendi'dir Yardımcılığına ise ise Cemal Bey getirilmiştir Antalya Belediyesi, Osmanlı Devleti 1922 yılında sona erene kadar 12 dönemde 10 farklı kişi tarafından yönetilmiştir
Kurtuluş Savaşı dönemi
Birinci Dünya Savaşı'ndan önce bu sancak, adı geçen vilayetten ayrılarak bağımsız bir sancak haline girdi Mütareke döneminde şehir, bir aralık İtalyanların işgali altındaydı İtalyanlar Antalya halkına, kendilerini Türk dostu olarak göstermeye çalışıyorlardı Bu amaçla, Yunan işgali bölgesinden Antalya'ya gelen göçmenlere ve yoksul halk tabakalarına çeşitli yardımlarda bulunuyor, ayrıca yollar ve okullar açıyorlardı Çiftçiyi ve taciri kendi tarafına çekmek isteyen İtalyanlar, gerekli kredileri vermek üzere Banco Di Roma'nın Antalya'da şubelerini açmaktan geri durmadılar Ancak şehir çok geçmeden boşaltıldı
|