|
Prof. Dr. Sinsi
|
Hatayın İskenderun İlçesi Tanıtımı
Hatay Adının Konması
İskenderun Sancağı'na ilişkin sorunların böyle duyarlı bir noktaya varması üzerine, Atatürk, konuyu ele almış, Antakya-İskenderun Yurdu Cemiyeti yöneticileriyle görüşmeler yapmaya başlamıştı İskenderun-Antakya yöresinin adının Hatay olarak değiştirilmesi de yine bu görüşmelerden birinde ve Atatürk'ün buyruğu üzerine oldu Cemiyet Başkanı Tayfur Sökmen'le yaptığı konuşmada örgütün adının değiştirilmesini de isteyen Atatürk, Antakya-İskenderun Yurdu Cemiyeti'nin bundan böyle Hatay Egemenlik Cemiyeti olarak anılacağını belirtti Cemiyet merkezinin İstanbul'da olmasını, ancak asıl ağırlığın, Hatay'a geçiş yolu üzerinde bulunması nedeniyle Dörtyol'da yoğunlaştırılmasını öneren Atatürk, Hassa, Kilis ve Mersin'de de şube açılmasını istedi Yine Atatürk'ün buyruğuyla, Hatay Egemenlik Cemiyeti Genel Başkanlığı'na İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Genel Sekreterliği'ne de Emniyet Genel Müdürü Şükrü Sökmen Süer getirildi Örgütün Dörtyol Şubesi Başkanlığı'n da önce Abdurrahman Melek, daha sonra da Tayfur Sökmen üstlendiler
Hatay'da Genel Seçimlerin Boykot Edilmesi
Ankara Hükümeti'nin Fransa ve Suriye'ye yönelttiği protesto ve girişimler sürerken, Suriye Hükümeti, 14-15 Kasım 1936'da genel seçimlerin yapılmasını karşılaştırdı Ancak, Hatay Egemenlik Cemiyeti, Suriye'nin egemenliğini yasallaştıracağı gerekçesiyle seçimlerin yapılmasına kesin olarak karşı çıktı Hatay'da kurulan halkevi ve spor kulübü, genel seçimlerin boykot edilmesini sağlamak amacıyla yoğun bir propaganda başlattı Kısa bir süreye sığdırılan bu propaganda olumlu bir sonuç verdi ve İskenderun yöresinde seçimleri katılma oranı çok düşük oldu Bundan sonra, sancağa tam bir kargaşa egemen oldu Sancaktaki Türkler Suriye Hükümeti'ne bağlı resmi görevlilerle ve henüz Suriye'de bulunan Fransız askerleriyle sık sık çatışmaya başladılar Fransız Yüksek Komiserliği ise buna, baskıları arttırarak, Türklerin çıkardığı Yenigün gazetesini kapatarak ve yoğun tutuklamalara girişerek yanıt verdi
Hatay Sorunu Milletler Cemiyeti'nde
Hatay Sorunu'nun devletlerarası ikili görüşmeler yoluyla bir çözüme ulaştırılamaması, giderek daha da olumsuz noktalara yönelmesi üzerine, konu Milletler Cemiyeti göndemine getirildi Uzun görüşmelerden sonra yöreye, bir Norveçli, bir Hollandalı ve bir İsviçreliden oluşan bir inceleme kurulu gönderilmesi kararlaştırıldı Kurul, incelemelerinin yanı sıra, yöre halkının eğilimini belirleyecek bir halk oylamasının hazırlığını yapacaktı
Hatay'ın geleceğini belirleyecek olan halk oylaması Mayıs 1937'de başladı Ancak, sandık başındaki Milletler Cemiyeti gözlemcilerinin açıkça yan tutması üzerine, Türkiye, bu olayı Milletler Cemiyeti'ne yansıttı ve oylamanın durdurulmasını istedi Milletler Cemiyeti gözlemcileri de oylamayı yarıda bırakarak Cenevre'ye döndüler Ancak, bu sırada Fransa Hükümeti'nin tutumunda, uluslararası koşullara da bağlı olarak, önemli bir değişiklik görülüyordu Bu değişiklik bir süre sonra, sorunun çözümü yönünde çok önemli bir etki yaratacaktı
Fransa'nın Uzlaşmaya Yanaşması ve Nedenleri
Hatay Sorunu'nun Fransa ve Türkiye arasında görüşülmeye başlandığı dönemde, uluslararası plandaki en önemli sorun, Hitler Almanyası'nın Avrupa üzerinde artan tehdidiydi Silahlanmayla etkisini arttıran bu tehdit, Avrupa'nın diğer ülkelerini birleşmeye ve Nazi yayılmasına karşı önlem almaya zorluyordu Türkiye'nin Balkanlar ve Ortadoğu'daki konumu ise, bu bölgenin savunulmasında yaşamsal bir önem taşıyordu Gerek Fransa, gerek görüşmelere arabulucu olarak katılan İngiltere, bu uluslararası koşullarda, Türkiye ile gerginlik ilişkileri içinde bulunmanın kendilerine hiçbir yarar sağlamayacağını, tersine Avrupa'nın güneydoğu kanadının savunmasız kalmasına yol açabileceğini görerek tutumlarını adım adım yumuşatmışlardı Dış politikadaki bu gelişmeleri Türkiye Hükümeti de değerlendiriyor ve uzlaşma eğilimi gösteren Fransa'yı kesin ödünler vermeye zorluyordu Gerçekten de, 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi'yle Çanakkale ve İstanbul boğazlarında denetim hakkını elde etmesi, öte yandan, bağımsızlık yönünde adım atan Ortadoğu'nun Müslüman devletleri üzerindeki küçümsenemeyecek manevi etkisi, Türkiye'yi Güney Avrupa'nın savunulması açısından vazgeçilmez kılıyordu
Değişen koşullar, 1937'de Fransa-Türkiye görüşmelerini giderek olumlu bir temele oturttu
Hatay Devleti
Ana madde: Hatay Devleti
Fransa'nın Suriye'ye bağımsızlık tanıması için yapılan çalışmalar üzerine Türk Hükümeti'nin müdahalesi ile bağımsız Hatay devleti kurulmuş aynı gün Hatay Meclisi yasama çalışmalarına başlamıştır Bir yıl sonra bu meclis Hatay'ın Türkiye'ye katılması kararını alınca 5 Temmuz 1938 Günü Türk Ordusu'nun Hatay'a girmesiyle İskenderun, Türkiye sınırlarına dahil olmuştur [25]
Ekonomi
Şehrin ekonomisinin temelini sanayi oluşturur Bunun yanında alt yapısız turizm ve tarım, endüstri kadar olmasa da ekonomiye katkı sağlar [27]
Sanayi
İskenderun'da çok sayıda fabrika ve endüstri kuruluşu vardır Ayrıca bir tane Organize Sanayi Bölgesi tam kapasite hizmet vermektedir Organize Sanayi Bölgesi'nin dolmasıyla birlikte ikinci Organize Sanayi Bölgesi inşaatı için çalışmalar başlamıştır [28]
İskenderun Demir ve Çelik Fabrikası
Ana madde: İskenderun Demir ve Çelik A Ş
İskenderun Demir ve Çelik A Ş, (kısaca: İsdemir) Türkiye’nin güneyinde İskenderun Körfezi'nde bulunan en büyük demir-çelik işletmesidir Tesisler İskenderun'un 17 km kuzeyinde Karayılan ve Yakacık yöresinde, sosyal tesisleri ile birlikte toplam 16 757 238 m² alan üzerine kurulmuştur İsdemir; Türkiye’nin kuruluş tarihi itibari ile üçüncü, uzun mamul üretimi açısından ise en büyük entegre tesisidir
Kuruluş çalışmalarına 1966 yılında başlanan İsdemir, 25 Mart 1967 tarihinde Sovyetler Birliği ile yapılan Teknik ve Ekonomik İşbirliği anlaşması kapsamında Tiajpromexprot firmasına projeler yaptırılmış, aynı firma ile 10 Ekim 1969 tarihinde fabrika kuruluş anlaşması gerçekleştirilmiştir 1,1 milyon ton/yıl blum kapasitesinde kurulması planlanan tesisin temeli 3 Ekim 1970 tarihinde atılmıştır İnşaat ve montaj faaliyetlerinin tamamlanmasını müteakiben üretim üniteleri 1975 yılından itibaren kademeli olarak işletmeye alınmıştır
Ticaret
İskenderun Limanı
Akdeniz'in kuzeydoğusunda önemli bir stratejik noktada entegre olmuş; Ortadoğu'nun yanı sıra Güney ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine de hizmet vermektedir Genel olarak aktarma liman özelliğine sahiptir Artalanının (Hinterland) güçlü olması potansiyelini arttıran temel etkenlerdendir 1400 m mendireğe sahiptir Liman girişinde derinlik 12 m 'dir Kuzey ve güney rüzgarlarından korunaklı bir yapıya sahiptir 90 ton kapasiteli bir yüzer vinç, bir kılavuz botu, 4 römorkör, 2 palamar ve bir servis botu hizmet vermektedir 60 000 ton kapasiteli TMO'ya ait bir beton siloya sahiptir Limanın yükleme hızı saatte 350 ton, boşaltma hızı ise saatte 250 ton'dur
Tarım ve Hayvancılık
Portakal ve zeytin tarım ürünlerinde ilk sırayı alır Limon, mandalina gibi turunçgillerin dışında buğday, arpa, yulaf, mercimek, nohut, pamuk, yerfıstığı, üzüm ve çeşitli sebzeler yetiştirilir Yaylalarda geleneksel hayvan yetiştiriciliği sürdürülür
Zirai Karantina Müdürlüğü
1957'de kurulan bölge müdürlüğünün merkezi İskenderun'dur Etkinlik alanı Hatay'ın Reyhanlı ilçesinden Şırnak'ın Silopi ilçesine dek uzanır Bu sınırlar içinde Antakya, Yayladağı, Reyhanlı, Gaziantep, İslahiye, Kilis, Oğuzeli, Şanlıurfa, Akçakale, Viranşehir, Mardin, Nusaybin, Kızıltepe, Cizre ve Silopi olmak üzere 15 tarımsal karantina kapısı vardır
Müdürlüğün görevleri, ülkeden dışarı çıkarılan tarımsal ürünlerin denetimini yapmak ve alıcı ülkelerin tarımsal karantina tüzüklerine uygun biçimde hastalık ve zararlılardan arınmış olmalarını sağlamak, aynı biçimde yurda getirilen tarımsal ürünleri de denetleyerek ülkede bulunmayan hastalık ve zararlıların yurda girmesini önlemektir
Bahçe Kültürleri Üretme İstasyonu
İskenderun'da 1948 yılında çalışmalarına başlamış olan bir devlet kuruluşudur Temel amacı Mersin, Adana, Hatay illerini kapsayan Çukurova bölgesinde turunçgil tarımını geliştirmektir Bu amaçla, her yıl 20-25 bin aşılı turunçgil fidanının halka dağıtımını sağlayarak, bahçe kurmak isteyenlere yardımcı olan kuruluşun 300 dekarlık bir alanı vardır Bu alanın 168 dekarında damızlık fidan üretimi yapılmaktadır
Kültür
1970-1975 yılları arasında kentin göç alması ve aynı yıllarda Orta Doğu Savaşları'nın etkin olması İskenderun'da kentleşmenin hızlanmasını sağlamıştır Bu durum bölgenin kültürel özelliklerini etkilemiştir
1970'li yıllarda terzilik, giyim evi gibi işyerleri artış göstermiştir Eski dönemlerdeki geleneksel kadın kıyafeti zıbın, mavi yünlü ya da pamuklu kumaştan beli büzgülü entari, üzerine yelek, bel bölgesine kuşak, ince yün çorap, yemeni, çarık, baş için ak şal ve kefiyedir Takı günümüzde olduğu gibi o dönemlerde de yaygındı Altın küpe, bilezik, yüzük, sırma denilen altın diziler en çok kullanılan ziynet eşyalarıdır Eski dönemlerdeki geleneksel erkek kıyafeti paçaları işlemeli şalvar, bel bölgesine enli kuşak, gömlek, aba denilen yelek, baş için takke denilen el örgüsü bir başlık, yün çorap ve yemenidir
|