Yalnız Mesajı Göster

İsparta Adetleri Ve Görenekleri

Eski 10-14-2012   #3
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İsparta Adetleri Ve Görenekleri




DİLSİZ OYUNU

Genellikle ilkbahar mevsiminde eğlence ve gezinti mahallerinde bazan da kış gecelerinin sohbet meclislerinde delikanlılar tarafından oynanırdı

Oyuncuların başlarında netli bir ebe bulunur Oyunculardan hiç birisi hatta ebenin kendisi dahi gerek gizli gerekse yüksekten bir laf söyleyemez Ve her bir oyuncu gülmeksizin ebenin yaptığını aynen taklide mecburdur Şu kadar ki hatta kışın soğuk gecelerinde ebe soyunarak sokaklarda gezse veya suya girse diğer oyuncular onu mutlaka takibe ve aynı şekilde hareket etmeğe mecburdur

Bu oyun hakkında şöyle bir rivayet vardır:

Vaktiyle bir tatil dolayısıyla eski medreseler zamanında medrese talebesi kendi arasında bu oyunu tertip etmiştir Oyun esnasında ebe medreseden çıkarak kır yolunu tutar Diğer oyuncular da tabii olarak onu takip ederler Bir müddet dolaştıktan sonra hendek kazıp da dinlenmek üzere oturup sigarasını içmekte olan bir köylüye tesadüf ederler Köylüyü gören ebe hemen onun yanına varır Zavallının başına vurup bir de elini öper ve geriye çekilir Köylünün ilk önce canı sıkılır ise de elinin öpülmesi üzerine yapılan harekete karşılık özür dilendiği zannile meseleye ses çıkarmaz Fakat aynı halin devamını gören köylü artık tahammül edemez bir hale gelir ve pür hiddet yanındaki beli kaptığı gibi iki tarafına da sallamağa başlar Oyuncular ise mutlaka taklit etmek için hücumda ısrar ederler Köylü onları yanına sokmak istemez Nihayet oyunculardan bir kısmı ya gülmek ya söylemek ya da ebeyi taklit etmemek yüzünden cezaya çarptırılır

Oyunun kuralları şunlardır: Mutlak bir surette ebeyi olduğu gibi taklit etmektir Oyun esnasında herkes ne gülecek ne de söyleyecektir Eğer taklit edemeyecek veya gülecek veyahut söyleyecek olursa önceden karar verilen cezaya çarptırılacaktır Ceza ya o heyete ziyafet çekmek ya da o mecliste yenmek üzere sarf edilecek olan bir miktar para vermekten ibarettir Bu sebepten dolayıdır ki kendi metanetine güvenemeyenler daha oyuna başlamazdan evvel cezayı vererek oyuna karışmazlar

EBE BENİ KURDA VERME OYUNU

İlkbahar ve yaz günlerinin iyi havalı ve mehtaplı gecelerinde sokaklara çıkan erkek ve kız çocuklar oynarlardı

Oyunda ebe seçilen çocuk içlerindeki en büyük olanıdır Oyuncular ebenin arkasında birbirinin arkasına yapışarak deve katarı şeklinde dizilirler Oyunculardan bir çocuk da kurt olup orta yere oturur

Ebe ile beraber birer elleriyle birbirlerinin arkasına yapışan çocuklar diğer ellerini kurt olan çocuğun başına koyarak hep bir ağızdan:

Şu yatan kurt mudur kütük müdür?

diyerek etrafında bir kaç defa dolaştıktan sonra kurt birden bire yerinden kalkıp çocukları kapmak için onlara hücum eder Bu esnada ebe bu hücumların men'ine çalışır Fakat onun bu çalışmasına ve çocukların:

Ebe beni kurda verme! diye çağrışmalarına rağmen kurt birer birer çocukları bir teki kalıncaya kadar kapar ve kaptıklarını bir yere toplar Ve güya onları ebeden saklıyormuş gibi kendisi de bunların önlerine durur

Ebe ise arkasında kalan tek çocukla:

Bir devem var düze giderim diyerek oradan geçerken nihayet arkasındaki bir tek deveyi de burada kaptırdığı halde güya haberi yokmuş gibi yine:

- Bir devem var düze giderim ' sözü ile kurdun önünden gelir geçer Her kurdun yanına gelince ebe ile kurt arasında şu yolda bir konuşma cereyan eder:

Emmi oğlu!

Ey

Bir deve gördün mü?

Gördüm

Ne yana gitti?

Şu yana gitti

diye bir tarafı gösterir Ebe ise yine eskisi gibi:

Bir devem var düze giderim diyerekten oradan ayrılır Nihayet bir kaç kere böyle gidip geldikten sonra develer yani saklı olan çocuklar birden gürültüler yaparak ebe ile beraber kurda hücum ederler

Kurt ise kaçar çocuklar onu takip ederler yakalayınca etini ve vücudunu çimdiklerler

ELLEM BELLEM OYUNU

Küçük çocuklar tarafından oynanır Oyuna katılan çocuklar ayaklarını önlerine uzatarak daire şeklinde yere otururlar İçlerinden en büyükleri:

"Ellem bellem berbat etti Sivrisinek körmat etti Ne zaman gelir Yazın gelir Yazılası çizilesi İt burnumdan gan akası Tas tuş Gara kedi Mırnav piş"

diyerek ortaya uzatılan ayakları sayar "Piş "in isabet ettiği ayak derhal geriye çekilir Bu suretle oyuna devam edilerek ayaklar birer birer ortadan çekilmiş olur En son kalan ayak sahibi ile ebe arasında ise şöyle bir konuşma devam eder:

Burdan bir deve geşdi mi? Geşdi

Çullu muydu çulsuz mu? Çulsuz

Benim devem çulluydu dedikten sonra ebe karşısındakinin ayaklarını yere vurur ve yine konuşmasına devam eder:

Acı büber mi yedirdin datlı büber mi?

Acı

Benim devemin ağzı acımaz mı acımaz mı? diyerek tekrar ayakları yere vurur ve sorularına devam eder:

Isıcak su mu içirdin soğuk su mu?

Isıcak su

Benim devemin azı yanmaz mı yanmaz mı?

Yine ayakları yere vurur ve:

İnneli beşikde mi yatırdın innesiz beşikde mi?

İnneli beşikde

Benim deveme "inneler batmaz mı batmaz mı? diyerek bu sefer de karşısındakinin iki ayağını birden tutarak yine konuşmasına devem eder:

Dermende kaç kile unun var?

Üç

Üç de ben gaten altı osun mu?

Osun

Hadi uyut de ge!

der ve ayaklarından tutarak yuvarlar

GELİN ANMACA OYUNU

Yalnız kadınlara mahsus olup bir çok oyuncu kadınların iştirakiyle oynanır Oyuna iştirak edenler iki gruba ayrılır Bunlardan biri oğlan diğeri ise kız tarafı olurlar İki taraf karşı karşıya durarak birbirlerine şöyle bir konuşmada bulunurlar:

Oğlan tarafı:

Hey ergen aacı aacı!

Hey dünür bacı bacı!

Alırız gızı semeyiz sizi der demez buna mukabil kız tarafı:

Hey ergen aacı aacı!

Hey dünür bacı bacı!

Vermeyiz gızı semeyiz sizi! der ve yine onlara mukabil oğlan tarafı:

Hey ergen aacı aacı

Hey dünür bacı bacı

Altunları takarız incileri saçarız

Alırız gızı semeyiz sizi! der söz yine kız tarafına geçer:

Hey ergen aacı aacı

Hey dünür bacı bacı

Çarşıda koftu

Halt etmiş müftü

Vemeyiz gızı

Semeyiz sizi!

Yine oğlan tarafı:

Hey ergen aacı aacı

Hey dünür bacı bacı

Çarşıda maşa

Sağ olsun Paşa

Alırız gızı

Kız tarafı:

Hey ergen aacı aacı

Hey dünür bacı bacı

Çarşıda maşa

Gebersin paşa Vemeyiz gızı

Bu konuşma sırasında oğlan evi yahut tarafı kız evine hücum ederek kızı almağa çalışır En sonunda kız kaçırılır ve oyun bitmiş olur

AÇ KAPIYI BEZİRGANBAŞI OYUNU

Oyunu iki başlar idare eder Bunlar kapıcı olurlar Diğer oyuncular ise -oyuna istediği kadar çocuk iştirak edebilir- birbiri arkasınca bezirgan seçilen çocuğun arkasına sıralanarak tutunurlar Bezirgan arkasındaki çocuklarla kapıya yanaşarak kapıcılara şöyle hitap eyler:

Açgapıyı bezirganbaşı

Bezirganbaşı

Kapıcılar:

Vallahi açmam Billahi açmam Gapı hakgı ne verirsin? Ne verirsin?

Bezirganbaşı:

Arkamdaki cevahir topu

Yadigar osun

Yadigar osun

der ve bunun üzerine el ele tutuşan kapıcıların kollarının altından yani kapıdan geçerler Yalnız en sondaki çocuk "Başar "ların kolları arasında sıkışıp kalır Basarlar kendi aralarında tuttukları adları birer birer bu çocuğa söyleyerek ona beğendirirler Kim hangi basara ait ise onun arkasına geçer Neticede oyuna iştirak eden bütün çocuklar iki başar arkasına taksim edilmiş olurlar Araya bir çizgi çizilir ve iki başar arkalarındaki çocuklarla bu çizgiyi aralarına alarak birbirlerine asılırlar Hangi taraf çekip karşısındakini çizgiden içeriye alırsa o taraf kazanmış olur

DEVE OYUNU

Düğünlerde meydan yerinde oynanan bir güldürü oyunudur Devenin boyunu geçmeyecek büyüklükte bir merdivenin baştaki ve sondaki bölümlerine giren iki insanın aralarındaki bölümlerine yastıklar konularak hörgüç yapılır Üstlerine önce kilim örtülür sonra deve derisi geçirilir Bacaklar kilimle sarılır Ölmüş bir atın kafası önce monte edilir sonra ağzına sicimli gem vurulur; ucu arkadakinin eline verilir İpi çekince ağız açılır bırakınca kapanır

Bu devenin bir sahibi vardır Köye tuz satmak için gelmiştir "Tuzcu geldi! Tuzcu geldi!" diye bağırarak devesi ile ortaya gelir Halk etrafında toplanır Tuz alışverişi yapılır Sonra yüksek sesle "Ben uzak yoldan geldim Devem acıktı sallıyorum Herkes bağını bahçesini evinin kapısını örtsün!" der ve deveyi sallar Deve halkın üzerine yürür Kaçanlar kaçar kaçamayanları ısırır Bir müddet gülüşülür Bu durumu gören sahibi deveyi alır ve orta yere ıhtırır Hem devesi hem kendisi dinlenir Bir müddet sonra gitmek ister devesini kaldırmaya çalışır deve kalkmaz Hocalara yalvarır dua ediverirler deve oralı değildir En sonunda üzerine su dökülür Islanan deve çabuk kalkar ve eğlence biter

ÇİFTÇİ BABA

Ahırdan iki eşek çıkarılır Arka ayaklarına ak don giydirilir Ters yüz olarak boyunduruğa koşulur Yani birisi kuzeye duruyorsa öbürü güneye durur Kara saban arkaya atılır Eşeklerin önüne Dursun ismindeki oğlu geçer Sabanın ucundan tutan baba tarla sürmeye girişir Elinde övendire vardır Eşeklere "deh" derler Ters yüz geri olan hayvanlardan biri ileri biri geri gider İş görülmez Canı sıkılan yaş) baba oğluna: "Oğlum Dursun bu eşekler niye gitmez?" diyerek çocuğa övendireyi yapıştırır Oğlu: "Baba biz bunları ters koşmuşuz" derse de babasına laf anlatamaz Baba tekrar ve sinirli "Oğlum Dursun bunlar niye ters gider?" der değneği yapıştırır

Dursun bir yandan dayak yer bir yandan babasına çeşitli diller döker Sonunda başarır Eşekleri düzgün koşarlar; tarlayı sürer burçağı ekerler evlerine dönerler

Oyunun ikinci bölümü şöyledir: İki çocuğu çırılçıplak soyarlar üzerlerine teneke geçirerek kaplumbağa yapıp ekili tarlaya bırakırlar Kaplumbağalar yalpa vura vura burçak tarlasında gezinirler Baba ile oğlu ektiklerini kontrola gelirler Baba bağırmaya başlar: "Dursun oğlum bizim burçaklar yok olmuş kim yedi ki?" Oğlu "Bilmem bu-ba" der Dolaşırlar kaplumbağanın birini sonunda öbürünü bulurlar Baba "Dursun bizim burçağı bu meretler yemiş ne ceza verelim?" deyince Dursun: "Cezalarını çeksinler güneşte biraz kavrulsunlar" diyerek insan kaplumbağaları ters çevirir Herkesin kahkahaları arasında uzaklaşırlar






Alıntı Yaparak Cevapla