Yalnız Mesajı Göster

Anadolu'da Antik Kentler

Eski 10-13-2012   #12
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Anadolu'da Antik Kentler




MERYEM ANA EVİ

Bülbül Dağı üzerinde Hristiyanlığın kutsal anası HzMeryem’in Evi bulunmaktadır Hristiyanlarca ‘’Panaya Kapulu’’ olarak ta adlandırılan kutsal yerin MS4 yüzyılda inşa edildiği sanılmaktadır Hz İsa’nın yakalanıp çarmıha gerilişinden kısa bi r süre önce annesini arkadaşı ve havarisi olan StJean’a teslim etmiştir St Jean Hz İsa’nın çarmıha gerilişinden sonra HzMeryem’in Kudüs’te kalmasını sakıncalı bulduğundan onu yanına alarak kaçırmış ve buraya getirmiştir Bu söylentiler efsanelere ka rışsa da yine gerçekliğini kanıtlayacak göstergelerde bulunmaktadır Hiıristiyanlık dinini yaymak gibi kutsal bir görevi üstlenmiş olan St Jean çağın en büyük kenti durumundaki Efes’i kendine hedef seçmiş Hz Meryemi putperestlerin diyarına sokmak istemediğinden onu Bülbül Dağı eteklerinde sık ağaçlarla kaplı bir köşede yaptığı kulübede gizlemiştir StJean’ın her gün gizli gizli onu ziyarete gittiği ve yiyecek içecek götürerek yokladığı bilinmektedir Kutsal bakirenin tam 101 yaşına kadar Bülbül dağındaki bu yerde yaşadığı ve burada öldüğü kabul edilmektedir St Jean Meryem Ana’yı yine bu dağda ken disinden başka hiç kimsenin bilmediği bir yere götürmüştür Hristiyanlığın yayılmasından sonra kutsal bakirenin bulunduğu yere Hristiyanlarca ‘’Haç’’ şeklinde bir kilise inşa edilmiştir Burası kötürüm olan ve Türkiye’ye gelemeyen bir Alman rahibenin tarifleri üzerine bulunmuştur Bunun ötesinde Meryem’in Efes’e gelip ömrünün son yıllarını burada geçirdiğini belirten bazı kanıtlar vardır

-Hz İsa çarmıha gerilmeden önce annesini StJean’a emanet edip, St Jean’a ‘’Bu senin anan’’, Meryem’e de ‘’Bu senin oğlun’’ demiştir

-St Jean Efes’te yaşamış ve yine söylentiye göre incil’i yazmış,Efes’te ölmüş ve buraya gömülmüştür

-Hz Meryem adına ilk yedi kiliseden biri Efes’te kurulmuştur

-Hristiyanlığın en önemli kurulu olan konsüller toplantısı birkaç kez Efes’te yapılmış, katolikliğin doğuş kararı burada alınmıştır

-Yedi uyuyanlar kilisesi ile Mecdelli Meryem’in mezarı Panayır dağının kuzeydoğu eteğindedir

-Efes çevresindeki Hristiyan halk, atadan kalma bir geleneği sürdürerek her yıl 15 Ağustos’da Meryem Ana’nın evinin bulunduğu Panaya Kapulu’da dinsel törenler düzenlemişlerdir

__________________Sardes

Sardes Lidya Krallığı’nın başkentidir Hermos (Gediz) vadisi içinde, Tmoloslar’ın (Bozdağ) kuzey etekleri üzerindeki yalçın kayalıkta kurulmuştur Güçlü surlarla çevrili sitalde krallık sarayı ile öteki resmi binalar olduğu anlaşılmaktadır Aşağı kent stadelin batı ve kuzey etekleri üzerindeki geniş alanda kurulmuştur Kuzeyde saptanan kireç taşından anıtsal teras duvarları bu yörenin Lidyalılar açısından önem taşıdığına ve resmi karakterine işaret eder; ancak bunlar günümüze yalnızca parçalar halinde kalabilmiştir Ekonomik etkinlikler daha çok batı yakada, kenti bu yönde sınırlayan Paktalos (Sart) çayı yöresinde toplanmıştır Altın arıtma atölyeleri, mücevherci dükkanları ve pazar yeri hep bu taraftadır

Halka ait konutlar oldukça sade ve yoksul görünümlüdür Taş temel üzerinde yükselen kerpiç duvarlar sazdan bir damla örtülüydü Çok basit türde tek hücreli olarak inşa edilmişlerdir Boyutları 800*320m civarında olan hücreler dikdörtgen planlıdır İç bölünme ev halkınıın gereksinimine göre ayarlanmıştır ancak arada belirgin bir bölme duvarı da yoktur Tavana asılan bir perde benzeri bir şeyle bölme sağlanmıştır İçerde kiler bölümü ile ocak ve fırına yer verilmiştir VI yy’ın ikinci yarsında konutların duvarları dıştan boyalı kabartmalarla süslü, pişmiş toprak levhalarla kaplanmaya, çatılar da kiremitle örtülmeye başlanmıştır Sardes aşağı kenti önceleri sursuzdu VII yy’ın ilk yarısı içinde Kimmerler’in yağmalarına sahne olan Sardes, VII yy’ın ikinci yarısı içinde 20 m kalınlığında ve yüksekliği 10 m’yi aşan bir surla çevrildi

Kralın nekropolü 4-5 km kuzeyde, Marmara (Gygaie) Gölü’nün güney kıyılıarında, halkın gömü alanı ise Paktalos Çayı’nın hemen batısındaki yamaç üzerindedir Kral ve Kraliçe’nin gömüldüğü nekropolde irili ufaklı 150 kadar tümüslüsten üçünün krallara ilişkin olduğu düşünülmektedir 335m çapında ve 61m yüksekliğindeki biri, Anadolu’daki benzerlerinin en yükseğidir Bu anıtın küçük gömü odası zaman zaman ağırlıkları 16 tona ulaşan, özenle işlenmiş mermerleşmiş kireçtaşı bloklarından yapılmıştır Mezar odalari taştan inşa edilmiş, önüne bir giriş ve kapı eklenmiş, son olarak da yığılan toprağın yanlara doğru kaymaması için tepenin çevresine taştan bir duvar örülmüştür

Halkın gömüldüğü Paktalos Çayı’nın batı yakasıındaki küçük mezarların girişleri basamaklar ve kabartmalı stellerle belirtilmiş, üzerlerine de küçük bir tümülüs olacak biçimde toprak yığılmıştır Çoğu Lidya Krallığı sonrasına, Pers egemenliği dönemine ait bir, iki ya da ender olarak üç odalı bu mezarlarda cesetler genellikle kayaya oyulmuş tekneler ya da ahşap mobilyaları taklit eden oyma bacaklı sedirler üzerine bırakılmıştır Bu tür mezarlar bir aile için yapılmış ve bu yüzden de zaman zaman açılacak biçimde düzenlenmişlerdir






Alıntı Yaparak Cevapla