Yalnız Mesajı Göster

İl İl Dini Tapınaklar

Eski 10-14-2012   #4
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İl İl Dini Tapınaklar




Bitlis

Ulu Cami (Merkez): 1150 yılında Ebu'l Muzaffer Muhammed tarafından yaptırılan cami, Anadolu Türk mimarisinin en eski örneklerindendir İlk kez bu camide görülen simetri dengeli bir plan içinde mihrap önü kubbesi ve sağlam taş mimarisi, önemli bir gelişmenin başlangıcını vurgulamaktadır Bu plan, daha sonraki Artuklu camilerinde gelişimini sürdürmüştür

Ahlat Kümbetleri

Ulu Kümbet: Ahlat kümbetlerinin en büyüğü olan Ulu Kümbet Meydanlık Mezarlığının güneyinde, Van Gölü'ne yakın bir yerdedir XIII yyda yapıldığı tahmin edilmektedir Kümbetin kaidesindeki mazgal delikleri üstlerine, rozet ve "Çarkı Felek" motifleri işlenmiştir

Hüseyin Timur Kümbeti: İki Kubbe Mahallesi'ne adını veren iki kümbetten batıda olanıdır Girişi üstündeki yazıtta "Emir Hüseyin Timur ibn Bugatay Akanın 1279'da öldüğü", doğu penceresi üstündeki yazıtta ise, "Hüsameddin Hüseyin Aka Kızı Esentekin Hatunun 1280" de öldüğü bildirilmektedir

Bugatay Aka Kümbeti: 1281 de ölen Bugatay Aka ile, Şirin Hatun için yaptırılan kümbet, Hüseyin Timur Kümbetinin doğusundadır Dıştan konik bir külahın örttüğü kümbet, içten kubbeyle kapatılmıştır

Hasan Padişah Kümbeti: Taht-ı Süleyman Mahallesinde bulunan kümbet Ulu Kümbetten sonra Ahlat'ın en önemli ve büyük mezar anıtıdır Ahlat taşından yapılmış olup büyük bir onarım geçirmiştir Kümbet içten kubbe, dıştan konik çatıyla örtülüdür

Erzen Hatun Kümbeti: Taç kapısının üstündeki yazıta göre 1396-1397'de Emir Ali Kızı Erzen Hatun için yaptırılan Kümbet, Ahlat Kümbetlerinin en süslüsüdür Geometrik ve bitkisel süslemelerin yanı sıra altıgenler dizisinden oluşan bordürleri ilginçtir

Emir Bayındır Kümbeti: İki Kubbe Mahallesinin batısında, Meydanlık Mezarlığının ucunda olan Kümbet, sanat tarihi açısından Ahlat kümbetlerinin en ilginçlerindendir Kümbeti üsten çepeçevre çeviren yazıtta, 1481'de ölen Melik Bayındır Beyin yaşamı anlatılmakta, nitelikleri belirtilmektedir

Kesiş Kümbeti:İki Kubbe Mahallesinde olan Kümbet, Ahlat'ın en sade eseridir Keşiş ya da Tek Kümbet olarak anılır Yapısının genel niteliklerine göre XIV yyın ürünü sayılmaktadır

Bursa

Ulu Cami (Merkez): 1396-1400 yıllarında Yıldırım Bayezıt tarafından, tamamıyla kesme taştan, çok kalın ve yüksek duvarlarla 12 ağır dört köşeli paye üzerine, pandantiflerle, yirmi kubbeli olarak yaptırılmıştır

Çok kubbeli camilerin en klasik ve abidevi bir örneğidir Zengin ve ferah mekanı ile bütün Türk camileri arasında en büyük ölçüye de (318 m2) sahiptir Rumi ve palmetlerle ince işlenmiş küçük geçme panolar, geometrik örnekli korkuluk şebekeleri, ön cephesindeki kitabe ve şebekeli tacı ile minber Selçuklu üslubundan Osmanlı üslubuna geçişin şaheseridir

Şadırvanın yapımı ile ilgili rivayete göre; Ulu Caminin yapımı için bazı yerlerin kamulaştırılması gerekir Şadırvanın bulunduğu yer ise bir Musevi kadına aittir Arazisini vermek istemeyen Musevi kadın bir gece rüyasında tüm insanların aynı yöne koştuklarını görür Merakla nereye gittiklerini sorar "Cennete!" cevabını alır O da koşmak ister ama arazisini vermediği için ona engel olurlar Bu rüyadan çok etkilenen Musevi kadın ertesi gün arazisini, şadırvan yapılması koşulu ile verir

Caminin inşası sırasında nakit zorluğu çekilip yarım bırakılınca Hıristiyan ve Musevi cemaatler maddi katkıda bulunmuş, bunun üzerine Müslümanlar da şükranlarını belirtmek için David'in Yıldızı ve Haç işaretlerinin oyulduğu taşları caminin pencereleri üzerinde kullanmışlardır

Emir Sultan Camisi ve Türbesi (Merkez): Ünlü bir bilgin olan Emir Sultan, 1391 yılında Bursa'ya gelmiş ve Yıldırım Bayezıt'ın kızı Hundi Fatma Hatun ile evlenmiştir Emir Sultan Cami ve türbesi, karısı tarafından II Murat devrinde yapılmıştır Bursa'nın doğusunda Emir Sultan Mezarlığı yanında bir tepededir

Kuzey yönünde yanlarında iki oda bulunan sekiz köşeli bir türbe vardır Şadırvanlı avlusu ile tek kubbeli cami tipinin güzel bir örneği olan Emir Sultan Caminin bugünkü şekli, 1804 yılında Sultan III Selim zamanında yapılmıştır

Muradiye Külliyesi (Merkez): Muradiye semtinde büyük bir parkın içinde yer almaktadır Sultan II Murat tarafından 1424-1426 yılları arasında yaptırılan külliye; cami, medrese, imaret, hamam ve 12 türbeden oluşmaktadır

Cami Osmanlı mimarisinde, ilk zamanlarda çok kullanılmış olan yan mekanlı (zaviyeli) camiler türündedir Mihrap ve minberi 18 yydan kalma olup Barok üsluptadır Giriş kapısı ahşap işçiliğin en güzel örneklerindendir Muradiye Külliyesinde II Murat ve ailesi adına yaptırılmış 12 türbe bulunmaktadır

Orhan Cami ve Külliyesi (Merkez): 1339-1340 yıllarında Orhan Bey tarafından yaptırılan külliye, cami, medrese, imaret, mektep, hamam ve han (Emir Hanı) yapılarından oluşmaktadır Ulu Caminin doğusunda olup Osmanlı külliyelerinin ilk örneklerindendir

Orhan Cami, Bursa'daki erken Osmanlı dönemi yapılarının en önemlilerindendir Yanlardaki ikiz kemerler yapının önemli özelliklerindendir Üç sıra tuğla, bir sıra taş düzeni ile yapılmış olup, dış yüzdeki tuğla işçiliği son derece ilginçtir

Hüdavendigar Cami ve Külliyesi (Merkez): 1366-1385 de Sultan I Murat (Hüdavendigar) tarafından yaptırılan külliye; cami, medrese, imaret, türbe ve hamamdan oluşmakta olup, Çekirge semtindedir

Osmanlı Mimarisinde bir benzeri daha olmayan iki katlı yapının alt katı cami, üst katı ise medresedir Gösterişli dış minaresi ile bir saray görünümünde olan yapının mimarı belli değildir Yanlardan ve önden, ortası sütunlu çift sivri kemerlerle açılan üst kat revakları ile iki katlı cephe, Venedik saraylarını andıran gösterişli bir manzara kazanmaktadır Ortası açık olan kubbenin altında şadırvan, hafif şırıltılarla ahenkli bir atmosfer yaratır

Hüdavendigar Caminin karşısında 1389'da I Kosova Savaşı'nda şehit düşen Sultan I Murat (Hüdavendigar)ın türbesi bulunmaktadır Yıldırım Bayezıt tarafından yaptırılan türbenin kitabesi 1722 tarihlidir

Yıldırım Bayezıt Külliyesi (Merkez): 1390-1399 tarihleri arasında yapılan ve şehrin doğusunda, Yıldırım semtinde bulunan külliye; cami, medrese, darüşşifa, türbe, han, hamam, imaret, kasır, mutfak, hizmet odaları ve ahır yapılarından oluşmaktadır

Külliyenin ortasında bulunan cami, yan kanatlı camilerin en anıtsal örneklerinden olup, 1399 tarihli bir vakfiyesi bulunmaktadır Osmanlı mimarisi bu cami ile kendine has yapı üslubunu bulmaya başlamıştır

Caminin kuzeydoğusunda kitabesi bulunan tek yapı olan türbe yer almaktadır 1406'da Yıldırım Bayezıt'ın oğlu Süleyman Han tarafından Mimar Ali bin Hüseyin'e yaptırılan türbe, revaklı Osmanlı türbelerinin ilk örneğidir

Yeşil Cami (Merkez): 1419-1420'de Çelebi Sultan Mehmet tarafından yaptırılan caminin süslemeleri ise, 1424 de II Murat döneminde yaptırılmıştır Süslemede kullanılan yeşil firuze ve çinilerden dolayı Yeşil Cami olarak tanınır Mimarı Hacı İvaz Paşadır Bursa'nın en önemli Osmanlı dönemi yapılarından olup, cami mimarisinden çok süslemeleri ile ünlüdür Çini süslemeler caminin en önemli özelliğidir

Yeşil Türbe (Merkez): Bursa'nın simgesi olan yapı, Osmanlı türbe mimarisinin en güzel örneklerindendir Mermer bir merdivenle çıkılan sekizgen yapıyı, yüksek bir kasnağa oturan kurşun kaplı kubbe örtmektedir Çini süslemeleri ile eşsiz bir yapıdır Tümüyle çini kaplı mihrabı bir şaheserdir Ceviz ağacından geçme tekniği ile yapılmış, geometrik motiflerle süslü ve kitabeli kapı Osmanlı ahşap işçiliğinin en güzel örneklerindendir

Geruş Sinagogu (Merkez): Arap Şükrü Sokağındadır XIV yy sonlarında İspanya'dan yurt dışı edilen ve Osmanlı İmparatoru II Selim tarafından gönderilen kalyonlara bindirilerek Osmanlı İmparatorluğu'na kabul edilen Musevi topluluğunun Bursa'ya yerleştirilen ilk kafileleri tarafından yaptırılmıştır İbranice'de "kovulmuş" anlamına gelen Geruş adının sinagoga verilmiş olması, bu yönden anlam taşır Günümüze son derece sağlam ve bakımlı olarak ulaşmış olup, Musevi cemaatinin ibadetine açık tutulmaktadır

Mayor Sinagogu (Merkez): Arap şükrü Sokağındadır İspanya'nın Mayorka Adası'ndan XV yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunca kabul edilen ve Bursa'da ikamet eden diğer Musevi kafilelerince inşa edilmiş olup, geldikleri adanın adından esinlenerek Mayor adını almıştır İlk yapıldığı tarih XV yy olarak bilinmektedir İç kısmını süsleyen çok renkli kalem işi motifleri önemlidir

Etz Ahayım Sinagogu (Merkez): Arap Şükrü Sokağında bulunan ve XIV yüzyılın başlarında yapılan sinagogun adı İbranice'de "Hayat Ağacı" anlamına gelmektedir Osmanlı döneminde yapılan ilk sinagog olması nedeniyle önem taşımaktadır Bursa'nın fethini gerçekleştiren Orhan Bey zamanında bir ferman çıkarılarak bu sinagogun yapılmasına izin verilmiştir

İznik Yeşil Cami (İznik): Osmanlı mimarisinin İznik'teki en önemli abidevi yapısı olan cami, ilçenin doğusunda Lefke Kapısı'nın yakınındadır Çandarlı Hayrettin Paşa tarafından 1378-1398 de yaptırılmıştır

Köşe sütunları ile mukarnas nişli, geometrik geçmeler, Rumi ve palmet kabartmalarla süslü sade mermer mihrap, en eski ve devrin en güzel Osmanlı örneğidir

Selçuklu geleneğine uyan tuğla minare, camiye adını veren, yeşil firuze, sarı ve mor renkli çinilerle süslenmiştir İznik Yeşil Cami, Selçuklu mimarisinden doğduğu sezilen Osmanlı üslubuna geçiş yapılarından biridir

Hacı Özbek Cami (Çarşı Mescidi-İznik): İznik'te çarşı içindedir 1333'te yapılmış olup, tarihi en eski kitabeli Osmanlı camisidir

Çandarlı Kara Halil İbrahim Paşa Türbesi (İznik): Kılıçaslan caddesi üzerinde bulunan türbe, kerpiç duvarlı ve kakılı türbe örneklerindendir II Bayezıt döneminde Faik Paşa tarafından yaptırılmıştır

Şeyh Kudbettin Cami (İznik): Yeşil cami karşısında, İznik Müzesi'nin yanındadır XV yy başında yaptırılmıştır Kurtuluş Savaşı'nda yıkılan yapının bazı duvar kalıntıları ve mimarisinin bir kısmı günümüze kadar ulaşmıştır Musevilerin simgesi olan yedi mumlu şamdanın işlendiği bir taşın, caminin yapımında kullanılması Müslümanların hoşgörüsüne en güzel örnektir

Ayasofya Müzesi (İznik): Kentin ortasında IV yyda yapılmış bir Bizans Kilisesi olup, Orhan Gazi zamanında camiye çevrilmiştir Hıristıyanlarca önem taşıyan 7 Ecumenik Konsül toplantısının yapıldığı yerdirŞu anda yıkık durumdadır

Senatus (Konsül Sarayı-İznik): Hıristiyanlarca büyük önem taşıyan Konsül toplantılarının ilkinin yapıldığı yer olan Senatus, Konsül sarayı olarak da isimlendirilmektedir Göl kapısı tarafında yer alan eserin kalıntıları göl suları altındadır

Hipogeum (Yeraltı Mezar Odası- Elbeyli-İznik): Elbeyli Köyü yolunda IV yyda yapılmış bir mezar odasıdır Freskleriyle Türkiye’deki en değerli hipojedir Kare duvarlarla örülmüş üstü beşik tonozludur Batı duvarında kabartma şeklinde iki tavus kuşu vardır Mezarda bulunan lahit,işlemeleri ve yuvarlak kemerlerle birbirine bağlanmış yivli sütunlarla süslenmiştir

Denizli

Goncalı Kilisesi (Laodikya Kilisesi): Denizli'nin 6 km kuzeyinde bulunan Laodikya antik kenti, bugünkü Eskihisar ile Goncalı Köyleri arasındaki tepeler üzerinde kurulmuştur Adını bölgeye egemen olan Selekoslar Kralı II Antiochos'un (MÖ 250) karısı Laodike'ye izafeten almaktadır Daha önceleri Rhoas veya Dios adları ile anılırdı

Kentin bugün yüzeyde görülen başlıca kalıntıları arasında; iki tiyatrosu, stadyumu, bazilikası, nymphaeumu, tapınağı, sütunlu caddesi Roma döneminde inşa edilmiş anıtsal yapılarıdır

Laodikya'nın en yüksek refah düzeyine ulaştığı zamanlar Roma ve erken Hıristiyanlık dönemi ve geç Bizans çağına rastlamaktadır Hierapolis yakınlarındaki bir kaynaktan gelen şehirdeki sıcak suyun tedavi edici özellikleri sebebiyle, şehir aynı zamanda bir tedavi merkezi olarak da gelişmiştir

İncil'den ve diğer belgelerden anlaşıldığına göre, şehrin vatandaşları yeni dine karşı çok kayıtsız bir tavır almışlardır İlk misyonerler, bu tavrın servetlerinden kaynaklandığına ve onları paylaşmaktan alıkoyduğuna inanmışlardı Laodikya MS IV yyda Ecumenikal Konseyi'nin toplandığı önemli bir piskoposluk merkeziydi Buna ek olarak, İncil'in son Babı'nın Vahiy bölümünde zikredilen yedi kiliseden biri olarak adı geçmektedir

Latince "Halkın Sesi" anlamına gelmektedir

St Philippe Martyrion (Ottogon, Pamukkale): İsa'nın 12 havarisinden biri olan, St Philippe adına yaptırılmış olup, Hierapolis antik kent merkezinin kuzeyinde, yüksekçe bir tepe üzerinde inşa edilmiştir St Philippe MS 80 yılında ilk kez Hierapolis'e gelmiş ve Hıristiyanlığı yaymak istemiş, ancak şimdiki Martyrion'un yapıldığı yerde öldürülmüştür MS IV yyın sonunda veya V yy başlarında Aziz Philippe'nin anısına Martyrion'un inşa edildiği bilinmektedir

Aziz Philippe'nin mezarının bu merkezi oda içinde olduğu tahmin edilmektedir

Hierapolis St Katedrali (Pamukkale): Hierapolis şehri merkezinde, Agora ile Tiyatro arasında Sütunlu caddenin kuzey bitişiğinde yer almaktadır

Kilise (Pamukkale): Hierapolis tiyatrosunun yaklaşık 150 m kuzey-doğusunda bulunan kilisenin, kazısı önceki yıllarda yapılmıştır V yüzyıla tarihlenen kilise dikdörtgen planlıdır






Alıntı Yaparak Cevapla