Yalnız Mesajı Göster

İl İl Dini Tapınaklar

Eski 10-14-2012   #6
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İl İl Dini Tapınaklar




Gaziantep

Şeyh Fethullah Cami ve Külliyesi(Aşağı Şeyh Cami-Merkez): Gazi Antep'teki en önemli tarihi yapı olup, Şehreküstü Mahallesindedir Vakfiyelerine göre külliye, cami, zaviye, hamam ve medreseden meydana gelmektedir Bugün medresesi bulunmayan külliyenin diğer bir elemanı olan ve halen faal durumda bulunan 'kastel'ini de bu komplekse dahil edebiliriz İlk devir Osmanlı cami plan anlayışını başarılı, fakat değişik bir terkiple bir araya getiren cami, bilhassa tonozuyla Türk-İslam mimarisinde ayrı bir yere sahiptir

Caminin içinde Şeyh Fethullah tarafından yazılan, el yazması bir Kuran-ı Kerim bulunmaktadır

Boyacı Cami (Merkez): Gazi Antep'in en eski camisi olup, Boyacı Yusuf ve Kadı Kemalettin tarafından 1357 yılında yaptırılmıştır Türk Memlukluları devrine ait cami, mermer ve çini süslemeleri yönünden çok zengindir Gazi Antep ahşap işçiliğinin en eski örneklerinden olan ahşap minber, on iki kollu yıldızlar, palmet, rozet ve geometrik motiflerle süslüdür

Ömeriye Cami (Merkez): Gazi Antep'in Düğmeci Mahallesinde bulunan caminin, 1210 yılında tamir geçirdiği kayıtlarda yazmaktadır Kimin tarafından yapıldığı tam olarak bilinmeyen caminin, Hz Ömer zamanında ya da Hz Ömer'in kızından olma torunu Emevi Halifesi Ömer Bin Abdülaziz'ce yaptırıldığı söylenmektedir Caminin bir diğer adı da "Ömereyn" yani 'iki Ömer' anlamına gelmektedir Minare şerefesinin korkuluklarında, oyma taş işçiliğinin güzel örnekleri görülebilir

Ahmet Çelebi Cami (Merkez): Ulucanlar Mahallesindedir Caminin kurucusu peygamber soyundan Hacı Osmanoğlu Şeyh Ramazan Efendidir Medrese, cami ve kastelden oluşan bir külliyedir Kitabesinden 1672 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır Ahşap işçiliği dikkat çekicidir

Yuşa Peygamber Türbesi (Merkez): Yuşa Peygamber İsrailoğullarından olup, Hz Musa'nın yeğenidir İsrailoğullarını göçebelikten kurtarmış ve Arzı Kenan'a yerleştirmiştir Boyacı mahallesinde Pir Sefa denilen mevkideki bir binanın iki odası içinde iki türbe bulunmaktadır Bunlardan birisi Yuşa peygambere, diğeri ise Pir Sefa hazretlerine aittir

Pir Sefa Hazretleri Türbesi (Merkez): Pir Sefa hazretleri ile Yuşa peygamber aynı yerde yatmaktadır Pir Sefanın türbesi yerden beş basamak aşağıdadır Rivayete göre; Pir Sefa, Hz Yuşa'nın türbedarı olup ölünce buraya gömülmüştür Diğer bir rivayete göre, Pir Sefa Medinelidir ve ensardandır Gazi Antep'in Müslümanlar tarafından fethinde Hz Ali kumandasında buraya gelmiş Karaçomak'la yan yana savaşırken, gövdesi ikiye bölünerek şehit olmuştur Bunun üzerine Hz Ömer Yuşa'nın yanına defnettirerek "Kendini Peygamberi Zişan ile komşu ettim" demiştir

Ökkeşiye Hazretleri Türbesi (Nurdağı): Nurdağı ilçesinin güneydoğusunda, bir tepe üzerinde bulunan Türbe, Gözlühöyük'e 17 km mesafededir Ökkeşiye Hazretlerinin, Hz Ömer zamanında Gazi Antep ve çevresinin fethi sırasında şehit düşen beş sahabeden biri olduğu söylenmektedir

Rumkale (Yavuzeli): Gazi Antep ilinin, Yavuzeli ilçesine bağlı Kasaba köyünde bulunan Rumkale, Fırat Nehri ile Merzimen çayının birleştiği noktadadır MÖ 840 yılında geç Hitit döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir Hz İsa'nın 12 havarisinden biri olan Johannes'in (Yuhenna) Roma döneminde Rumkale'yi merkez yaparak Hıristiyanlığın Gazi Antep yöresinde yayılmasını sağladığı söylenir Kalenin içinde kayadan oyma bir odada Yuhenna'nın İncil müsveddesini saklamakta olduğu ve daha sonra Beyrut'a kaçırdığı rivayet olunur Yuhenna'nın mezarının kalede olduğu ve bu nedenle kutsal sayıldığı da ileri sürülmektedir

Gümüşhane

Santa Kiliseler Grubu (Dumanlı-Merkez): Geçmişte önemli bir yerleşme yeri olan Santa (bugünkü adıyla Dumanlı) yerleşimi Gümüşhane'ye 45-50 km mesafede bulunmaktadır Buradaki mahallelerden; Terzil'de St Theodor Kilisesi, Binatlı'da İlyas Peygamber Kilisesi, İşhan'da St Kiryaki Kilisesi ve İşhan Piştoflu'da St Christopher Kilisesi, Çakallı'da Çakallı Kilisesi, Çinganlı'da St Konstantinos ve St Petros Kiliseleri önemli olanlarıdır Bu kiliselerin 1860-1870'lerde yapıldığı tahmin edilmektedir Özgün kapı, pencere çerçeveleri, kabartma haçları ve çan kuleleri ile ilgi çekici yapılardır

Hatay

Ulu Cami (Sultan Selim Cami-Merkez): Şehirde en eski yapı olarak bilinen Ulu Cami, XVI yy da yapılmış olup, İslamiyet'in ilk dönemlerinin mimarisini yansıtmaktadır 1987 yılında yıkılarak, aynı tarzda yeniden yapılmıştır

Habib-Ün Neccar Cami (Merkez): Habibi Neccar Cami, şehirde yapılan ilk cami olarak bilinir Baybars zamanında eski bir Roma tapınağının yerine yapılan cami, IX yüzyılda depremden zarar gördüğü için 17 yyda Osmanlı döneminde yeniden yapılmış, fakat minare eski şeklini korumuştur Osmanlı mimarisini yansıtan yapının altında halkın ziyaret ettiği 3 adet mezar bulunmaktadırBu yer Kur'an'da Habib-ün Neccar ile ilgili olayın geçtiği yer olması bakımından kutsal sayılmaktadır

Kanuni Sultan Süleyman Cami (Belen Cami-Belen): 1553 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından Belen'de yaptırılmıştır Cami, kervansarayın batısında tek kubbeli kübik bir yapıdır

Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi (Payas): Kervansaray başta olmak üzere çarşı, hamam, cami, medrese ve kalesi ile her biri ihtişamlı yapılardan oluşan bir külliyedir Kervansarayın kapısının üzerindeki kitabede Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim'in veziri Sokullu Mehmet Paşa tarafından "Fani dünyada kalıcı bir eser olması için" 1574 de yapıldığı yazılıdır Cami avlusu, medrese olarak düzenlenmiştir

St Pierre Kilisesi (Merkez): Antakya-Reyhanlı yolu üzerinde, Habib-ün Neccar Dağı eteklerindedir Doğal bir mağara iken eklemelerle kiliseye dönüştürülen St Pierre'nin, dünyanın ilk kilisesi olduğuna inanılır Ayrıca tarihte ilk defa bu kilisede Hz İsa'nın dinini tanıyanlara "Hıristiyan" denmiştir

Kilise, Hz İsa'nın 12 havarisinden biri olan St Pierre'nin Hz İsa'nın ölümünden sonra Hıristiyanlığı yaymaya çalıştığı yer olarak önemli bir dini merkezdir 1963 yılında Papa VI Paul tarafından hac yeri olarak ilan edilmiştir Her sene 29 Haziran günü burada tören düzenlenir

Kilisenin zemininde mozaik kalıntıları, duvarlarda ise freskler bulunmaktadır

St Simon Manastırı (Samandağ): Terki Dünya Tarikatı'nın merkezi olarak bilinen St Simon Manastırında kilise, vaftizhane, sarnıç ve diğer mimari kalıntılar görülebilir

MS VI yyda St Simon adına yaptırılmıştır Burada inzivaya çekilen St Simon'un 20 m yüksekliğindeki taş sütun üzerinde 45 gün yaşadığı rivayet olunur Bu durum Guinness Rekorlar Kitabına bir rekor olarak kaydedilmiştir Bu sütunun kaidesini bugün de görmek mümkündür

Aziz Hanna Kilisesi (İskenderun): Hıristiyanlığın ilk yıllarında pek çok rahip ve keşiş Hıristiyanlığı yaymak amacıyla Arsuz çevresine yerleşmişlerdir Bunlardan biri Arsuz'a kilise yaptıran Aziz Hanna'dır Bu kilise halen kullanılmaktadır 1514 yılında yeniden yapılan kilisede çok sayıda ikona ve bez üzerine yapılmış çok değerli 2 baskı resim bulunmktadır

Markirkos Ortodoks Kilisesi (İskenderun): 1585 yılında kurulan kilise, Denizciler Caddesi üzerindedir Halen yöre halkı tarafından gerek ibadet gerekse adak için kullanılmaktadır Kilise her yıl 5-6 Mayıs'ta kutlanan Hıdır İlyas şenliklerine sahnedir

Isparta

Aya Payana Kilisesi (Merkez): Merkez Turan mahallesindedir 1750 yılında yapıldığı tahmin edilmektedir Dikdörtgen plânlı, üç nefli ve apsislidir Kuzeybatı ve doğudan birer giriş kapısı vardır Çatı ahşap ve çapraz tonozludur Ahşap üzerleri alçı ile sıvanmıştır Kilise Turizm Bakanlığınca restorasyon ve restütasyon kapsamına alınmış olup, çevre tanzimi ve onarım işleri yapılmıştır Kilisenin barok stilindeki ahşap malzemeleri müze deposunda saklanmaktadır

Aya Yorgi Kilisesi (Merkez): Merkez Dağancı Mahallesindedir Yapım tarihi 1858'dir Bununla ilgili yazıt ana nef girişindedir Bugün yazıt Isparta Müzesindedir Yapı doğu-batı yönünde narteksli ve üç neflidir Dış duvarlar yerel taş kövke ile yapılmıştır Batı, kuzey ve güneyden birer giriş kapısı vardır Kuzey giriş üzerinde dışarı taşkın ve iki sütun üzerine oturan yağmurluk vardır Yapının çatısı çapraz tonozlarla ve kövke ile örülmüştür

Neflerin yükseltisi çatıda izlenir, üçgen alınaklarla yuvarlak ve dikdörtgen pencereler yer alır Narteks girişi üzerinde çan kulesi yer alır Kilisenin Turizm Bakanlığından sağlanan ödenekle 1998 yılında çevre düzenlemesi yapılmış olup, gelecek yıllarda restorasyonu plânlanmaktadır

Aya Stetfanos Kilisesi (Eğirdir): Eğirdir İlçesinin Yeşilada mahallesinde yer alır Dış duvarları moloz taştır Çatı ve iç mekân sütunları ahşaptır19yy inşa edilmiş olup Eğirdir Belediyesince 1993 yılında restorasyon çalışmaları başlamıştır

St Paul Kilisesi (Yalvaç): Yalvaç ilçesinin 1 km kuzeyinde Pisidia Antıocheia Antik kenti içerisinde yer almaktadır Kentin ilk büyük kilisesi olup , şehrin surlarına bitişik ve Roma Hamamı’nın 200 m güneyinde yer almaktadır İlk Hıristiyan kiliselerinden olan bazilikal planlı yapı, bir sinagog üzerine inşa edilmiştir

Yalvaç Antıocheia antik kentinde bulunan Aziz Paul Kilisesi adını, kenti ziyaret eden Aziz Paul’ den almaktadır Aziz Paul roma vatandaşı olma hakkını elde ettikten sonra Saul ve Hananya tarafından vaftiz edilerek Paul adını almıştır Aziz Paul , Aziz Barnabas ile birlikte İS 46 yılında kente gelerek buradaki sınegog’ ta ilk resmi vaazını vermiştir Bu gelişten sonra da Aziz Paul ‘un kenti iki defa daha ziyaret etmesiyle nedeniyle gerek kilise, gerekse Antiocheia Hıristiyanlık aleme için önem taşımaktadır

İçel

Makam-I Şerif Cami ve Danyal Peygamber Kabri(Merkez): Makam-ı Şerif Cami 1857 yılında yapılmıştır Caminin doğusunda Danyal Peygamberin kabri yer almaktadır Bu nedenle camiye "Makam cami" ismi verilmiştir

Hz Danyal, II Babil Kralı Nebukadnesar (MÖ 605-562) zamanında yaşamış, Yahudileri Babil esaretinden ilmi ve kehanetleri ile kurtarmış bir peygamberdir Rivayete göre; Nebukadnesar rüyasında İsmailoğullarından gelecek bir erkek çocuğun kendi tahtını sarsacağını öğrenir Bunun üzerine İsmailoğullarından doğan erkek çocukların öldürülmesini emreder Hz Danyal doğunca ailesi onu dağ başında bir mağaraya bırakır Mağarada bir erkek ve bir dişi aslan himayesinde, büyüyen Danyal delikanlı olunca kavmi arasına karışır Bir kıtlık senesinde Tarsus'a davet edilen Danyal Peygamberin, Tarsus'a gelmesiyle birlikte bolluk meydana gelmiş bu nedenle Danyal Peygamber Babil'e geri gönderilmemiş, ölünce de Tarsus'ta şimdiki Makam Caminin bulunduğu yere gömülmüştür Hicri 17 yılında Hz Ömer devrinde Tarsus fethedildiği zaman Danyal Peygamberin mezarı açtırılmış burada büyük bir lahit içerisinde altın iplikle dokunmuş kumaşa sarılı gayet uzun boylu bir ceset bulunmuştur Başından geçen maceraların sembolü olarak biri erkek olan iki aslan ve dişi aslan tarafından yalanan genç bir çocuk figürünün bulunduğu bir yüzüğe rastlanmıştır Bunun üzerine Hz Ömer Danyal Peygamberin cesedinin, Yahudiler tarafından çalınmasını önlemek için daha derine defnettirmiş ve üzerinden de Berdan Nehrinden gelen ufak bir çayın suyunu geçirmiştir Nitekim caminin son tamiratı sırasında çok derinlerde caminin arka ve alt kısmında suyun giriş yerinde kalın ve muntazam mazgal demirleri çıkmıştır Danyal Peygamberin cesedi bu mazgallardan geçen suyun çok aşağısındadır

Eshab-I Kehf Mağarası (Tarsus): Tarsus'a 14 km uzaklıkta Ulaş Köyü yakınındadır Kuran-ı Kerim'de Kehf suresinde yer alan bu mağara Müslüman ve Hıristiyanlarca kutsal sayılır Mağaraya 15-20 merdivenle inilir

Eshab-ı Kehf Mağarası'na ait şöyle bir efsane halk arasında anlatılır Mitolojik tanrılara inanışın yavaş yavaş gücünü kaybettiği dönemlerde tek tanrıya inandıkları için eziyet görmekten kaçan Hıristiyan dinine mensup (Seliha, Mekseline, Meslina, Mernuş, Sazernuş, Debernuş ve Kafetatyuş adında) yedi genç, putperestliğe dönmeyi kabul etmediklerinden kralın huzuruna çıkarılmışlar Kral, putperestlik dinine bağlı kalmalarını aksi takdirde kendilerini öldürteceğini söyleyerek birkaç günlük zaman vermiş Yedi genç ölümden kurtulmak için verilen süreden faydalanarak Kıtmir isimli köpeği de yanlarına alarak kaçmışlar mağaraya sığınmışlar Allah tarafından kendilerine 300 yıl bir uyku verilmiş Bunlardan ilk uyanan yiyecek almak için kente gitmiş ama elinde bulunan zamanı geçmiş para yüzünden yakalanmıştır Yakalayan onunla birlikte mağaraya geldiğinde yedi yavru kuşun tünediği bir yuvadan başka bir şey görmemiştir Bu nedenle burası Yedi Uyurlar Mağarası diye de anılır

Ulu Cami (Tarsus): Tarsus'ta bulunan cami, 1579 yılında Ramazanoğlularından Piri Paşanın oğlu İbrahim Bey tarafından St Pierre Kilisesi kalıntılarının üstüne yaptırılmıştır Caminin yanında tek şerefeli minaresine Osmanlı ve Selçuklu üslupları hakimdir

St Paul Kilisesi (Eski Cami-Tarsus): Tarsus, Çarşı başındaki kilisenin MS 1102 tarihinde St Paul Katedrali olarak yapıldığı söylenmektedir Romen stilinde inşa edilmiş olup kalın ve yüksek duvarları, dar, derin pencereleri, büyük ve kalın sütunları ile dikkat çekicidir Bu kilise MS 1415 yılında Ramazanoğlu Ahmet Bey tarafından onarılarak camiye çevrilmiştir Günümüzde ise Müslümanlarca ibadet edilmekte Hıristiyanlarca da ziyaret edilmektedir

St Paul Kuyusu (Tarsus):Tarsus'ta doğmuş olan St Paul'un yaşadığı sanılan evin avlusunda bulunmaktadır Halk arasında Roma döneminden kalma kuyu suyunun şifalı olduğuna inanılır Günümüzde turistlerin yoğun ilgisini çeken bu kuyu suyunun kutsal olduğuna inanılmaktadır

St Paul Anıt Müzesi (Tarsus): Tarsus'ta 1850 yılında yaptırılan kilise, genişçe bir bahçe içerisinde duvarları kesme taş ile kaplı, kare planlı kagir bir yapıdır

Alahan Manastırı (Mut): Mut-Karaman karayolu üzerinde Mut'un 20 km kuzeyindedir MS 440-442 yıllarında yapılmış olduğu tahmin edilir ve nefis bir manzaraya hakimdir Kilise binaları Ayasofya ile ortak mimari özellikler taşımaktadır

Kiliselerin süslenmesinde usta taş oymacılığı kendini belli etmektedir St Paul, St Pierre figürlerinden başka bir çelengi taşıyan altışar kanatlı Cebrail ve Mikail'in simgesi, yaratıkları ezişi, kükreyen aslan, kartal ve öküz sembolleri İncil yazarlarının tasvirleri, üzüm salkımları asma yaprakları ve balık motifleri zengin bir şekilde tasvir edilmiştir

Meryemlik (Aya Tekla-Silifke): Silifke'nin 15 km kadar güneyinde bir tepe üzerindedir Hıristiyanlık dönemine ait kutsal bir sit alanıdır St Paul'un öğrencisi Aya Tekla'nın yaşamının son yıllarını buradaki mağaralarda geçirdiğine ve yöre halkına Hıristiyanlığı yayıp mucize yarattığına inanılmaktadır Ölümünden sonra Hıristiyanlarca "Şehitlik" olarak kabul edilmiş ve hac merkezi olmuştur

Aya Tekla'nın yaşadığı mağaranın içinde yörenin ilk Hıristiyanlık bazilikası yapılmıştır Hıristiyanlığın kabulünden sonraki dönemlerde dindar halk, yöneticiler ve Bizans İmparatoru Zenon tarafından ilki mağaranın üstünde olmak üzere sit alanının çeşitli yerlerine adak kiliseleri yaptırılmıştır

Zeus Tapınağı ve Kilise (Silifke): En büyük göçük olan Cennet göçüğünün güney ucunda, çokgen taşlardan örülmüş duvar (Peribolos) görülmektedir Bu duvar üç ayrı tarihsel dönemde görev yapmış olan tanrı evini ve onun kutsal avlusunu kuşatmaktaydı İlk yapı Dor yapı düzeninde kurulmuş, ön yüzünde 2 duvarı arasına yerleştirilmiş 2 sütunlu bir tapınak idi Sütunlarla çevrili olmayan bu ilkel tapınak Zeus'un dev Typon'a karşı kazandığı zaferin bir simgesi olarak onun şanına dikilmiş bir çeşit anıttı

Tapınağın kuzey duvarının doğuya bakan dar yüzündeki parlatılmış düz köşe taşlarına, Roma döneminde görev yapmış 130 din adamıyla, zamanın büyüklerinin adları kazınmıştır

Çok tanrılı çağ yapısı olan tapınak, Hıristiyanlık döneminde tümüyle yıkılıp yerine bazilika (üç ana bölümlü yapı) biçiminde bir kilise yapılmıştır IV yüzyıl veya en geç V yüzyıldan kalma olduğu sanılır

Cennet Obruğu - Meryem Ana Kilisesi (Silifke): Cennet Obruğu, Narlıkuyu'nun 3 km kuzeyinde III jeolojik zamanın Miosen çağında bir yeraltı deresinin kalker tabakası içerisinde yaptığı erozyon sonucunda tavanın göçmesi nedeniyle meydana gelmiş bir çukurdur Romalılar dinsel tepkilerinden korunmak için Hıristiyanların saklandığı Cennet Obruğu 60 m derinliğindedir Denizden yüksekliği 135 m olan bu çöküntü içine, Romalılar devrinden kalma antik bir merdivenle inilmektedir

Cennet göçüğünün içerisinde, çok tanrılı dönem tapınma mağarasının tam ağzında eski inanca karşı başarı simgesi olarak bir kilise yapılmıştır Kilisenin giriş kapısı üzerindeki dört satırlık yazıttan bu kilisenin Paulus adında iyiliksever bir dindar kimse tarafından Meryem Ana'ya adak olarak yaptırılmış olduğu anlaşılmaktadır

Meryem Ana Kilisesinin, Cennet Obruğunun dışında ve güney ucunda yer alan tapınaktan dönme kilise ile aynı dönemlerden yani V yy veya en erken VI yüzyıldan kalma olduğu tahmin edilmektedir






Alıntı Yaparak Cevapla