10-14-2012
|
#3
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Milli Ahlak İle İlgili Metinler
TÜRK AHLAKI
Merhum Ziya Gökalp Türklerin ahlakta birinci olduğunu söylerken, milli bir övünme duygusuna kapılmış değildi Çok tarih okumuş, milli maziyi öğrenmiş ve düşmanlarımızın bizim hakkımızda söylediklerini belledikten sonra bu hükmü vermişti
Burada ahlakın hangi sebepler ve müessirler altında teşekkül ettiğini inceleyecek değiliz Yalnız şu kadar söyleyeceğiz ki ahlakın teşekkülünde coğrafyanın tesiri yoktur Bu sözümüzün en büyük delili de aynı coğrafya sahasında yaşamış olan eski Romalılarla yeni İtalyanların ahlakça birbirinin hemen her sahada zıddı olmalarıdır
Ahlakın meydana gelmesinde en büyük sebep ırktır Bir cemiyetin ahlakı ancak ırkının karışmasıyla değişebilir Türk ahlakı en eski çağlardan beri cemiyetçidir Yani Türklerde cemiyetin menfaati fertlerinkinden üstün tutulur Bununla beraber kuvvetli şahsiyetler daima saygı görmüşler ve cemiyete faydalı olmuşlardır Ferdiyete değer vermeyen Türk ahlakı, şahsiyete hürmet etmiştir
Milattan önceki asırlarda Kunlar, çocuklarını cemiyete faydalı olabilecek bir terbiye ile yetiştirirlerdi Cemiyete faydası dokunmayacak kadar ihtiyarlamış olanlar ise intihar ederlerdi
Askeri ruh, hayatın ve cemiyetin her yerinde hâkimdi Savaşta ölmekten gurur duyarlar, yatakta ölmekten korkarlardı Bu ihtimalle benizleri sararırdı İslamiyetten önceki Türklerde İslamlığın cenneti gibi güzel bir vaat yoktu Böyle olduğu halde, şeref saydıkları için savaşta ölmek isterlerdi
Bir milleti yükseltmek için birinci şart olan disiplinde eşleri yoktu Meşhur Mete (= Motun), sadakatlerini denemek istediği askerlerine, sevgililerine ok atmayı emrettiği zaman hemen hepsi bu buyruğu yerine getirmişlerdi
Doğru sözlü idiler Kunların baş düşmanı olan Çinliler bile onların çok doğru sözlü olduklarını, o kadar ki verdikleri sözün kâfi olduğunu yazarlar
Açık sözlü idiler Dalkavukluğun ne olduğunu bilmezlerdi Vicdani kanaatlerini hiç çekinmeden söylerlerdi Hükümdarlar da bu sözleri kızmadan dinlerler ve doğru bulurlarsa tatbik ederlerdi Milattan önce ikinci asırda bir Kun yabgusu Türkleri Çin medeniyetine sokmak istediği zaman baş vezir buna şiddetle itiraz etmiş ve sözlerini hükümdara kabul ettirmişti Miladi sekizinci asırda Bilge Kağan, Buda dinini kabul etmek istediği zaman meşhur Bilge Tonyukuk kabul etmemiş, deliller sayarak hükümdarı caydırmıştı Yine sekizinci asırda Bögü Kağan Manihaizm’i devlet dini olarak kabul etmek istediği zaman tarkanlar yani nazırlar avam dini olarak gördükleri Manihaizm’in kabulüne şiddetle itiraz etmişlerdi Her ne kadar Böğü Kağan, tarkanları dinlemeyerek millete Manihaizm’i kabul ettirmiş idiyse de tarkanlar vicdani kanaatlerinden dönmemişler, prensip sahibi olduklarını ispat etmişlerdi
Mohaç meydan savaşından sonra, savaş alanını gezen Kanuni Sultan Süleyman’ın bir sorgusuna, bir sancak beyinin verdiği cevap da doğru ve açık sözlülüğün güzel bir örneğidir
Türk beğleri dalkavukluğun ne olduğunu bilmedikleri için, İkinci Murad çağından sonra memleketin yüksek mevkilerine devşirmeler gelmeğe başlamışlar ve milli ahlakın bozulmasına sebep olmuşlardır
Türkler en eski çağlardan beri kımız, şarap veya rakı içerek sarhoş olurlar, fakat ciddiyetlerini, vakarlarını kat'iyen bozmazlardı Ziya Paşanın on dokuzuncu asırda yazmış olduğu:
Bed-maye olan anlaşılır meclis-i meyde,
İşret güher-i âdemi temyize mihenktir
beytini sanki hepsi biliyordu Değil sarhoş olup sululuk etmek sendelemek bile ayıptı
Çingiz Hanın oğlu olan Çağatay bir gün küçük kardeşi olup büyük kağanlık mevkiinde bulunan Ögeday'la birlikte çok içerek ciddiyete aykırı sayılabilecek bir harekette bulunmuş, ertesi gün Ögeday'a gidilerek dünkü hareketinden dolayı kendisinin cezalandırılmasını istemiştir
Temür'ün günlerce süren toylarda boyuna şarap içtiği olur, fakat ne neşeye kapılır, ne kimsenin gönlünü kırar, ne de devlet işlerinde aksaklık yapacak bir buyruk verirdi
Türklerin cinsi ahlakları da yüksekti Yuva, aile ve zevce muhterem tutulurdu Evli bir kadına taarruzun cezası idamdı Kadın hürdü Kocası uzak yolculuğa gitmiş bile olsa eve gelen yabancı erkeği konuklardı Kendisine saygı gözü ile bakıldığı için bundan bir kötülük de doğmazdı Hala Anadolu Yörüklerinde ve Türkmenlerinde, Türkistan göçebelerinde bu adet vardır
Eski Türk ahlak ve adetlerinin büyük bir kısmını, aynen saklamış olan Türkistan Kazaklarının bazılarında şöyle bir adet vardır: Bir genç erkek evlenmek istediği kızın çadırına üç gece gizlice girer Kızla birlikte yatarlar Kızın babası ve anası sezseler bile ses çıkarmazlar Üç gecede erkek, kendisiyle evlenmesi için kızı kandırabilirse dördüncü günü ana-babasına giderek kızı ister Kandıramazsa çekilir, gider Fakat bu üç gecede en ufak bir uygunsuzluk olmaz Erkek ve kız birbirine karşı hiçbir kötü düşünce beslemez
Bu da gösteriyor ki Türkler hem ahlaklı, hem de iradeli bir millettir Zaten bu ikisi de çok defa birlikte bulunur Yaşayıp yükselmek ahlak ve iradesi sağlam olan milletlerin hakkıdır
Biz bu Türk ahlakına tam olarak malik bulunduğumuz zamanlarda yükseldik Yabancıların ahlakını alarak bozulduğumuz zaman düşüp geriledik Yükseldiğimiz zamanlar bu toprak, büyük milli davalar için kendilerini feda eden, yalan, riya, iki yüzlülük bilmeyen; vicdanını satmayan insanlar dolu idi Niğbolu'da 60 000 Türk müttefik Avrupalıları yenerken, Yavuz korkunç çölleri aşarken, Kanuni boy ölçüşmek için Şarlken'in ordusunu ararken böyle yıkılmaz ruhlu bir cemiyete dayanıyorlardı
Ahlak, millet yapısının temelidir O olmadan hiçbir şey olmaz
Çınaraltı, 20 Eylül 1941, Sayı 7
|
|
|
|