10-13-2012
|
#2
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
İstanbul Türbeleri
Sultan İbrahim ve Sultan I Mustafa Türbesi
Ayasofya’nın Bizans Çağı’na tarihlenen vaftizhanesi fetihten sonra bir süre camiye dönüştürülen yapının kandillerinin yanmasını sağlayan yağhane olarak kullanılmıştır Sultan I Mustafa’nın 1623 yılında ölümü üzerine gömülmesi için yer bulunamamış, naşı bir süre bekletildikten sonra vaftizhane türbeye dönüştürülmüş ve oraya gömülmüştür
Sultan İbrahim’in 1648 yılında ölümünden sonra O da Sultan I Mustafa’nın yanına gömülmüştür Bu türbenin kubbedeki kalem işi dışında bezemesi bulunmamaktadır Duvarlardan bir parçası üzerinde Bizans döneminden kaldığı sanılan bir fresko izi bulunmaktadır
Vaftizhane ile Ayasofya arasında küçük bir iç avlu bulunmaktadır Bu avlu içerisinde Bizans döneminden kalma bir vaftiz teknesi ile Osmanlı döneminden kalan yağ küpleri görülmektedir
Bu vaftizhane ve sonra türbeye dönüştürülen bölüm, ana yapının güneybatı köşesinde, kare planlı ve anıtsal bir yapıdır Üzeri dıştan kasnaksız kurşun kaplı, basık bir kubbe ile örtülüdür İçeride köşelerde, kare dış duvarların içlerine dört eksetra oyulmuş ve böylece binanın üzeri sekizgene dönüştürülmüştür Duvarlarda sekiz niş bulunmakta olup, iç kısımdaki sekizgen planı daha da belirginleştirmektedir Bu nişlerden doğudaki hafifçe dışa taşkın olup, bir apsis oluşturmaktadır
Vaftizhanenin batısında kalan narteks bölümü üzeri çapraz tonozlu üç bölüm halindedir Vaftizhanenin yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır Bazı iddialara göre I Iustinianus, bazı iddialara göre de II Theodosius zamanından kalmadır Mimari işçiliği ve kullanılan elemanlar bugünkü Ayasofya’dan farklıdır
Türbede Sultan I Mustafa ve Sultan İbrahim’den başka Sultan IV Murat’ın kızı ve Melek Ahmet Paşa’nın eşi Esmahan Kaya Sultan, I Ahmet’in kızı, Bayram Paşa’nın eşi Hanzade Sultan, I Ahmet’in kızı ve Kenan Paşa’nın eşi Atike Sultan, Sultan İbrahim’in kızı ve İbşir Paşa’nın eşi Buy-unus Ayşe Sultan, Sultan İbrahim’in oğlu Şehzade Selim, Sultan IV Mehmet’in oğlu Şehzade İbrahim ve Sultan II Ahmet’in oğlu Şehzade İbrahim gömülü bulunmaktadır Türbe içerisinde toplam on sekiz sanduka bulunmakta olup, bunların dışındakilerin kime ait olduğu bilinmemektedir
Sultan I Ahmet Türbesi (Eminönü)
Sultan I Ahmed’in (1603–1617) Türbesi, Sultanahmet Külliyesi’nin kuzeydoğu köşesinde bulunmaktadır Duvar ile çevrili olan türbenin arkasında bir darülkurra, revakların önündeki köşede daha önce sebil olan ve XIX yüzyılda muvakkithaneye dönüştürülen, günümüzde Türbeler Müzesi Müdürlüğü olarak kullanılan bir yapı bulunmaktadır
Sultan I Ahmed’in 1617’de ölümünden sonra Sultan I Mustafa (1617–1618/1622–1623) döneminde 1617–1618 yıllarında türbenin yapımına başlanmış, Sultan II Osman (1618–1622) döneminde 1619’da tamamlanmıştır
Türbe XVI yüzyıl türbelerinden ayrı bir mimari üslup göstermektedir Bu yapıda iç koridorlu mekân düzeninden ve çift cidarlı kubbeden vazgeçilmiştir Girişin karşısına bir çıkıntı yapılmıştır Kare planlı olan yapının cepheleri mermerle kaplanmış olup, köşeler pahlanarak yumuşatılmıştır Bu pahlanan kısımlar üstte mukarnas dolgular ile son bulmaktadır Türbe cephelerdeki üç sıra pencere ile aydınlatılmıştır Alt sıra pencereler ahşap kapaklı dikdörtgen söveli, üst sıra pencerelerse sivri kemerli ve şebekelidir Türbenin yan cephelerine açılan farklı boyuttaki bu pencereler asimetrik bir görünüme sahiptir Sultan I Ahmed’in sandukasının hizasına rastlayan pencereler diğerlerinden daha büyük tutulmuş ve böylece farklı bir görünüm elde edilmiştir
Türbenin üzeri çokgen bir kasnak üzerine oturan kubbe ile örtülmüştür Türbe girişi üç bölümlü bir revak görünümündedir Bu revakın üst örtüsü önde dört, arkasında duvarlara gömülü iki sütun üzerine oturmaktadır Buradaki mukarnas başlıklı mermer sütunlar iki ayrı renkli taştan örülmüş ve bunlar birbirlerine sivri kemerlerle bağlanmıştır Bu kemerlerin ortasında ayna tonoz, iki yanında da birer kubbe bulunmaktadır Üst örtünün içerisi bitkisel kalem işleri ile bezenmiştir Türbe giriş revakı daha geniş tutulmuş ve iki yanına da mermer korkuluklu sekiler yerleştirilmiştir Türbe girişi basık kemerli bir kapı olup, bunun üzerinde üç satırlık on iki kartuşlu bir kitabeye yer verilmiştir:
“Hüsrev-i Cennet-mekân hakan-ı Firdevs-i aşiyan
Daver-i Cemşid ferdray-ı hurşid i’tila
Yani Sultan Ahmed ol Şah-ı Süleyman kadr kim
Şahlar olurlar idi dergehine çehresa
Gördü kim bu alem-i fani değil Cay-i karar
Can atıp firdevse kıldı azm-i aklim-i beka
Şahbaz ruh-ı paki arşa pervaz eyledi
Oldu cism-i pakine bu merkad-i ca dilguşa
Habgahın adın kıl ya Rab o şah-ı adilin
Cennet-i a’lada lutfunla müyesser kıl lika
Türbe-i ulyasının ihtimamına tarihdir
Türbe-i Sultan Ahmed evc-i ı’lliyyin ola
1028 (1619) ”
Türbenin ahşap kapı kanatları üç bölüm halindedir Bu kapıda kündekari teknik uygulanmış, geçmelerin içerisi sedef, fildişi ve bağa ile kaplanmıştır Türbenin girişi üzerine bir mahfil yerleştirilmiş, buraya çıkışı sağlayan merdiven giriş kapısı ile dolap nişi arasına yerleştirilmiştir Türbenin üzerini örten kubbeye geçiş duvarlardan dışarı taşan sekiz sivri kemer ve bu kemerlerin mukarnaslı üçgenleri üzerine oturtulmuştur
Sultan I Ahmet Türbesi çini, kalem işi ve ahşap işçiliğinin güzel örneklerini bir araya getirmiştir Alt sıra pencerelerin üzerlerine kadar zeminden çiniler ile kaplıdır XVII yüzyıl sıratlı tekniğindeki bu çinilerde bitkisel kompozisyonlara ağırlık verilmiştir Çini panoların üzerini lacivert zemine beyaz sülüs hat ile yazılmış Mülk suresine yer verilmiştir Bu ayet kuşağı bütün türbeyi çepeçevre dolaşmaktadır Çinilerin üzerinde kalan bölüm ise zengin kalem işleri ile bezenmiştir Kubbenin ortasına madalyon içerisine Fâtır suresinin 41 ayeti; pandantiflerdeki madalyonlar içerisine de Esma-ül Hüsna yazılmıştır
Türbede Sultan I Ahmet, oğulları Sultan II Osman, Sultan IV Murad, Kösem Valide Sultan (Mahpeyker Sultan), I Ahmed’in, II Osman’ın, IV Murad’ın ve Sultan İbrahim’in kızları ile oğulları gömülüdür
Türbe İstanbul Türbeler Müdürlüğü’nün yönetiminde olup, müze olarak düzenlenmiş ve ziyarete açılmıştır
|
|
|
|